Ona (kadına) dava açalım.
✨ special word message
Ona (kadına) dava açalım.
Let's sue her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- sue : dava açmak
Explanation
- "Sue" (dava açmak) fiili "let's" yapısı ile ortak bir öneri olarak sunulmuştur.
Ona (erkeğe) dava açalım.
✨ special word message
Ona (erkeğe) dava açalım.
Let's sue him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- sue : dava açmak
Explanation
- Erkek şahıs zamiri "him" kullanılarak birine hukuki süreç başlatma teklifidir.
Tom'a dava açalım.
✨ special word message
Tom'a dava açalım.
Let's sue Tom.
Words in the English sentence
- sue : dava açmak
- tom : Tom
Explanation
- Belirli bir kişiye yönelik yasal işlem başlatma önerisidir.
Hadi şimdi deneyelim.
✨ special word message
Hadi şimdi deneyelim.
Let's try now.
Words in the English sentence
- now : şimdi
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- Eylemin zamanını vurgulayan "now" zarfı ile yapılan bir deneme önerisidir.
Hadi bir tane deneyelim.
✨ special word message
Hadi bir tane deneyelim.
Let's try one.
Words in the English sentence
- one : bir
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- "One" zamiri ile seçeneklerden birini tecrübe etme teklifidir.
Bırak gelsinler.
✨ special word message
Bırak gelsinler.
Let them come.
Words in the English sentence
- come : gelmek
- let : izin vermek, bırakmak
- them : onları, onlara
Explanation
- "Let + nesne + fiil" yapısı ile üçüncü şahıslara izin verme veya meydan okuma anlamı taşır.
Onlara haber ver / Bilmelerini sağla.
✨ special word message
Onlara haber ver / Bilmelerini sağla.
Let them know.
Words in the English sentence
- know : bilmek, tanımak
- let : izin vermek, bırakmak
- them : onları, onlara
Explanation
- Bilgilendirme yapılması gerektiğini belirten bir talimattır.
Bırak dinlensinler.
✨ special word message
Bırak dinlensinler.
Let them rest.
Words in the English sentence
- let : izin vermek, bırakmak
- rest : dinlenmek, geri kalan
- them : onları, onlara
Explanation
- Başkalarının dinlenmesine müdahale edilmemesi yönündeki ricanın ifadesidir.
Bırak kalsınlar.
✨ special word message
Bırak kalsınlar.
Let them stay.
Words in the English sentence
- let : izin vermek, bırakmak
- stay : kalmak
- them : onları, onlara
Explanation
- Başkalarının mevcut konumunu korumasına izin verilmesi talebidir.
Bırak konuşsunlar.
✨ special word message
Bırak konuşsunlar.
Let them talk.
Words in the English sentence
- let : izin vermek, bırakmak
- talk : konuşmak
- them : onları, onlara
Explanation
- Sözlerin veya dedikoduların önemsenmemesi gerektiğini ima eden bir kalıptır.
Bırak Tom yapsın.
✨ special word message
Bırak Tom yapsın.
Let Tom do it.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- tom : Tom
Explanation
- İşin sorumluluğunu Tom'a verme veya ona izin verme anlamı taşır.
Bırak Tom sürsün (araba).
✨ special word message
Bırak Tom sürsün (araba).
Let Tom drive.
Words in the English sentence
- drive : sürmek, araç sürmek
- let : izin vermek, bırakmak
- tom : Tom
Explanation
- Sürüş eyleminin Tom tarafından gerçekleştirilmesine yönelik izin cümlesidir.
Bırak Tom gitsin / ayrılsın.
✨ special word message
Bırak Tom gitsin / ayrılsın.
Let Tom leave.
Words in the English sentence
- leave : ayrılmak, terk etmek
- let : izin vermek, bırakmak
- tom : Tom
Explanation
- Tom'un ayrılmasına engel olunmaması gerektiğini bildirir.
Bırak Tom rahatlasın / dinlensin.
✨ special word message
Bırak Tom rahatlasın / dinlensin.
Let Tom relax.
Words in the English sentence
- let : izin vermek, bırakmak
- relax : rahatlamak, gevşemek
- tom : Tom
Explanation
- Tom'un huzuruna veya istirahatine yönelik bir müdahale yasağıdır.
Bırak Tom uyusun.
✨ special word message
Bırak Tom uyusun.
Let Tom sleep.
Words in the English sentence
- let : izin vermek, bırakmak
- sleep : uyumak, uyku
- tom : Tom
Explanation
- Tom'un uyku eylemine izin verilmesi yönündeki taleptir.
Bırak Tom konuşsun.
✨ special word message
Bırak Tom konuşsun.
Let Tom speak.
Words in the English sentence
- let : izin vermek, bırakmak
- speak : konuşmak
- tom : Tom
Explanation
- Tom'a söz hakkı tanınması veya sözünün kesilmemesi gerektiğini belirtir.
Onu denememize izin ver.
✨ special word message
Onu denememize izin ver.
Let us try it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- try : denemek, çabalamak
- us : bize, bizi
Explanation
- "Let's" yapısının daha resmi ve açık ("let us") halidir.
Geri (tekrar) uzan.
✨ special word message
Geri (tekrar) uzan.
Lie back down.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- down : aşağı
- lie : yalan, uzanmak
Explanation
- "Lie down" (uzanmak) öbek fiiliyle kurulan bir komut veya tavsiyedir.
Hayat ucuzdur.
✨ special word message
Hayat ucuzdur.
Life is cheap.
Words in the English sentence
- cheap : ucuz
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
Explanation
- Yaşamın değerine dair mecazi veya sosyolojik bir tespittir.
Hayat çılgıncadır.
✨ special word message
Hayat çılgıncadır.
Life is crazy.
Words in the English sentence
- crazy : çılgın, deli
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
Explanation
- Hayatın beklenmedik olaylarla dolu olduğunu anlatan bir isim cümlesidir.
Hayat harikadır.
✨ special word message
Hayat harikadır.
Life is great.
Words in the English sentence
- great : harika, büyük
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
Explanation
- Yaşama dair olumlu bir bakış açısını ifade eden geniş zamanlı yapıdır.
Hayat kısadır.
✨ special word message
Hayat kısadır.
Life is short.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
- short : kısa
Explanation
- "Life" (Hayat) öznesini niteleyen yaygın bir özdeyiştir.
Hayat tatlıdır.
✨ special word message
Hayat tatlıdır.
Life is sweet.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
- sweet : tatlı
Explanation
- Yaşamın güzelliğini ve keyfini vurgulayan bir ifadedir.
Hayat zordur / çetindir.
✨ special word message
Hayat zordur / çetindir.
Life is tough.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
- tough : zor, sert, dayanıklı
Explanation
- Yaşamın zorluklarını niteleyen bir isim cümlesidir.
Hayat tuhaftır.
✨ special word message
Hayat tuhaftır.
Life is weird.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
- weird : tuhaf, garip
Explanation
- Hayatın garipliklerini ifade eden basit bir tanımlamadır.
Hayat adaletsizdir.
✨ special word message
Hayat adaletsizdir.
Life's unfair.
Words in the English sentence
- unfair : haksız, adaletsiz
Explanation
- "Life is" yapısının kısaltılmış halidir; "unfair" (adaletsiz) sıfatı kullanılmıştır.
Kolunu kaldır.
✨ special word message
Kolunu kaldır.
Lift your arm.
Words in the English sentence
- arm : kol
- lift : kaldırmak, asansör
- your : senin, sizin
Explanation
- "Lift" (kaldırmak) fiili ile kurulan bir vücut hareketi talimatıdır.
Bacağını kaldır.
✨ special word message
Bacağını kaldır.
Lift your leg.
Words in the English sentence
- leg : bacak
- lift : kaldırmak, asansör
- your : senin, sizin
Explanation
- Fiziksel muayene veya egzersiz sırasında kullanılan bir emir cümlesidir.
Işık hayattır.
✨ special word message
Işık hayattır.
Light is life.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
- light : ışık, hafif
Explanation
- Işığın önemini belirten metaforik bir isim cümlesidir.
Onu (kadını) dinle.
✨ special word message
Onu (kadını) dinle.
Listen to her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- listen : dinlemek
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Listen" fiili her zaman "to" edatıyla kullanılır.
Onu (erkeği) dinle.
✨ special word message
Onu (erkeği) dinle.
Listen to him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- listen : dinlemek
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- Bir erkek şahsın söylediklerine kulak verilmesi gerektiğini bildirir.
Tom'u dinle.
✨ special word message
Tom'u dinle.
Listen to Tom.
Words in the English sentence
- listen : dinlemek
- to : -e, -a (yönelme)
- tom : Tom
Explanation
- "Listen to" kalıbının özel isimle kullanımına örnektir.
Kapıyı kilitle.
✨ special word message
Kapıyı kilitle.
Lock the door.
Words in the English sentence
- door : kapı
- lock : kilit, kilitlemek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Güvenlik amaçlı bir eylemi ("lock") bildiren emir cümlesidir.
Bahçe kapısını kilitle.
✨ special word message
Bahçe kapısını kilitle.
Lock the gate.
Words in the English sentence
- gate : kapı, geçit
- lock : kilit, kilitlemek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Gate" (genellikle dış kapı) nesnesiyle kurulan bir talimattır.
Kasayı kilitle.
✨ special word message
Kasayı kilitle.
Lock the safe.
Words in the English sentence
- lock : kilit, kilitlemek
- safe : güvenli, kasa
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Değerli eşyaların korunduğu "safe" (kasa) için kullanılan emir yapısıdır.
Bak, bir yılan!
✨ special word message
Bak, bir yılan!
Look, a snake!
Words in the English sentence
Explanation
- Dikkat çekmek için kullanılan bir ünlem cümlesidir.
Bunlara bak.
✨ special word message
Bunlara bak.
Look at these.
Words in the English sentence
- at : -de, -da
- look : bakmak, bakış, görünmek
- these : bunlar
Explanation
- Yakındaki çoğul nesnelere ("these") işaret eden bakma eylemidir.
Şunlara bak.
✨ special word message
Şunlara bak.
Look at those.
Words in the English sentence
- at : -de, -da
- look : bakmak, bakış, görünmek
- those : onlar, şunlar
Explanation
- Uzaktaki çoğul nesnelere ("those") dikkat çeken emir yapısıdır.
Oraya / Oranın içine bak.
✨ special word message
Oraya / Oranın içine bak.
Look in there.
Words in the English sentence
- in : içinde
- look : bakmak, bakış, görünmek
- there : orada
Explanation
- Belirli bir yerin içini kontrol etmeyi isteyen yönlendirme cümlesidir.
Bu tarafa bak.
✨ special word message
Bu tarafa bak.
Look this way.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- this : bu
- way : yol, yöntem
Explanation
- Bakış yönünü belirleyen bir yer zarfı kullanımıdır.
Şuraya (yukarıya) bak.
✨ special word message
Şuraya (yukarıya) bak.
Look up there.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- there : orada
- up : yukarı
Explanation
- Yukarı yöndeki bir noktaya dikkat çeken bir ifadedir.
Bakın kim uyanmış / kim ayakta.
✨ special word message
Bakın kim uyanmış / kim ayakta.
Look who's up.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- up : yukarı
Explanation
- Birinin uyandığını veya geldiğini bildiren deyimsel bir kullanımdır.
Aşk kördür.
✨ special word message
Aşk kördür.
Love is blind.
Words in the English sentence
- blind : kör, panjur
- is : dır, dir
- love : sevmek, aşk, sevgi
Explanation
- Aşkın hataları görmediğini belirten klasik bir atasözüdür.
Aşk çılgıncadır.
✨ special word message
Aşk çılgıncadır.
Love is crazy.
Words in the English sentence
- crazy : çılgın, deli
- is : dır, dir
- love : sevmek, aşk, sevgi
Explanation
- Aşkın doğasını "crazy" sıfatıyla niteleyen isim cümlesidir.
Partilemeyi / Eğlenmeyi severim!
✨ special word message
Partilemeyi / Eğlenmeyi severim!
Love to party!
Words in the English sentence
- love : sevmek, aşk, sevgi
- party : parti, taraf
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- Öznesi gizlenmiş (I love...), bir tutkuyu bildiren ünlem cümlesidir.
Kendini sev!
✨ special word message
Kendini sev!
Love yourself!
Words in the English sentence
- love : sevmek, aşk, sevgi
- yourself : kendin
Explanation
- Öz şefkati öğütleyen dönüşlü zamirli ("yourself") emir yapısıdır.
Şans kördür.
✨ special word message
Şans kördür.
Luck is blind.
Words in the English sentence
- blind : kör, panjur
- is : dır, dir
- luck : şans
Explanation
- Şansın rastgele dağıldığını anlatan bir ifadedir.
Şans onu terk etti.
✨ special word message
Şans onu terk etti.
Luck left him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- left : sol, ayrıldı
- luck : şans
Explanation
- Geçmiş zamanlı ("left") bir talihsizlik durumunu bildirir.
Lucy, Mary ile tanıştı / buluştu.
✨ special word message
Lucy, Mary ile tanıştı / buluştu.
Lucy met Mary.
Words in the English sentence
- lucy : Lucy (Özel isim)
- mary : Mary (Özel isim)
- met : tanıştı, buluştu
Explanation
- "Meet" fiilinin geçmiş hali "met" ile kurulan iki özel isimli cümledir.
Çin'de üretilmiştir.
✨ special word message
Çin'de üretilmiştir.
Made in China.
Words in the English sentence
- china : Çin
- in : içinde
- made : yapılmış, yaptı
Explanation
- Ürün menşeini belirten edilgen (passive) kısaltılmış yapıdır.
Bir seçim yap.
✨ special word message
Bir seçim yap.
Make a choice.
Words in the English sentence
- a : bir
- choice : seçim, tercih
- make : yapmak
Explanation
- "Make a choice" karar vermeyi isteyen bir fiil öbeğidir.
Bir teklif yap.
✨ special word message
Bir teklif yap.
Make an offer.
Words in the English sentence
- an : bir
- make : yapmak
- offer : teklif, teklif etmek
Explanation
- Pazarlık veya öneri sürecini başlatan emir cümlesidir.
Onu durdur!
✨ special word message
Onu durdur!
Make him stop!
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- make : yapmak
- stop : durmak, durak
Explanation
- "Make + nesne + fiil" (Ettirgen yapı) ile birini bir şeye zorlamayı ifade eder.
Kısa tut.
✨ special word message
Kısa tut.
Make it brief.
Words in the English sentence
- brief : kısa, öz
- it : o, onu
- make : yapmak
Explanation
- Bir anlatımın veya eylemin süresini kısıtlayan talimattır.
Çabuk ol / Hızlı yap.
✨ special word message
Çabuk ol / Hızlı yap.
Make it quick.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- make : yapmak
- quick : hızlı, çabuk
Explanation
- Acele edilmesi gerektiğini vurgulayan kalıplaşmış bir yapıdır.
Kısa kes.
✨ special word message
Kısa kes.
Make it short.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- make : yapmak
- short : kısa
Explanation
- Uzun sürmemesi istenen durumlar için kullanılan emir cümlesidir.
Beni mutlu et.
✨ special word message
Beni mutlu et.
Make me happy.
Words in the English sentence
- happy : mutlu
- make : yapmak
- me : beni, bana
Explanation
- Bir duygusal durum değişikliği yaratılmasını isteyen ettirgen yapı.
Yatağını topla / yap.
✨ special word message
Yatağını topla / yap.
Make your bed.
Words in the English sentence
- bed : yatak
- make : yapmak
- your : senin, sizin
Explanation
- Günlük bir rutini belirten "make the bed" kalıbıdır.
Marie hastaydı.
✨ special word message
Marie hastaydı.
Marie was ill.
Words in the English sentence
- ill : hasta
- marie : Marie (Özel isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Özel ismin geçmişteki bir durumunu ("ill" - hasta) niteleyen isim cümlesidir.
Mary onu inşa etti / yaptı.
✨ special word message
Mary onu inşa etti / yaptı.
Mary built it.
Words in the English sentence
- built : inşa edilmiş, yapılmış
- it : o, onu
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- "Build" fiilinin geçmiş hali "built" ile kurulan eylem cümlesidir.
Mary yüzebilir.
✨ special word message
Mary yüzebilir.
Mary can swim.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- mary : Mary (Özel isim)
- swim : yüzmek
Explanation
- Yetenek bildiren "can" yardımcı fiiliyle kurulan cümledir.
Mary beni kovdu.
✨ special word message
Mary beni kovdu.
Mary fired me.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- mary : Mary (Özel isim)
- me : beni, bana
Explanation
- İşten çıkarılma eyleminin failini ve nesnesini bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Mary onu tamir etti.
✨ special word message
Mary onu tamir etti.
Mary fixed it.
Words in the English sentence
- fixed : sabit, tamir edilmiş
- it : o, onu
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- Sorunun Mary tarafından çözüldüğünü/onarıldığını belirtir.
Mary bizi buldu.
✨ special word message
Mary bizi buldu.
Mary found us.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- mary : Mary (Özel isim)
- us : bize, bizi
Explanation
- Nesne zamiri "us" (bizi) ile kurulan geçmiş zamanlı bulma eylemidir.
Mary'de biraz vardı / Mary biraz aldı.
✨ special word message
Mary'de biraz vardı / Mary biraz aldı.
Mary had some.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- mary : Mary (Özel isim)
- some : biraz, bazı
Explanation
- "Some" (biraz) miktar belirteciyle geçmişteki bir sahipliği veya tüketimi bildirir.
Mary'nin umudu var.
✨ special word message
Mary'nin umudu var.
Mary has hope.
Words in the English sentence
- has : sahip, var
- hope : umut etmek, umut
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- Geniş zamanda bir duyguya veya düşünceye sahip olmayı ifade eder.
Mary benden nefret ediyor.
✨ special word message
Mary benden nefret ediyor.
Mary hates me.
Words in the English sentence
- hates : nefret eder
- mary : Mary (Özel isim)
- me : beni, bana
Explanation
- Geniş zamanda ("hates") kişisel bir duyguyu bildiren cümledir.
Mary onu duydu.
✨ special word message
Mary onu duydu.
Mary heard it.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- it : o, onu
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- İşitme eyleminin Mary tarafından gerçekleştirildiğini belirten geçmiş zaman cümlesidir.
Mary beni işe aldı.
✨ special word message
Mary beni işe aldı.
Mary hired me.
Words in the English sentence
- hired : işe alınmış, kiralık
- mary : Mary (Özel isim)
- me : beni, bana
Explanation
- "Hire" (işe almak) fiilinin geçmiş zaman kullanımıdır.
Mary bir tilkidir (mecazen kurnazdır).
✨ special word message
Mary bir tilkidir (mecazen kurnazdır).
Mary is a fox.
Words in the English sentence
- a : bir
- fox : tilki
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- Kişiyi bir hayvanla özdeşleştiren metaforik bir isim cümlesidir.
Mary bir casustur.
✨ special word message
Mary bir casustur.
Mary is a spy.
Words in the English sentence
- a : bir
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
- spy : casus
Explanation
- Mary'nin mesleğini veya kimliğini bildiren standart isim cümlesidir.
Mary ölüyor.
✨ special word message
Mary ölüyor.
Mary is dying.
Words in the English sentence
- dying : ölüyor
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- Şimdiki zaman (Present Continuous) ile süregelen kritik bir durumu bildirir.
Mary Yunan'dır.
✨ special word message
Mary Yunan'dır.
Mary is Greek.
Words in the English sentence
- greek : Yunanca, Yunan
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- Milliyet bildiren bir isim cümlesidir.
Mary haklı.
✨ special word message
Mary haklı.
Mary is right.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
- right : doğru, hak, sağ
Explanation
- Birinin düşüncesine veya durumuna katılımı belirten yapıdır.
Mary tuhaftır.
✨ special word message
Mary tuhaftır.
Mary is weird.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
- weird : tuhaf, garip
Explanation
- Bir karakter özelliğini ("weird") tanımlayan isim cümlesidir.
Mary bunu biliyor.
✨ special word message
Mary bunu biliyor.
Mary knows it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- knows : bilir
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- Bilgi sahibi olma durumunu geniş zamanda ifade eder.
Mary beni tanıyor.
✨ special word message
Mary beni tanıyor.
Mary knows me.
Words in the English sentence
- knows : bilir
- mary : Mary (Özel isim)
- me : beni, bana
Explanation
- "Know" fiili burada tanışıklık anlamında kullanılmıştır.
Mary ciddi / Mary dediğini kastediyor.
✨ special word message
Mary ciddi / Mary dediğini kastediyor.
Mary means it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- mary : Mary (Özel isim)
- means : anlamına gelir, araçlar
Explanation
- Sözlerin samimiyetini ve kararlılığını bildiren bir deyimsel yapıdır.
Mary ciddiye almıştı / Öyle demek istemişti.
✨ special word message
Mary ciddiye almıştı / Öyle demek istemişti.
Mary meant it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- mary : Mary (Özel isim)
- meant : kastetti, anlamına geliyordu
Explanation
- "Mean" fiilinin geçmiş zamanlı ("meant") halidir.
Mary, aşkım!
✨ special word message
Mary, aşkım!
Mary, my love!
Words in the English sentence
- love : sevmek, aşk, sevgi
- my : benim
Explanation
- Bir hitap ve sevgi ifadesi içeren ünlem yapısıdır.
Mary onu (kadını) vurdu.
✨ special word message
Mary onu (kadını) vurdu.
Mary shot her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- mary : Mary (Özel isim)
- shot : atış, vuruş, vuruldu
Explanation
- "Shoot" fiilinin geçmiş hali "shot" ile kurulan eylem cümlesidir.
Mary Tom'u vurdu.
✨ special word message
Mary Tom'u vurdu.
Mary shot Tom.
Words in the English sentence
- mary : Mary (Özel isim)
- shot : atış, vuruş, vuruldu
- tom : Tom
Explanation
- İki özel isim arasındaki bir eylemi geçmiş zamanda bildirir.
Mary ona (kadına) söyledi.
✨ special word message
Mary ona (kadına) söyledi.
Mary told her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- mary : Mary (Özel isim)
- told : söyledi
Explanation
- Bilgi aktarımının geçmişte yapıldığını ifade eden fiil cümlesidir.
Mary ona (erkeğe) söyledi.
✨ special word message
Mary ona (erkeğe) söyledi.
Mary told him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- mary : Mary (Özel isim)
- told : söyledi
Explanation
- "Tell" (anlatmak/söylemek) fiili geçmiş zamanda "told" olur.
Mary onu istiyor.
✨ special word message
Mary onu istiyor.
Mary wants it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- mary : Mary (Özel isim)
- wants : ister, istekler
Explanation
- Üçüncü tekil şahıs ("Mary") geniş zamanda fiile "-s" takısı alır.
Mary incinmişti / yaralanmıştı.
✨ special word message
Mary incinmişti / yaralanmıştı.
Mary was hurt.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- mary : Mary (Özel isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Mary'nin geçmişteki fiziksel veya duygusal durumunu niteleyen yapıdır.
Nedenini sorabilir miyim?
✨ special word message
Nedenini sorabilir miyim?
May I ask why?
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- i : ben
- may : Mayıs, olabilir
- why : neden, niçin
Explanation
- "May" ile kurulan oldukça nazik bir soru/izin kalıbıdır.
İçeri girebilir miyim?
✨ special word message
İçeri girebilir miyim?
May I come in?
Words in the English sentence
- come : gelmek
- i : ben
- in : içinde
- may : Mayıs, olabilir
Explanation
- Bir yere girmek için izin isteyen en yaygın resmi soru kalıplarından biridir.
Bunu yapabilir miyim?
✨ special word message
Bunu yapabilir miyim?
May I do that?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- may : Mayıs, olabilir
- that : o, şu
Explanation
- Belirli bir eylem için izin isteyen nazik bir sorudur.
Eve gidebilir miyim?
✨ special word message
Eve gidebilir miyim?
May I go home?
Words in the English sentence
- go : gitmek
- home : ev, yuva
- i : ben
- may : Mayıs, olabilir
Explanation
- Ayrılmak için üstlerden veya yetkililerden izin isteme cümlesidir.
Ben de gidebilir miyim?
✨ special word message
Ben de gidebilir miyim?
May I go, too?
Words in the English sentence
- i : ben
- may : Mayıs, olabilir
- too : de, da, çok fazla
Explanation
- "Too" (de/da) zarfı ile eyleme dahil olma izni istenir.
Şimdi gidebilir miyiz?
✨ special word message
Şimdi gidebilir miyiz?
May we go now?
Words in the English sentence
- go : gitmek
- may : Mayıs, olabilir
- now : şimdi
- we : biz
Explanation
- Çoğul şahıs adına nazikçe ayrılma izni talep eden sorudur.
Benimle orada buluş.
✨ special word message
Benimle orada buluş.
Meet me there.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- meet : buluşmak, tanışmak
- there : orada
Explanation
- Yer bildiren "there" zarfı ile kurulan bir buluşma talimatıdır.
Erkekler ağlamaz.
✨ special word message
Erkekler ağlamaz.
Men don't cry.
Words in the English sentence
- cry : ağlamak, haykırış
- men : adamlar, erkekler
Explanation
- Toplumsal bir kabulu ifade eden geniş zamanlı olumsuz cümledir.
Mennad dua etti.
✨ special word message
Mennad dua etti.
Mennad prayed.
Words in the English sentence
- mennad : Mennad (Özel isim)
- prayed : dua etti
Explanation
- "Pray" (dua etmek) fiili geçmiş zamanla ("-ed") çekimlenmiştir.
Erkekler asla ağlamaz.
✨ special word message
Erkekler asla ağlamaz.
Men never cry.
Words in the English sentence
- cry : ağlamak, haykırış
- men : adamlar, erkekler
- never : asla, hiçbir zaman
Explanation
- "Never" (asla) sıklık zarfı ile anlam pekiştirilmiştir.
Süt beyazdır.
✨ special word message
Süt beyazdır.
Milk is white.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- milk : süt
- white : beyaz
Explanation
- Genel bir gerçeği (renk) bildiren basit isim cümlesidir.
Benimki siyahtır.
✨ special word message
Benimki siyahtır.
Mine is black.
Words in the English sentence
- black : siyah, kara
- is : dır, dir
- mine : benimki, maden
Explanation
- "Mine" iyelik zamiri ile bir aidiyetin rengi belirtilir.
Anne, ben geldim (evdeyim).
✨ special word message
Anne, ben geldim (evdeyim).
Mom, I'm home.
Words in the English sentence
Explanation
- Eve varıldığında kullanılan kalıplaşmış bir selamlaşma/bilgi cümlesidir.
Para kraldır (en önemlidir).
✨ special word message
Para kraldır (en önemlidir).
Money is king.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- king : kral
- money : para
Explanation
- Paranın gücünü vurgulayan bir deyimsel isim cümlesidir.