Bir silah seç.
✨ special word message
Bir silah seç.
Pick a weapon.
Words in the English sentence
- a : bir
- pick : seçmek, toplamak
- weapon : silah
Explanation
- "Pick" (seçmek) fiili ile kurulan bir emir cümlesidir.
Pizza, lütfen.
✨ special word message
Pizza, lütfen.
Pizza, please.
Words in the English sentence
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- Sipariş verirken kullanılan, fiili olmayan eksiltili bir nezaket ifadesidir.
Onu tekrar oynat / çal.
✨ special word message
Onu tekrar oynat / çal.
Play it again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- it : o, onu
- play : oynamak, oyun
Explanation
- Bağlama göre bir oyunun veya bir müziğin tekrar edilmesini isteyen emir cümlesidir.
Oyunu oyna.
✨ special word message
Oyunu oyna.
Play the game.
Words in the English sentence
- game : oyun
- play : oynamak, oyun
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Belirli bir nesneye ("the game") yönelik eylem bildiren yapıdır.
Birlikte oynayın.
✨ special word message
Birlikte oynayın.
Play together.
Words in the English sentence
- play : oynamak, oyun
- together : birlikte
Explanation
- "Together" (birlikte) zarfı ile eylemin nasıl yapılması gerektiğini bildiren talimattır.
Lütfen onu tamir et / düzelt.
✨ special word message
Lütfen onu tamir et / düzelt.
Please fix it.
Words in the English sentence
- fix : tamir etmek, düzeltmek
- it : o, onu
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- "Please" nezaket ifadesiyle bir sorunun çözülmesini rica eden cümledir.
Lütfen içeri gir / bin.
✨ special word message
Lütfen içeri gir / bin.
Please get in.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- in : içinde
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- Genellikle bir araca veya odaya girmek için kullanılan nazik davettir.
Lütfen onu al.
✨ special word message
Lütfen onu al.
Please get it.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- it : o, onu
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- Bir nesneyi getirmeyi veya almayı rica eden yapıdır.
Lütfen şimdi git.
✨ special word message
Lütfen şimdi git.
Please go now.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- now : şimdi
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- Ayrılma eylemini nazik ama kesin bir zaman vurgusuyla ("now") bildiren ridadır.
Lütfen bırak / salıver.
✨ special word message
Lütfen bırak / salıver.
Please let go.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- let : izin vermek, bırakmak
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- "Let go" (bırakmak) öbek fiili ile fiziksel veya duygusal bir bırakma ricasıdır.
Lütfen dinle.
✨ special word message
Lütfen dinle.
Please listen.
Words in the English sentence
- listen : dinlemek
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- Dikkat talep eden temel bir nezaket cümlesidir.
Lütfen tekrarla.
✨ special word message
Lütfen tekrarla.
Please repeat.
Words in the English sentence
- please : lütfen, memnun etmek
- repeat : tekrar etmek
Explanation
- Söylenen bir şeyin yeniden dile getirilmesini isteyen rica cümlesidir.
Lütfen onu kullan.
✨ special word message
Lütfen onu kullan.
Please use it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- please : lütfen, memnun etmek
- use : kullanmak, kullanım
Explanation
- Bir eşyanın kullanılmasına yönelik sunulan bir teklif veya ridadır.
Dua et ve çalış.
✨ special word message
Dua et ve çalış.
Pray and work.
Words in the English sentence
- and : ve
- pray : dua etmek
- work : çalışmak, iş
Explanation
- İki eylemi sıralayan ve yaşam felsefesi sunan emir yapısıdır.
Onlar için dua et.
✨ special word message
Onlar için dua et.
Pray for them.
Words in the English sentence
- for : için
- pray : dua etmek
- them : onları, onlara
Explanation
- "Pray" (dua etmek) fiilinin "for" edatı ile kullanımına örnektir.
Onu buza koy / (Mecazen) Askıya al.
✨ special word message
Onu buza koy / (Mecazen) Askıya al.
Put it on ice.
Words in the English sentence
- ice : buz
- it : o, onu
- on : üzerinde, açık
- put : koymak
Explanation
- Hem fiziksel bir eylemi hem de bir planı bekletme anlamındaki deyimi ifade eder.
Onu yerine koy / kaldır.
✨ special word message
Onu yerine koy / kaldır.
Put that away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- put : koymak
- that : o, şu
Explanation
- "Put away" (kaldırmak/yerine koymak) öbek fiili ile kurulan bir düzenleme emridir.
Onu geri koy.
✨ special word message
Onu geri koy.
Put that back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- put : koymak
- that : o, şu
Explanation
- Alınan bir nesnenin eski yerine konulmasını isteyen talimattır.
Onu yere bırak / elinden bırak.
✨ special word message
Onu yere bırak / elinden bırak.
Put that down.
Words in the English sentence
- down : aşağı
- put : koymak
- that : o, şu
Explanation
- "Put down" bir nesneyi elinden bırakma eylemini ifade eder.
Onu buraya koy.
✨ special word message
Onu buraya koy.
Put that here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- put : koymak
- that : o, şu
Explanation
- Yer yön belirteci "here" (buraya) ile nesnenin konumunu belirleyen emirdir.
Sessizlik, lütfen.
✨ special word message
Sessizlik, lütfen.
Quiet, please.
Words in the English sentence
- please : lütfen, memnun etmek
Explanation
- Gürültüyü kesmek için kullanılan standart nezaket kalıbıdır.
Kumarı bırak.
✨ special word message
Kumarı bırak.
Quit gambling.
Words in the English sentence
- gambling : kumar
- quit : bırakmak, çıkmak
Explanation
- "Quit" (terk etmek/bırakmak) fiiliyle bir alışkanlığın sonlandırılması istenir.
Benden sonra oku.
✨ special word message
Benden sonra oku.
Read after me.
Words in the English sentence
- after : sonra
- me : beni, bana
- read : okumak, okudu
Explanation
- Öğretme veya tekrarlama durumlarında kullanılan bir yönergedir.
Onu tekrar oku.
✨ special word message
Onu tekrar oku.
Read it again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- it : o, onu
- read : okumak, okudu
Explanation
- Okuma eyleminin yinelenmesini isteyen emir cümlesidir.
Onu bana oku.
✨ special word message
Onu bana oku.
Read it to me.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- me : beni, bana
- read : okumak, okudu
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- Bir metnin sesli olarak kendisine okunmasını talep eden yapıdır.
Kitabı oku!
✨ special word message
Kitabı oku!
Read the book!
Words in the English sentence
- book : kitap
- read : okumak, okudu
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Vurgulu bir şekilde okuma talimatı veren ünlem cümlesidir.
Bunu şimdi oku.
✨ special word message
Bunu şimdi oku.
Read this now.
Words in the English sentence
- now : şimdi
- read : okumak, okudu
- this : bu
Explanation
- "This" (yakındaki nesne) ve "now" (zaman) vurgulu okuma talimatıdır.
Kırmızı daha iyidir.
✨ special word message
Kırmızı daha iyidir.
Red is better.
Words in the English sentence
- better : daha iyi
- is : dır, dir
- red : kırmızı
Explanation
- Renk tercihini "better" (daha iyi) kıyaslama sıfatıyla belirten isim cümlesidir.
Bunu hatırla!
✨ special word message
Bunu hatırla!
Remember this!
Words in the English sentence
- remember : hatırlamak
- this : bu
Explanation
- Unutulmaması gereken bir durum için kullanılan uyarıdır.
Huzur içinde uyu (RIP).
✨ special word message
Huzur içinde uyu (RIP).
Rest in peace.
Words in the English sentence
- in : içinde
- peace : barış, huzur
- rest : dinlenmek, geri kalan
Explanation
- Vefat edenler için kullanılan kalıplaşmış bir taziye/dua ifadesidir.
Zili çal.
✨ special word message
Zili çal.
Ring the bell.
Words in the English sentence
- bell : zil, çan
- ring : yüzük, çalmak (telefon/zil)
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "Ring" (çalmak) fiili ile nesne ("the bell") arasındaki eylemi bildiren emirdir.
Kiralık oda.
✨ special word message
Kiralık oda.
Room for rent.
Words in the English sentence
- for : için
- rent : kira, kiralamak
- room : oda, yer
Explanation
- Genellikle ilanlarda kullanılan, fiili olmayan isim tamlamasıdır.
Siper al / Sığınacak yere koş.
✨ special word message
Siper al / Sığınacak yere koş.
Run for cover.
Words in the English sentence
- cover : örtmek, kapak
- for : için
- run : koşmak, çalıştırmak
Explanation
- Tehlike anında korunmak için verilen acil durum talimatıdır.
Rusya büyüktür.
✨ special word message
Rusya büyüktür.
Russia is big.
Words in the English sentence
- big : büyük
- is : dır, dir
- russia : Rusya
Explanation
- Bir ülkenin coğrafi özelliğini tanımlayan geniş zamanlı isim cümlesidir.
Her zamanki gibi.
✨ special word message
Her zamanki gibi.
Same as usual.
Words in the English sentence
- as : gibi, olarak, -dığı için
- same : aynı
- usual : olağan, her zamanki
Explanation
- Değişiklik olmadığını belirten kalıplaşmış bir cevaptır.
Sami göründü / ortaya çıktı.
✨ special word message
Sami göründü / ortaya çıktı.
Sami appeared.
Words in the English sentence
- appeared : göründü, ortaya çıktı
- sami : Sami (isim)
Explanation
- "Appear" fiilinin geçmiş zaman çekimiyle kurulan eylem cümlesidir.
Sami bunu yaptı.
✨ special word message
Sami bunu yaptı.
Sami did that.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- sami : Sami (isim)
- that : o, şu
Explanation
- Eylemin failini ("Sami") ve zamanını (geçmiş) belirten yapıdır.
Sami hastalandı.
✨ special word message
Sami hastalandı.
Sami fell ill.
Words in the English sentence
- fell : düştü
- ill : hasta
- sami : Sami (isim)
Explanation
- "Fall ill" (hastalanmak) kalıbının geçmiş zaman ("fell") kullanımıdır.
Sami kötü hissetti.
✨ special word message
Sami kötü hissetti.
Sami felt bad.
Words in the English sentence
- bad : kötü
- felt : hissetti, keçe
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Duygusal veya fiziksel bir durumu bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Sami hastalandı.
✨ special word message
Sami hastalandı.
Sami got sick.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- sami : Sami (isim)
- sick : hasta
Explanation
- "Get sick" kalıbının geçmiş zaman hali olan "got sick" kullanılmıştır.
Sami onu duydu.
✨ special word message
Sami onu duydu.
Sami heard it.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- it : o, onu
- sami : Sami (isim)
Explanation
- İşitme eyleminin gerçekleştiğini bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Sami beni duydu.
✨ special word message
Sami beni duydu.
Sami heard me.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- me : beni, bana
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Nesne zamiri "me" (beni) ile kurulan basit bir cümledir.
Sami buraya saklandı.
✨ special word message
Sami buraya saklandı.
Sami hid here.
Words in the English sentence
- here : burada, buraya
- hid : sakladı, gizledi
- sami : Sami (isim)
Explanation
- "Hide" (saklanmak) fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali "hid" kullanılmıştır.
Sami yalnızdır.
✨ special word message
Sami yalnızdır.
Sami is alone.
Words in the English sentence
- alone : yalnız
- is : dır, dir
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Sami'nin mevcut sosyal durumunu niteleyen isim cümlesidir.
Sami kovuldu.
✨ special word message
Sami kovuldu.
Sami is fired.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- is : dır, dir
- sami : Sami (isim)
Explanation
- "Be + V3" (edigen yapı) ile Sami'nin işten çıkarıldığını bildirir.
Sami yalan söylüyor.
✨ special word message
Sami yalan söylüyor.
Sami is lying.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- lying : yalan söylüyor, uzanıyor
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Şimdiki zaman (Present Continuous) ile devam eden bir eylemi bildirir.
Sami saftır / toy dur.
✨ special word message
Sami saftır / toy dur.
Sami is naive.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- naive : saf, deneyimsiz
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Bir karakter özelliğini ("naive") tanımlayan isim cümlesidir.
Sami bunu biliyor.
✨ special word message
Sami bunu biliyor.
Sami knows it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- knows : bilir
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Geniş zamanda bilgi sahibi olma durumunu ifade eder.
Sami taşındı (içeri yerleşti).
✨ special word message
Sami taşındı (içeri yerleşti).
Sami moved in.
Words in the English sentence
- in : içinde
- moved : hareket etti, taşındı
- sami : Sami (isim)
Explanation
- "Move in" (yeni bir eve taşınmak) öbek fiilinin geçmiş halidir.
Sami geri döndü.
✨ special word message
Sami geri döndü.
Sami returned.
Words in the English sentence
- returned : döndü, iade edildi
- sami : Sami (isim)
Explanation
- Geri gelme eyleminin geçmişte tamamlandığını belirtir.
Sami oturdu.
✨ special word message
Sami oturdu.
Sami sat down.
Words in the English sentence
- down : aşağı
- sami : Sami (isim)
- sat : oturdu (sit geçmiş hali)
Explanation
- "Sit down" (oturmak) fiilinin geçmiş hali "sat down" dır.
Sami ayağa kalktı.
✨ special word message
Sami ayağa kalktı.
Sami stood up.
Words in the English sentence
- sami : Sami (isim)
- stood : durdu
- up : yukarı
Explanation
- "Stand up" (ayağa kalkmak) eyleminin geçmişte yapıldığını bildirir.
Sami hayatta kaldı / kurtuldu.
✨ special word message
Sami hayatta kaldı / kurtuldu.
Sami survived.
Words in the English sentence
- sami : Sami (isim)
- survived : hayatta kaldı
Explanation
- Zor bir durumdan sağ çıkma eylemini bildiren cümledir.
Sami kustu.
✨ special word message
Sami kustu.
Sami threw up.
Words in the English sentence
- sami : Sami (isim)
- threw : attı
- up : yukarı
Explanation
- "Throw up" (kusmak) öbek fiilinin geçmiş zaman halidir.
Sami ölüydü.
✨ special word message
Sami ölüydü.
Sami was dead.
Words in the English sentence
- dead : ölü
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- "Was" yardımcı fiili ile geçmişteki bir durum tanımlanmıştır.
Sami kötüydü.
✨ special word message
Sami kötüydü.
Sami was evil.
Words in the English sentence
- evil : kötü, kötülük
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Kişilik özelliğini ("evil" - kötü/şeytani) geçmiş zamanla tanımlar.
Sami memnundu / sevindi.
✨ special word message
Sami memnundu / sevindi.
Sami was glad.
Words in the English sentence
- glad : memnun, mutlu
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Geçmişteki bir mutluluk veya memnuniyet halini bildirir.
Sami gitmişti / yoktu.
✨ special word message
Sami gitmişti / yoktu.
Sami was gone.
Words in the English sentence
- gone : gitmiş
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Birinin ortamdan ayrıldığını veya eksikliğini bildiren yapıdır.
Sami evdeydi.
✨ special word message
Sami evdeydi.
Sami was home.
Words in the English sentence
- home : ev, yuva
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- "Be at home" kalıbının geçmiş zamanlı ve yer bildiren kullanımıdır.
Sami incinmişti / yaralıydı.
✨ special word message
Sami incinmişti / yaralıydı.
Sami was hurt.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Fiziksel veya duygusal bir acı durumunu geçmiş zamanla ifade eder.
Sami güvendeydi.
✨ special word message
Sami güvendeydi.
Sami was safe.
Words in the English sentence
- safe : güvenli, kasa
- sami : Sami (isim)
- was : idi, oldu
Explanation
- Emniyet durumunu belirten "was" + sıfat yapısıdır.
Sami yavaştı.
✨ special word message
Sami yavaştı.
Sami was slow.
Words in the English sentence
- sami : Sami (isim)
- slow : yavaş
- was : idi, oldu
Explanation
- Geçmişteki bir hızı veya mizaç özelliğini tanımlar.
Kendini kurtar.
✨ special word message
Kendini kurtar.
Save yourself.
Words in the English sentence
- save : kaydetmek, kurtarmak, biriktirmek
- yourself : kendin
Explanation
- Dönüşlü zamir "yourself" (kendini) ile kurulan acil durum emridir.
Hasta olduğumu söyle!
✨ special word message
Hasta olduğumu söyle!
Say I am sick!
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- say : söylemek, demek
- sick : hasta
Explanation
- Birine ne söylemesi gerektiğini dikte eden aktarma cümlesidir.
Yine de söyle!
✨ special word message
Yine de söyle!
Say it anyway!
Words in the English sentence
- anyway : her neyse, her halükarda
- it : o, onu
- say : söylemek, demek
Explanation
- "Anyway" (yine de/her neyse) zarfı ile kararlılık bildiren emirdir.
Bir şey söyle.
✨ special word message
Bir şey söyle.
Say something.
Words in the English sentence
- say : söylemek, demek
- something : bir şey
Explanation
- Sessizliği bozmak için yapılan genel bir konuşma talebidir.
Okul bitti / Okullar tatil.
✨ special word message
Okul bitti / Okullar tatil.
School is out.
Words in the English sentence
- is : dır, dir
- out : dışarı, dışarıda
- school : okul
Explanation
- Eğitimin o günkü veya dönemlik sonunu bildiren kalıptır.
Umrumda mı sanıyorsun! / Bak bakalım takıyor muyum!
✨ special word message
Umrumda mı sanıyorsun! / Bak bakalım takıyor muyum!
See if I care!
Words in the English sentence
- care : bakım, önemsemek
- i : ben
- if : eğer
- see : görmek, anlamak
Explanation
- Umursamazlık belirten deyimsel bir meydan okuma ifadesidir.
Tekrar görüşmek üzere.
✨ special word message
Tekrar görüşmek üzere.
See you again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- see : görmek, anlamak
- you : sen, siz
Explanation
- Ayrılırken kullanılan bir veda ve temenni kalıbıdır.
Sonra görüşürüz.
✨ special word message
Sonra görüşürüz.
See you later.
Words in the English sentence
- later : daha sonra
- see : görmek, anlamak
- you : sen, siz
Explanation
- En yaygın kullanılan günlük vedalaşma cümlelerinden biridir.
Orada görüşürüz.
✨ special word message
Orada görüşürüz.
See you there.
Words in the English sentence
- see : görmek, anlamak
- there : orada
- you : sen, siz
Explanation
- Belirli bir buluşma mekanına atıfta bulunan veda cümlesidir.
Onu (kadını) uzaklaştır / gönder.
✨ special word message
Onu (kadını) uzaklaştır / gönder.
Send her away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- her : ona, onu, onun
- send : gönder
Explanation
- Birinin yanından uzaklaştırılmasını isteyen emir cümlesidir.
Onu (erkeği) uzaklaştır / gönder.
✨ special word message
Onu (erkeği) uzaklaştır / gönder.
Send him away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- him : ona, onu
- send : gönder
Explanation
- Üçüncü tekil erkek şahıs nesne zamiri ("him") kullanılmıştır.
Onu eve gönder.
✨ special word message
Onu eve gönder.
Send him home.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- home : ev, yuva
- send : gönder
Explanation
- Birinin evine yollanması talimatını veren yapıdır.
Onu bana gönder.
✨ special word message
Onu bana gönder.
Send it to me.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- me : beni, bana
- send : gönder
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- Nesne ("it") ve dolaylı tümleç ("to me") içeren gönderim ricasıdır.
Beni oraya gönder.
✨ special word message
Beni oraya gönder.
Send me there.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- send : gönder
- there : orada
Explanation
- Kendisinin bir yere görevlendirilmesini veya yollanmasını isteyen emirdir.
Tom'u uzaklaştır / gönder.
✨ special word message
Tom'u uzaklaştır / gönder.
Send Tom away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- send : gönder
- tom : Tom
Explanation
- Özel bir isme yönelik uzaklaştırma talimatıdır.
Tom'u aşağı gönder.
✨ special word message
Tom'u aşağı gönder.
Send Tom down.
Words in the English sentence
- down : aşağı
- send : gönder
- tom : Tom
Explanation
- "Down" (aşağı) yön zarfı ile kurulan yer değiştirme emridir.
Tom'u eve gönder.
✨ special word message
Tom'u eve gönder.
Send Tom home.
Words in the English sentence
- home : ev, yuva
- send : gönder
- tom : Tom
Explanation
- Tom'un eve yollanması gerektiğini belirten doğrudan emir.
Tom'u buraya (yanımıza) gönder.
✨ special word message
Tom'u buraya (yanımıza) gönder.
Send Tom over.
Words in the English sentence
- over : üzerinde, bitti
- send : gönder
- tom : Tom
Explanation
- "Send over" genellikle yakındaki bir yere göndermeyi ifade eder.
Onları serbest bırak.
✨ special word message
Onları serbest bırak.
Set them free.
Words in the English sentence
- free : özgür, bedava
- set : kurmak, ayarlamak, set
- them : onları, onlara
Explanation
- "Set free" (özgür bırakmak) kalıbı ile kurulan bir talimattır.
Elimi sık.
✨ special word message
Elimi sık.
Shake my hand.
Words in the English sentence
- hand : el
- my : benim
- shake : sallamak, el sıkışmak
Explanation
- Tanışma veya anlaşma anında kullanılan fiziksel eylem talebidir.
Başlayayım mı?
✨ special word message
Başlayayım mı?
Shall I begin?
Words in the English sentence
- begin : başlamak
- i : ben
- shall : ecek/acak (gelecek zaman eki)
Explanation
- "Shall" ile kurulan, izin veya tavsiye isteyen nazik soru kalıbıdır.
Devam edeyim mi?
✨ special word message
Devam edeyim mi?
Shall I go on?
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- on : üzerinde, açık
- shall : ecek/acak (gelecek zaman eki)
Explanation
- "Go on" (devam etmek) eylemi için onay isteyen soru cümlesidir.
Oynayalım mı?
✨ special word message
Oynayalım mı?
Shall we play?
Words in the English sentence
- play : oynamak, oyun
- shall : ecek/acak (gelecek zaman eki)
- we : biz
Explanation
- Bir grup için ortak eylem teklifi sunan "shall we" yapısıdır.
Yürüyelim mi?
✨ special word message
Yürüyelim mi?
Shall we walk?
Words in the English sentence
- shall : ecek/acak (gelecek zaman eki)
- walk : yürümek, yürüyüş
- we : biz
Explanation
- Gidilecek yere yürüyerek gitme önerisini içeren sorudur.
Onları yendi / dövdü.
✨ special word message
Onları yendi / dövdü.
She beat them.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- she : o (kadın)
- them : onları, onlara
Explanation
- "Beat" fiili hem bir yarışmada yenmek hem de fiziksel şiddet anlamında kullanılabilir.
(Kadın) Eğildi.
✨ special word message
(Kadın) Eğildi.
She bent down.
Words in the English sentence
- bent : eğilmiş, bükülmüş
- down : aşağı
- she : o (kadın)
Explanation
- "Bend down" (aşağı eğilmek) fiilinin geçmiş zamanlı kullanımıdır.
Beni aradı.
✨ special word message
Beni aradı.
She called me.
Words in the English sentence
- called : aradı, denilen
- me : beni, bana
- she : o (kadın)
Explanation
- Hem telefonla aramak hem de seslenmek anlamını taşıyan geçmiş zamanlı yapıdır.
Bizi aradı.
✨ special word message
Bizi aradı.
She called us.
Words in the English sentence
- called : aradı, denilen
- she : o (kadın)
- us : bize, bizi
Explanation
- Çoğul nesne zamiri "us" (bizi) ile kurulan cümledir.
Sonuncu geldi.
✨ special word message
Sonuncu geldi.
She came last.
Words in the English sentence
- came : geldi
- last : son, geçen
- she : o (kadın)
Explanation
- Bir sıralamada veya yarışta sonuncu olma durumunu bildirir.
O bunu yapabilir.
✨ special word message
O bunu yapabilir.
She can do it.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- do : yapmak
- it : o, onu
- she : o (kadın)
Explanation
- Yetenek veya izin bildiren "can" yardımcı fiili ile kurulmuştur.
O konuşabiliyor.
✨ special word message
O konuşabiliyor.
She can speak.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- she : o (kadın)
- speak : konuşmak
Explanation
- Bir yeteneği veya fiziksel bir beceriyi ("speak") ifade eder.
O kayak yapamaz.
✨ special word message
O kayak yapamaz.
She can't ski.
Words in the English sentence
- she : o (kadın)
- ski : kayak, kayak yapmak
Explanation
- Yetersizlik bildiren olumsuz "can't" (cannot) yapısıdır.
Beni yakaladı.
✨ special word message
Beni yakaladı.
She caught me.
Words in the English sentence
- caught : yakaladı, yakalanmış
- me : beni, bana
- she : o (kadın)
Explanation
- "Catch" fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali "caught" kullanılmıştır.
Devam etti.
✨ special word message
Devam etti.
She continued.
Words in the English sentence
- continued : devam etti, süregelen
- she : o (kadın)
Explanation
- Yarım kalan bir eylemin sürdürüldüğünü bildiren geçmiş zaman cümlesidir.
Ölebilirdi / Ölebilir (ihtimal).
✨ special word message
Ölebilirdi / Ölebilir (ihtimal).
She could die.
Words in the English sentence
- could : yapabilirdi, -ebilirdi
- die : ölmek, zar
- she : o (kadın)
Explanation
- "Could" hem geçmiş yetenek hem de yüksek ihtimal/risk belirtmek için kullanılır.
Balık yer.
✨ special word message
Balık yer.
She eats fish.
Words in the English sentence
- eats : yer, yiyor
- fish : balık
- she : o (kadın)
Explanation
- Geniş zamanda ("eats") bir alışkanlığı veya beslenme tarzını bildirir.
Et yer.
✨ special word message
Et yer.
She eats meat.
Words in the English sentence
- eats : yer, yiyor
- meat : et
- she : o (kadın)
Explanation
- Üçüncü tekil şahıs için geniş zaman fiil çekimine (-s) örnektir.
Üzgün/Melankolik hissetti.
✨ special word message
Üzgün/Melankolik hissetti.
She felt blue.
Words in the English sentence
- blue : mavi
- felt : hissetti, keçe
- she : o (kadın)
Explanation
- "Feel blue" İngilizcede üzgün veya mutsuz hissetmek anlamına gelen bir deyimdir.