Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Kalabilirler.

      ✨ special word message

      Kalabilirler.

      They can stay.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • stay : kalmak
      • they : onlar

      Explanation

      • "Can" yardımcı fiili ile yeterlilik veya izin bildirilir.
      Bekleyebilirler.

      ✨ special word message

      Bekleyebilirler.

      They can wait.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • they : onlar
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Üçüncü çoğul şahıs için ihtimal veya kapasite bildiren cümledir.
      Beni seçtiler.

      ✨ special word message

      Beni seçtiler.

      They chose me.

      Words in the English sentence

      • chose : seçti
      • me : beni, bana
      • they : onlar

      Explanation

      • "Choose" fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali olan "chose" kullanılmıştır.
      Hızlı yerler.

      ✨ special word message

      Hızlı yerler.

      They eat fast.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • fast : hızlı, çabuk, oruç
      • they : onlar

      Explanation

      • Geniş zaman yapısında bir alışkanlık veya genel davranış belirtilir.
      Balık yerler.

      ✨ special word message

      Balık yerler.

      They eat fish.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • fish : balık
      • they : onlar

      Explanation

      • Beslenme alışkanlığını ifade eden temel bir geniş zaman cümlesidir.
      Et yerler.

      ✨ special word message

      Et yerler.

      They eat meat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • meat : et
      • they : onlar

      Explanation

      • Öznenin (onlar) genel tercihini belirten eylem cümlesidir.
      Beni işten çıkardılar.

      ✨ special word message

      Beni işten çıkardılar.

      They fired me.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • me : beni, bana
      • they : onlar

      Explanation

      • "Fire" fiilinin geçmiş zaman takısı (-ed) almış halidir.
      Onu tamir ettiler.

      ✨ special word message

      Onu tamir ettiler.

      They fixed it.

      Words in the English sentence

      • fixed : sabit, tamir edilmiş
      • it : o, onu
      • they : onlar

      Explanation

      • Bir sorunun veya nesnenin onarıldığını bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
      Onu buldular.

      ✨ special word message

      Onu buldular.

      They found it.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • it : o, onu
      • they : onlar

      Explanation

      • "Find" fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali "found" ile kurulan cümledir.
      Bizi buldular.

      ✨ special word message

      Bizi buldular.

      They found us.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • they : onlar
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • Nesne konumunda birinci çoğul şahıs zamiri "us" (bizi) kullanılmıştır.
      Silahları vardı.

      ✨ special word message

      Silahları vardı.

      They had guns.

      Words in the English sentence

      • guns : silahlar
      • had : vardı, sahipti
      • they : onlar

      Explanation

      • "Have" fiilinin geçmiş hali olan "had" ile sahiplik bildirilir.
      Biraz aldılar / Birazları vardı.

      ✨ special word message

      Biraz aldılar / Birazları vardı.

      They had some.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • some : biraz, bazı
      • they : onlar

      Explanation

      • Bağlama göre bir şeye sahip olmayı veya bir şeyden tüketmeyi bildirir.
      Ondan (kadından) nefret ediyorlar.

      ✨ special word message

      Ondan (kadından) nefret ediyorlar.

      They hate her.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • her : ona, onu, onun
      • they : onlar

      Explanation

      • Duygu belirten "hate" fiiliyle kurulan geniş zaman cümlesidir.
      Ondan (erkekten) nefret ediyorlar.

      ✨ special word message

      Ondan (erkekten) nefret ediyorlar.

      They hate him.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • him : ona, onu
      • they : onlar

      Explanation

      • Üçüncü tekil erkek şahıs nesne zamiri "him" kullanılmıştır.
      Tom'dan nefret ediyorlar.

      ✨ special word message

      Tom'dan nefret ediyorlar.

      They hate Tom.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • they : onlar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Belirli bir kişiye yönelik olumsuz duygu ifadesidir.
      Senden nefret ediyorlar.

      ✨ special word message

      Senden nefret ediyorlar.

      They hate you.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • they : onlar
      • you : sen, siz

      Explanation

      • İkinci tekil/çoğul şahsa yönelik doğrudan nefret bildirir.
      Onu duydular.

      ✨ special word message

      Onu duydular.

      They heard it.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • it : o, onu
      • they : onlar

      Explanation

      • "Hear" fiilinin düzensiz geçmiş zaman çekimi "heard" kullanılmıştır.
      Beni işe aldılar.

      ✨ special word message

      Beni işe aldılar.

      They hired me.

      Words in the English sentence

      • hired : işe alınmış, kiralık
      • me : beni, bana
      • they : onlar

      Explanation

      • İstihdam edilme durumunu bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
      Ona zarar verdiler / Onu incittiler.

      ✨ special word message

      Ona zarar verdiler / Onu incittiler.

      They hurt him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • they : onlar

      Explanation

      • "Hurt" fiilinin geçmiş zaman hali de "hurt" şeklindedir.
      Tom'u incittiler.

      ✨ special word message

      Tom'u incittiler.

      They hurt Tom.

      Words in the English sentence

      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • they : onlar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Geçmişte yaşanmış bir fiziksel veya duygusal acı verme eylemidir.
      Onu tanıyorlar.

      ✨ special word message

      Onu tanıyorlar.

      They know her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • know : bilmek, tanımak
      • they : onlar

      Explanation

      • Bilişsel bir durumu veya tanışıklığı ifade eden geniş zaman yapısıdır.
      Onu tanıyorlar.

      ✨ special word message

      Onu tanıyorlar.

      They know him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • know : bilmek, tanımak
      • they : onlar

      Explanation

      • Üçüncü tekil erkek şahsı tanıma durumunu bildirir.
      Tom'u tanıyorlar / biliyorlar.

      ✨ special word message

      Tom'u tanıyorlar / biliyorlar.

      They know Tom.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • they : onlar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Belirli bir kişi hakkında bilgi sahibi olunduğunu belirtir.
      Nedenini biliyorlar.

      ✨ special word message

      Nedenini biliyorlar.

      They know why.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • they : onlar
      • why : neden, niçin

      Explanation

      • Bir sebebin (why) farkında olunduğunu gösteren cümledir.
      Seni tanıyorlar.

      ✨ special word message

      Seni tanıyorlar.

      They know you.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • they : onlar
      • you : sen, siz

      Explanation

      • Karşıdaki kişiyi tanıma durumunu bildiren geniş zaman cümlesidir.
      Uzanmışlar / Yere yattılar.

      ✨ special word message

      Uzanmışlar / Yere yattılar.

      They lay down.

      Words in the English sentence

      • down : aşağı
      • lay : yatmak, koymak
      • they : onlar

      Explanation

      • "Lie down" öbeğinin geçmiş zaman hali olan "lay down" kullanılmıştır.
      Ondan hoşlanıyorlar.

      ✨ special word message

      Ondan hoşlanıyorlar.

      They like her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • they : onlar

      Explanation

      • Beğeni bildiren "like" fiiliyle kurulan temel seviye cümledir.
      Dinlediler.

      ✨ special word message

      Dinlediler.

      They listened.

      Words in the English sentence

      • listened : dinledi
      • they : onlar

      Explanation

      • Eylemin geçmişte yapılıp tamamlandığını bildirir.
      İyi olacaklar.

      ✨ special word message

      İyi olacaklar.

      They'll be OK.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • ok : tamam

      Explanation

      • "They will" kısaltmasıyla gelecek zaman için durum bildirilir.
      Dans edecekler.

      ✨ special word message

      Dans edecekler.

      They'll dance.

      Words in the English sentence

      • dance : dans, dans etmek

      Explanation

      • Gelecekte yapılacak bir eylemi ("will") ifade eder.
      Onu yapacaklar.

      ✨ special word message

      Onu yapacaklar.

      They'll do it.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • it : o, onu

      Explanation

      • Bir işin onlar tarafından yapılacağına dair gelecek zaman tahmini/sözüdür.
      Üzgün görünüyorlar.

      ✨ special word message

      Üzgün görünüyorlar.

      They look sad.

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • sad : üzgün
      • they : onlar

      Explanation

      • "Look" (görünmek) fiili ile dışarıdan fark edilen duygusal durum betimlenir.
      Sanatı severler.

      ✨ special word message

      Sanatı severler.

      They love art.

      Words in the English sentence

      • art : sanat
      • love : sevmek, aşk, sevgi
      • they : onlar

      Explanation

      • Genel bir ilgi alanına duyulan sevgiyi ifade eder.
      Ona bayıldılar / Onu çok sevdiler.

      ✨ special word message

      Ona bayıldılar / Onu çok sevdiler.

      They loved it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • loved : sevdi, sevilen
      • they : onlar

      Explanation

      • Geçmişte yaşanan bir deneyimden duyulan büyük memnuniyeti belirtir.
      Onu seviyorlar.

      ✨ special word message

      Onu seviyorlar.

      They love her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • love : sevmek, aşk, sevgi
      • they : onlar

      Explanation

      • Üçüncü bir şahsa duyulan sevginin geniş zamanla ifadesidir.
      Onu seviyorlar.

      ✨ special word message

      Onu seviyorlar.

      They love him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • love : sevmek, aşk, sevgi
      • they : onlar

      Explanation

      • Erkek nesne zamiri ("him") ile kurulan sevgi cümlesidir.
      Tom'u seviyorlar.

      ✨ special word message

      Tom'u seviyorlar.

      They love Tom.

      Words in the English sentence

      • love : sevmek, aşk, sevgi
      • they : onlar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Belirli bir isme yönelik güçlü beğeni/sevgi ifadesidir.
      Gelebilirler.

      ✨ special word message

      Gelebilirler.

      They may come.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • may : Mayıs, olabilir
      • they : onlar

      Explanation

      • "May" yardımcı fiili ile olasılık anlamı katılmıştır.
      Geçebilirler.

      ✨ special word message

      Geçebilirler.

      They may pass.

      Words in the English sentence

      • may : Mayıs, olabilir
      • pass : geçmek, geçiş
      • they : onlar

      Explanation

      • Hem fiziksel geçiş izni hem de bir sınavda başarılı olma ihtimali olabilir.
      Ciddiydiler / Kastettikleri buydu.

      ✨ special word message

      Ciddiydiler / Kastettikleri buydu.

      They meant it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • meant : kastetti, anlamına geliyordu
      • they : onlar

      Explanation

      • Söyledikleri veya yaptıkları şeyde samimi olduklarını bildirir.
      Mary ile tanıştılar / buluştular.

      ✨ special word message

      Mary ile tanıştılar / buluştular.

      They met Mary.

      Words in the English sentence

      • mary : Mary (Özel isim)
      • met : tanıştı, buluştu
      • they : onlar

      Explanation

      • "Meet" fiilinin geçmiş hali "met" kullanılmıştır.
      Gidebilirler.

      ✨ special word message

      Gidebilirler.

      They might go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • might : olabilir, güç
      • they : onlar

      Explanation

      • "Might" ile "may"e göre daha düşük bir ihtimal bildirilmiştir.
      Ölmeliler.

      ✨ special word message

      Ölmeliler.

      They must die.

      Words in the English sentence

      • die : ölmek, zar
      • must : meli/malı, şart
      • they : onlar

      Explanation

      • "Must" yardımcı fiili ile zorunluluk veya kaçınılmazlık belirtilir.
      Ona ihtiyaçları var.

      ✨ special word message

      Ona ihtiyaçları var.

      They need him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • need : ihtiyaç duymak, gereksinim
      • they : onlar

      Explanation

      • İhtiyaç bildiren "need" fiiliyle kurulan geniş zaman cümlesidir.
      Tom'a ihtiyaçları var.

      ✨ special word message

      Tom'a ihtiyaçları var.

      They need Tom.

      Words in the English sentence

      • need : ihtiyaç duymak, gereksinim
      • they : onlar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Bir şahsın eksikliğinin veya gerekliliğinin ifadesidir.
      Sana ihtiyaçları var.

      ✨ special word message

      Sana ihtiyaçları var.

      They need you.

      Words in the English sentence

      • need : ihtiyaç duymak, gereksinim
      • they : onlar
      • you : sen, siz

      Explanation

      • Karşıdaki kişinin yardımına veya varlığına duyulan gereksinimdir.
      İyi ödeme yapıyorlar.

      ✨ special word message

      İyi ödeme yapıyorlar.

      They pay well.

      Words in the English sentence

      • pay : ödemek, maaş
      • they : onlar
      • well : iyi, kuyu

      Explanation

      • Bir işverenin veya kurumun ücret politikasını niteleyen cümledir.
      Söz verdiler.

      ✨ special word message

      Söz verdiler.

      They promised.

      Words in the English sentence

      • promised : söz verilmiş
      • they : onlar

      Explanation

      • Geçmişte verilmiş bir sözün (taahhüdün) bildirilmesidir.
      Hayattalar.

      ✨ special word message

      Hayattalar.

      They're alive.

      Words in the English sentence

      • alive : hayatta, canlı

      Explanation

      • Varlık durumunu bildiren ("They are") sıfat cümlesidir.
      Kızgınlar.

      ✨ special word message

      Kızgınlar.

      They're angry.

      Words in the English sentence

      • angry : kızgın, öfkeli

      Explanation

      • Mevcut duygusal durumu niteleyen çoğul isim cümlesidir.
      Silahlılar.

      ✨ special word message

      Silahlılar.

      They're armed.

      Words in the English sentence

      • armed : silahlı

      Explanation

      • Öznelerin silah taşıdığını bildiren betimleyici cümledir.
      Uyanıklar.

      ✨ special word message

      Uyanıklar.

      They're awake.

      Words in the English sentence

      • awake : uyanık

      Explanation

      • "Awake" sıfatı ile uyumuyor olma durumu belirtilir.
      Sıkılmışlar.

      ✨ special word message

      Sıkılmışlar.

      They're bored.

      Words in the English sentence

      • bored : sıkılmış

      Explanation

      • Kişilerin o anki ruh halini (sıkılmış olma) ifade eder.
      Cesurlar.

      ✨ special word message

      Cesurlar.

      They're brave.

      Words in the English sentence

      • brave : cesur

      Explanation

      • Karakter özelliği bildiren temel seviye sıfat cümlesidir.
      Meteliksizler / Paraları yok.

      ✨ special word message

      Meteliksizler / Paraları yok.

      They're broke.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız

      Explanation

      • Günlük dilde ("broke") maddi imkansızlık durumunu anlatır.
      Onlar kahverengi.

      ✨ special word message

      Onlar kahverengi.

      They're brown.

      Words in the English sentence

      • brown : kahverengi

      Explanation

      • Çoğul nesnelerin veya varlıkların rengini bildirir.
      Temizler.

      ✨ special word message

      Temizler.

      They're clean.

      Words in the English sentence

      • clean : temiz, temizlemek

      Explanation

      • Fiziksel temizlik veya mecazi anlamda suçsuzluk bildirebilir.
      Yakınlar.

      ✨ special word message

      Yakınlar.

      They're close.

      Words in the English sentence

      • close : kapatmak, yakın

      Explanation

      • Mesafe olarak yakınlığı veya duygusal samimiyeti ifade eder.
      Çılgınlar / Deliler.

      ✨ special word message

      Çılgınlar / Deliler.

      They're crazy.

      Words in the English sentence

      • crazy : çılgın, deli

      Explanation

      • Öznelerin davranışlarını veya durumlarını niteleyen yaygın sıfat cümlesi.
      Zalimler.

      ✨ special word message

      Zalimler.

      They're cruel.

      Words in the English sentence

      • cruel : zalim

      Explanation

      • Kişilerin ahlaki karakterini niteleyen olumsuz sıfat cümlesidir.
      Sarhoşlar.

      ✨ special word message

      Sarhoşlar.

      They're drunk.

      Words in the English sentence

      • drunk : sarhoş

      Explanation

      • Alkolün etkisi altında olma durumunu bildiren isim cümlesidir.
      Ölüyorlar.

      ✨ special word message

      Ölüyorlar.

      They're dying.

      Words in the English sentence

      • dying : ölüyor

      Explanation

      • Şimdiki zamanda ("Present Continuous") süregelen kritik bir durumu bildirir.
      Erkenciler / Erken geldiler.

      ✨ special word message

      Erkenciler / Erken geldiler.

      They're early.

      Words in the English sentence

      • early : erken

      Explanation

      • Beklenen zamandan önce gelme durumunu niteleyen cümledir.
      Gidiyorlar.

      ✨ special word message

      Gidiyorlar.

      They're going.

      Words in the English sentence

      • going : gidiyor, gidiş

      Explanation

      • Şu an gerçekleşen bir ayrılma veya hareket eylemini bildirir.
      Harikalar.

      ✨ special word message

      Harikalar.

      They're great.

      Words in the English sentence

      • great : harika, büyük

      Explanation

      • Beğeni ve takdir bildiren çok yaygın bir sıfat cümlesidir.
      Yeşiller.

      ✨ special word message

      Yeşiller.

      They're green.

      Words in the English sentence

      • green : yeşil

      Explanation

      • Çoğul varlıkların rengini tanımlamak için kullanılır.
      Mutlular.

      ✨ special word message

      Mutlular.

      They're happy.

      Words in the English sentence

      • happy : mutlu

      Explanation

      • Olumlu bir ruh halini belirten temel isim cümlesidir.
      Şanslılar.

      ✨ special word message

      Şanslılar.

      They're lucky.

      Words in the English sentence

      • lucky : şanslı

      Explanation

      • Öznelerin içinde bulunduğu talihli durumu niteler.
      Yalan söylüyorlar.

      ✨ special word message

      Yalan söylüyorlar.

      They're lying.

      Words in the English sentence

      • lying : yalan söylüyor, uzanıyor

      Explanation

      • Şu an yapılmakta olan bir dürüst olmayan eylemi ifade eder.
      Sessizler.

      ✨ special word message

      Sessizler.

      They're quiet.

      Words in the English sentence

      • quiet : sessiz, sakin

      Explanation

      • Gürültü yapmama veya az konuşma durumunu bildirir.
      Hazırlar.

      ✨ special word message

      Hazırlar.

      They're ready.

      Words in the English sentence

      • ready : hazır

      Explanation

      • Bir eylem veya olay için hazır olma halini belirtir.
      Haklılar.

      ✨ special word message

      Haklılar.

      They're right.

      Words in the English sentence

      • right : doğru, hak, sağ

      Explanation

      • Öznelerin düşüncesinin doğru olduğunu onaylayan cümledir.
      Küçükler.

      ✨ special word message

      Küçükler.

      They're small.

      Words in the English sentence

      • small : küçük

      Explanation

      • Boyut olarak küçüklüğü ifade eden temel betimleme cümlesidir.
      Zekiler.

      ✨ special word message

      Zekiler.

      They're smart.

      Words in the English sentence

      • smart : akıllı

      Explanation

      • Zihinsel kapasiteyi öven bir sıfat kullanımıdır.
      Sıkışmışlar / Mahsur kalmışlar.

      ✨ special word message

      Sıkışmışlar / Mahsur kalmışlar.

      They're stuck.

      Words in the English sentence

      • stuck : sıkışmış, saplanmış

      Explanation

      • Hareket edememe veya bir yerden çıkamama durumunu bildirir.
      Gerginler.

      ✨ special word message

      Gerginler.

      They're tense.

      Words in the English sentence

      • tense : gergin

      Explanation

      • Psikolojik veya ortamsal gerginliği ifade eden isim cümlesidir.
      Oradalar.

      ✨ special word message

      Oradalar.

      They're there.

      Words in the English sentence

      • there : orada

      Explanation

      • Konum bildiren ("there") ve çoğul şahısla kurulan yapı.
      Yorgunlar.

      ✨ special word message

      Yorgunlar.

      They're tired.

      Words in the English sentence

      • tired : yorgun

      Explanation

      • Fiziksel veya zihinsel yorgunluk durumunu bildirir.
      Onlar Tom'un(kiler).

      ✨ special word message

      Onlar Tom'un(kiler).

      They're Tom's.

      Words in the English sentence

      Explanation

      • İyelik eki ('s) ile nesnelerin Tom'a ait olduğu belirtilir.
      Dayanıklılar / Sertler.

      ✨ special word message

      Dayanıklılar / Sertler.

      They're tough.

      Words in the English sentence

      • tough : zor, sert, dayanıklı

      Explanation

      • Hem fiziksel güç hem de zorlu karakter yapısı için kullanılabilir.
      İkizler.

      ✨ special word message

      İkizler.

      They're twins.

      Words in the English sentence

      • twins : ikizler

      Explanation

      • Biyolojik bir akrabalık durumunu tanımlayan isim cümlesidir.
      Üzgünler / Keyifleri kaçık.

      ✨ special word message

      Üzgünler / Keyifleri kaçık.

      They're upset.

      Words in the English sentence

      • upset : üzgün, keyfini kaçırmak

      Explanation

      • Huzursuz veya mutsuz olma durumunu niteleyen sıfat cümlesidir.
      Tuhaflar.

      ✨ special word message

      Tuhaflar.

      They're weird.

      Words in the English sentence

      • weird : tuhaf, garip

      Explanation

      • Alışılagelmişin dışındaki davranışları niteleyen bir sıfat cümlesidir.
      Hatalılar / Yanılıyorlar.

      ✨ special word message

      Hatalılar / Yanılıyorlar.

      They're wrong.

      Words in the English sentence

      • wrong : yanlış

      Explanation

      • "Right" kelimesinin zıt anlamlısıyla kurulan durum bildirimdir.
      Gençler.

      ✨ special word message

      Gençler.

      They're young.

      Words in the English sentence

      • young : genç

      Explanation

      • Yaş durumunu niteleyen temel seviye isim cümlesidir.
      Onlar senin(kiler).

      ✨ special word message

      Onlar senin(kiler).

      They're yours.

      Words in the English sentence

      • yours : seninki, sizinki

      Explanation

      • "Yours" iyelik zamiri ile nesne aidiyeti bildirilir.
      "Evet" dediler.

      ✨ special word message

      "Evet" dediler.

      They said yes.

      Words in the English sentence

      • said : dedi, söylenen
      • they : onlar
      • yes : evet

      Explanation

      • Onay verdiklerini bildiren geçmiş zamanlı aktarma cümlesidir.
      Oturdular.

      ✨ special word message

      Oturdular.

      They sat down.

      Words in the English sentence

      • down : aşağı
      • sat : oturdu (sit geçmiş hali)
      • they : onlar

      Explanation

      • "Sit down" eyleminin geçmiş zaman çekimidir.
      Bizi kurtardılar.

      ✨ special word message

      Bizi kurtardılar.

      They saved us.

      Words in the English sentence

      • saved : kaydedildi, kurtarıldı
      • they : onlar
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • Zor bir durumdan çıkarılma eylemini geçmiş zamanla ifade eder.
      Çığlık attılar.

      ✨ special word message

      Çığlık attılar.

      They screamed.

      Words in the English sentence

      • screamed : çığlık attı
      • they : onlar

      Explanation

      • Yüksek sesli ve ani bir tepkiyi bildiren geçmiş zaman eylemidir.
      Onu vurdular.

      ✨ special word message

      Onu vurdular.

      They shot her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • they : onlar

      Explanation

      • "Shoot" fiilinin geçmiş zaman hali "shot" kullanılmıştır.
      Onu vurdular.

      ✨ special word message

      Onu vurdular.

      They shot him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • they : onlar

      Explanation

      • Ateşli bir silahla vurma eylemini bildiren kesin yargı cümlesidir.
      Tom'u vurdular.

      ✨ special word message

      Tom'u vurdular.

      They shot Tom.

      Words in the English sentence

      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • they : onlar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Eylemin hedefinin belirli bir kişi olduğu geçmiş zaman cümlesi.
      Ayrıldılar.

      ✨ special word message

      Ayrıldılar.

      They split up.

      Words in the English sentence

      • split : bölmek, ayrılmak
      • they : onlar
      • up : yukarı

      Explanation

      • Hem bir grubun dağılması hem de bir ilişkinin bitmesi için kullanılır.
      Onu çaldılar.

      ✨ special word message

      Onu çaldılar.

      They stole it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • stole : çaldı
      • they : onlar

      Explanation

      • "Steal" fiilinin düzensiz geçmiş hali "stole" ile hırsızlık bildirilir.
      Ona söylediler / anlattılar.

      ✨ special word message

      Ona söylediler / anlattılar.

      They told her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • they : onlar
      • told : söyledi

      Explanation

      • Bir bilginin aktarıldığını bildiren geçmiş zaman yapısıdır.
      Ona söylediler.

      ✨ special word message

      Ona söylediler.

      They told him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • they : onlar
      • told : söyledi

      Explanation

      • Üçüncü tekil erkek şahsa yönelik bilgi aktarımıdır.
      Bana güveniyorlar.

      ✨ special word message

      Bana güveniyorlar.

      They trust me.

      Words in the English sentence

      • me : beni, bana
      • they : onlar
      • trust : güvenmek, itimat

      Explanation

      • Güven ilişkisini belirten geniş zaman cümlesidir.
      Bize güveniyorlar.

      ✨ special word message

      Bize güveniyorlar.

      They trust us.

      Words in the English sentence

      • they : onlar
      • trust : güvenmek, itimat
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • Karşılıklı veya tek taraflı bir güven duygusunu ifade eder.
      Tom'u istiyorlar.

      ✨ special word message

      Tom'u istiyorlar.

      They want Tom.

      Words in the English sentence

      • they : onlar
      • tom : Tom
      • want : istemek

      Explanation

      • Bir kişinin arandığını veya talep edildiğini bildiren cümledir.