Şiirler yazarım.
✨ special word message
Şiirler yazarım.
I write poems.
Words in the English sentence
- i : ben
- poems : şiirler
- write : yazmak
Explanation
- "Write" fiili geniş zamanla (Present Simple) kullanılarak bir alışkanlık bildirilmiştir.
Şarkılar yazarım.
✨ special word message
Şarkılar yazarım.
I write songs.
Words in the English sentence
- i : ben
- songs : şarkılar
- write : yazmak
Explanation
- "Song" (şarkı) ismi çoğul eki alarak genel bir eylemi nesneleştirmiştir.
Sadece bir dakika / Bir dakika bekleyin.
✨ special word message
Sadece bir dakika / Bir dakika bekleyin.
Just a minute.
Words in the English sentence
- a : bir
- just : sadece, henüz
- minute : dakika
Explanation
- "Just" kelimesi burada bir sınırlama veya kısa bir süreyi vurgulamak için kullanılır.
Sadece bir an / Bir saniye.
✨ special word message
Sadece bir an / Bir saniye.
Just a moment.
Words in the English sentence
- a : bir
- just : sadece, henüz
- moment : an, moment
Explanation
- Nezaketen bekleme rica ederken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir.
Sadece onlara sor.
✨ special word message
Sadece onlara sor.
Just ask them.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- just : sadece, henüz
- them : onları, onlara
Explanation
- "Just" ile güçlendirilen emir kipi (Imperative) yapısıdır.
Sadece mutlu ol.
✨ special word message
Sadece mutlu ol.
Just be happy.
Words in the English sentence
- be : olmak
- happy : mutlu
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Be" yardımcı fiili ile durum bildiren bir emir/tavsiye cümlesidir.
Sadece sessiz ol.
✨ special word message
Sadece sessiz ol.
Just be quiet.
Words in the English sentence
- be : olmak
- just : sadece, henüz
- quiet : sessiz, sakin
Explanation
- Gürültüyü kesmek için kullanılan, "just" ile pekiştirilmiş bir uyarıdır.
Sadece onu (kadını) ara.
✨ special word message
Sadece onu (kadını) ara.
Just call her.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- her : ona, onu, onun
- just : sadece, henüz
Explanation
- Dişi nesne zamiri "her" ile kurulan basit bir emir cümlesidir.
Sadece onu (erkeği) ara.
✨ special word message
Sadece onu (erkeği) ara.
Just call him.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- him : ona, onu
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Call" (aramak/çağırmak) fiili erkek şahıs zamiriyle kullanılmıştır.
Sadece Tom'u ara.
✨ special word message
Sadece Tom'u ara.
Just call Tom.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- just : sadece, henüz
- tom : Tom
Explanation
- Özel ismin nesne konumunda olduğu pekiştirilmiş emir yapısıdır.
Sadece kontrol et.
✨ special word message
Sadece kontrol et.
Just check it.
Words in the English sentence
- check : kontrol etmek, çek
- it : o, onu
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Check" (kontrol etmek) eylemini basit bir talimat olarak sunar.
Sadece gitme.
✨ special word message
Sadece gitme.
Just don't go.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- just : sadece, henüz
Explanation
- Olumsuz emir yapısı ("don't") "just" ile daha vurgulu hale getirilmiştir.
Sadece yarısını ye!
✨ special word message
Sadece yarısını ye!
Just eat half!
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- half : yarım, buçuk
- just : sadece, henüz
Explanation
- Miktar belirten "half" (yarım) kelimesi nesne olarak kullanılmıştır.
Sadece tadını çıkar / Keyfine bak.
✨ special word message
Sadece tadını çıkar / Keyfine bak.
Just enjoy it.
Words in the English sentence
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- it : o, onu
- just : sadece, henüz
Explanation
- Bir durumdan zevk almayı öğütleyen kalıplaşmış bir ifadedir.
Sadece onu (kadını) bul.
✨ special word message
Sadece onu (kadını) bul.
Just find her.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- her : ona, onu, onun
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Find" fiili ve nesne zamiriyle kurulan kesin bir talimattır.
Sadece onu (erkeği) bul.
✨ special word message
Sadece onu (erkeği) bul.
Just find him.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- him : ona, onu
- just : sadece, henüz
Explanation
- Kayıp veya aranan bir erkek şahsa yönelik emir cümlesidir.
Sadece Tom'u bul.
✨ special word message
Sadece Tom'u bul.
Just find Tom.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- just : sadece, henüz
- tom : Tom
Explanation
- Belirli bir kişiyi bulmaya yönelik basit bir yönergedir.
Sadece geri çekil / Geri dön.
✨ special word message
Sadece geri çekil / Geri dön.
Just get back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- get : almak, elde etmek, binmek
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Get back" öbek fiili (phrasal verb) emir kipinde kullanılmıştır.
Sadece devam et! / Buyur başla!
✨ special word message
Sadece devam et! / Buyur başla!
Just go ahead!
Words in the English sentence
- ahead : ileride, önünde
- go : gitmek
- just : sadece, henüz
Explanation
- İzin verme veya cesaretlendirme anlamı taşıyan bir deyimdir.
Sadece eğlen.
✨ special word message
Sadece eğlen.
Just have fun.
Words in the English sentence
- fun : eğlence, eğlenceli
- have : sahip olmak, var
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Have fun" kalıbı emir yapısıyla bir iyi dilek olarak sunulur.
Sadece hatırım için yap / Beni kırma.
✨ special word message
Sadece hatırım için yap / Beni kırma.
Just humor me.
Words in the English sentence
- humor : mizah
- just : sadece, henüz
- me : beni, bana
Explanation
- "Humor someone" (birinin suyuna gitmek/gönlünü yapmak) deyimidir.
Sadece acele et.
✨ special word message
Sadece acele et.
Just hurry up.
Words in the English sentence
- hurry : acele etmek, acele
- just : sadece, henüz
- up : yukarı
Explanation
- Harekete geçirmek için kullanılan vurgulu bir emir cümlesidir.
Sadece bırak onu.
✨ special word message
Sadece bırak onu.
Just leave it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- just : sadece, henüz
- leave : ayrılmak, terk etmek
Explanation
- Bir şeyi kurcalamama veya olduğu gibi bırakma talimatıdır.
Sadece birini seç.
✨ special word message
Sadece birini seç.
Just pick one.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- one : bir
- pick : seçmek, toplamak
Explanation
- Seçenekler arasından bir tercih yapılmasını isteyen yapıdır.
Sadece ayağa kalk.
✨ special word message
Sadece ayağa kalk.
Just stand up.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- stand : ayakta durmak, katlanmak
- up : yukarı
Explanation
- Fiziksel bir eylemi ("stand up") bildiren basit talimattır.
Sadece olduğun yerde kal.
✨ special word message
Sadece olduğun yerde kal.
Just stay put.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- put : koymak
- stay : kalmak
Explanation
- "Stay put" (yerinden kıpırdamamak) kalıplaşmış bir deyimdir.
Sadece bir tane al.
✨ special word message
Sadece bir tane al.
Just take one.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- one : bir
- take : almak, götürmek
Explanation
- Miktar kısıtlaması içeren bir sunum veya emir cümlesidir.
Sadece ona dokun.
✨ special word message
Sadece ona dokun.
Just touch it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- just : sadece, henüz
- touch : dokunmak, temas
Explanation
- Temas etmeye yönelik basit ve pekiştirilmiş bir yönergedir.
Sadece bana güven.
✨ special word message
Sadece bana güven.
Just trust me.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- me : beni, bana
- trust : güvenmek, itimat
Explanation
- Güven telkin etmek için kullanılan yaygın bir ifadedir.
Sadece beni izle.
✨ special word message
Sadece beni izle.
Just watch me.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- me : beni, bana
- watch : izlemek, kol saati
Explanation
- Bir şeyi nasıl yapacağını göstermek veya meydan okumak için kullanılır.
Tırmanmaya devam et.
✨ special word message
Tırmanmaya devam et.
Keep climbing.
Words in the English sentence
- climbing : tırmanıyor, tırmanma
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- "Keep + V-ing" yapısı bir eylemin sürdürülmesi gerektiğini bildirir.
Savaşmaya / Mücadele etmeye devam et.
✨ special word message
Savaşmaya / Mücadele etmeye devam et.
Keep fighting.
Words in the English sentence
- fighting : dövüşme, kavga etme
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- Motivasyon amaçlı kullanılan süreklilik bildiren emir yapısıdır.
Onu (kadını) meşgul et.
✨ special word message
Onu (kadını) meşgul et.
Keep her busy.
Words in the English sentence
- busy : meşgul
- her : ona, onu, onun
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- "Keep + nesne + sıfat" yapısı ile bir durumu koruma talimatı verilir.
Onu (kadını) güvende tut.
✨ special word message
Onu (kadını) güvende tut.
Keep her safe.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- keep : tutmak, korumak
- safe : güvenli, kasa
Explanation
- Koruma ve güvenlik sorumluluğu yükleyen bir emir cümlesidir.
Onu (erkeği) meşgul et.
✨ special word message
Onu (erkeği) meşgul et.
Keep him busy.
Words in the English sentence
- busy : meşgul
- him : ona, onu
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- Erkek şahıs zamiriyle kurulan süreklilik ve durum bildirme cümlesidir.
Onu (erkeği) güvende tut.
✨ special word message
Onu (erkeği) güvende tut.
Keep him safe.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- keep : tutmak, korumak
- safe : güvenli, kasa
Explanation
- "Safe" (güvenli) sıfatı ile nesnenin durumunun korunması istenir.
İrtibatta kalalım / Haberdeşelim.
✨ special word message
İrtibatta kalalım / Haberdeşelim.
Keep in touch.
Words in the English sentence
- in : içinde
- keep : tutmak, korumak
- touch : dokunmak, temas
Explanation
- "Keep in touch" iletişimde kalmayı ifade eden kalıplaşmış bir deyimdir.
Kısa kes / Kısa tut.
✨ special word message
Kısa kes / Kısa tut.
Keep it brief.
Words in the English sentence
- brief : kısa, öz
- it : o, onu
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- "Brief" (kısa/öz) sıfatı ile anlatımın uzun olmaması istenir.
Onu temiz tut / Terbiyeni bozma.
✨ special word message
Onu temiz tut / Terbiyeni bozma.
Keep it clean.
Words in the English sentence
- clean : temiz, temizlemek
- it : o, onu
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- Bağlama göre hem hijyen hem de ahlaki bir uyarı olabilir.
Sessiz tut / Gizli kalsın.
✨ special word message
Sessiz tut / Gizli kalsın.
Keep it quiet.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- keep : tutmak, korumak
- quiet : sessiz, sakin
Explanation
- Hem ses seviyesi hem de bir sırrın saklanması için kullanılabilir.
Kısa tut.
✨ special word message
Kısa tut.
Keep it short.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- keep : tutmak, korumak
- short : kısa
Explanation
- Zaman veya uzunluk açısından sınırlama getiren bir ifadedir.
Anahtarlar sende kalsın.
✨ special word message
Anahtarlar sende kalsın.
Keep the keys.
Words in the English sentence
- keep : tutmak, korumak
- keys : anahtarlar
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Belirli bir nesnenin muhafaza edilmesini isteyen emir cümlesidir.
Tom'u meşgul et.
✨ special word message
Tom'u meşgul et.
Keep Tom busy.
Words in the English sentence
- busy : meşgul
- keep : tutmak, korumak
- tom : Tom
Explanation
- Özel ismin araya girdiği "Keep + nesne + sıfat" kalıbıdır.
Tom'u burada tut.
✨ special word message
Tom'u burada tut.
Keep Tom here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- keep : tutmak, korumak
- tom : Tom
Explanation
- "Here" yer zarfı ile kişinin bir konumda kalması istenir.
Tom'u güvende tut.
✨ special word message
Tom'u güvende tut.
Keep Tom safe.
Words in the English sentence
- keep : tutmak, korumak
- safe : güvenli, kasa
- tom : Tom
Explanation
- Belirli bir şahsın güvenliğinin sağlanması talimatıdır.
Ken, Tom'u buldu.
✨ special word message
Ken, Tom'u buldu.
Ken found Tom.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- ken : Ken
- tom : Tom
Explanation
- "Find" fiilinin geçmiş hali "found" ile kurulan basit fiil cümlesidir.
Ken, Tom'u duydu.
✨ special word message
Ken, Tom'u duydu.
Ken heard Tom.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- ken : Ken
- tom : Tom
Explanation
- "Hear" (duymak) fiili geçmiş zamanla ("heard") çekimlenmiştir.
Ken, Tom'u tanıyor / biliyor.
✨ special word message
Ken, Tom'u tanıyor / biliyor.
Ken knows Tom.
Words in the English sentence
- ken : Ken
- knows : bilir
- tom : Tom
Explanation
- Geniş zamanda ("knows") bir durumu/tanışıklığı bildiren cümledir.
Hepsini öldür.
✨ special word message
Hepsini öldür.
Kill them all.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- kill : öldürmek
- them : onları, onlara
Explanation
- Sert bir emir kipi ve "them all" (onların hepsini) nesne yapısıdır.
Kendini bil / tanı.
✨ special word message
Kendini bil / tanı.
Know yourself.
Words in the English sentence
- know : bilmek, tanımak
- yourself : kendin
Explanation
- "Yourself" dönüşlü zamiriyle kurulan felsefi bir emir cümlesidir.
Sofrayı kur!
✨ special word message
Sofrayı kur!
Lay the table!
Words in the English sentence
- lay : yatmak, koymak
- table : masa, tablo
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Lay the table" (sofra kurmak) kalıplaşmış bir fiil öbeğidir.
İngilizce öğren.
✨ special word message
İngilizce öğren.
Learn English.
Words in the English sentence
- english : İngilizce, İngiliz
- learn : öğrenmek
Explanation
- Bir dilde yetkinlik kazanmayı öğütleyen emir cümlesidir.
İtalyanca öğren.
✨ special word message
İtalyanca öğren.
Learn Italian.
Words in the English sentence
- italian : İtalyan, İtalyanca
- learn : öğrenmek
Explanation
- Dil öğrenimine yönelik doğrudan bir talimattır.
Derhal ayrıl / Hemen git.
✨ special word message
Derhal ayrıl / Hemen git.
Leave at once.
Words in the English sentence
- at : -de, -da
- leave : ayrılmak, terk etmek
- once : bir kez
Explanation
- "At once" (derhal) zarfı eylemin aciliyetini belirtir.
Onu burada bırak.
✨ special word message
Onu burada bırak.
Leave it here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- it : o, onu
- leave : ayrılmak, terk etmek
Explanation
- Nesnenin bırakılacağı yeri gösteren konum bildirmeli emir yapısıdır.
Lütfen gidin / ayrılın!
✨ special word message
Lütfen gidin / ayrılın!
Leave, please!
Words in the English sentence
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- "Please" kelimesiyle emir yapısı daha nazik hale getirilmiştir.
Anahtarı bırak.
✨ special word message
Anahtarı bırak.
Leave the key.
Words in the English sentence
- key : anahtar
- leave : ayrılmak, terk etmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Belirli bir nesnenin (the key) teslim edilmesi veya bırakılması talimatıdır.
Tom'u bırak / Tom'un yakasını bırak.
✨ special word message
Tom'u bırak / Tom'un yakasını bırak.
Let go of Tom.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- let : izin vermek, bırakmak
- of : aitlik bildiren edat, -ın/-in
- tom : Tom
Explanation
- "Let go of..." (bir şeyi/birini bırakmak) kalıplaşmış bir deyimdir.
Bırak o (kadın) gitsin / ayrılsın.
✨ special word message
Bırak o (kadın) gitsin / ayrılsın.
Let her leave.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- leave : ayrılmak, terk etmek
- let : izin vermek, bırakmak
Explanation
- "Let + nesne + fiil (yalın)" yapısı ile izin verme anlamı sağlanır.
Bırak o (kadın) konuşsun.
✨ special word message
Bırak o (kadın) konuşsun.
Let her speak.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- let : izin vermek, bırakmak
- speak : konuşmak
Explanation
- Söz hakkı verilmesini isteyen bir izin yapısıdır.
Bırak o (erkek) yapsın.
✨ special word message
Bırak o (erkek) yapsın.
Let him do it.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- him : ona, onu
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
Explanation
- Eylemin yapılmasına müsaade edilmesini isteyen cümledir.
Bırak içeri girsin.
✨ special word message
Bırak içeri girsin.
Let him enter.
Words in the English sentence
- enter : girmek
- him : ona, onu
- let : izin vermek, bırakmak
Explanation
- Giriş izni verilmesini ifade eden "let" yapısıdır.
Bırak rahatlasın.
✨ special word message
Bırak rahatlasın.
Let him relax.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- relax : rahatlamak, gevşemek
Explanation
- Kişinin dinlenmesine engel olunmaması gerektiğini bildirir.
Bırak uyusun.
✨ special word message
Bırak uyusun.
Let him sleep.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- sleep : uyumak, uyku
Explanation
- Uyku eylemine müdahale edilmemesi yönündeki taleptir.
Bırak konuşsun.
✨ special word message
Bırak konuşsun.
Let him speak.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- speak : konuşmak
Explanation
- Konuşma özgürlüğü veya sırası verilmesini talep eder.
Bırak bitireyim / Sözümü bitirmeme izin ver.
✨ special word message
Bırak bitireyim / Sözümü bitirmeme izin ver.
Let me finish.
Words in the English sentence
- finish : bitirmek, son
- let : izin vermek, bırakmak
- me : beni, bana
Explanation
- Kendi eylemi için izin isteyen birinci şahıs yapısıdır.
Bırak ben alayım / halledeyim.
✨ special word message
Bırak ben alayım / halledeyim.
Let me get it.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- me : beni, bana
Explanation
- Yardım teklifi veya inisiyatif alma durumlarında kullanılır.
Bırak şimdi gideyim.
✨ special word message
Bırak şimdi gideyim.
Let me go now.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- let : izin vermek, bırakmak
- me : beni, bana
- now : şimdi
Explanation
- "Now" (şimdi) zarfı ile gitme isteğinin anlık olduğu belirtilir.
Bırak ona bakayım / Onu görmeme izin ver.
✨ special word message
Bırak ona bakayım / Onu görmeme izin ver.
Let me see it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- me : beni, bana
- see : görmek, anlamak
Explanation
- İnceleme veya görme arzusu bildiren bir izin cümlesidir.
Bırak deneyeyim.
✨ special word message
Bırak deneyeyim.
Let me try it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
- me : beni, bana
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- Bir şeyi tecrübe etmek için izin veya fırsat isteyen ifadedir.
Hadi hepimiz oturalım.
✨ special word message
Hadi hepimiz oturalım.
Let's all sit.
Words in the English sentence
- all : tüm, bütün, hepsi
- sit : oturmak
Explanation
- "Let's" (Hadi) ile gruba yönelik yapılan bir öneridir.
Hadi ona (kadına) soralım.
✨ special word message
Hadi ona (kadına) soralım.
Let's ask her.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- her : ona, onu, onun
Explanation
- Birinci çoğul şahısla yapılan ("let us") bir eylem teklifidir.
Hadi ona (erkeğe) soralım.
✨ special word message
Hadi ona (erkeğe) soralım.
Let's ask him.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- him : ona, onu
Explanation
- Erkek şahıs zamirine yönelik bir danışma önerisidir.
Hadi Tom'a soralım.
✨ special word message
Hadi Tom'a soralım.
Let's ask Tom.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- tom : Tom
Explanation
- Belirli bir kişiden bilgi alma önerisi içeren cümledir.
Hadi tedbirli / güvende olalım.
✨ special word message
Hadi tedbirli / güvende olalım.
Let's be safe.
Words in the English sentence
- be : olmak
- safe : güvenli, kasa
Explanation
- Güvenliği ön plana çıkaran bir ortak hareket önerisidir.
Hadi emin olalım.
✨ special word message
Hadi emin olalım.
Let's be sure.
Words in the English sentence
- be : olmak
- sure : emin, kesin
Explanation
- Netlik kazanma isteğini dile getiren öneri yapısıdır.
Hadi bir tane alalım / satın alalım.
✨ special word message
Hadi bir tane alalım / satın alalım.
Let's buy one.
Words in the English sentence
- buy : satın almak
- one : bir
Explanation
- Satın alma eylemi için sunulan bir teklif cümlesidir.
Hadi daha fazlasını yapalım.
✨ special word message
Hadi daha fazlasını yapalım.
Let's do more.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- more : daha fazla
Explanation
- Eylemin miktarını veya şiddetini artırma yönündeki öneridir.
Hadi şunu yapalım!
✨ special word message
Hadi şunu yapalım!
Let's do that!
Words in the English sentence
Explanation
- Daha önce bahsedilen bir fikri kabul eden coşkulu bir öneridir.
Hadi bunu yapalım / Başlayalım.
✨ special word message
Hadi bunu yapalım / Başlayalım.
Let's do this.
Words in the English sentence
Explanation
- Harekete geçmek için kullanılan motive edici bir başlangıç cümlesidir.
Hadi konuyu kapatalım.
✨ special word message
Hadi konuyu kapatalım.
Let's drop it.
Words in the English sentence
- drop : düşürmek, damla
- it : o, onu
Explanation
- "Drop it" (vazgeçmek/konuyu bırakmak) mecazi bir kullanım içerir.
Hadi biraz gevşeyelim / yavaşlayalım.
✨ special word message
Hadi biraz gevşeyelim / yavaşlayalım.
Let's ease up.
Words in the English sentence
- ease : kolaylık, rahatlatmak
- up : yukarı
Explanation
- "Ease up" (rahatlamak/hızı azaltmak) önerisi sunan deyimsel yapıdır.
Hadi dışarıda yiyelim.
✨ special word message
Hadi dışarıda yiyelim.
Let's eat out.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- out : dışarı, dışarıda
Explanation
- "Eat out" (restoranda yemek yemek) eylemini öneren cümledir.
Hadi gerçekle yüzleşelim / Kabul edelim.
✨ special word message
Hadi gerçekle yüzleşelim / Kabul edelim.
Let's face it.
Words in the English sentence
- face : yüz, surat, yüzleşmek
- it : o, onu
Explanation
- Kaçınılmaz bir gerçeği kabul etme önerisidir.
Hadi bir tane edinelim / alalım.
✨ special word message
Hadi bir tane edinelim / alalım.
Let's get one.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- one : bir
Explanation
- Bir nesneye sahip olma yönünde yapılan ortak tekliftir.
Hadi pes edelim / vazgeçelim.
✨ special word message
Hadi pes edelim / vazgeçelim.
Let's give up.
Words in the English sentence
- give : vermek
- up : yukarı
Explanation
- "Give up" (pes etmek) öbek fiiliyle kurulan olumsuz gidişatlı bir öneridir.
Hadi buralardan gidelim / uzaklaşalım.
✨ special word message
Hadi buralardan gidelim / uzaklaşalım.
Let's go away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- go : gitmek
Explanation
- Mevcut konumdan ayrılma teklifini ifade eder.
Hadi aşağı inelim.
✨ special word message
Hadi aşağı inelim.
Let's go down.
Words in the English sentence
Explanation
- Yön bildiren bir hareket önerisidir.
Hadi eve gidelim.
✨ special word message
Hadi eve gidelim.
Let's go home.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- home : ev, yuva
Explanation
- "Home" kelimesiyle kurulan en yaygın öneri cümlelerinden biridir.
Hadi gidelim, Ken.
✨ special word message
Hadi gidelim, Ken.
Let's go, Ken.
Words in the English sentence
Explanation
- Hitap ("Ken") içeren bir gitme teklifidir.
Hadi gidelim, Tom.
✨ special word message
Hadi gidelim, Tom.
Let's go, Tom.
Words in the English sentence
Explanation
- Tom'u harekete geçmeye çağıran ortaklık yapısıdır.
Hadi duyalım / Anlat bakalım.
✨ special word message
Hadi duyalım / Anlat bakalım.
Let's hear it.
Words in the English sentence
- hear : duymak, işitmek
- it : o, onu
Explanation
- Bir fikri veya haberi dinlemeye hazır olduğunu belirten öneridir.
Hadi öyle olmasını umalım.
✨ special word message
Hadi öyle olmasını umalım.
Let's hope so.
Words in the English sentence
- hope : umut etmek, umut
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- Bir temenniye ortak olma ifadesidir.
Hadi sadece gidelim.
✨ special word message
Hadi sadece gidelim.
Let's just go.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- just : sadece, henüz
Explanation
- Başka hiçbir şeyi düşünmeden gitme teklifini vurgular.
Hadi onu saklayalım / tutalım.
✨ special word message
Hadi onu saklayalım / tutalım.
Let's keep it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- keep : tutmak, korumak
Explanation
- Bir nesneyi elden çıkarmama yönündeki karar teklifidir.
Hadi kımıldatalım / Acele edelim.
✨ special word message
Hadi kımıldatalım / Acele edelim.
Let's move it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- move : hareket etmek, taşınmak
Explanation
- Bağlama göre bir nesneyi taşımak veya hızlanmak anlamına gelebilir.
Hadi devam edelim / İlerleyelim.
✨ special word message
Hadi devam edelim / İlerleyelim.
Let's move on.
Words in the English sentence
- move : hareket etmek, taşınmak
- on : üzerinde, açık
Explanation
- Bir konuyu geride bırakıp sonrakine geçme önerisidir.
Hadi onu açalım.
✨ special word message
Hadi onu açalım.
Let's open it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- open : açık, açmak
Explanation
- Kapalı bir nesneyi açma yönündeki ortak eylem teklifidir.
Hadi devam edelim / Gayret edelim.
✨ special word message
Hadi devam edelim / Gayret edelim.
Let's push on.
Words in the English sentence
- on : üzerinde, açık
- push : itmek
Explanation
- Zorluklara rağmen ilerleme niyetini bildiren öneridir.
Hadi risk alalım / Göze alalım.
✨ special word message
Hadi risk alalım / Göze alalım.
Let's risk it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- risk : risk, tehlike
Explanation
- Tehlikeli bir durumu deneme cesareti içeren öneridir.