Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Bu olamaz.

      ✨ special word message

      Bu olamaz.

      That can't be.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • that : o, şu

      Explanation

      • "Can't" yardımcı fiili ile imkansızlık veya şaşkınlık belirten bir yapıdır.
      Bu bekleyebilir.

      ✨ special word message

      Bu bekleyebilir.

      That can wait.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • that : o, şu
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Bir meselenin acil olmadığını "can" yardımcı fiili ile ifade eder.
      Şu bir köpektir.

      ✨ special word message

      Şu bir köpektir.

      That is a dog.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • dog : köpek
      • is : dır, dir
      • that : o, şu

      Explanation

      • "That" işaret zamiri ile uzaktaki bir canlıyı tanımlayan isim cümlesidir.
      O, bu değil. / Aranan şey bu değil.

      ✨ special word message

      O, bu değil. / Aranan şey bu değil.

      That isn't it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • that : o, şu

      Explanation

      • Bir durumun veya nesnenin beklenen şey olmadığını belirten olumsuz yapıdır.
      Bu doğru.

      ✨ special word message

      Bu doğru.

      That is right.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • right : doğru, hak, sağ
      • that : o, şu

      Explanation

      • Bir fikrin veya bilginin doğruluğunu onaylayan temel isim cümlesidir.
      Bu iş görür. / Bu yeterli olur.

      ✨ special word message

      Bu iş görür. / Bu yeterli olur.

      That'll do it.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • it : o, onu

      Explanation

      • "That will do it" kalıbı, bir çözümün yeterli olacağını ifade eder.
      Bu işe yarayabilir.

      ✨ special word message

      Bu işe yarayabilir.

      That may work.

      Words in the English sentence

      • may : Mayıs, olabilir
      • that : o, şu
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • "May" yardımcı fiili ile bir olasılık ve ihtimal bildirir.
      Bu "hayır" demekti.

      ✨ special word message

      Bu "hayır" demekti.

      That meant no.

      Words in the English sentence

      • meant : kastetti, anlamına geliyordu
      • no : hayır
      • that : o, şu

      Explanation

      • "Mean" fiilinin geçmiş hali "meant" ile bir eylemin anlamını açıklar.
      Şu (tane) olur. / O iyidir.

      ✨ special word message

      Şu (tane) olur. / O iyidir.

      That one's OK.

      Words in the English sentence

      • ok : tamam
      • that : o, şu

      Explanation

      • Belirli bir seçeneğin kabul edilebilir olduğunu "one" zamiriyle belirtir.
      Şu bir teknedir.

      ✨ special word message

      Şu bir teknedir.

      That's a boat.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • boat : tekne, bot

      Explanation

      • Uzakta görülen bir nesneyi tanımlayan "That is" kısaltmasıdır.
      O bir kitaptır.

      ✨ special word message

      O bir kitaptır.

      That's a book.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • book : kitap

      Explanation

      • Nesne tanıtımı yapan temel seviye isim cümlesidir.
      O bir kopyadır.

      ✨ special word message

      O bir kopyadır.

      That's a copy.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • copy : kopya, kopyalamak

      Explanation

      • Bir nesnenin orijinal olmadığını belirten tanımdır.
      O bir oyuncak bebektir.

      ✨ special word message

      O bir oyuncak bebektir.

      That's a doll.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • doll : oyuncak bebek

      Explanation

      • Bir objeyi türüne göre isimlendiren basit yapıdır.
      Bu bir gerçektir.

      ✨ special word message

      Bu bir gerçektir.

      That's a fact.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • fact : gerçek, olgu

      Explanation

      • Bir bilginin tartışılmaz olduğunu vurgulayan ifadedir.
      O bir sahtedir.

      ✨ special word message

      O bir sahtedir.

      That's a fake.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • fake : sahte, yapay

      Explanation

      • Bir nesnenin gerçek veya orijinal olmadığını bildiren isim cümlesidir.
      O bir balıktır.

      ✨ special word message

      O bir balıktır.

      That's a fish.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • fish : balık

      Explanation

      • Hayvan türü belirten işaret zamiri kullanımıdır.
      Bu bir şaka.

      ✨ special word message

      Bu bir şaka.

      That's a joke.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • joke : şaka

      Explanation

      • Söylenen bir sözün ciddiye alınmaması gerektiğini belirtir.
      Ne yazık. / Yazık oldu.

      ✨ special word message

      Ne yazık. / Yazık oldu.

      That's a pity.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • pity : acıma, merhamet

      Explanation

      • Üzüntü veya hayıflanma bildiren kalıplaşmış bir ünlem cümlesidir.
      Bu iyi bir fikir / plan.

      ✨ special word message

      Bu iyi bir fikir / plan.

      That's a plan.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • plan : plan, planlamak

      Explanation

      • Sunulan bir öneriyi kabul ederken kullanılan onay ifadesidir.
      Bu bir risktir.

      ✨ special word message

      Bu bir risktir.

      That's a risk.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • risk : risk, tehlike

      Explanation

      • Bir eylemin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtir.
      Bu bir işaret.

      ✨ special word message

      Bu bir işaret.

      That's a sign.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • sign : imzalamak, işaret, tabela

      Explanation

      • Bir olayın başka bir şeyin habercisi olduğunu ifade eder.
      O bir ağaçtır.

      ✨ special word message

      O bir ağaçtır.

      That's a tree.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • tree : ağaç

      Explanation

      • Doğadaki bir nesneyi tanımlayan işaret cümlesidir.
      O bir kurttur.

      ✨ special word message

      O bir kurttur.

      That's a wolf.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • wolf : kurt

      Explanation

      • Uzakta fark edilen bir hayvanı isimlendirir.
      Bu daha iyi.

      ✨ special word message

      Bu daha iyi.

      That's better.

      Words in the English sentence

      • better : daha iyi

      Explanation

      • "Good" sıfatının üstünlük derecesi ("better") ile yapılan kıyaslamadır.
      Bu zekice.

      ✨ special word message

      Bu zekice.

      That's clever.

      Words in the English sentence

      • clever : zeki, akıllı

      Explanation

      • Bir fikri veya yöntemi niteleyen sıfat cümlesidir.
      Bu ürpertici.

      ✨ special word message

      Bu ürpertici.

      That's creepy.

      Words in the English sentence

      • creepy : ürpertici

      Explanation

      • Korku veya rahatsızlık veren bir durumu betimler.
      Bu kadar yeter.

      ✨ special word message

      Bu kadar yeter.

      That's enough.

      Words in the English sentence

      • enough : yeterli

      Explanation

      • Bir eylemin veya miktarın sonlandırılmasını isteyen kalıptır.
      Bu çılgınca.

      ✨ special word message

      Bu çılgınca.

      That's insane.

      Words in the English sentence

      • insane : deli, çılgın

      Explanation

      • Aşırı veya inanılmaz durumlar için kullanılan bir sıfat cümlesidir.
      Bu çok hoş.

      ✨ special word message

      Bu çok hoş.

      That's lovely.

      Words in the English sentence

      • lovely : güzel, sevimli

      Explanation

      • Beğeni ve hayranlık bildiren nazik bir ifadedir.
      Şu benim kutum.

      ✨ special word message

      Şu benim kutum.

      That's my box.

      Words in the English sentence

      • box : kutu
      • my : benim

      Explanation

      • Sahiplik sıfatı ("my") ile bir nesneye aidiyet bildirir.
      İşte benim oğlum / Aferin oğluma.

      ✨ special word message

      İşte benim oğlum / Aferin oğluma.

      That's my boy.

      Words in the English sentence

      • boy : erkek çocuk
      • my : benim

      Explanation

      • Gurur duyulduğunda veya onay verildiğinde kullanılan bir kalıptır.
      Şu benim arabam.

      ✨ special word message

      Şu benim arabam.

      That's my car.

      Words in the English sentence

      • car : araba
      • my : benim

      Explanation

      • Belirli bir araca yönelik sahiplik bildiren isim cümlesidir.
      O benim kedim.

      ✨ special word message

      O benim kedim.

      That's my cat.

      Words in the English sentence

      • cat : kedi
      • my : benim

      Explanation

      • Evcil bir hayvana yönelik sahiplik ifadesidir.
      O benim babam.

      ✨ special word message

      O benim babam.

      That's my dad.

      Words in the English sentence

      • dad : baba
      • my : benim

      Explanation

      • Aile bağını işaret zamiriyle belirten tanım cümlesidir.
      O benim köpeğim.

      ✨ special word message

      O benim köpeğim.

      That's my dog.

      Words in the English sentence

      • dog : köpek
      • my : benim

      Explanation

      • "That is" yapısı ve sahiplik ekiyle kurulan cümledir.
      Bu benim en sevdiğim parça! (Müzik vb.)

      ✨ special word message

      Bu benim en sevdiğim parça! (Müzik vb.)

      That's my jam!

      Words in the English sentence

      • jam : reçel, sıkışıklık
      • my : benim

      Explanation

      • Günlük dilde çok sevilen bir şeyi ifade eden deyimsel bir yapıdır.
      Bu benim işim / görevim.

      ✨ special word message

      Bu benim işim / görevim.

      That's my job.

      Words in the English sentence

      • job : iş
      • my : benim

      Explanation

      • Kişinin sorumluluk alanını belirten isim cümlesidir.
      O benim oğlum.

      ✨ special word message

      O benim oğlum.

      That's my son.

      Words in the English sentence

      • my : benim
      • son : oğul, erkek evlat

      Explanation

      • Tanıtma ve aidiyet bildiren aile ilişkisi cümlesidir.
      Bu hiç eğlenceli değil.

      ✨ special word message

      Bu hiç eğlenceli değil.

      That's no fun.

      Words in the English sentence

      • fun : eğlence, eğlenceli
      • no : hayır

      Explanation

      • Bir durumun sıkıcı veya tatsız olduğunu belirtir.
      Bu yalan değil.

      ✨ special word message

      Bu yalan değil.

      That's no lie.

      Words in the English sentence

      • lie : yalan, uzanmak
      • no : hayır

      Explanation

      • Söylenen bir şeyin gerçekliğini "no lie" kalıbıyla vurgular.
      Bu normal.

      ✨ special word message

      Bu normal.

      That's normal.

      Words in the English sentence

      • normal : normal

      Explanation

      • Bir durumun beklentiler dahilinde olduğunu bildiren sıfat cümlesidir.
      Bu doğru değil / Bu kabul edilemez.

      ✨ special word message

      Bu doğru değil / Bu kabul edilemez.

      That's not OK.

      Words in the English sentence

      • not : değil, olumsuzluk eki
      • ok : tamam

      Explanation

      • Bir davranışın veya durumun onaylanmadığını belirtir.
      Öyle değil.

      ✨ special word message

      Öyle değil.

      That's not so.

      Words in the English sentence

      • not : değil, olumsuzluk eki
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • Bir iddiayı veya sanıyı yalanlayan kalıplaşmış ifadedir.
      Bu fazlasıyla yeterli.

      ✨ special word message

      Bu fazlasıyla yeterli.

      That's plenty.

      Words in the English sentence

      • plenty : bol bol, çokça

      Explanation

      • Miktarın kafi olduğunu bildiren belirteç kullanımıdır.
      Bu güzel / hoş.

      ✨ special word message

      Bu güzel / hoş.

      That's pretty.

      Words in the English sentence

      • pretty : güzel, oldukça

      Explanation

      • Görsel bir beğeniyi ifade eden temel sıfat cümlesidir.
      Bu basit.

      ✨ special word message

      Bu basit.

      That's simple.

      Words in the English sentence

      • simple : basit

      Explanation

      • Bir konunun kolaylığını niteleyen isim cümlesidir.
      Bu çok üzücü.

      ✨ special word message

      Bu çok üzücü.

      That's so sad.

      Words in the English sentence

      • sad : üzgün
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • "So" zarfı ile sıfatın (sad) derecesini artıran duygu ifadesidir.
      Bu tam sana göre / Tam senin tarzın.

      ✨ special word message

      Bu tam sana göre / Tam senin tarzın.

      That's so you.

      Words in the English sentence

      • so : bu yüzden, çok, öyle
      • you : sen, siz

      Explanation

      • Bir eylemin veya nesnenin kişinin karakterini yansıttığını belirtir.
      Bu aptalca.

      ✨ special word message

      Bu aptalca.

      That's stupid.

      Words in the English sentence

      • stupid : aptal

      Explanation

      • Bir fikri veya durumu eleştiren sıfat cümlesidir.
      Bu haksızlık.

      ✨ special word message

      Bu haksızlık.

      That's unfair.

      Words in the English sentence

      • unfair : haksız, adaletsiz

      Explanation

      • Bir durumun adil olmadığını "unfair" sıfatıyla niteler.
      Bu harikaydı.

      ✨ special word message

      Bu harikaydı.

      That was cool.

      Words in the English sentence

      • cool : serin, havalı
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Geçmişteki bir olayı öven argo/günlük dil ifadesidir.
      O kolaydı.

      ✨ special word message

      O kolaydı.

      That was easy.

      Words in the English sentence

      • easy : kolay
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Tamamlanan bir işin zorluk derecesini geçmiş zamanla bildirir.
      Bu hızlıydı.

      ✨ special word message

      Bu hızlıydı.

      That was fast.

      Words in the English sentence

      • fast : hızlı, çabuk, oruç
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Beklenenden çabuk gerçekleşen bir eyleme yönelik tespittir.
      O bedavaydı.

      ✨ special word message

      O bedavaydı.

      That was free.

      Words in the English sentence

      • free : özgür, bedava
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bir şeyin ücretsiz olduğunu "was" (geçmiş zaman) ile belirtir.
      O iyiydi.

      ✨ special word message

      O iyiydi.

      That was good.

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Geçmişteki bir deneyimin kalitesini onaylayan isim cümlesidir.
      Zordu.

      ✨ special word message

      Zordu.

      That was hard.

      Words in the English sentence

      • hard : zor, sert, sıkı
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bitirilen bir işin veya yaşanan bir durumun zorluğunu ifade eder.
      O çok büyüktü.

      ✨ special word message

      O çok büyüktü.

      That was huge.

      Words in the English sentence

      • huge : kocaman, devasa
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Boyut veya etki olarak büyüklüğü geçmiş zamanla tanımlar.
      O gürültülüydü.

      ✨ special word message

      O gürültülüydü.

      That was loud.

      Words in the English sentence

      • loud : yüksek sesli
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Duyulan bir sesin şiddetine yönelik geçmiş zamanlı yorumdur.
      Bu kabacaydı / kötüydü.

      ✨ special word message

      Bu kabacaydı / kötüydü.

      That was mean.

      Words in the English sentence

      • mean : anlamına gelmek, kaba
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Mean" (kaba/kırıcı) sıfatıyla bir davranışı eleştirir.
      O benimdi.

      ✨ special word message

      O benimdi.

      That was mine.

      Words in the English sentence

      • mine : benimki, maden
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Mine" iyelik zamiri ile geçmişteki sahipliği bildirir.
      O hoştu / güzeldi.

      ✨ special word message

      O hoştu / güzeldi.

      That was nice.

      Words in the English sentence

      • nice : hoş, güzel
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Hoşa giden bir durumu veya hareketi betimler.
      O çılgıncaydı.

      ✨ special word message

      O çılgıncaydı.

      That was nuts.

      Words in the English sentence

      • nuts : kuruyemiş, kafayı yemiş
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Nuts" (argo: çılgınca/saçma) kelimesiyle durumu niteler.
      O bizimdi.

      ✨ special word message

      O bizimdi.

      That was ours.

      Words in the English sentence

      • ours : bizimki
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Ours" (bizimki/bizim olan) zamiriyle geçmişe dönük sahiplik bildirir.
      Onlardı.

      ✨ special word message

      Onlardı.

      That was them.

      Words in the English sentence

      • that : o, şu
      • them : onları, onlara
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Kişilerin kimliğini belirten geçmiş zamanlı tanım cümlesidir.
      Zil çaldı.

      ✨ special word message

      Zil çaldı.

      The bell rang.

      Words in the English sentence

      • bell : zil, çan
      • rang : çaldı
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • "Ring" fiilinin geçmiş hali "rang" ile tamamlanmış eylemi bildirir.
      Kitap geldi.

      ✨ special word message

      Kitap geldi.

      The book came.

      Words in the English sentence

      • book : kitap
      • came : geldi
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • Bir nesnenin ulaşma eylemini geçmiş zamanla ifade eder.
      Fincan / kupa kırıldı.

      ✨ special word message

      Fincan / kupa kırıldı.

      The cup broke.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız
      • cup : fincan, kupa
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • "Break" fiili nesnenin kendi kendine veya faili belirsiz kırılmasını anlatır.
      Kızlar kazandı.

      ✨ special word message

      Kızlar kazandı.

      The girls won.

      Words in the English sentence

      • girls : kızlar
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • won : kazandı

      Explanation

      • "Win" fiilinin geçmiş hali "won" ile galibiyet bildirir.
      İşte gidiyor!

      ✨ special word message

      İşte gidiyor!

      There he goes!

      Words in the English sentence

      • goes : gider
      • he : o
      • there : orada

      Explanation

      • Hareket halindeki birini işaret eden kalıplaşmış bir ünlem yapısıdır.
      Umut var.

      ✨ special word message

      Umut var.

      There is hope.

      Words in the English sentence

      • hope : umut etmek, umut
      • is : dır, dir
      • there : orada

      Explanation

      • "There is" (var) yapısı ile soyut bir kavramın varlığını bildirir.
      Dahası var.

      ✨ special word message

      Dahası var.

      There is more.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • more : daha fazla
      • there : orada

      Explanation

      • Bir durumun veya bilginin devamı olduğunu belirten ifadedir.
      Bir çocuk var.

      ✨ special word message

      Bir çocuk var.

      There's a boy.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • boy : erkek çocuk

      Explanation

      • "There is" yapısının kısaltmasıyla varlık bildirimi yapılır.
      İşte Tokyo / Tokyo orada.

      ✨ special word message

      İşte Tokyo / Tokyo orada.

      There's Tokyo.

      Words in the English sentence

      • tokyo : Tokyo

      Explanation

      • Bir yerin konumunu veya haritadaki yerini gösteren ifadedir.
      İşte buradasın!

      ✨ special word message

      İşte buradasın!

      There you are!

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • there : orada
      • you : sen, siz

      Explanation

      • Aranan birini bulduğunda kullanılan yaygın bir ünlem cümlesidir.
      Bunlar yeni.

      ✨ special word message

      Bunlar yeni.

      These are new.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • new : yeni
      • these : bunlar

      Explanation

      • Yakındaki çoğul nesneleri ("these") niteleyen isim cümlesidir.
      Gemi battı.

      ✨ special word message

      Gemi battı.

      The ship sank.

      Words in the English sentence

      • sank : battı (sink geçmiş hali)
      • ship : gemi, sevk etmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • "Sink" (batmak) fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali olan "sank" kullanılmıştır.
      Güneş doğdu.

      ✨ special word message

      Güneş doğdu.

      The sun is up.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • sun : güneş
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • up : yukarı

      Explanation

      • Güneşin gökyüzünde olduğunu belirten doğa olayı ifadesidir.
      Savaş bitti.

      ✨ special word message

      Savaş bitti.

      The war ended.

      Words in the English sentence

      • ended : bitti
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • war : savaş

      Explanation

      • Tarihi veya genel bir sürecin sonlandığını bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
      Rüzgar dindi / kesildi.

      ✨ special word message

      Rüzgar dindi / kesildi.

      The wind died.

      Words in the English sentence

      • died : öldü
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • wind : rüzgar, sarmak

      Explanation

      • Rüzgarın durması için "die" (ölmek/sönmek) fiili kullanılır.
      Nazik davranıyorlar.

      ✨ special word message

      Nazik davranıyorlar.

      They act nice.

      Words in the English sentence

      • act : eylem, hareket etmek, rol yapmak
      • nice : hoş, güzel
      • they : onlar

      Explanation

      • Genel bir davranış biçimini geniş zamanla ifade eder.
      Hepsi öldü.

      ✨ special word message

      Hepsi öldü.

      They all died.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • died : öldü
      • they : onlar

      Explanation

      • Gruptaki herkesin dahil olduğu bir durumu geçmiş zamanla bildirir.
      Hepsi biliyordu.

      ✨ special word message

      Hepsi biliyordu.

      They all knew.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • knew : biliyordu
      • they : onlar

      Explanation

      • Bir bilginin gruptaki herkes tarafından paylaşıldığını ifade eder.
      Hepsi biliyor.

      ✨ special word message

      Hepsi biliyor.

      They all know.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • know : bilmek, tanımak
      • they : onlar

      Explanation

      • Geniş zamanda herkesin haberdar olduğunu belirten cümledir.
      Hepsi ayrıldı / gitti.

      ✨ special word message

      Hepsi ayrıldı / gitti.

      They all left.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • left : sol, ayrıldı
      • they : onlar

      Explanation

      • Ayrılma eyleminin tüm grup tarafından tamamlandığını bildirir.
      Hepsi ayağa kalktı.

      ✨ special word message

      Hepsi ayağa kalktı.

      They all rose.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • rose : gül, yükseldi (rise geçmiş hali)
      • they : onlar

      Explanation

      • "Rise" (kalkmak/yükselmek) fiili burada ayağa kalkma anlamında kullanılmıştır.
      Hepsi bağırıyor.

      ✨ special word message

      Hepsi bağırıyor.

      They all yell.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • they : onlar
      • yell : bağırmak

      Explanation

      • Süregelen veya genel bir eylemi geniş zamanla tarif eder.
      Cevap verdiler.

      ✨ special word message

      Cevap verdiler.

      They answered.

      Words in the English sentence

      • answered : cevapladı, yanıtladı
      • they : onlar

      Explanation

      • "Answer" fiilinin düzenli geçmiş zaman çekimidir.
      Onayladılar.

      ✨ special word message

      Onayladılar.

      They approved.

      Words in the English sentence

      • approved : onaylanmış
      • they : onlar

      Explanation

      • Bir kararın veya durumun kabul edildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
      Onlar meşgul.

      ✨ special word message

      Onlar meşgul.

      They are busy.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • busy : meşgul
      • they : onlar

      Explanation

      • "They are" yapısı ile çoğul şahısların mevcut durumunu bildirir.
      Onlar ölü.

      ✨ special word message

      Onlar ölü.

      They are dead.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • dead : ölü
      • they : onlar

      Explanation

      • Bir yaşam durumunu niteleyen kesin yargı cümlesidir.
      Buradalar.

      ✨ special word message

      Buradalar.

      They are here.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • here : burada, buraya
      • they : onlar

      Explanation

      • Kişilerin bulunduğu yeri bildiren temel isim cümlesidir.
      Onlar benim!

      ✨ special word message

      Onlar benim!

      They are mine!

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • mine : benimki, maden
      • they : onlar

      Explanation

      • Çoğul nesnelere yönelik sahiplik bildiren vurgulu cümle.
      Onlar hastalar.

      ✨ special word message

      Onlar hastalar.

      They are sick.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • sick : hasta
      • they : onlar

      Explanation

      • Sağlık durumunu niteleyen çoğul yapılı isim cümlesidir.
      Balık yediler.

      ✨ special word message

      Balık yediler.

      They ate fish.

      Words in the English sentence

      • ate : yedi
      • fish : balık
      • they : onlar

      Explanation

      • "Eat" fiilinin geçmiş hali "ate" ile beslenme eylemini bildirir.
      Benden kaçınıyorlar.

      ✨ special word message

      Benden kaçınıyorlar.

      They avoid me.

      Words in the English sentence

      • avoid : kaçınmak, sakınmak
      • me : beni, bana
      • they : onlar

      Explanation

      • Genel bir davranış eğilimini geniş zamanla ifade eden cümledir.
      Onu onlar inşa etti / yaptı.

      ✨ special word message

      Onu onlar inşa etti / yaptı.

      They built it.

      Words in the English sentence

      • built : inşa edilmiş, yapılmış
      • it : o, onu
      • they : onlar

      Explanation

      • "Build" fiilinin geçmiş hali "built" ile bir üretim sürecini anlatır.
      İptal ettiler.

      ✨ special word message

      İptal ettiler.

      They canceled.

      Words in the English sentence

      • canceled : iptal edildi, iptal edilmiş
      • they : onlar

      Explanation

      • Planlanan bir eylemin durdurulduğunu bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
      Gelebilirler.

      ✨ special word message

      Gelebilirler.

      They can come.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • come : gelmek
      • they : onlar

      Explanation

      • "Can" yardımcı fiili ile yetenek veya izin bildirir.
      Balık tutabilirler.

      ✨ special word message

      Balık tutabilirler.

      They can fish.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • fish : balık
      • they : onlar

      Explanation

      • "Fish" burada fiil olarak (balık tutmak) kullanılmıştır.
      Yardım edebilirler.

      ✨ special word message

      Yardım edebilirler.

      They can help.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • help : yardım etmek, yardım
      • they : onlar

      Explanation

      • Bir grubun yardım etme potansiyelini ifade eden cümledir.