Oğlum yok.
✨ special word message
Oğlum yok.
I have no son.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- no : hayır
- son : oğul, erkek evlat
Explanation
- "Oğlum" kelimesi "oğul" (son) köküne iyelik eki (-um) eklenerek "benim oğlum" anlamını kazanır.
-
İngilizcedeki "have no" (sahip olmamak) yapısı Türkçede "yok" kelimesiyle karşılanır.
Emirlerim var.
✨ special word message
Emirlerim var.
I have orders.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- orders : siparişler, emirler
Explanation
- "Emirlerim" kelimesi "emir" (order) köküne çoğul eki (-ler) ve iyelik eki (-im) eklenerek oluşur.
-
"Var" kelimesi, İngilizcedeki "have" (sahip olmak) anlamını sağlar.
Bitkilerim var.
✨ special word message
Bitkilerim var.
I have plants.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- plants : bitkiler, tesisler
Explanation
- "Bitkilerim" kelimesi "bitki" (plant) köküne çoğul ve iyelik ekleri eklenerek elde edilir.
-
Sahiplik durumu Türkçede "nesne + iyelik eki + var" kalıbıyla kurulur.
Haklarım var.
✨ special word message
Haklarım var.
I have rights.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- rights : haklar
Explanation
- "Haklarım" kelimesi "hak" (right) köküne çoğul (-lar) ve iyelik (-ım) eklerinin gelmesiyle "benim haklarım" anlamını taşır.
Yemek yemeliyim.
✨ special word message
Yemek yemeliyim.
I have to eat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Yemek yemek" eylemi "eat" fiiline karşılık gelir.
-
"-meli/-malı" gereklilik kipi, İngilizcedeki "have to" zorunluluk yapısını karşılar.
Koşmam lazım.
✨ special word message
Koşmam lazım.
I have to run.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- run : koşmak, çalıştırmak
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Koşmak" fiili "run" anlamına gelir.
-
"Lazım" veya "-malıyım" yapısı, "have to" (zorunda olmak) anlamını verir.
Denemeliyim.
✨ special word message
Denemeliyim.
I have to try.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- "Denemek" fiili "try" eylemini karşılar.
-
"-meli" eki zorunluluk veya güçlü gereklilik bildirir.
Kazanamam lazım.
✨ special word message
Kazanamam lazım.
I have to win.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
- win : kazanmak
Explanation
- "Kazanmak" fiili "win" anlamına gelir.
-
"Lazım" kelimesi "have to" yapısının verdiği zorunluluk anlamını pekiştirir.
Dileklerim var.
✨ special word message
Dileklerim var.
I have wishes.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- wishes : dilekler, diler
Explanation
- "Dileklerim" kelimesi "dilek" (wish) köküne çoğul ve iyelik ekleri eklenerek "benim dileklerim" anlamı kazandırılmıştır.
Onlara yardım ettim.
✨ special word message
Onlara yardım ettim.
I helped them.
Words in the English sentence
- helped : yardım etti, yardım edilmiş
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- "Onlara" kelimesi "them" zamirinin yönelme hali ekini (-a) almış halidir.
-
"Yardım etmek" birleşik fiili "help" eylemini, "-tim" eki ise geçmiş zamanı ve "I" öznesini temsil eder.
Tony'ye yardım ettim.
✨ special word message
Tony'ye yardım ettim.
I helped Tony.
Words in the English sentence
- helped : yardım etti, yardım edilmiş
- i : ben
- tony : Tony
Explanation
- Özel isim olan "Tony", yönelme eki (-ye) alarak fiile bağlanır.
-
"Yardım ettim" ifadesi geçmişte tamamlanmış bir eylemi bildirir.
Kimseye yardım etmem.
✨ special word message
Kimseye yardım etmem.
I help nobody.
Words in the English sentence
- help : yardım etmek, yardım
- i : ben
- nobody : hiç kimse
Explanation
- "Nobody" (hiç kimse) kelimesi Türkçede olumsuz bir fiil yapısı gerektirir.
-
Bu yüzden "help" fiili geniş zaman olumsuzu olan "yardım etmem" şeklinde çevrilir.
Umarım kazanırız.
✨ special word message
Umarım kazanırız.
I hope we win.
Words in the English sentence
- hope : umut etmek, umut
- i : ben
- we : biz
- win : kazanmak
Explanation
- "Umarım" kelimesi "I hope" ifadesinin tam karşılığıdır.
-
"Kazanırız" fiili, "we win" (biz kazanırız) yapısını geniş zaman ekiyle karşılar.
Kendimi incittim.
✨ special word message
Kendimi incittim.
I hurt myself.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- i : ben
- myself : kendim
Explanation
- "Kendimi" kelimesi dönüşlülük zamiri olan "myself" ifadesini karşılar.
-
"İncitmek" veya "canını yakmak" fiili "hurt" eylemine karşılık gelir.
Kimseyi incitmedim.
✨ special word message
Kimseyi incitmedim.
I hurt nobody.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- i : ben
- nobody : hiç kimse
Explanation
- "Nobody" kelimesinden dolayı fiil olumsuz çekimlenmiştir (-medim).
-
"Kimseyi" kelimesi belirtme durumu eki almıştır.
Onu görmezden geldim.
✨ special word message
Onu görmezden geldim.
I ignored her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- i : ben
- ignored : görmezden gelinen, takmadı
Explanation
- "Görmezden gelmek" deyimi "ignore" fiilinin en yaygın karşılığıdır.
-
"Her" nesnesi Türkçede "onu" olarak çevrilir.
Onu görmezden geldim.
✨ special word message
Onu görmezden geldim.
I ignored him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- i : ben
- ignored : görmezden gelinen, takmadı
Explanation
- Türkçede cinsiyet ayrımı olmadığı için "him" de "onu" olarak karşılanır.
-
Fiilin sonundaki "-m" eki "I" (ben) öznesini belirtir.
Tom'u görmezden geldim.
✨ special word message
Tom'u görmezden geldim.
I ignored Tom.
Words in the English sentence
- i : ben
- ignored : görmezden gelinen, takmadı
- tom : Tom
Explanation
- "Tom" özel ismi belirtme eki (-u) almıştır.
-
"Görmezden geldim" ifadesi geçmiş zamanlıdır.
Ben bir başkasıdır.
✨ special word message
Ben bir başkasıdır.
I is an other.
Words in the English sentence
- an : bir
- i : ben
- is : dır, dir
- other : diğer, başka
Explanation
- Bu ünlü bir felsefi/edebi alıntıdır (Arthur Rimbaud).
-
Gramer olarak normal bir cümle olmadığı için Türkçeye de bu anlamı yansıtacak şekilde "Ben bir başkasıdır" olarak çevrilir.
Geriye zıpladım.
✨ special word message
Geriye zıpladım.
I jumped back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- i : ben
- jumped : atladı
Explanation
- "Back" kelimesi yönelme ekiyle "geriye" olarak çevrilir.
-
"Jumped" fiili geçmiş zamanlı "zıpladım" kelimesiyle karşılanır.
Onu az önce yaptım.
✨ special word message
Onu az önce yaptım.
I just did it.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- it : o, onu
- just : sadece, henüz
Explanation
- "Just" kelimesi eylemin çok kısa süre önce yapıldığını belirtmek için "az önce" olarak çevrilir.
-
"Did it" yapısı "yaptım" (yap-tı-m) olarak ifade edilir.
Az önce kalktım.
✨ special word message
Az önce kalktım.
I just got up.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- just : sadece, henüz
- up : yukarı
Explanation
- "Got up" fiili yataktan kalkmayı ifade eder.
-
"Just" vurgusu eylemin yeniliğini belirtir.
Sadece gülümsedim.
✨ special word message
Sadece gülümsedim.
I just smiled.
Words in the English sentence
- i : ben
- just : sadece, henüz
- smiled : gülümsedi
Explanation
- "Just" burada "sadece" anlamında kullanılmıştır.
-
"Smiled" (gülümsedi) fiili "-m" şahıs ekiyle "gülümsedim" olur.
Sessiz kaldım.
✨ special word message
Sessiz kaldım.
I kept silent.
Words in the English sentence
- i : ben
- kept : sakladı, tuttu
- silent : sessiz
Explanation
- "Keep silent" kalıbı Türkçede "sessiz kalmak" veya "susmak" olarak karşılanır.
-
"Kept" geçmiş zaman halidir.
Şaka yapmıyorum.
✨ special word message
Şaka yapmıyorum.
I kid you not.
Words in the English sentence
- i : ben
- kid : çocuk, dalga geçmek
- not : değil, olumsuzluk eki
- you : sen, siz
Explanation
- Bu bir kalıptır ve "ciddiyim, şaka yapmıyorum" anlamında kullanılır.
-
İngilizcedeki yapı devrik olsa da Türkçede şimdiki zaman olumsuzuyla karşılanır.
Onları öldürdüm.
✨ special word message
Onları öldürdüm.
I killed them.
Words in the English sentence
- i : ben
- killed : öldürüldü
- them : onları, onlara
Explanation
- "Them" (onları) nesnesi çoğul eki ve belirtme eki almıştır.
-
"Killed" fiili geçmiş zamanda çekimlenmiştir.
Boston'ı biliyorum.
✨ special word message
Boston'ı biliyorum.
I know Boston.
Words in the English sentence
- boston : Boston
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- Bir şehri tanımak/bilmek anlamındaki "know" fiili Türkçede "biliyorum" olarak çevrilir.
-
Şehir ismi belirtme eki almıştır.
Fransızca biliyorum.
✨ special word message
Fransızca biliyorum.
I know French.
Words in the English sentence
- french : Fransızca, Fransız
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- Dil bilmek eylemi İngilizcede "know" ile ifade edilirken Türkçede de "bilmek" fiili kullanılır.
İşimi biliyorum.
✨ special word message
İşimi biliyorum.
I know my job.
Words in the English sentence
- i : ben
- job : iş
- know : bilmek, tanımak
- my : benim
Explanation
- "My job" (işim) kelimesi belirtme eki alarak nesneleşmiştir.
-
"Know" fiili şimdiki zaman anlamında "biliyorum" olarak çevrilir.
Kendimi biliyorum.
✨ special word message
Kendimi biliyorum.
I know myself.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- myself : kendim
Explanation
- "Myself" (kendimi) dönüşlülük zamiridir.
-
Fiil kökü olan "bil-" üzerine gelen ekler zaman ve kişiyi belirtir.
İnsanları tanıyorum.
✨ special word message
İnsanları tanıyorum.
I know people.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- people : insanlar, halk
Explanation
- İnsanlar söz konusu olduğunda "know" fiili genellikle "tanımak" olarak çevrilir.
Bazı şeyler biliyorum.
✨ special word message
Bazı şeyler biliyorum.
I know things.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- things : şeyler
Explanation
- "Things" (şeyler) nesnesi genel bir anlam kattığı için Türkçede "bazı şeyler" veya "bir şeyler" olarak çevrilebilir.
Arkama yaslandım.
✨ special word message
Arkama yaslandım.
I leaned back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- i : ben
- leaned : yaslandı
Explanation
- "Lean back" kalıbı "arkaya yaslanmak" demektir.
-
"Arkama" ifadesindeki iyelik eki "benim arkam" anlamını pekiştirir.
Yol gösterdim.
✨ special word message
Yol gösterdim.
I led the way.
Words in the English sentence
- i : ben
- led : yol açtı, yönetti
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- way : yol, yöntem
Explanation
- "Lead the way" bir deyimdir ve "öncülük etmek" veya "yol göstermek" anlamına gelir.
Bir not bıraktım.
✨ special word message
Bir not bıraktım.
I left a note.
Words in the English sentence
- a : bir
- i : ben
- left : sol, ayrıldı
- note : not
Explanation
- "Left", "leave" (bırakmak/ayrılmak) fiilinin geçmiş zamanıdır.
-
"A note" (bir not) nesnesi fiilden önce gelir.
Onun kazanmasına izin verdim.
✨ special word message
Onun kazanmasına izin verdim.
I let him win.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- i : ben
- let : izin vermek, bırakmak
- win : kazanmak
Explanation
- "Let someone do something" yapısı "birinin bir şey yapmasına izin vermek" olarak çevrilir.
-
"Him" nesnesi "onun" olarak iyelik haliyle fiilimsiye bağlanır.
Onun düşmesine izin verdim.
✨ special word message
Onun düşmesine izin verdim.
I let it fall.
Words in the English sentence
- fall : düşmek, sonbahar
- i : ben
- it : o, onu
- let : izin vermek, bırakmak
Explanation
- "It" nesnesi burada bir cansız varlığı temsil eder.
-
"Fall" (düşmek) fiili "düşmesine" şeklinde isim-fiil olarak çevrilmiştir.
Gitmelerine izin verdim.
✨ special word message
Gitmelerine izin verdim.
I let them go.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- let : izin vermek, bırakmak
- them : onları, onlara
Explanation
- "Them" (onlar) nesnesi "gitmelerine" (onların gitmesi) şeklinde ifade edilir.
-
"Let" fiili geçmiş zamanlıdır.
Tom'un kazanmasına izin verdim.
✨ special word message
Tom'un kazanmasına izin verdim.
I let Tom win.
Words in the English sentence
- i : ben
- let : izin vermek, bırakmak
- tom : Tom
- win : kazanmak
Explanation
- Özel isim tamlamaya girerek "Tom'un kazanması" yapısını oluşturur.
Kazanmana izin verdim.
✨ special word message
Kazanmana izin verdim.
I let you win.
Words in the English sentence
- i : ben
- let : izin vermek, bırakmak
- win : kazanmak
- you : sen, siz
Explanation
- "You" (senin) iyelik anlamıyla "kazanmana" fiilimsisine bağlanmıştır.
Ona yalan söyledim.
✨ special word message
Ona yalan söyledim.
I lied to her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- i : ben
- lied : yalan söyledi
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Lie to someone" kalıbı Türkçede "birine yalan söylemek" olarak karşılanır.
-
"Her" (ona) yönelme eki almış bir zamirdir.
Ona yalan söyledim.
✨ special word message
Ona yalan söyledim.
I lied to him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- i : ben
- lied : yalan söyledi
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- Türkçede "ona" kelimesi hem erkek hem dişi için ortaktır.
-
"Yalan söylemek" eylemi geçmiş zamanda çekimlenmiştir.
Tom'a yalan söyledim.
✨ special word message
Tom'a yalan söyledim.
I lied to Tom.
Words in the English sentence
- i : ben
- lied : yalan söyledi
- to : -e, -a (yönelme)
- tom : Tom
Explanation
- Özel isim olan "Tom", yönelme eki (-a) almıştır.
Sana yalan söyledim.
✨ special word message
Sana yalan söyledim.
I lied to you.
Words in the English sentence
- i : ben
- lied : yalan söyledi
- to : -e, -a (yönelme)
- you : sen, siz
Explanation
- "You" zamiri yönelme eki alarak "sana" haline dönüşür.
Elmayı severim.
✨ special word message
Elmayı severim.
I like apples.
Words in the English sentence
- apples : elmalar
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- İngilizcedeki çoğul "apples" genel bir tercihi belirttiği için Türkçede tekil ve belirtme ekiyle "elmayı" olarak çevrilmesi doğaldır.
-
"Like" geniş zamanlı bir sevgiyi bildirir.
Boston'ı seviyorum.
✨ special word message
Boston'ı seviyorum.
I like Boston.
Words in the English sentence
- boston : Boston
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "Like" geniş zaman olsa da beğeniler Türkçede genellikle şimdiki zamanla (-iyorum) ifade edilir.
Peyniri severim.
✨ special word message
Peyniri severim.
I like cheese.
Words in the English sentence
- cheese : peynir
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "Cheese" (peynir) nesnesi belirtme eki (-i) alarak "sevmek" fiiline bağlanır.
Şehirleri severim.
✨ special word message
Şehirleri severim.
I like cities.
Words in the English sentence
- cities : şehirler
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "Cities" (şehirler) çoğul nesnesi Türkçede de çoğul olarak korunabilir.
Kahveyi severim.
✨ special word message
Kahveyi severim.
I like coffee.
Words in the English sentence
- coffee : kahve
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "Coffee" (kahve) genel bir kavram olarak belirtme eki almıştır.
Yemek yemeyi severim.
✨ special word message
Yemek yemeyi severim.
I like eating.
Words in the English sentence
- eating : yiyor, yemek yeme
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "Eating" (yemek yeme) bir isim-fiildir.
-
Türkçede eylem nesneleşerek belirtme eki alır.
Fransızcayı severim.
✨ special word message
Fransızcayı severim.
I like French.
Words in the English sentence
- french : Fransızca, Fransız
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "French" (Fransızca) dil ismi nesne konumundadır.
Üzümü severim.
✨ special word message
Üzümü severim.
I like grapes.
Words in the English sentence
- grapes : üzüm
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- Genel bir meyve tercihi belirtildiği için çoğul yapı ("grapes") Türkçede tekil ("üzüm") olarak karşılanabilir.
Hokeyi severim.
✨ special word message
Hokeyi severim.
I like hockey.
Words in the English sentence
- hockey : hokey
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- Spor dalı olan "hockey" belirtme eki alarak fiile bağlanır.
Atları severim.
✨ special word message
Atları severim.
I like horses.
Words in the English sentence
- horses : atlar
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "Horses" (atlar) çoğul nesnesi sevilen varlığı belirtir.
Sıcak severim.
✨ special word message
Sıcak severim.
I like it hot.
Words in the English sentence
- hot : sıcak
- i : ben
- it : o, onu
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "It" burada belirsiz bir nesneyi veya durumu (çorba, hava vb.) temsil eder.
-
Türkçede "sıcak severim" ifadesi bu anlamı tam karşılar.
Filmleri severim.
✨ special word message
Filmleri severim.
I like movies.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- movies : filmler
Explanation
- "Movies" (filmler) çoğul ismi genel bir hobiyi belirtir.
İşimi seviyorum.
✨ special word message
İşimi seviyorum.
I like my job.
Words in the English sentence
- i : ben
- job : iş
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- my : benim
Explanation
- "My job" (işim) iyelik eki almıştır.
-
Duygusal durum bildirildiği için şimdiki zaman kullanımı daha doğaldır.
Soğanı severim.
✨ special word message
Soğanı severim.
I like onions.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- onions : soğanlar
Explanation
- "Onions" (soğanlar) genel bir sebze tercihidir.
Okulu seviyorum.
✨ special word message
Okulu seviyorum.
I like school.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- school : okul
Explanation
- "School" (okul) nesnesi sevilen yeri belirtir.
Kayak yapmayı severim.
✨ special word message
Kayak yapmayı severim.
I like skiing.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- skiing : kayak yapma
Explanation
- "Skiing" (kayak yapma) eylemi Türkçede isim-fiil grubuyla karşılanır.
Futbolu severim.
✨ special word message
Futbolu severim.
I like soccer.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- soccer : futbol
Explanation
- "Soccer" (futbol) nesnesi belirtme eki alarak cümlede yer alır.
Sporu severim.
✨ special word message
Sporu severim.
I like sports.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- sports : spor dalları
Explanation
- "Sports" (spor dalları) genel anlamda "spor" olarak tekil çevrilir.
İlkbaharı severim.
✨ special word message
İlkbaharı severim.
I like spring.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- spring : ilkbahar, yay
Explanation
- "Spring" (ilkbahar) mevsim ismi nesne durumundadır.
Tenis severim.
✨ special word message
Tenis severim.
I like tennis.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- tennis : tenis
Explanation
- Spor dallarında belirtme eki bazen kullanılmayabilir; "tenis severim" veya "tenisi severim" ikisi de doğrudur.
Yemek yemeyi severim.
✨ special word message
Yemek yemeyi severim.
I like to eat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "To eat" (yemek yemek) mastar yapısı isim-fiile dönüşerek nesne olur.
Koşmayı severim.
✨ special word message
Koşmayı severim.
I like to run.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- run : koşmak, çalıştırmak
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "To run" (koşmak) eylemi "koşma" şeklinde isimleşip sevgi fiiline bağlanır.
Trenleri severim.
✨ special word message
Trenleri severim.
I like trains.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- trains : trenler, eğitir
Explanation
- "Trains" (trenler) çoğul nesnesi belirtilmiştir.
Kışı severim.
✨ special word message
Kışı severim.
I like winter.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- winter : kış
Explanation
- "Winter" (kış) kelimesi belirtme eki (-ı) almıştır.
Sarıyı severim.
✨ special word message
Sarıyı severim.
I like yellow.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- yellow : sarı
Explanation
- "Yellow" (sarı renk) nesne olarak belirtme eki almıştır.
Bir kibrit yaktım.
✨ special word message
Bir kibrit yaktım.
I lit a match.
Words in the English sentence
- a : bir
- i : ben
- lit : yanmış, aydınlatılmış
- match : maç, kibrit, eşleşmek
Explanation
- "Lit", "light" (yakmak) fiilinin geçmiş zamanıdır.
-
"A match" (bir kibrit) belgisiz nesnedir.
Yalnız yaşadım.
✨ special word message
Yalnız yaşadım.
I lived alone.
Words in the English sentence
- alone : yalnız
- i : ben
- lived : yaşadı
Explanation
- "Alone" (yalnız) zarfı eylemin tarzını belirtir.
-
"Lived" geçmişte tamamlanmış bir süreci bildirir.
Yakınlarda yaşıyorum.
✨ special word message
Yakınlarda yaşıyorum.
I live nearby.
Words in the English sentence
- i : ben
- live : yaşamak, canlı
- nearby : yakınlarda
Explanation
- "Nearby" (yakınlarda) yer-yön zarfıdır.
-
"Live" geniş zaman yapısında olsa da şu anki durumu belirttiği için Türkçede şimdiki zamanla (-iyorum) çevrilir.
Yemek için yaşıyorum.
✨ special word message
Yemek için yaşıyorum.
I live to eat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- live : yaşamak, canlı
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "To eat" (yemek için) amaç bildiren bir yapıdır.
-
Geniş zamanlı bir hayat felsefesini ifade eder.
Buna izin vereceğim.
✨ special word message
Buna izin vereceğim.
I'll allow it.
Words in the English sentence
- allow : izin vermek
- it : o, onu
Explanation
- "I'll" (I will) gelecek zaman bildirir.
-
"Allow" (izin vermek) fiili gelecek zaman eki olan "-ecek" ile çekimlenir.
Onlara soracağım.
✨ special word message
Onlara soracağım.
I'll ask them.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- them : onları, onlara
Explanation
- "Ask someone" kalıbı Türkçede "birine sormak" (-a sormak) olarak kullanılır.
-
"Will" yapısı fiile gelecek zaman anlamı katar.
Yalnız olacağım.
✨ special word message
Yalnız olacağım.
I'll be alone.
Words in the English sentence
- alone : yalnız
- be : olmak
Explanation
- "Be alone" (yalnız olmak) durumu gelecek zaman ekiyle çekimlenmiştir.
Seni yeneceğim.
✨ special word message
Seni yeneceğim.
I'll beat you.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- you : sen, siz
Explanation
- "Beat" (yenmek/dövmek) fiili burada yarışma/müsabaka anlamında "yenmek" olarak çevrilmiştir.
Kısa keseceğim.
✨ special word message
Kısa keseceğim.
I'll be brief.
Words in the English sentence
- be : olmak
- brief : kısa, öz
Explanation
- "Be brief" (kısa olmak) ifadesi Türkçede "kısa kesmek" deyimiyle daha doğal karşılanır.
Ben kaçar / Gidiyorum.
✨ special word message
Ben kaçar / Gidiyorum.
I'll be going.
Words in the English sentence
- be : olmak
- going : gidiyor, gidiş
Explanation
- "I'll be going" kalıbı genellikle "artık gitmem lazım, gidiyorum" anlamında bir veda ifadesidir.
Çabuk olacağım.
✨ special word message
Çabuk olacağım.
I'll be quick.
Words in the English sentence
- be : olmak
- quick : hızlı, çabuk
Explanation
- "Quick" (çabuk/hızlı) sıfatı "olmak" yardımcı fiiliyle birleşmiştir.
Sessiz olacağım.
✨ special word message
Sessiz olacağım.
I'll be quiet.
Words in the English sentence
- be : olmak
- quiet : sessiz, sakin
Explanation
- "Quiet" (sessiz) olma sözü gelecek zaman yapısıyla verilmiştir.
Hazır olacağım.
✨ special word message
Hazır olacağım.
I'll be ready.
Words in the English sentence
Explanation
- "Ready" (hazır) durumu "will" ekiyle geleceğe yönelik bir söz bildirir.
Orada olacağım.
✨ special word message
Orada olacağım.
I'll be there.
Words in the English sentence
Explanation
- "There" (orada) yer belirtir.
-
Fiilin sonundaki "-ım" eki "I" (ben) öznesini temsil eder.
Onu satın alacağım.
✨ special word message
Onu satın alacağım.
I'll buy that.
Words in the English sentence
- buy : satın almak
- that : o, şu
Explanation
- "Buy" (satın almak) eylemi gelecek zamanla çekimlenmiştir.
-
"That" nesnesi "onu" olarak çevrilir.
Bunu satın alacağım.
✨ special word message
Bunu satın alacağım.
I'll buy this.
Words in the English sentence
- buy : satın almak
- this : bu
Explanation
- "This" (bu) işaret zamiri belirtme eki alarak nesne olmuştur.
Onu arayacağım.
✨ special word message
Onu arayacağım.
I'll call him.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- him : ona, onu
Explanation
- "Call" (telefonla aramak) fiili gelecek zaman eki almıştır.
Tom'u arayacağım.
✨ special word message
Tom'u arayacağım.
I'll call Tom.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- tom : Tom
Explanation
- Özel isim olan "Tom" belirtme eki alarak fiile bağlanır.
Seni arayacağım.
✨ special word message
Seni arayacağım.
I'll call you.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- you : sen, siz
Explanation
- "You" (seni) nesnesi cümlenin başında yer alır.
Onu taşıyacağım.
✨ special word message
Onu taşıyacağım.
I'll carry it.
Words in the English sentence
- carry : taşımak
- it : o, onu
Explanation
- "Carry" (taşımak) fiili gelecek zaman eki (-acak) ve şahıs eki (-ım) almıştır.
Yetişeceğim.
✨ special word message
Yetişeceğim.
I'll catch up.
Words in the English sentence
- catch : yakalamak
- up : yukarı
Explanation
- "Catch up" (yetişmek/arayı kapatmak) deyimsel bir fiildir.
Kayıt yaptıracağım.
✨ special word message
Kayıt yaptıracağım.
I'll check in.
Words in the English sentence
- check : kontrol etmek, çek
- in : içinde
Explanation
- "Check in" (otele/uçağa giriş yapmak) kalıbı Türkçede "kayıt yaptırmak" olarak karşılanır.
Onu kontrol edeceğim.
✨ special word message
Onu kontrol edeceğim.
I'll check it.
Words in the English sentence
- check : kontrol etmek, çek
- it : o, onu
Explanation
- "Check" fiili "kontrol etmek" yardımcı fiiliyle çevrilir.
Ortalığı toplayacağım / Temizleyeceğim.
✨ special word message
Ortalığı toplayacağım / Temizleyeceğim.
I'll clean up.
Words in the English sentence
- clean : temiz, temizlemek
- up : yukarı
Explanation
- "Clean up" (temizlemek/toplamak) eylemi gelecek zaman bildirir.
Şimdi geliyorum.
✨ special word message
Şimdi geliyorum.
I'll come now.
Words in the English sentence
- come : gelmek
- now : şimdi
Explanation
- İngilizcede "I'll come" (geleceğim) denilse de Türkçede "şimdi" zarfıyla birlikte şimdiki zaman kullanımı ("geliyorum") daha yaygındır.
Balık yiyeceğim.
✨ special word message
Balık yiyeceğim.
I'll eat fish.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- fish : balık
Explanation
- "Fish" (balık) nesnesi fiilden önce gelir.
-
Gelecek zaman çekimi uygulanmıştır.
Burada yiyeceğim.
✨ special word message
Burada yiyeceğim.
I'll eat here.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- here : burada, buraya
Explanation
- "Here" (burada) bulunma durumu bildiren yer zarfıdır.
Onu bulacağım.
✨ special word message
Onu bulacağım.
I'll find her.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- her : ona, onu, onun
Explanation
- "Find" (bulmak) fiili gelecek zamanlıdır.
-
"Her" nesnesi "onu" olarak karşılanır.
Onu bulacağım.
✨ special word message
Onu bulacağım.
I'll find him.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- him : ona, onu
Explanation
- Türkçede "onu" zamiri cinsiyet farkı gözetmez.
Tom'u bulacağım.
✨ special word message
Tom'u bulacağım.
I'll find Tom.
Words in the English sentence
Explanation
- Özel isim belirtme eki almıştır.
Seni bulacağım.
✨ special word message
Seni bulacağım.
I'll find you.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- you : sen, siz
Explanation
- "You" (seni) nesnesi ve gelecek zaman ekiyle cümle tamamlanır.