Bu olamaz.
✨ special word message
Bu olamaz.
That can't be.
Words in the English sentence
Explanation
- "Can't" yardımcı fiili ile imkansızlık veya şaşkınlık belirten bir yapıdır.
Bu bekleyebilir.
✨ special word message
Bu bekleyebilir.
That can wait.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- that : o, şu
- wait : beklemek
Explanation
- Bir meselenin acil olmadığını "can" yardımcı fiili ile ifade eder.
Şu bir köpektir.
✨ special word message
Şu bir köpektir.
That is a dog.
Words in the English sentence
- a : bir
- dog : köpek
- is : dır, dir
- that : o, şu
Explanation
- "That" işaret zamiri ile uzaktaki bir canlıyı tanımlayan isim cümlesidir.
O, bu değil. / Aranan şey bu değil.
✨ special word message
O, bu değil. / Aranan şey bu değil.
That isn't it.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir durumun veya nesnenin beklenen şey olmadığını belirten olumsuz yapıdır.
Bu doğru.
✨ special word message
Bu doğru.
That is right.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- right : doğru, hak, sağ
- that : o, şu
Explanation
- Bir fikrin veya bilginin doğruluğunu onaylayan temel isim cümlesidir.
Bu iş görür. / Bu yeterli olur.
✨ special word message
Bu iş görür. / Bu yeterli olur.
That'll do it.
Words in the English sentence
Explanation
- "That will do it" kalıbı, bir çözümün yeterli olacağını ifade eder.
Bu işe yarayabilir.
✨ special word message
Bu işe yarayabilir.
That may work.
Words in the English sentence
- may : Mayıs, olabilir
- that : o, şu
- work : çalışmak, iş
Explanation
- "May" yardımcı fiili ile bir olasılık ve ihtimal bildirir.
Bu "hayır" demekti.
✨ special word message
Bu "hayır" demekti.
That meant no.
Words in the English sentence
- meant : kastetti, anlamına geliyordu
- no : hayır
- that : o, şu
Explanation
- "Mean" fiilinin geçmiş hali "meant" ile bir eylemin anlamını açıklar.
Şu (tane) olur. / O iyidir.
✨ special word message
Şu (tane) olur. / O iyidir.
That one's OK.
Words in the English sentence
Explanation
- Belirli bir seçeneğin kabul edilebilir olduğunu "one" zamiriyle belirtir.
Şu bir teknedir.
✨ special word message
Şu bir teknedir.
That's a boat.
Words in the English sentence
- a : bir
- boat : tekne, bot
Explanation
- Uzakta görülen bir nesneyi tanımlayan "That is" kısaltmasıdır.
O bir kitaptır.
✨ special word message
O bir kitaptır.
That's a book.
Words in the English sentence
Explanation
- Nesne tanıtımı yapan temel seviye isim cümlesidir.
O bir kopyadır.
✨ special word message
O bir kopyadır.
That's a copy.
Words in the English sentence
- a : bir
- copy : kopya, kopyalamak
Explanation
- Bir nesnenin orijinal olmadığını belirten tanımdır.
O bir oyuncak bebektir.
✨ special word message
O bir oyuncak bebektir.
That's a doll.
Words in the English sentence
- a : bir
- doll : oyuncak bebek
Explanation
- Bir objeyi türüne göre isimlendiren basit yapıdır.
Bu bir gerçektir.
✨ special word message
Bu bir gerçektir.
That's a fact.
Words in the English sentence
- a : bir
- fact : gerçek, olgu
Explanation
- Bir bilginin tartışılmaz olduğunu vurgulayan ifadedir.
O bir sahtedir.
✨ special word message
O bir sahtedir.
That's a fake.
Words in the English sentence
- a : bir
- fake : sahte, yapay
Explanation
- Bir nesnenin gerçek veya orijinal olmadığını bildiren isim cümlesidir.
O bir balıktır.
✨ special word message
O bir balıktır.
That's a fish.
Words in the English sentence
Explanation
- Hayvan türü belirten işaret zamiri kullanımıdır.
Bu bir şaka.
✨ special word message
Bu bir şaka.
That's a joke.
Words in the English sentence
Explanation
- Söylenen bir sözün ciddiye alınmaması gerektiğini belirtir.
Ne yazık. / Yazık oldu.
✨ special word message
Ne yazık. / Yazık oldu.
That's a pity.
Words in the English sentence
- a : bir
- pity : acıma, merhamet
Explanation
- Üzüntü veya hayıflanma bildiren kalıplaşmış bir ünlem cümlesidir.
Bu iyi bir fikir / plan.
✨ special word message
Bu iyi bir fikir / plan.
That's a plan.
Words in the English sentence
- a : bir
- plan : plan, planlamak
Explanation
- Sunulan bir öneriyi kabul ederken kullanılan onay ifadesidir.
Bu bir risktir.
✨ special word message
Bu bir risktir.
That's a risk.
Words in the English sentence
- a : bir
- risk : risk, tehlike
Explanation
- Bir eylemin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtir.
Bu bir işaret.
✨ special word message
Bu bir işaret.
That's a sign.
Words in the English sentence
- a : bir
- sign : imzalamak, işaret, tabela
Explanation
- Bir olayın başka bir şeyin habercisi olduğunu ifade eder.
O bir ağaçtır.
✨ special word message
O bir ağaçtır.
That's a tree.
Words in the English sentence
Explanation
- Doğadaki bir nesneyi tanımlayan işaret cümlesidir.
O bir kurttur.
✨ special word message
O bir kurttur.
That's a wolf.
Words in the English sentence
Explanation
- Uzakta fark edilen bir hayvanı isimlendirir.
Bu daha iyi.
✨ special word message
Bu daha iyi.
That's better.
Words in the English sentence
Explanation
- "Good" sıfatının üstünlük derecesi ("better") ile yapılan kıyaslamadır.
Bu zekice.
✨ special word message
Bu zekice.
That's clever.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir fikri veya yöntemi niteleyen sıfat cümlesidir.
Bu ürpertici.
✨ special word message
Bu ürpertici.
That's creepy.
Words in the English sentence
Explanation
- Korku veya rahatsızlık veren bir durumu betimler.
Bu kadar yeter.
✨ special word message
Bu kadar yeter.
That's enough.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir eylemin veya miktarın sonlandırılmasını isteyen kalıptır.
Bu çılgınca.
✨ special word message
Bu çılgınca.
That's insane.
Words in the English sentence
Explanation
- Aşırı veya inanılmaz durumlar için kullanılan bir sıfat cümlesidir.
Bu çok hoş.
✨ special word message
Bu çok hoş.
That's lovely.
Words in the English sentence
Explanation
- Beğeni ve hayranlık bildiren nazik bir ifadedir.
Şu benim kutum.
✨ special word message
Şu benim kutum.
That's my box.
Words in the English sentence
Explanation
- Sahiplik sıfatı ("my") ile bir nesneye aidiyet bildirir.
İşte benim oğlum / Aferin oğluma.
✨ special word message
İşte benim oğlum / Aferin oğluma.
That's my boy.
Words in the English sentence
- boy : erkek çocuk
- my : benim
Explanation
- Gurur duyulduğunda veya onay verildiğinde kullanılan bir kalıptır.
Şu benim arabam.
✨ special word message
Şu benim arabam.
That's my car.
Words in the English sentence
Explanation
- Belirli bir araca yönelik sahiplik bildiren isim cümlesidir.
O benim kedim.
✨ special word message
O benim kedim.
That's my cat.
Words in the English sentence
Explanation
- Evcil bir hayvana yönelik sahiplik ifadesidir.
O benim babam.
✨ special word message
O benim babam.
That's my dad.
Words in the English sentence
Explanation
- Aile bağını işaret zamiriyle belirten tanım cümlesidir.
O benim köpeğim.
✨ special word message
O benim köpeğim.
That's my dog.
Words in the English sentence
Explanation
- "That is" yapısı ve sahiplik ekiyle kurulan cümledir.
Bu benim en sevdiğim parça! (Müzik vb.)
✨ special word message
Bu benim en sevdiğim parça! (Müzik vb.)
That's my jam!
Words in the English sentence
- jam : reçel, sıkışıklık
- my : benim
Explanation
- Günlük dilde çok sevilen bir şeyi ifade eden deyimsel bir yapıdır.
Bu benim işim / görevim.
✨ special word message
Bu benim işim / görevim.
That's my job.
Words in the English sentence
Explanation
- Kişinin sorumluluk alanını belirten isim cümlesidir.
O benim oğlum.
✨ special word message
O benim oğlum.
That's my son.
Words in the English sentence
- my : benim
- son : oğul, erkek evlat
Explanation
- Tanıtma ve aidiyet bildiren aile ilişkisi cümlesidir.
Bu hiç eğlenceli değil.
✨ special word message
Bu hiç eğlenceli değil.
That's no fun.
Words in the English sentence
- fun : eğlence, eğlenceli
- no : hayır
Explanation
- Bir durumun sıkıcı veya tatsız olduğunu belirtir.
Bu yalan değil.
✨ special word message
Bu yalan değil.
That's no lie.
Words in the English sentence
- lie : yalan, uzanmak
- no : hayır
Explanation
- Söylenen bir şeyin gerçekliğini "no lie" kalıbıyla vurgular.
Bu normal.
✨ special word message
Bu normal.
That's normal.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir durumun beklentiler dahilinde olduğunu bildiren sıfat cümlesidir.
Bu doğru değil / Bu kabul edilemez.
✨ special word message
Bu doğru değil / Bu kabul edilemez.
That's not OK.
Words in the English sentence
- not : değil, olumsuzluk eki
- ok : tamam
Explanation
- Bir davranışın veya durumun onaylanmadığını belirtir.
Öyle değil.
✨ special word message
Öyle değil.
That's not so.
Words in the English sentence
- not : değil, olumsuzluk eki
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- Bir iddiayı veya sanıyı yalanlayan kalıplaşmış ifadedir.
Bu fazlasıyla yeterli.
✨ special word message
Bu fazlasıyla yeterli.
That's plenty.
Words in the English sentence
Explanation
- Miktarın kafi olduğunu bildiren belirteç kullanımıdır.
Bu güzel / hoş.
✨ special word message
Bu güzel / hoş.
That's pretty.
Words in the English sentence
Explanation
- Görsel bir beğeniyi ifade eden temel sıfat cümlesidir.
Bu basit.
✨ special word message
Bu basit.
That's simple.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir konunun kolaylığını niteleyen isim cümlesidir.
Bu çok üzücü.
✨ special word message
Bu çok üzücü.
That's so sad.
Words in the English sentence
- sad : üzgün
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- "So" zarfı ile sıfatın (sad) derecesini artıran duygu ifadesidir.
Bu tam sana göre / Tam senin tarzın.
✨ special word message
Bu tam sana göre / Tam senin tarzın.
That's so you.
Words in the English sentence
- so : bu yüzden, çok, öyle
- you : sen, siz
Explanation
- Bir eylemin veya nesnenin kişinin karakterini yansıttığını belirtir.
Bu aptalca.
✨ special word message
Bu aptalca.
That's stupid.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir fikri veya durumu eleştiren sıfat cümlesidir.
Bu haksızlık.
✨ special word message
Bu haksızlık.
That's unfair.
Words in the English sentence
- unfair : haksız, adaletsiz
Explanation
- Bir durumun adil olmadığını "unfair" sıfatıyla niteler.
Bu harikaydı.
✨ special word message
Bu harikaydı.
That was cool.
Words in the English sentence
- cool : serin, havalı
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Geçmişteki bir olayı öven argo/günlük dil ifadesidir.
O kolaydı.
✨ special word message
O kolaydı.
That was easy.
Words in the English sentence
- easy : kolay
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Tamamlanan bir işin zorluk derecesini geçmiş zamanla bildirir.
Bu hızlıydı.
✨ special word message
Bu hızlıydı.
That was fast.
Words in the English sentence
- fast : hızlı, çabuk, oruç
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Beklenenden çabuk gerçekleşen bir eyleme yönelik tespittir.
O bedavaydı.
✨ special word message
O bedavaydı.
That was free.
Words in the English sentence
- free : özgür, bedava
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Bir şeyin ücretsiz olduğunu "was" (geçmiş zaman) ile belirtir.
O iyiydi.
✨ special word message
O iyiydi.
That was good.
Words in the English sentence
- good : iyi
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Geçmişteki bir deneyimin kalitesini onaylayan isim cümlesidir.
Zordu.
✨ special word message
Zordu.
That was hard.
Words in the English sentence
- hard : zor, sert, sıkı
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Bitirilen bir işin veya yaşanan bir durumun zorluğunu ifade eder.
O çok büyüktü.
✨ special word message
O çok büyüktü.
That was huge.
Words in the English sentence
- huge : kocaman, devasa
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Boyut veya etki olarak büyüklüğü geçmiş zamanla tanımlar.
O gürültülüydü.
✨ special word message
O gürültülüydü.
That was loud.
Words in the English sentence
- loud : yüksek sesli
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Duyulan bir sesin şiddetine yönelik geçmiş zamanlı yorumdur.
Bu kabacaydı / kötüydü.
✨ special word message
Bu kabacaydı / kötüydü.
That was mean.
Words in the English sentence
- mean : anlamına gelmek, kaba
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- "Mean" (kaba/kırıcı) sıfatıyla bir davranışı eleştirir.
O benimdi.
✨ special word message
O benimdi.
That was mine.
Words in the English sentence
- mine : benimki, maden
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- "Mine" iyelik zamiri ile geçmişteki sahipliği bildirir.
O hoştu / güzeldi.
✨ special word message
O hoştu / güzeldi.
That was nice.
Words in the English sentence
- nice : hoş, güzel
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- Hoşa giden bir durumu veya hareketi betimler.
O çılgıncaydı.
✨ special word message
O çılgıncaydı.
That was nuts.
Words in the English sentence
- nuts : kuruyemiş, kafayı yemiş
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- "Nuts" (argo: çılgınca/saçma) kelimesiyle durumu niteler.
O bizimdi.
✨ special word message
O bizimdi.
That was ours.
Words in the English sentence
- ours : bizimki
- that : o, şu
- was : idi, oldu
Explanation
- "Ours" (bizimki/bizim olan) zamiriyle geçmişe dönük sahiplik bildirir.
Onlardı.
✨ special word message
Onlardı.
That was them.
Words in the English sentence
- that : o, şu
- them : onları, onlara
- was : idi, oldu
Explanation
- Kişilerin kimliğini belirten geçmiş zamanlı tanım cümlesidir.
Zil çaldı.
✨ special word message
Zil çaldı.
The bell rang.
Words in the English sentence
- bell : zil, çan
- rang : çaldı
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Ring" fiilinin geçmiş hali "rang" ile tamamlanmış eylemi bildirir.
Kitap geldi.
✨ special word message
Kitap geldi.
The book came.
Words in the English sentence
- book : kitap
- came : geldi
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Bir nesnenin ulaşma eylemini geçmiş zamanla ifade eder.
Fincan / kupa kırıldı.
✨ special word message
Fincan / kupa kırıldı.
The cup broke.
Words in the English sentence
- broke : kırdı, parasız
- cup : fincan, kupa
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Break" fiili nesnenin kendi kendine veya faili belirsiz kırılmasını anlatır.
Kızlar kazandı.
✨ special word message
Kızlar kazandı.
The girls won.
Words in the English sentence
- girls : kızlar
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- won : kazandı
Explanation
- "Win" fiilinin geçmiş hali "won" ile galibiyet bildirir.
İşte gidiyor!
✨ special word message
İşte gidiyor!
There he goes!
Words in the English sentence
- goes : gider
- he : o
- there : orada
Explanation
- Hareket halindeki birini işaret eden kalıplaşmış bir ünlem yapısıdır.
Umut var.
✨ special word message
Umut var.
There is hope.
Words in the English sentence
- hope : umut etmek, umut
- is : dır, dir
- there : orada
Explanation
- "There is" (var) yapısı ile soyut bir kavramın varlığını bildirir.
Dahası var.
✨ special word message
Dahası var.
There is more.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- more : daha fazla
- there : orada
Explanation
- Bir durumun veya bilginin devamı olduğunu belirten ifadedir.
Bir çocuk var.
✨ special word message
Bir çocuk var.
There's a boy.
Words in the English sentence
- a : bir
- boy : erkek çocuk
Explanation
- "There is" yapısının kısaltmasıyla varlık bildirimi yapılır.
İşte Tokyo / Tokyo orada.
✨ special word message
İşte Tokyo / Tokyo orada.
There's Tokyo.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir yerin konumunu veya haritadaki yerini gösteren ifadedir.
İşte buradasın!
✨ special word message
İşte buradasın!
There you are!
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- there : orada
- you : sen, siz
Explanation
- Aranan birini bulduğunda kullanılan yaygın bir ünlem cümlesidir.
Bunlar yeni.
✨ special word message
Bunlar yeni.
These are new.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- new : yeni
- these : bunlar
Explanation
- Yakındaki çoğul nesneleri ("these") niteleyen isim cümlesidir.
Gemi battı.
✨ special word message
Gemi battı.
The ship sank.
Words in the English sentence
- sank : battı (sink geçmiş hali)
- ship : gemi, sevk etmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Sink" (batmak) fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali olan "sank" kullanılmıştır.
Güneş doğdu.
✨ special word message
Güneş doğdu.
The sun is up.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- sun : güneş
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- up : yukarı
Explanation
- Güneşin gökyüzünde olduğunu belirten doğa olayı ifadesidir.
Savaş bitti.
✨ special word message
Savaş bitti.
The war ended.
Words in the English sentence
- ended : bitti
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- war : savaş
Explanation
- Tarihi veya genel bir sürecin sonlandığını bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Rüzgar dindi / kesildi.
✨ special word message
Rüzgar dindi / kesildi.
The wind died.
Words in the English sentence
- died : öldü
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- wind : rüzgar, sarmak
Explanation
- Rüzgarın durması için "die" (ölmek/sönmek) fiili kullanılır.
Nazik davranıyorlar.
✨ special word message
Nazik davranıyorlar.
They act nice.
Words in the English sentence
- act : eylem, hareket etmek, rol yapmak
- nice : hoş, güzel
- they : onlar
Explanation
- Genel bir davranış biçimini geniş zamanla ifade eder.
Hepsi öldü.
✨ special word message
Hepsi öldü.
They all died.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- died : öldü
- they : onlar
Explanation
- Gruptaki herkesin dahil olduğu bir durumu geçmiş zamanla bildirir.
Hepsi biliyordu.
✨ special word message
Hepsi biliyordu.
They all knew.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- knew : biliyordu
- they : onlar
Explanation
- Bir bilginin gruptaki herkes tarafından paylaşıldığını ifade eder.
Hepsi biliyor.
✨ special word message
Hepsi biliyor.
They all know.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- know : bilmek, tanımak
- they : onlar
Explanation
- Geniş zamanda herkesin haberdar olduğunu belirten cümledir.
Hepsi ayrıldı / gitti.
✨ special word message
Hepsi ayrıldı / gitti.
They all left.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- left : sol, ayrıldı
- they : onlar
Explanation
- Ayrılma eyleminin tüm grup tarafından tamamlandığını bildirir.
Hepsi ayağa kalktı.
✨ special word message
Hepsi ayağa kalktı.
They all rose.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- rose : gül, yükseldi (rise geçmiş hali)
- they : onlar
Explanation
- "Rise" (kalkmak/yükselmek) fiili burada ayağa kalkma anlamında kullanılmıştır.
Hepsi bağırıyor.
✨ special word message
Hepsi bağırıyor.
They all yell.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- they : onlar
- yell : bağırmak
Explanation
- Süregelen veya genel bir eylemi geniş zamanla tarif eder.
Cevap verdiler.
✨ special word message
Cevap verdiler.
They answered.
Words in the English sentence
- answered : cevapladı, yanıtladı
- they : onlar
Explanation
- "Answer" fiilinin düzenli geçmiş zaman çekimidir.
Onayladılar.
✨ special word message
Onayladılar.
They approved.
Words in the English sentence
- approved : onaylanmış
- they : onlar
Explanation
- Bir kararın veya durumun kabul edildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Onlar meşgul.
✨ special word message
Onlar meşgul.
They are busy.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- busy : meşgul
- they : onlar
Explanation
- "They are" yapısı ile çoğul şahısların mevcut durumunu bildirir.
Onlar ölü.
✨ special word message
Onlar ölü.
They are dead.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- dead : ölü
- they : onlar
Explanation
- Bir yaşam durumunu niteleyen kesin yargı cümlesidir.
Buradalar.
✨ special word message
Buradalar.
They are here.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- here : burada, buraya
- they : onlar
Explanation
- Kişilerin bulunduğu yeri bildiren temel isim cümlesidir.
Onlar benim!
✨ special word message
Onlar benim!
They are mine!
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- mine : benimki, maden
- they : onlar
Explanation
- Çoğul nesnelere yönelik sahiplik bildiren vurgulu cümle.
Onlar hastalar.
✨ special word message
Onlar hastalar.
They are sick.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- sick : hasta
- they : onlar
Explanation
- Sağlık durumunu niteleyen çoğul yapılı isim cümlesidir.
Balık yediler.
✨ special word message
Balık yediler.
They ate fish.
Words in the English sentence
- ate : yedi
- fish : balık
- they : onlar
Explanation
- "Eat" fiilinin geçmiş hali "ate" ile beslenme eylemini bildirir.
Benden kaçınıyorlar.
✨ special word message
Benden kaçınıyorlar.
They avoid me.
Words in the English sentence
- avoid : kaçınmak, sakınmak
- me : beni, bana
- they : onlar
Explanation
- Genel bir davranış eğilimini geniş zamanla ifade eden cümledir.
Onu onlar inşa etti / yaptı.
✨ special word message
Onu onlar inşa etti / yaptı.
They built it.
Words in the English sentence
- built : inşa edilmiş, yapılmış
- it : o, onu
- they : onlar
Explanation
- "Build" fiilinin geçmiş hali "built" ile bir üretim sürecini anlatır.
İptal ettiler.
✨ special word message
İptal ettiler.
They canceled.
Words in the English sentence
- canceled : iptal edildi, iptal edilmiş
- they : onlar
Explanation
- Planlanan bir eylemin durdurulduğunu bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Gelebilirler.
✨ special word message
Gelebilirler.
They can come.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- come : gelmek
- they : onlar
Explanation
- "Can" yardımcı fiili ile yetenek veya izin bildirir.
Balık tutabilirler.
✨ special word message
Balık tutabilirler.
They can fish.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- fish : balık
- they : onlar
Explanation
- "Fish" burada fiil olarak (balık tutmak) kullanılmıştır.
Yardım edebilirler.
✨ special word message
Yardım edebilirler.
They can help.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- help : yardım etmek, yardım
- they : onlar
Explanation
- Bir grubun yardım etme potansiyelini ifade eden cümledir.