Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Oğlum yok.

      ✨ special word message

      Oğlum yok.

      I have no son.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • no : hayır
      • son : oğul, erkek evlat

      Explanation

      • "Oğlum" kelimesi "oğul" (son) köküne iyelik eki (-um) eklenerek "benim oğlum" anlamını kazanır.
      • İngilizcedeki "have no" (sahip olmamak) yapısı Türkçede "yok" kelimesiyle karşılanır.
      Emirlerim var.

      ✨ special word message

      Emirlerim var.

      I have orders.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • orders : siparişler, emirler

      Explanation

      • "Emirlerim" kelimesi "emir" (order) köküne çoğul eki (-ler) ve iyelik eki (-im) eklenerek oluşur.
      • "Var" kelimesi, İngilizcedeki "have" (sahip olmak) anlamını sağlar.
      Bitkilerim var.

      ✨ special word message

      Bitkilerim var.

      I have plants.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • plants : bitkiler, tesisler

      Explanation

      • "Bitkilerim" kelimesi "bitki" (plant) köküne çoğul ve iyelik ekleri eklenerek elde edilir.
      • Sahiplik durumu Türkçede "nesne + iyelik eki + var" kalıbıyla kurulur.
      Haklarım var.

      ✨ special word message

      Haklarım var.

      I have rights.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • rights : haklar

      Explanation

      • "Haklarım" kelimesi "hak" (right) köküne çoğul (-lar) ve iyelik (-ım) eklerinin gelmesiyle "benim haklarım" anlamını taşır.
      Yemek yemeliyim.

      ✨ special word message

      Yemek yemeliyim.

      I have to eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Yemek yemek" eylemi "eat" fiiline karşılık gelir.
      • "-meli/-malı" gereklilik kipi, İngilizcedeki "have to" zorunluluk yapısını karşılar.
      Koşmam lazım.

      ✨ special word message

      Koşmam lazım.

      I have to run.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • run : koşmak, çalıştırmak
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Koşmak" fiili "run" anlamına gelir.
      • "Lazım" veya "-malıyım" yapısı, "have to" (zorunda olmak) anlamını verir.
      Denemeliyim.

      ✨ special word message

      Denemeliyim.

      I have to try.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • "Denemek" fiili "try" eylemini karşılar.
      • "-meli" eki zorunluluk veya güçlü gereklilik bildirir.
      Kazanamam lazım.

      ✨ special word message

      Kazanamam lazım.

      I have to win.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)
      • win : kazanmak

      Explanation

      • "Kazanmak" fiili "win" anlamına gelir.
      • "Lazım" kelimesi "have to" yapısının verdiği zorunluluk anlamını pekiştirir.
      Dileklerim var.

      ✨ special word message

      Dileklerim var.

      I have wishes.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • wishes : dilekler, diler

      Explanation

      • "Dileklerim" kelimesi "dilek" (wish) köküne çoğul ve iyelik ekleri eklenerek "benim dileklerim" anlamı kazandırılmıştır.
      Onlara yardım ettim.

      ✨ special word message

      Onlara yardım ettim.

      I helped them.

      Words in the English sentence

      • helped : yardım etti, yardım edilmiş
      • i : ben
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • "Onlara" kelimesi "them" zamirinin yönelme hali ekini (-a) almış halidir.
      • "Yardım etmek" birleşik fiili "help" eylemini, "-tim" eki ise geçmiş zamanı ve "I" öznesini temsil eder.
      Tony'ye yardım ettim.

      ✨ special word message

      Tony'ye yardım ettim.

      I helped Tony.

      Words in the English sentence

      • helped : yardım etti, yardım edilmiş
      • i : ben
      • tony : Tony

      Explanation

      • Özel isim olan "Tony", yönelme eki (-ye) alarak fiile bağlanır.
      • "Yardım ettim" ifadesi geçmişte tamamlanmış bir eylemi bildirir.
      Kimseye yardım etmem.

      ✨ special word message

      Kimseye yardım etmem.

      I help nobody.

      Words in the English sentence

      • help : yardım etmek, yardım
      • i : ben
      • nobody : hiç kimse

      Explanation

      • "Nobody" (hiç kimse) kelimesi Türkçede olumsuz bir fiil yapısı gerektirir.
      • Bu yüzden "help" fiili geniş zaman olumsuzu olan "yardım etmem" şeklinde çevrilir.
      Umarım kazanırız.

      ✨ special word message

      Umarım kazanırız.

      I hope we win.

      Words in the English sentence

      • hope : umut etmek, umut
      • i : ben
      • we : biz
      • win : kazanmak

      Explanation

      • "Umarım" kelimesi "I hope" ifadesinin tam karşılığıdır.
      • "Kazanırız" fiili, "we win" (biz kazanırız) yapısını geniş zaman ekiyle karşılar.
      Kendimi incittim.

      ✨ special word message

      Kendimi incittim.

      I hurt myself.

      Words in the English sentence

      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • i : ben
      • myself : kendim

      Explanation

      • "Kendimi" kelimesi dönüşlülük zamiri olan "myself" ifadesini karşılar.
      • "İncitmek" veya "canını yakmak" fiili "hurt" eylemine karşılık gelir.
      Kimseyi incitmedim.

      ✨ special word message

      Kimseyi incitmedim.

      I hurt nobody.

      Words in the English sentence

      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • i : ben
      • nobody : hiç kimse

      Explanation

      • "Nobody" kelimesinden dolayı fiil olumsuz çekimlenmiştir (-medim).
      • "Kimseyi" kelimesi belirtme durumu eki almıştır.
      Onu görmezden geldim.

      ✨ special word message

      Onu görmezden geldim.

      I ignored her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • i : ben
      • ignored : görmezden gelinen, takmadı

      Explanation

      • "Görmezden gelmek" deyimi "ignore" fiilinin en yaygın karşılığıdır.
      • "Her" nesnesi Türkçede "onu" olarak çevrilir.
      Onu görmezden geldim.

      ✨ special word message

      Onu görmezden geldim.

      I ignored him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • i : ben
      • ignored : görmezden gelinen, takmadı

      Explanation

      • Türkçede cinsiyet ayrımı olmadığı için "him" de "onu" olarak karşılanır.
      • Fiilin sonundaki "-m" eki "I" (ben) öznesini belirtir.
      Tom'u görmezden geldim.

      ✨ special word message

      Tom'u görmezden geldim.

      I ignored Tom.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • ignored : görmezden gelinen, takmadı
      • tom : Tom

      Explanation

      • "Tom" özel ismi belirtme eki (-u) almıştır.
      • "Görmezden geldim" ifadesi geçmiş zamanlıdır.
      Ben bir başkasıdır.

      ✨ special word message

      Ben bir başkasıdır.

      I is an other.

      Words in the English sentence

      • an : bir
      • i : ben
      • is : dır, dir
      • other : diğer, başka

      Explanation

      • Bu ünlü bir felsefi/edebi alıntıdır (Arthur Rimbaud).
      • Gramer olarak normal bir cümle olmadığı için Türkçeye de bu anlamı yansıtacak şekilde "Ben bir başkasıdır" olarak çevrilir.
      Geriye zıpladım.

      ✨ special word message

      Geriye zıpladım.

      I jumped back.

      Words in the English sentence

      • back : geri, arka, sırt
      • i : ben
      • jumped : atladı

      Explanation

      • "Back" kelimesi yönelme ekiyle "geriye" olarak çevrilir.
      • "Jumped" fiili geçmiş zamanlı "zıpladım" kelimesiyle karşılanır.
      Onu az önce yaptım.

      ✨ special word message

      Onu az önce yaptım.

      I just did it.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • i : ben
      • it : o, onu
      • just : sadece, henüz

      Explanation

      • "Just" kelimesi eylemin çok kısa süre önce yapıldığını belirtmek için "az önce" olarak çevrilir.
      • "Did it" yapısı "yaptım" (yap-tı-m) olarak ifade edilir.
      Az önce kalktım.

      ✨ special word message

      Az önce kalktım.

      I just got up.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • just : sadece, henüz
      • up : yukarı

      Explanation

      • "Got up" fiili yataktan kalkmayı ifade eder.
      • "Just" vurgusu eylemin yeniliğini belirtir.
      Sadece gülümsedim.

      ✨ special word message

      Sadece gülümsedim.

      I just smiled.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • just : sadece, henüz
      • smiled : gülümsedi

      Explanation

      • "Just" burada "sadece" anlamında kullanılmıştır.
      • "Smiled" (gülümsedi) fiili "-m" şahıs ekiyle "gülümsedim" olur.
      Sessiz kaldım.

      ✨ special word message

      Sessiz kaldım.

      I kept silent.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • kept : sakladı, tuttu
      • silent : sessiz

      Explanation

      • "Keep silent" kalıbı Türkçede "sessiz kalmak" veya "susmak" olarak karşılanır.
      • "Kept" geçmiş zaman halidir.
      Şaka yapmıyorum.

      ✨ special word message

      Şaka yapmıyorum.

      I kid you not.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • kid : çocuk, dalga geçmek
      • not : değil, olumsuzluk eki
      • you : sen, siz

      Explanation

      • Bu bir kalıptır ve "ciddiyim, şaka yapmıyorum" anlamında kullanılır.
      • İngilizcedeki yapı devrik olsa da Türkçede şimdiki zaman olumsuzuyla karşılanır.
      Onları öldürdüm.

      ✨ special word message

      Onları öldürdüm.

      I killed them.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • killed : öldürüldü
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • "Them" (onları) nesnesi çoğul eki ve belirtme eki almıştır.
      • "Killed" fiili geçmiş zamanda çekimlenmiştir.
      Boston'ı biliyorum.

      ✨ special word message

      Boston'ı biliyorum.

      I know Boston.

      Words in the English sentence

      • boston : Boston
      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak

      Explanation

      • Bir şehri tanımak/bilmek anlamındaki "know" fiili Türkçede "biliyorum" olarak çevrilir.
      • Şehir ismi belirtme eki almıştır.
      Fransızca biliyorum.

      ✨ special word message

      Fransızca biliyorum.

      I know French.

      Words in the English sentence

      • french : Fransızca, Fransız
      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak

      Explanation

      • Dil bilmek eylemi İngilizcede "know" ile ifade edilirken Türkçede de "bilmek" fiili kullanılır.
      İşimi biliyorum.

      ✨ special word message

      İşimi biliyorum.

      I know my job.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • job : iş
      • know : bilmek, tanımak
      • my : benim

      Explanation

      • "My job" (işim) kelimesi belirtme eki alarak nesneleşmiştir.
      • "Know" fiili şimdiki zaman anlamında "biliyorum" olarak çevrilir.
      Kendimi biliyorum.

      ✨ special word message

      Kendimi biliyorum.

      I know myself.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • myself : kendim

      Explanation

      • "Myself" (kendimi) dönüşlülük zamiridir.
      • Fiil kökü olan "bil-" üzerine gelen ekler zaman ve kişiyi belirtir.
      İnsanları tanıyorum.

      ✨ special word message

      İnsanları tanıyorum.

      I know people.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • people : insanlar, halk

      Explanation

      • İnsanlar söz konusu olduğunda "know" fiili genellikle "tanımak" olarak çevrilir.
      Bazı şeyler biliyorum.

      ✨ special word message

      Bazı şeyler biliyorum.

      I know things.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • things : şeyler

      Explanation

      • "Things" (şeyler) nesnesi genel bir anlam kattığı için Türkçede "bazı şeyler" veya "bir şeyler" olarak çevrilebilir.
      Arkama yaslandım.

      ✨ special word message

      Arkama yaslandım.

      I leaned back.

      Words in the English sentence

      • back : geri, arka, sırt
      • i : ben
      • leaned : yaslandı

      Explanation

      • "Lean back" kalıbı "arkaya yaslanmak" demektir.
      • "Arkama" ifadesindeki iyelik eki "benim arkam" anlamını pekiştirir.
      Yol gösterdim.

      ✨ special word message

      Yol gösterdim.

      I led the way.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • led : yol açtı, yönetti
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • way : yol, yöntem

      Explanation

      • "Lead the way" bir deyimdir ve "öncülük etmek" veya "yol göstermek" anlamına gelir.
      Bir not bıraktım.

      ✨ special word message

      Bir not bıraktım.

      I left a note.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • i : ben
      • left : sol, ayrıldı
      • note : not

      Explanation

      • "Left", "leave" (bırakmak/ayrılmak) fiilinin geçmiş zamanıdır.
      • "A note" (bir not) nesnesi fiilden önce gelir.
      Onun kazanmasına izin verdim.

      ✨ special word message

      Onun kazanmasına izin verdim.

      I let him win.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • i : ben
      • let : izin vermek, bırakmak
      • win : kazanmak

      Explanation

      • "Let someone do something" yapısı "birinin bir şey yapmasına izin vermek" olarak çevrilir.
      • "Him" nesnesi "onun" olarak iyelik haliyle fiilimsiye bağlanır.
      Onun düşmesine izin verdim.

      ✨ special word message

      Onun düşmesine izin verdim.

      I let it fall.

      Words in the English sentence

      • fall : düşmek, sonbahar
      • i : ben
      • it : o, onu
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • "It" nesnesi burada bir cansız varlığı temsil eder.
      • "Fall" (düşmek) fiili "düşmesine" şeklinde isim-fiil olarak çevrilmiştir.
      Gitmelerine izin verdim.

      ✨ special word message

      Gitmelerine izin verdim.

      I let them go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben
      • let : izin vermek, bırakmak
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • "Them" (onlar) nesnesi "gitmelerine" (onların gitmesi) şeklinde ifade edilir.
      • "Let" fiili geçmiş zamanlıdır.
      Tom'un kazanmasına izin verdim.

      ✨ special word message

      Tom'un kazanmasına izin verdim.

      I let Tom win.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • let : izin vermek, bırakmak
      • tom : Tom
      • win : kazanmak

      Explanation

      • Özel isim tamlamaya girerek "Tom'un kazanması" yapısını oluşturur.
      Kazanmana izin verdim.

      ✨ special word message

      Kazanmana izin verdim.

      I let you win.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • let : izin vermek, bırakmak
      • win : kazanmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "You" (senin) iyelik anlamıyla "kazanmana" fiilimsisine bağlanmıştır.
      Ona yalan söyledim.

      ✨ special word message

      Ona yalan söyledim.

      I lied to her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • i : ben
      • lied : yalan söyledi
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Lie to someone" kalıbı Türkçede "birine yalan söylemek" olarak karşılanır.
      • "Her" (ona) yönelme eki almış bir zamirdir.
      Ona yalan söyledim.

      ✨ special word message

      Ona yalan söyledim.

      I lied to him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • i : ben
      • lied : yalan söyledi
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • Türkçede "ona" kelimesi hem erkek hem dişi için ortaktır.
      • "Yalan söylemek" eylemi geçmiş zamanda çekimlenmiştir.
      Tom'a yalan söyledim.

      ✨ special word message

      Tom'a yalan söyledim.

      I lied to Tom.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • lied : yalan söyledi
      • to : -e, -a (yönelme)
      • tom : Tom

      Explanation

      • Özel isim olan "Tom", yönelme eki (-a) almıştır.
      Sana yalan söyledim.

      ✨ special word message

      Sana yalan söyledim.

      I lied to you.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • lied : yalan söyledi
      • to : -e, -a (yönelme)
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "You" zamiri yönelme eki alarak "sana" haline dönüşür.
      Elmayı severim.

      ✨ special word message

      Elmayı severim.

      I like apples.

      Words in the English sentence

      • apples : elmalar
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • İngilizcedeki çoğul "apples" genel bir tercihi belirttiği için Türkçede tekil ve belirtme ekiyle "elmayı" olarak çevrilmesi doğaldır.
      • "Like" geniş zamanlı bir sevgiyi bildirir.
      Boston'ı seviyorum.

      ✨ special word message

      Boston'ı seviyorum.

      I like Boston.

      Words in the English sentence

      • boston : Boston
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "Like" geniş zaman olsa da beğeniler Türkçede genellikle şimdiki zamanla (-iyorum) ifade edilir.
      Peyniri severim.

      ✨ special word message

      Peyniri severim.

      I like cheese.

      Words in the English sentence

      • cheese : peynir
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "Cheese" (peynir) nesnesi belirtme eki (-i) alarak "sevmek" fiiline bağlanır.
      Şehirleri severim.

      ✨ special word message

      Şehirleri severim.

      I like cities.

      Words in the English sentence

      • cities : şehirler
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "Cities" (şehirler) çoğul nesnesi Türkçede de çoğul olarak korunabilir.
      Kahveyi severim.

      ✨ special word message

      Kahveyi severim.

      I like coffee.

      Words in the English sentence

      • coffee : kahve
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "Coffee" (kahve) genel bir kavram olarak belirtme eki almıştır.
      Yemek yemeyi severim.

      ✨ special word message

      Yemek yemeyi severim.

      I like eating.

      Words in the English sentence

      • eating : yiyor, yemek yeme
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "Eating" (yemek yeme) bir isim-fiildir.
      • Türkçede eylem nesneleşerek belirtme eki alır.
      Fransızcayı severim.

      ✨ special word message

      Fransızcayı severim.

      I like French.

      Words in the English sentence

      • french : Fransızca, Fransız
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "French" (Fransızca) dil ismi nesne konumundadır.
      Üzümü severim.

      ✨ special word message

      Üzümü severim.

      I like grapes.

      Words in the English sentence

      • grapes : üzüm
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • Genel bir meyve tercihi belirtildiği için çoğul yapı ("grapes") Türkçede tekil ("üzüm") olarak karşılanabilir.
      Hokeyi severim.

      ✨ special word message

      Hokeyi severim.

      I like hockey.

      Words in the English sentence

      • hockey : hokey
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • Spor dalı olan "hockey" belirtme eki alarak fiile bağlanır.
      Atları severim.

      ✨ special word message

      Atları severim.

      I like horses.

      Words in the English sentence

      • horses : atlar
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "Horses" (atlar) çoğul nesnesi sevilen varlığı belirtir.
      Sıcak severim.

      ✨ special word message

      Sıcak severim.

      I like it hot.

      Words in the English sentence

      • hot : sıcak
      • i : ben
      • it : o, onu
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • "It" burada belirsiz bir nesneyi veya durumu (çorba, hava vb.) temsil eder.
      • Türkçede "sıcak severim" ifadesi bu anlamı tam karşılar.
      Filmleri severim.

      ✨ special word message

      Filmleri severim.

      I like movies.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • movies : filmler

      Explanation

      • "Movies" (filmler) çoğul ismi genel bir hobiyi belirtir.
      İşimi seviyorum.

      ✨ special word message

      İşimi seviyorum.

      I like my job.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • job : iş
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • my : benim

      Explanation

      • "My job" (işim) iyelik eki almıştır.
      • Duygusal durum bildirildiği için şimdiki zaman kullanımı daha doğaldır.
      Soğanı severim.

      ✨ special word message

      Soğanı severim.

      I like onions.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • onions : soğanlar

      Explanation

      • "Onions" (soğanlar) genel bir sebze tercihidir.
      Okulu seviyorum.

      ✨ special word message

      Okulu seviyorum.

      I like school.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • school : okul

      Explanation

      • "School" (okul) nesnesi sevilen yeri belirtir.
      Kayak yapmayı severim.

      ✨ special word message

      Kayak yapmayı severim.

      I like skiing.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • skiing : kayak yapma

      Explanation

      • "Skiing" (kayak yapma) eylemi Türkçede isim-fiil grubuyla karşılanır.
      Futbolu severim.

      ✨ special word message

      Futbolu severim.

      I like soccer.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • soccer : futbol

      Explanation

      • "Soccer" (futbol) nesnesi belirtme eki alarak cümlede yer alır.
      Sporu severim.

      ✨ special word message

      Sporu severim.

      I like sports.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • sports : spor dalları

      Explanation

      • "Sports" (spor dalları) genel anlamda "spor" olarak tekil çevrilir.
      İlkbaharı severim.

      ✨ special word message

      İlkbaharı severim.

      I like spring.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • spring : ilkbahar, yay

      Explanation

      • "Spring" (ilkbahar) mevsim ismi nesne durumundadır.
      Tenis severim.

      ✨ special word message

      Tenis severim.

      I like tennis.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • tennis : tenis

      Explanation

      • Spor dallarında belirtme eki bazen kullanılmayabilir; "tenis severim" veya "tenisi severim" ikisi de doğrudur.
      Yemek yemeyi severim.

      ✨ special word message

      Yemek yemeyi severim.

      I like to eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "To eat" (yemek yemek) mastar yapısı isim-fiile dönüşerek nesne olur.
      Koşmayı severim.

      ✨ special word message

      Koşmayı severim.

      I like to run.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • run : koşmak, çalıştırmak
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "To run" (koşmak) eylemi "koşma" şeklinde isimleşip sevgi fiiline bağlanır.
      Trenleri severim.

      ✨ special word message

      Trenleri severim.

      I like trains.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • trains : trenler, eğitir

      Explanation

      • "Trains" (trenler) çoğul nesnesi belirtilmiştir.
      Kışı severim.

      ✨ special word message

      Kışı severim.

      I like winter.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • winter : kış

      Explanation

      • "Winter" (kış) kelimesi belirtme eki (-ı) almıştır.
      Sarıyı severim.

      ✨ special word message

      Sarıyı severim.

      I like yellow.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • yellow : sarı

      Explanation

      • "Yellow" (sarı renk) nesne olarak belirtme eki almıştır.
      Bir kibrit yaktım.

      ✨ special word message

      Bir kibrit yaktım.

      I lit a match.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • i : ben
      • lit : yanmış, aydınlatılmış
      • match : maç, kibrit, eşleşmek

      Explanation

      • "Lit", "light" (yakmak) fiilinin geçmiş zamanıdır.
      • "A match" (bir kibrit) belgisiz nesnedir.
      Yalnız yaşadım.

      ✨ special word message

      Yalnız yaşadım.

      I lived alone.

      Words in the English sentence

      • alone : yalnız
      • i : ben
      • lived : yaşadı

      Explanation

      • "Alone" (yalnız) zarfı eylemin tarzını belirtir.
      • "Lived" geçmişte tamamlanmış bir süreci bildirir.
      Yakınlarda yaşıyorum.

      ✨ special word message

      Yakınlarda yaşıyorum.

      I live nearby.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • live : yaşamak, canlı
      • nearby : yakınlarda

      Explanation

      • "Nearby" (yakınlarda) yer-yön zarfıdır.
      • "Live" geniş zaman yapısında olsa da şu anki durumu belirttiği için Türkçede şimdiki zamanla (-iyorum) çevrilir.
      Yemek için yaşıyorum.

      ✨ special word message

      Yemek için yaşıyorum.

      I live to eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben
      • live : yaşamak, canlı
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "To eat" (yemek için) amaç bildiren bir yapıdır.
      • Geniş zamanlı bir hayat felsefesini ifade eder.
      Buna izin vereceğim.

      ✨ special word message

      Buna izin vereceğim.

      I'll allow it.

      Words in the English sentence

      • allow : izin vermek
      • it : o, onu

      Explanation

      • "I'll" (I will) gelecek zaman bildirir.
      • "Allow" (izin vermek) fiili gelecek zaman eki olan "-ecek" ile çekimlenir.
      Onlara soracağım.

      ✨ special word message

      Onlara soracağım.

      I'll ask them.

      Words in the English sentence

      • ask : sormak, istemek
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • "Ask someone" kalıbı Türkçede "birine sormak" (-a sormak) olarak kullanılır.
      • "Will" yapısı fiile gelecek zaman anlamı katar.
      Yalnız olacağım.

      ✨ special word message

      Yalnız olacağım.

      I'll be alone.

      Words in the English sentence

      • alone : yalnız
      • be : olmak

      Explanation

      • "Be alone" (yalnız olmak) durumu gelecek zaman ekiyle çekimlenmiştir.
      Seni yeneceğim.

      ✨ special word message

      Seni yeneceğim.

      I'll beat you.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "Beat" (yenmek/dövmek) fiili burada yarışma/müsabaka anlamında "yenmek" olarak çevrilmiştir.
      Kısa keseceğim.

      ✨ special word message

      Kısa keseceğim.

      I'll be brief.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • brief : kısa, öz

      Explanation

      • "Be brief" (kısa olmak) ifadesi Türkçede "kısa kesmek" deyimiyle daha doğal karşılanır.
      Ben kaçar / Gidiyorum.

      ✨ special word message

      Ben kaçar / Gidiyorum.

      I'll be going.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • going : gidiyor, gidiş

      Explanation

      • "I'll be going" kalıbı genellikle "artık gitmem lazım, gidiyorum" anlamında bir veda ifadesidir.
      Çabuk olacağım.

      ✨ special word message

      Çabuk olacağım.

      I'll be quick.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • quick : hızlı, çabuk

      Explanation

      • "Quick" (çabuk/hızlı) sıfatı "olmak" yardımcı fiiliyle birleşmiştir.
      Sessiz olacağım.

      ✨ special word message

      Sessiz olacağım.

      I'll be quiet.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • quiet : sessiz, sakin

      Explanation

      • "Quiet" (sessiz) olma sözü gelecek zaman yapısıyla verilmiştir.
      Hazır olacağım.

      ✨ special word message

      Hazır olacağım.

      I'll be ready.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • ready : hazır

      Explanation

      • "Ready" (hazır) durumu "will" ekiyle geleceğe yönelik bir söz bildirir.
      Orada olacağım.

      ✨ special word message

      Orada olacağım.

      I'll be there.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • there : orada

      Explanation

      • "There" (orada) yer belirtir.
      • Fiilin sonundaki "-ım" eki "I" (ben) öznesini temsil eder.
      Onu satın alacağım.

      ✨ special word message

      Onu satın alacağım.

      I'll buy that.

      Words in the English sentence

      • buy : satın almak
      • that : o, şu

      Explanation

      • "Buy" (satın almak) eylemi gelecek zamanla çekimlenmiştir.
      • "That" nesnesi "onu" olarak çevrilir.
      Bunu satın alacağım.

      ✨ special word message

      Bunu satın alacağım.

      I'll buy this.

      Words in the English sentence

      • buy : satın almak
      • this : bu

      Explanation

      • "This" (bu) işaret zamiri belirtme eki alarak nesne olmuştur.
      Onu arayacağım.

      ✨ special word message

      Onu arayacağım.

      I'll call him.

      Words in the English sentence

      • call : aramak, çağırmak
      • him : ona, onu

      Explanation

      • "Call" (telefonla aramak) fiili gelecek zaman eki almıştır.
      Tom'u arayacağım.

      ✨ special word message

      Tom'u arayacağım.

      I'll call Tom.

      Words in the English sentence

      • call : aramak, çağırmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • Özel isim olan "Tom" belirtme eki alarak fiile bağlanır.
      Seni arayacağım.

      ✨ special word message

      Seni arayacağım.

      I'll call you.

      Words in the English sentence

      • call : aramak, çağırmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "You" (seni) nesnesi cümlenin başında yer alır.
      Onu taşıyacağım.

      ✨ special word message

      Onu taşıyacağım.

      I'll carry it.

      Words in the English sentence

      • carry : taşımak
      • it : o, onu

      Explanation

      • "Carry" (taşımak) fiili gelecek zaman eki (-acak) ve şahıs eki (-ım) almıştır.
      Yetişeceğim.

      ✨ special word message

      Yetişeceğim.

      I'll catch up.

      Words in the English sentence

      • catch : yakalamak
      • up : yukarı

      Explanation

      • "Catch up" (yetişmek/arayı kapatmak) deyimsel bir fiildir.
      Kayıt yaptıracağım.

      ✨ special word message

      Kayıt yaptıracağım.

      I'll check in.

      Words in the English sentence

      • check : kontrol etmek, çek
      • in : içinde

      Explanation

      • "Check in" (otele/uçağa giriş yapmak) kalıbı Türkçede "kayıt yaptırmak" olarak karşılanır.
      Onu kontrol edeceğim.

      ✨ special word message

      Onu kontrol edeceğim.

      I'll check it.

      Words in the English sentence

      • check : kontrol etmek, çek
      • it : o, onu

      Explanation

      • "Check" fiili "kontrol etmek" yardımcı fiiliyle çevrilir.
      Ortalığı toplayacağım / Temizleyeceğim.

      ✨ special word message

      Ortalığı toplayacağım / Temizleyeceğim.

      I'll clean up.

      Words in the English sentence

      • clean : temiz, temizlemek
      • up : yukarı

      Explanation

      • "Clean up" (temizlemek/toplamak) eylemi gelecek zaman bildirir.
      Şimdi geliyorum.

      ✨ special word message

      Şimdi geliyorum.

      I'll come now.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • now : şimdi

      Explanation

      • İngilizcede "I'll come" (geleceğim) denilse de Türkçede "şimdi" zarfıyla birlikte şimdiki zaman kullanımı ("geliyorum") daha yaygındır.
      Balık yiyeceğim.

      ✨ special word message

      Balık yiyeceğim.

      I'll eat fish.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • fish : balık

      Explanation

      • "Fish" (balık) nesnesi fiilden önce gelir.
      • Gelecek zaman çekimi uygulanmıştır.
      Burada yiyeceğim.

      ✨ special word message

      Burada yiyeceğim.

      I'll eat here.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • here : burada, buraya

      Explanation

      • "Here" (burada) bulunma durumu bildiren yer zarfıdır.
      Onu bulacağım.

      ✨ special word message

      Onu bulacağım.

      I'll find her.

      Words in the English sentence

      • find : bulmak
      • her : ona, onu, onun

      Explanation

      • "Find" (bulmak) fiili gelecek zamanlıdır.
      • "Her" nesnesi "onu" olarak karşılanır.
      Onu bulacağım.

      ✨ special word message

      Onu bulacağım.

      I'll find him.

      Words in the English sentence

      • find : bulmak
      • him : ona, onu

      Explanation

      • Türkçede "onu" zamiri cinsiyet farkı gözetmez.
      Tom'u bulacağım.

      ✨ special word message

      Tom'u bulacağım.

      I'll find Tom.

      Words in the English sentence

      • find : bulmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • Özel isim belirtme eki almıştır.
      Seni bulacağım.

      ✨ special word message

      Seni bulacağım.

      I'll find you.

      Words in the English sentence

      • find : bulmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "You" (seni) nesnesi ve gelecek zaman ekiyle cümle tamamlanır.