Müzik aşktır.
✨ special word message
Müzik aşktır.
Music is love.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- love : sevmek, aşk, sevgi
- music : müzik
Explanation
- İki kavramı birbirine eşitleyen temel bir isim cümlesidir.
Sırtım ağrıyor.
✨ special word message
Sırtım ağrıyor.
My back hurts.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- hurts : acıyor, incitir
- my : benim
Explanation
- "Hurt" fiili geniş zamanda ("-s" takısı ile) fiziksel bir acıyı bildirmek için kullanılır.
Arabam kırmızı.
✨ special word message
Arabam kırmızı.
My car is red.
Words in the English sentence
- car : araba
- is : dır, dir
- my : benim
- red : kırmızı
Explanation
- Bir nesneye ("car") ait bir özelliği ("red") belirten iyelik yapısıdır.
Kedim ıslak.
✨ special word message
Kedim ıslak.
My cat is wet.
Words in the English sentence
- cat : kedi
- is : dır, dir
- my : benim
- wet : ıslak
Explanation
- "Wet" sıfatı ile kedinin mevcut durumunu tanımlayan isim cümlesidir.
Onu köpeğim yedi.
✨ special word message
Onu köpeğim yedi.
My dog ate it.
Words in the English sentence
- ate : yedi
- dog : köpek
- it : o, onu
- my : benim
Explanation
- "Eat" fiilinin geçmiş hali ("ate") ile kurulan basit bir geçmiş zaman cümlesidir.
Köpeğim büyük.
✨ special word message
Köpeğim büyük.
My dog is big.
Words in the English sentence
- big : büyük
- dog : köpek
- is : dır, dir
- my : benim
Explanation
- "Big" sıfatı ile bir evcil hayvanın fiziksel boyutu tanımlanmıştır.
Köpeğim kızgın / deli gibi.
✨ special word message
Köpeğim kızgın / deli gibi.
My dog is mad.
Words in the English sentence
- dog : köpek
- is : dır, dir
- mad : deli, kızgın
- my : benim
Explanation
- "Mad" kelimesi bağlama göre öfkeli veya çılgın anlamlarına gelebilir.
Gözlerim sızlıyor.
✨ special word message
Gözlerim sızlıyor.
My eyes smart.
Words in the English sentence
- eyes : gözler
- my : benim
- smart : akıllı
Explanation
- "Smart" burada zeka anlamında değil, yanma/sızlama hissi veren bir fiil olarak kullanılmıştır.
Ayağım ağrıyor.
✨ special word message
Ayağım ağrıyor.
My foot hurts.
Words in the English sentence
- foot : ayak
- hurts : acıyor, incitir
- my : benim
Explanation
- Tekil olan "foot" öznesi için "hurts" fiili kullanılmıştır.
İçim cız etti / Umudum kırıldı.
✨ special word message
İçim cız etti / Umudum kırıldı.
My heart sank.
Words in the English sentence
- heart : kalp, yürek
- my : benim
- sank : battı (sink geçmiş hali)
Explanation
- "Heart sank" (kalbin batması), büyük bir hayal kırıklığı veya üzüntüyü ifade eden bir deyimdir.
Dizim ağrıyor.
✨ special word message
Dizim ağrıyor.
My knee hurts.
Words in the English sentence
- hurts : acıyor, incitir
- knee : diz
- my : benim
Explanation
- Vücudun belirli bir bölgesindeki ağrıyı ifade eden geniş zamanlı yapıdır.
Adım Tom.
✨ special word message
Adım Tom.
My name's Tom.
Words in the English sentence
Explanation
- "My name is" yapısının kısaltılmış halidir; kendini tanıtma cümlesidir.
Boynum ağrıyor.
✨ special word message
Boynum ağrıyor.
My neck hurts.
Words in the English sentence
- hurts : acıyor, incitir
- my : benim
- neck : boyun
Explanation
- Fiziksel bir rahatsızlığı bildiren "My ... hurts" kalıbıdır.
Kalemim yeni.
✨ special word message
Kalemim yeni.
My pen is new.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- my : benim
- new : yeni
- pen : tükenmez kalem
Explanation
- Bir nesnenin yenilik durumunu belirten iyelik sıfatlı isim cümlesidir.
Telefonumun şarjı bitti / Telefonum kapandı.
✨ special word message
Telefonumun şarjı bitti / Telefonum kapandı.
My phone died.
Words in the English sentence
- died : öldü
- my : benim
- phone : telefon
Explanation
- "Die" fiili burada cihazın gücünün tükenmesi anlamında mecazi kullanılmıştır.
Telefonum çaldı.
✨ special word message
Telefonum çaldı.
My phone rang.
Words in the English sentence
- my : benim
- phone : telefon
- rang : çaldı
Explanation
- "Ring" fiilinin geçmiş zaman hali olan "rang" kullanılmıştır.
Ayakkabılarım (ayağımı) acıtıyor.
✨ special word message
Ayakkabılarım (ayağımı) acıtıyor.
My shoes hurt.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- my : benim
- shoes : ayakkabılar
Explanation
- Çoğul özne ("shoes") olduğu için "hurt" fiili "-s" takısı almamıştır.
Kuyruğum ağrıyor!
✨ special word message
Kuyruğum ağrıyor!
My tail hurts!
Words in the English sentence
- hurts : acıyor, incitir
- my : benim
- tail : kuyruk
Explanation
- Hayvanlar veya kostüm giyenler için geçerli olabilecek bir ağrı bildirisidir.
Dişlerim ağrıyor.
✨ special word message
Dişlerim ağrıyor.
My teeth hurt.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- my : benim
- teeth : dişler
Explanation
- "Tooth" kelimesinin çoğulu olan "teeth" ile kurulan geniş zaman cümlesidir.
Bunu asla yapma.
✨ special word message
Bunu asla yapma.
Never do that.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- never : asla, hiçbir zaman
- that : o, şu
Explanation
- "Never" zarfı ile kesinlik kazandırılmış olumsuz bir emir cümlesidir.
Asla vazgeçme.
✨ special word message
Asla vazgeçme.
Never give up.
Words in the English sentence
- give : vermek
- never : asla, hiçbir zaman
- up : yukarı
Explanation
- "Give up" (vazgeçmek/pes etmek) öbek fiili ile kurulan motivasyonel bir emirdir.
Asla pes etme / Ümidini kesme.
✨ special word message
Asla pes etme / Ümidini kesme.
Never say die.
Words in the English sentence
- die : ölmek, zar
- never : asla, hiçbir zaman
- say : söylemek, demek
Explanation
- Zor durumlarda dirençli olmayı öğütleyen kalıplaşmış bir deyimdir.
Gece çöktü.
✨ special word message
Gece çöktü.
Night came on.
Words in the English sentence
- came : geldi
- night : gece
- on : üzerinde, açık
Explanation
- "Come on" burada vaktin gelmesi veya başlaması anlamında kullanılmıştır.
Kimse aramadı.
✨ special word message
Kimse aramadı.
Nobody called.
Words in the English sentence
- called : aradı, denilen
- nobody : hiç kimse
Explanation
- Belirsiz zamir "nobody" ile kurulan olumsuz anlamlı geçmiş zaman cümlesidir.
Kimse ayağa kalkmadı.
✨ special word message
Kimse ayağa kalkmadı.
Nobody got up.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- nobody : hiç kimse
- up : yukarı
Explanation
- "Get up" eyleminin kimse tarafından gerçekleştirilmediğini belirtir.
Beni kimse görmedi.
✨ special word message
Beni kimse görmedi.
Nobody saw me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- nobody : hiç kimse
- saw : gördü (see geçmiş hali), testere
Explanation
- "See" fiilinin geçmiş hali "saw" ile kurulan gizlilik bildiren bir cümledir.
Kimse meşgul değil.
✨ special word message
Kimse meşgul değil.
Nobody's busy.
Words in the English sentence
Explanation
- "Nobody is" yapısının kısaltmasıdır; grubun müsaitlik durumunu bildirir.
Burada kimse yok.
✨ special word message
Burada kimse yok.
Nobody's here.
Words in the English sentence
Explanation
- Mevcut konumda kimsenin bulunmadığını belirten varlık cümlesidir.
Evde kimse yok.
✨ special word message
Evde kimse yok.
Nobody's home.
Words in the English sentence
Explanation
- Evde bulunma durumuna dair olumsuz bilgi verir.
Kimse gülümsemedi.
✨ special word message
Kimse gülümsemedi.
Nobody smiled.
Words in the English sentence
- nobody : hiç kimse
- smiled : gülümsedi
Explanation
- Geçmişteki bir ana ait tepkisizlik durumunu bildirir.
Kimse kalmadı.
✨ special word message
Kimse kalmadı.
Nobody stayed.
Words in the English sentence
- nobody : hiç kimse
- stayed : kaldı
Explanation
- Herkesin ayrıldığını ifade eden "nobody" öznesiyle kurulan cümledir.
Hayır, yapmadı.
✨ special word message
Hayır, yapmadı.
No, he didn't.
Words in the English sentence
Explanation
- "Did" yardımcı fiili ile verilen kısa ve olumsuz bir cevaptır.
Hayır, yorgunum.
✨ special word message
Hayır, yorgunum.
No, I'm tired.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir teklifi gerekçe (yorgunluk) göstererek reddetme cümlesidir.
Beni kimse görmedi.
✨ special word message
Beni kimse görmedi.
No one saw me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- no : hayır
- one : bir
- saw : gördü (see geçmiş hali), testere
Explanation
- "No one", "nobody" ile aynı anlamdadır ve cümleye olumsuzluk katar.
Bizi kimse görmedi.
✨ special word message
Bizi kimse görmedi.
No one saw us.
Words in the English sentence
- no : hayır
- one : bir
- saw : gördü (see geçmiş hali), testere
- us : bize, bizi
Explanation
- "Us" (bizi) nesne zamiriyle kurulan gizlilik ifadesidir.
Burada kimse yok.
✨ special word message
Burada kimse yok.
No one's here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- no : hayır
Explanation
- "No one is" yapısının kısaltmasıdır; ortamın boş olduğunu bildirir.
Evde kimse yok.
✨ special word message
Evde kimse yok.
No one's home.
Words in the English sentence
- home : ev, yuva
- no : hayır
Explanation
- Hane halkının evde olmadığını belirten yaygın kullanım.
Hayır, teşekkür ederim.
✨ special word message
Hayır, teşekkür ederim.
No, thank you.
Words in the English sentence
- thank : teşekkür etmek
- you : sen, siz
Explanation
- Kibarca reddetme ifadesidir.
Hiçbir şey kımıldamadı.
✨ special word message
Hiçbir şey kımıldamadı.
Nothing moved.
Words in the English sentence
- moved : hareket etti, taşındı
- nothing : hiçbir şey
Explanation
- Cansız varlıklar için kullanılan "nothing" zamiriyle kurulan mutlak hareketsizlik cümlesidir.
O kadar çok değil!
✨ special word message
O kadar çok değil!
Not that much!
Words in the English sentence
- much : çok
- not : değil, olumsuzluk eki
- that : o, şu
Explanation
- Miktara yönelik bir sınırlama veya şaşırma ünlemidir.
Çok tatlı olmasın.
✨ special word message
Çok tatlı olmasın.
Not too sweet.
Words in the English sentence
- not : değil, olumsuzluk eki
- sweet : tatlı
- too : de, da, çok fazla
Explanation
- Tercih belirtirken kullanılan, miktar kısıtlayan bir yapı.
Şimdi geriye çekil.
✨ special word message
Şimdi geriye çekil.
Now back away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- back : geri, arka, sırt
- now : şimdi
Explanation
- "Back away" (geriye doğru uzaklaşmak) öbek fiiliyle kurulan anlık talimat.
Şimdi sakinleş.
✨ special word message
Şimdi sakinleş.
Now calm down.
Words in the English sentence
- calm : sakin
- down : aşağı
- now : şimdi
Explanation
- Birini yatıştırmak için kullanılan "calm down" emir yapısıdır.
Şimdi beni takip et.
✨ special word message
Şimdi beni takip et.
Now follow me.
Words in the English sentence
- follow : takip etmek, izlemek
- me : beni, bana
- now : şimdi
Explanation
- Rehberlik ederken kullanılan yönlendirici bir emir cümlesidir.
Şimdi git bakalım / Harekete geç.
✨ special word message
Şimdi git bakalım / Harekete geç.
Now get going.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- going : gidiyor, gidiş
- now : şimdi
Explanation
- Birini yollamak veya bir işe başlatmak için kullanılır.
Şimdi meşgulüm.
✨ special word message
Şimdi meşgulüm.
Now I am busy.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- busy : meşgul
- i : ben
- now : şimdi
Explanation
- "Now" zarfı ile o andaki durumu vurgulayan isim cümlesidir.
Şimdi özgürüm / müsaitim.
✨ special word message
Şimdi özgürüm / müsaitim.
Now I am free.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- free : özgür, bedava
- i : ben
- now : şimdi
Explanation
- Bağlama göre hem hürriyeti hem de zaman boşluğunu ifade edebilir.
Şimdi sinirlendim.
✨ special word message
Şimdi sinirlendim.
Now I'm angry.
Words in the English sentence
- angry : kızgın, öfkeli
- now : şimdi
Explanation
- Anlık bir duygu değişimini ifade eden cümledir.
Şimdi hazırım.
✨ special word message
Şimdi hazırım.
Now I'm ready.
Words in the English sentence
- now : şimdi
- ready : hazır
Explanation
- Hazırlığın tamamlandığını bildiren birinci şahıs yapısıdır.
Şimdi gitti / kayboldu.
✨ special word message
Şimdi gitti / kayboldu.
Now it's gone.
Words in the English sentence
- gone : gitmiş
- now : şimdi
Explanation
- Bir şeyin artık mevcut olmadığını bildiren ifadedir.
Şimdi burada.
✨ special word message
Şimdi burada.
Now it's here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- now : şimdi
Explanation
- Bir nesnenin veya durumun vardığını/ulaştığını bildirir.
Şimdi bitti.
✨ special word message
Şimdi bitti.
Now it's over.
Words in the English sentence
- now : şimdi
- over : üzerinde, bitti
Explanation
- Bir olayın, ilişkinin veya sürecin sona erdiğini vurgular.
Şimdi sakin kal.
✨ special word message
Şimdi sakin kal.
Now keep calm.
Words in the English sentence
- calm : sakin
- keep : tutmak, korumak
- now : şimdi
Explanation
- Mevcut sakinliği korumayı öğütleyen süreklilik emir cümlesidir.
Şimdi kıpırdamadan yat.
✨ special word message
Şimdi kıpırdamadan yat.
Now lie still.
Words in the English sentence
- lie : yalan, uzanmak
- now : şimdi
- still : hala, henüz, durgun
Explanation
- "Lie still" (hareketsiz yatmak) tıbbi veya güvenlik durumlarında kullanılır.
Şimdi beni dinleyin.
✨ special word message
Şimdi beni dinleyin.
Now listen up.
Words in the English sentence
- listen : dinlemek
- now : şimdi
- up : yukarı
Explanation
- Dikkatleri üzerine çekmek için kullanılan bir ünlem/emir yapısıdır.
Şimdi buraya bak.
✨ special word message
Şimdi buraya bak.
Now look here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- look : bakmak, bakış, görünmek
- now : şimdi
Explanation
- Odak noktasını değiştirmek veya bir şeyi göstermek için kullanılır.
Şimdi demek, şimdi demektir.
✨ special word message
Şimdi demek, şimdi demektir.
Now means now.
Words in the English sentence
- means : anlamına gelir, araçlar
- now : şimdi
Explanation
- Eylemin derhal yapılması gerektiğini vurgulayan otoriter bir cümledir.
Şimdi yana kay.
✨ special word message
Şimdi yana kay.
Now move over.
Words in the English sentence
- move : hareket etmek, taşınmak
- now : şimdi
- over : üzerinde, bitti
Explanation
- Yer açmak için kullanılan fiziksel bir talimattır.
Şimdi git bakalım / Hadi yoluna.
✨ special word message
Şimdi git bakalım / Hadi yoluna.
Now run along.
Words in the English sentence
- along : boyunca, beraberinde
- now : şimdi
- run : koşmak, çalıştırmak
Explanation
- Genellikle çocuklara veya istenmeyen kişilere kibarca "git" demektir.
Şimdi uzaklaş / Geri dur.
✨ special word message
Şimdi uzaklaş / Geri dur.
Now step away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- now : şimdi
- step : adım, basamak
Explanation
- "Step away" bir şeyden fiziksel olarak mesafe koymayı ister.
Şimdi bir adım geri at.
✨ special word message
Şimdi bir adım geri at.
Now step back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- now : şimdi
- step : adım, basamak
Explanation
- Güvenlik veya görüş açısı için verilen geri çekilme komutudur.
Şimdi şunu kes / durdur.
✨ special word message
Şimdi şunu kes / durdur.
Now stop that.
Words in the English sentence
- now : şimdi
- stop : durmak, durak
- that : o, şu
Explanation
- Hoş olmayan bir eylemi sonlandırmak için kullanılan emir yapısıdır.
Şimdi tekrar dene.
✨ special word message
Şimdi tekrar dene.
Now try again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- now : şimdi
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- Hata sonrası cesaretlendirme veya yeniden deneme talimatıdır.
Şimdi dikkat et.
✨ special word message
Şimdi dikkat et.
Now watch out.
Words in the English sentence
- now : şimdi
- out : dışarı, dışarıda
- watch : izlemek, kol saati
Explanation
- "Watch out" (dikkatli olmak) ünlem olarak tehlike uyarısıdır.
Şimdi gidebiliriz.
✨ special word message
Şimdi gidebiliriz.
Now we can go.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- go : gitmek
- now : şimdi
- we : biz
Explanation
- Engel kalktıktan sonra verilen "mümkünlük" (can) bildiren cümledir.
Şimdi sen yap.
✨ special word message
Şimdi sen yap.
Now you do it.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- it : o, onu
- now : şimdi
- you : sen, siz
Explanation
- Sıranın karşı tarafa geçtiğini bildiren bir yönergedir.
Hayır, yapamazsın.
✨ special word message
Hayır, yapamazsın.
No, you can't.
Words in the English sentence
Explanation
- İzin vermeme veya yetersizlik bildiren kesin bir olumsuzluktur.
Tabii ki hayır!
✨ special word message
Tabii ki hayır!
Of course not!
Words in the English sentence
- course : kurs, ders, gidişat
- not : değil, olumsuzluk eki
- of : aitlik bildiren edat, -ın/-in
Explanation
- Güçlü bir reddetme ve vurgu içeren kalıplaşmış ifadedir.
Tabii ki evet!
✨ special word message
Tabii ki evet!
Of course yes!
Words in the English sentence
- course : kurs, ders, gidişat
- of : aitlik bildiren edat, -ın/-in
- yes : evet
Explanation
- "Of course" (elbette) ile pekiştirilmiş onay cümlesidir.
Ah, üzgünüm / özür dilerim.
✨ special word message
Ah, üzgünüm / özür dilerim.
Oh, I'm sorry.
Words in the English sentence
Explanation
- Hata fark edildiğinde verilen anlık tepki ve özür cümlesidir.
Ah, onun gibi! / Öyle demek!
✨ special word message
Ah, onun gibi! / Öyle demek!
Oh, like that!
Words in the English sentence
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- that : o, şu
Explanation
- Bir durumu anlama veya kavrama anında verilen tepkidir.
Ah hayır, gerçekten mi?
✨ special word message
Ah hayır, gerçekten mi?
Oh no, really?
Words in the English sentence
- oh : oh, ya
- really : gerçekten
Explanation
- Şaşkınlık ve inanamama bildiren bir soru ünlemidir.
Oh! Cidden mi?
✨ special word message
Oh! Cidden mi?
Oh! Seriously?
Words in the English sentence
- seriously : cidden, ciddi bir şekilde
Explanation
- Duyulan bir habere karşı şüphe ve hayret ifadesidir.
Ah, bu benim!
✨ special word message
Ah, bu benim!
Oh, that's me!
Words in the English sentence
Explanation
- Bir fotoğrafta veya listede kendini tanıma anında kullanılır.
Tamam, katılıyorum / kabul ediyorum.
✨ special word message
Tamam, katılıyorum / kabul ediyorum.
Okay, I agree.
Words in the English sentence
- agree : katılmak, aynı fikirde olmak
- i : ben
Explanation
- Bir fikre veya teklife onay verme cümlesidir.
Tamam, hazırım.
✨ special word message
Tamam, hazırım.
OK, I'm ready.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir eyleme başlamak için onayı bildiren standart yapı.
Tamam, beni dinleyin.
✨ special word message
Tamam, beni dinleyin.
OK, listen up.
Words in the English sentence
- listen : dinlemek
- up : yukarı
Explanation
- Konuşmaya başlamadan önce grubun sessizliğini talep eder.
Tamam, tekrar dene.
✨ special word message
Tamam, tekrar dene.
OK, try again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- Yenilgi sonrası verilen onay ve destek cümlesidir.
Tamam, çok iyi.
✨ special word message
Tamam, çok iyi.
Ok, very good.
Words in the English sentence
Explanation
- Bir durumu veya başarıyı onaylayan takdir ifadesidir.
Bir kez daha mı?
✨ special word message
Bir kez daha mı?
One more time?
Words in the English sentence
- more : daha fazla
- one : bir
- time : zaman, vakit
Explanation
- Eylemin tekrarını soran, genellikle eksiltili bir soru cümlesidir.
Biri ağırdı.
✨ special word message
Biri ağırdı.
One was heavy.
Words in the English sentence
- heavy : ağır
- one : bir
- was : idi, oldu
Explanation
- Seçeneklerden birinin geçmişteki durumunu ("heavy") niteleyen yapıdır.
Sadece Tom geldi.
✨ special word message
Sadece Tom geldi.
Only Tom came.
Words in the English sentence
- came : geldi
- only : sadece, yalnızca
- tom : Tom
Explanation
- "Only" kısıtlayıcı zarfı ile katılımın tek kişi olduğunu bildirir.
Sadece Tom ayrıldı / kaldı.
✨ special word message
Sadece Tom ayrıldı / kaldı.
Only Tom left.
Words in the English sentence
- left : sol, ayrıldı
- only : sadece, yalnızca
- tom : Tom
Explanation
- "Left" fiili hem ayrılmak hem de kalmak (passive ise) anlamlarına gelebilir.
Bir pencere aç.
✨ special word message
Bir pencere aç.
Open a window.
Words in the English sentence
- a : bir
- open : açık, açmak
- window : pencere
Explanation
- Belirsiz bir nesne ("a window") için verilen hava alma talimatıdır.
Kapıyı aç.
✨ special word message
Kapıyı aç.
Open the door.
Words in the English sentence
- door : kapı
- open : açık, açmak
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Belirli bir nesne ("the door") için verilen doğrudan emir.
Bahçe kapısını / geçidi aç.
✨ special word message
Bahçe kapısını / geçidi aç.
Open the gate.
Words in the English sentence
- gate : kapı, geçit
- open : açık, açmak
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Gate" genellikle dış mekandaki büyük kapılar için kullanılır.
Hediyeyi aç.
✨ special word message
Hediyeyi aç.
Open the gift.
Words in the English sentence
- gift : hediye
- open : açık, açmak
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Bir paketi veya hediyeyi açmaya yönelik teşviktir.
Fırını aç.
✨ special word message
Fırını aç.
Open the oven.
Words in the English sentence
- open : açık, açmak
- oven : fırın
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Mutfakla ilgili teknik bir talimat cümlesidir.
Kasayı aç.
✨ special word message
Kasayı aç.
Open the safe.
Words in the English sentence
- open : açık, açmak
- safe : güvenli, kasa
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Güvenlikli bir bölmenin açılmasını isteyen emirdir.
Gitmem gerekir mi? / Gitmeli miyim?
✨ special word message
Gitmem gerekir mi? / Gitmeli miyim?
Ought I to go?
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- ought : -meli, -malı
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Ought to" (gereklilik) modülünün soru hali, görev bilincini sorar.
Bizimki daha kötü.
✨ special word message
Bizimki daha kötü.
Ours is worse.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- ours : bizimki
- worse : daha kötü
Explanation
- "Ours" (bizimki) iyelik zamiri ile karşılaştırma ("worse") yapılmıştır.
Takımımız kaybetti.
✨ special word message
Takımımız kaybetti.
Our team lost.
Words in the English sentence
- lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
- our : bizim
- team : takım, ekip
Explanation
- "Lose" fiilinin geçmiş hali "lost" ile kurulan mağlubiyet bildirimidir.
Yolumdan çekil!
✨ special word message
Yolumdan çekil!
Out of my way!
Words in the English sentence
- my : benim
- of : aitlik bildiren edat, -ın/-in
- out : dışarı, dışarıda
- way : yol, yöntem
Explanation
- Birinin geçişini engelleyenlere söylenen kaba bir uyarıdır.
Onu bana uzat.
✨ special word message
Onu bana uzat.
Pass it to me.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- me : beni, bana
- pass : geçmek, geçiş
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- Bir nesneyi aktarmayı isteyen rica/emir cümlesidir.
Tuzu uzat.
✨ special word message
Tuzu uzat.
Pass the salt.
Words in the English sentence
- pass : geçmek, geçiş
- salt : tuz
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Yemek masasında sıkça kullanılan bir istek kalıbıdır.
Dikkatini ver / Dinle.
✨ special word message
Dikkatini ver / Dinle.
Pay attention.
Words in the English sentence
- attention : dikkat
- pay : ödemek, maaş
Explanation
- Konsantrasyon talep eden kalıplaşmış bir emir cümlesidir.
İnsanlar değişir.
✨ special word message
İnsanlar değişir.
People change.
Words in the English sentence
- change : değişim, değiştirmek
- people : insanlar, halk
Explanation
- İnsan doğasına dair genel bir gerçeği bildiren geniş zamanlı cümledir.
Sana telefon var.
✨ special word message
Sana telefon var.
Phone for you.
Words in the English sentence
- for : için
- phone : telefon
- you : sen, siz
Explanation
- Birinin arandığını bildiren kısa ve eksiltili bir yapıdır.
Bir sayı seç.
✨ special word message
Bir sayı seç.
Pick a number.
Words in the English sentence
- a : bir
- number : numara, sayı
- pick : seçmek, toplamak
Explanation
- Seçim yapmaya ("pick") yönelik bir talimat.
Herhangi bir kart seç.
✨ special word message
Herhangi bir kart seç.
Pick any card.
Words in the English sentence
- any : hiç, herhangi
- card : kart
- pick : seçmek, toplamak
Explanation
- "Any" (herhangi bir) sıfatı ile sınırsız seçenek sunan seçim emridir.