Yaşımı hissediyorum.
✨ special word message
Yaşımı hissediyorum.
I feel my age.
Words in the English sentence
- age : yaş, çağ
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- my : benim
Explanation
- "Yaşımı" kelimesi "yaş" (age) köküne iyelik (-ım) ve belirtme (-ı) eki eklenerek "my age" anlamını verir.
-
"Hissediyorum" fiili "feel" eyleminin şimdiki zaman karşılığıdır.
Normal hissediyorum.
✨ special word message
Normal hissediyorum.
I feel normal.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- normal : normal
Explanation
- "Normal" kelimesi her iki dilde de aynı anlamda kullanılır.
-
"Hissediyorum" fiili, İngilizcedeki "I feel" yapısının şimdiki zaman çekimidir.
Berbat hissediyorum.
✨ special word message
Berbat hissediyorum.
I feel rotten.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- rotten : çürük, kokuşmuş
Explanation
- "Rotten" kelimesi sözlük anlamıyla "çürük" olsa da, bir duygu olarak "berbat/rezil" anlamını taşır.
-
Türkçede bu hissi karşılamak için "berbat" kelimesi tercih edilir.
Uykum var.
✨ special word message
Uykum var.
I feel sleepy.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- sleepy : uykulu
Explanation
- "Sleepy" (uykulu) kelimesi Türkçeye doğrudan "uykulu hissediyorum" olarak çevrilebilse de, en doğal kullanım "uykum var" kalıbıdır.
Çok kötü hissediyorum.
✨ special word message
Çok kötü hissediyorum.
I feel so bad.
Words in the English sentence
- bad : kötü
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- "So" zarfı burada "çok" anlamında vurgu katar.
-
"Bad" (kötü) kelimesi "feel" fiiliyle birlikte kullanılır.
Kendimi çok şişman hissediyorum.
✨ special word message
Kendimi çok şişman hissediyorum.
I feel so fat.
Words in the English sentence
- fat : şişman, yağ
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- "So fat" ifadesi "çok şişman" anlamına gelir.
-
Türkçede bu tür fiziksel betimlemelerde "kendimi" (myself) ifadesini eklemek cümleyi daha doğal kılar.
Güçlü hissediyorum.
✨ special word message
Güçlü hissediyorum.
I feel strong.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- strong : güçlü, kuvvetli
Explanation
- "Strong" (güçlü) sıfatı doğrudan fiilin önüne gelir.
-
Fiildeki "-um" eki "I" (ben) öznesini temsil eder.
Aptal gibi hissediyorum.
✨ special word message
Aptal gibi hissediyorum.
I feel stupid.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- stupid : aptal
Explanation
- "Stupid" (aptal) sıfatı "feel" ile birleştiğinde Türkçede genellikle "gibi" (like) edatı ile birlikte kullanılır.
Uyuya kaldım.
✨ special word message
Uyuya kaldım.
I fell asleep.
Words in the English sentence
- asleep : uykuda
- fell : düştü
- i : ben
Explanation
- "Fall asleep" birleşik bir yapıdır ve Türkçede "uyuyakalmak" (beklenmedik şekilde uyumak) fiiliyle karşılanır.
-
"-dı" eki geçmiş zamanı bildirir.
Buna kandım.
✨ special word message
Buna kandım.
I fell for it.
Words in the English sentence
- fell : düştü
- for : için
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Fall for it" bir deyimdir ve "bir şeye kanmak/inanmak" anlamına gelir.
-
"It" burada "buna" (yönelme ekiyle) olarak çevrilir.
Suçlu hissettim.
✨ special word message
Suçlu hissettim.
I felt guilty.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- guilty : suçlu
- i : ben
Explanation
- "Felt", "feel" fiilinin geçmiş zaman halidir.
-
Türkçede geçmiş zaman eki olan "-ti" kullanılarak bu anlam sağlanır.
Acıktım.
✨ special word message
Acıktım.
I felt hungry.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- hungry : aç
- i : ben
Explanation
- "I felt hungry" ifadesi Türkçede doğrudan "acıktım" (aç hale geldim) fiiliyle ifade edilir.
Yalnız hissettim.
✨ special word message
Yalnız hissettim.
I felt lonely.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- lonely : yalnız
Explanation
- "Lonely" (yalnız) sıfatı geçmiş zamanlı "felt" fiiliyle birleşmiştir.
-
Özne fiilin sonundaki "-m" ekinde gizlidir.
Korktum.
✨ special word message
Korktum.
I felt scared.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- scared : korkmuş
Explanation
- "Felt scared" (korkmuş hissettim) yapısı Türkçede doğrudan "korktum" fiiliyle karşılanır.
Güçlü hissettim.
✨ special word message
Güçlü hissettim.
I felt strong.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- strong : güçlü, kuvvetli
Explanation
- "Strong" (güçlü) kelimesi geçmiş zaman çekimli "hissettim" fiiliyle kullanılır.
Kötü dövüşürüm.
✨ special word message
Kötü dövüşürüm.
I fight badly.
Words in the English sentence
- badly : kötü bir şekilde, çok
- fight : dövüşmek, kavga etmek
- i : ben
Explanation
- "Fight" (dövüşmek/savaşmak) fiili geniş zamanla çekimlenmiştir.
-
"Badly" zarfı eylemin nasıl yapıldığını (kötü şekilde) belirtir.
Sonunda kazandım.
✨ special word message
Sonunda kazandım.
I finally won.
Words in the English sentence
- finally : sonunda, nihayet
- i : ben
- won : kazandı
Explanation
- "Finally" (sonunda) zarfı eylemin gerçekleşme zamanını vurgular.
-
"Won", "win" fiilinin geçmiş zamanıdır.
Onu bitirdim.
✨ special word message
Onu bitirdim.
I finished it.
Words in the English sentence
- finished : bitmiş, bitti
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Finished" (bitirdim) eylemi tamamlanmış bir işi bildirir.
-
"It" nesnesi Türkçede "onu" olarak ifade edilir.
İlk ben ateş ettim.
✨ special word message
İlk ben ateş ettim.
I fired first.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- first : birinci, ilk
- i : ben
Explanation
- "Fire" burada silahla "ateş etmek" anlamındadır.
-
"First" (ilk/önce) zarfı eylemin sırasını belirtir.
Onu affettim.
✨ special word message
Onu affettim.
I forgave her.
Words in the English sentence
- forgave : affetti
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- "Forgave", "forgive" fiilinin geçmiş zamanıdır.
-
"Her" (dişil o) nesnesi Türkçede "onu" olarak çevrilir.
Onu affettim.
✨ special word message
Onu affettim.
I forgave him.
Words in the English sentence
- forgave : affetti
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- Türkçede cinsiyet ayrımı olmadığı için "him" de "onu" olarak çevrilir.
-
"Affetmek" yardımcı fiili geçmiş zamanla çekimlenmiştir.
Tom'u affettim.
✨ special word message
Tom'u affettim.
I forgave Tom.
Words in the English sentence
- forgave : affetti
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- Özel isim olan "Tom", nesne durumunda olduğu için "-u" belirtme ekini alır.
Seni affettim.
✨ special word message
Seni affettim.
I forgave you.
Words in the English sentence
- forgave : affetti
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- "You" (seni) nesnesi cümlenin başında yer alır.
-
Fiil geçmiş zaman ve birinci şahıs eki (-m) ile biter.
Seni affediyorum.
✨ special word message
Seni affediyorum.
I forgive you.
Words in the English sentence
- forgive : affetmek
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- "Forgive" geniş zaman yapısında olsa da Türkçede bu tür ifadeler genellikle şimdiki zamanla (-iyorum) söylenir.
Onları unuttum.
✨ special word message
Onları unuttum.
I forgot them.
Words in the English sentence
- forgot : unuttu
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- "Them" (onları) çoğul nesnesi fiilden önce gelir.
-
"Forgot", "forget" fiilinin geçmiş zaman halidir.
Karşılık verdim (direndim).
✨ special word message
Karşılık verdim (direndim).
I fought back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- fought : savaştı, kavga etti
- i : ben
Explanation
- "Fight back" bir deyimdir; saldırıya veya duruma karşı "direnmek/karşılık vermek" anlamına gelir.
Bir iş buldum.
✨ special word message
Bir iş buldum.
I found a job.
Words in the English sentence
- a : bir
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- job : iş
Explanation
- "A job" (bir iş) belgisiz nesnedir.
-
"Found", "find" fiilinin geçmiş zamanıdır.
Bunları buldum.
✨ special word message
Bunları buldum.
I found these.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- these : bunlar
Explanation
- "These" (bunlar) işaret zamiri, belirtme eki alarak "bunları" şekline dönüşür.
Tamamen katılıyorum.
✨ special word message
Tamamen katılıyorum.
I fully agree.
Words in the English sentence
- agree : katılmak, aynı fikirde olmak
- fully : tamamen
- i : ben
Explanation
- "Fully" (tamamen) zarfı "agree" (katılmak/aynı fikirde olmak) fiilini derecelendirir.
Öyle diyorsan öyle olsun.
✨ special word message
Öyle diyorsan öyle olsun.
If you say so.
Words in the English sentence
- if : eğer
- say : söylemek, demek
- so : bu yüzden, çok, öyle
- you : sen, siz
Explanation
- Bu bir kalıptır. "Eğer sen öyle diyorsan" anlamını taşır ve genellikle tartışmayı bitirmek için kullanılır.
Bir yavru köpek aldım.
✨ special word message
Bir yavru köpek aldım.
I got a puppy.
Words in the English sentence
- a : bir
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- puppy : yavru köpek
Explanation
- "Get" burada "edinmek/satın almak" anlamındadır.
-
"Puppy" (yavru köpek) nesne konumundadır.
Maaşıma zam aldım.
✨ special word message
Maaşıma zam aldım.
I got a raise.
Words in the English sentence
- a : bir
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- raise : artırmak, kaldırmak, büyütmek
Explanation
- "Get a raise" kalıbı Türkçede "zam almak" olarak karşılanır.
Üstümü değiştirdim.
✨ special word message
Üstümü değiştirdim.
I got changed.
Words in the English sentence
- changed : değişti, değişmiş
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- "Get changed" (giysilerini değiştirmek) kalıbı Türkçede "üstünü değiştirmek" olarak ifade edilir.
Dolandırıldım.
✨ special word message
Dolandırıldım.
I got cheated.
Words in the English sentence
- cheated : aldatılmış, kopya çekmiş
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- "Get cheated" edilgen (passive) bir yapıdadır.
-
"Cheated" (aldatılmış/dolandırılmış) durumu Türkçede "-ıl-" edilgenlik ekiyle karşılanır.
Sözüm kesildi / Hattım kesildi.
✨ special word message
Sözüm kesildi / Hattım kesildi.
I got cut off.
Words in the English sentence
- cut : kesmek, kesik
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- off : kapalı
Explanation
- "Get cut off" bağlama göre değişir; konuşurken "sözün kesilmesi" veya telefonda "hattın kopması" anlamına gelir.
Giyindim.
✨ special word message
Giyindim.
I got dressed.
Words in the English sentence
- dressed : giyinmiş
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- "Get dressed" eylemi Türkçede dönüşlü bir fiil olan "giyinmek" ile karşılanır.
Nişanlandım.
✨ special word message
Nişanlandım.
I got engaged.
Words in the English sentence
- engaged : nişanlı
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- "Get engaged" yapısı Türkçede "nişanlanmak" fiiliyle tek kelimeyle ifade edilebilir.
Heyecanlandım.
✨ special word message
Heyecanlandım.
I got excited.
Words in the English sentence
- excited : heyecanlı
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- "Excited" (heyecanlı) sıfatı "get" yardımcı fiiliyle eyleme dönüşür.
Çok öfkelendim.
✨ special word message
Çok öfkelendim.
I got furious.
Words in the English sentence
- furious : öfkeli
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- "Furious" (çok öfkeli) kelimesi "get" ile kullanıldığında bir durum değişikliğini (öfkelenmek) bildirir.
Yaralandım.
✨ special word message
Yaralandım.
I got injured.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- injured : yaralı
Explanation
- "Injured" (yaralı) olma durumu "get" ile birleşerek geçmiş zamanlı bir eylem (-dım) oluşturur.
Sıraya girdim.
✨ special word message
Sıraya girdim.
I got in line.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- in : içinde
- line : satır, çizgi, hat
Explanation
- "Get in line" kalıbı Türkçede "sıraya girmek" olarak karşılanır.
Onu bedavaya aldım.
✨ special word message
Onu bedavaya aldım.
I got it free.
Words in the English sentence
- free : özgür, bedava
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Free" (bedava) zarf olarak kullanılmıştır.
-
"Got" eylemi burada "elde etmek/almak" anlamındadır.
Kıskandım.
✨ special word message
Kıskandım.
I got jealous.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- jealous : kıskanç
Explanation
- "Jealous" (kıskanç) sıfatı "get" ile birleşerek bir eylemi (kıskanmak) ifade eder.
Evlendim.
✨ special word message
Evlendim.
I got married.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- married : evli, evlendi
Explanation
- "Get married" (evlenmek) yapısı geçmiş zamanlı bir eylemdir.
Dileğim gerçekleşti.
✨ special word message
Dileğim gerçekleşti.
I got my wish.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- my : benim
- wish : dilemek, dilek
Explanation
- "I got my wish" (isteğimi aldım) ifadesi Türkçede daha çok "dileğim kabul oldu/gerçekleşti" şeklinde söylenir.
Gerildim / Tedirgin oldum.
✨ special word message
Gerildim / Tedirgin oldum.
I got nervous.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- nervous : gergin, sinirli
Explanation
- "Nervous" (gergin/tedirgin) durumu "get" ile birleşerek eyleme dönüşmüştür.
Hiçbir şey almadım / Elime bir şey geçmedi.
✨ special word message
Hiçbir şey almadım / Elime bir şey geçmedi.
I got nothing.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- nothing : hiçbir şey
Explanation
- "Nothing" (hiçbir şey) olumsuzluk kattığı için Türkçede fiil de olumsuz çekimlenebilir veya "elime bir şey geçmedi" denebilir.
Kyoto'ya giderim.
✨ special word message
Kyoto'ya giderim.
I go to Kyoto.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- kyoto : Kyoto
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Go" geniş zamanlı bir fiildir.
-
"To Kyoto" (Kyoto'ya) yönelme durumu bildirir.
Bıçaklandım.
✨ special word message
Bıçaklandım.
I got stabbed.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- stabbed : bıçaklanmış, bıçaklandı
Explanation
- "Stabbed" (bıçaklanmış) durumu edilgen bir yapıdır ve Türkçede "bıçaklanmak" olarak tek fiille söylenir.
Grip oldum.
✨ special word message
Grip oldum.
I got the flu.
Words in the English sentence
- flu : grip
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- Hastalıklarla kullanılan "get" fiili Türkçede "olmak" yardımcı fiiliyle karşılanır.
İşi aldım / İşe kabul edildim.
✨ special word message
İşi aldım / İşe kabul edildim.
I got the job.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- job : iş
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "The job" (belirli bir iş) nesnesi belirtme eki alır.
-
"Got" burada "başarıyla elde etmek" anlamındadır.
Susadım.
✨ special word message
Susadım.
I got thirsty.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- thirsty : susuz, susamış
Explanation
- "Thirsty" (susuz) olma hali Türkçede doğrudan "susamak" fiiliyle ifade edilir.
Geç kalktım.
✨ special word message
Geç kalktım.
I got up late.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- late : geç
- up : yukarı
Explanation
- "Get up" (yataktan kalkmak) birleşik fiildir.
-
"Late" (geç) zarfı eylemin zamanını niteler.
Bir fikrim vardı / Aklıma bir fikir geldi.
✨ special word message
Bir fikrim vardı / Aklıma bir fikir geldi.
I had an idea.
Words in the English sentence
- an : bir
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- idea : fikir
Explanation
- "Have an idea" kalıbı geçmiş zamanda "had" olur. Türkçede "aklıma fikir gelmesi" daha yaygın bir kullanımdır.
Hiçbir fikrim yoktu.
✨ special word message
Hiçbir fikrim yoktu.
I had no idea.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- idea : fikir
- no : hayır
Explanation
- "No idea" (fikri olmamak) yapısı geçmiş zamanda "yoktu" (yok idi) olarak çevrilir.
Onu okumuştum.
✨ special word message
Onu okumuştum.
I had read it.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- it : o, onu
- read : okumak, okudu
Explanation
- "Had read" (Past Perfect) yapısı Türkçede "duyulan geçmiş zamanın hikayesi" (-muştum) ile karşılanır.
Ameliyat oldum.
✨ special word message
Ameliyat oldum.
I had surgery.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- surgery : ameliyat, cerrahi
Explanation
- "Surgery" (ameliyat) kelimesi "have" fiiliyle kullanıldığında Türkçede "ameliyat olmak" anlamına gelir.
Saklanmak zorundaydım.
✨ special word message
Saklanmak zorundaydım.
I had to hide.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- hide : saklanmak, gizlemek
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Had to" geçmiş zamandaki zorunluluğu (must'ın geçmişi) ifade eder.
-
"Hide" (saklanmak) fiiliyle birleşir.
Kalmak zorundaydım.
✨ special word message
Kalmak zorundaydım.
I had to stay.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- stay : kalmak
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Stay" (kalmak) eylemi "had to" (zorunda olmak) yapısıyla birleşerek geçmişte bir mecburiyeti bildirir.
Durmak zorundaydım.
✨ special word message
Durmak zorundaydım.
I had to stop.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- stop : durmak, durak
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "Stop" (durmak) fiili zorunluluk kipiyle çekimlenmiştir.
Beklemek zorundaydım.
✨ special word message
Beklemek zorundaydım.
I had to wait.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
- wait : beklemek
Explanation
- "Wait" (beklemek) fiili geçmiş zamanlı zorunluluk (-mak zorundaydım) eki alır.
Çalışmak zorundaydım.
✨ special word message
Çalışmak zorundaydım.
I had to work.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
- work : çalışmak, iş
Explanation
- "Work" (çalışmak) eylemi geçmişteki bir görev veya mecburiyeti ifade eder.
Boston'dan nefret ederim.
✨ special word message
Boston'dan nefret ederim.
I hate Boston.
Words in the English sentence
- boston : Boston
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- "Hate" (nefret etmek) fiili Türkçede "-den" hali ekiyle kullanılır.
-
Geniş zaman çekimi hakimdir.
Kahveden nefret ederim.
✨ special word message
Kahveden nefret ederim.
I hate coffee.
Words in the English sentence
- coffee : kahve
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- "Coffee" (kahve) kelimesi "-den" eki alarak "hate" fiiline bağlanır.
Yalan söylemekten nefret ederdim.
✨ special word message
Yalan söylemekten nefret ederdim.
I hated lying.
Words in the English sentence
- hated : nefret etti, nefret edilen
- i : ben
- lying : yalan söylüyor, uzanıyor
Explanation
- "Lying" (yalan söyleme) isim-fiildir.
-
"Hated" geçmişte kalan bir duyguyu (-erdim) ifade eder.
Uçmaktan nefret ederim.
✨ special word message
Uçmaktan nefret ederim.
I hate flying.
Words in the English sentence
- flying : uçuyor, uçan
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- "Flying" (uçmak/uçuş) eylemi isimleşmiştir.
-
Genel bir duyguyu belirttiği için geniş zaman kullanılır.
Fransızcadan nefret ederim.
✨ special word message
Fransızcadan nefret ederim.
I hate French.
Words in the English sentence
- french : Fransızca, Fransız
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- "French" (Fransızca) dil ismidir.
-
Nefret edilen nesne olarak "-dan" eki alır.
Kaybetmekten nefret ederim.
✨ special word message
Kaybetmekten nefret ederim.
I hate losing.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- losing : kaybediyor, kaybetme
Explanation
- "Losing" (kaybetme) eylemi "hate" fiilinin nesnesidir.
Taşınmaktan nefret ederim.
✨ special word message
Taşınmaktan nefret ederim.
I hate moving.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- moving : hareketli, taşınma
Explanation
- "Moving" burada "taşınmak" anlamındadır.
-
Türkçede "taşınmak" fiiline "-ten" eki eklenir.
İşimden nefret ediyorum.
✨ special word message
İşimden nefret ediyorum.
I hate my job.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- job : iş
- my : benim
Explanation
- "My job" (işim) iyelik ekiyle birlikte kullanılır.
-
İngilizcede geniş zaman olan "hate", Türkçede duygularda "nefret ediyorum" (şimdiki zaman) şeklinde daha sık kullanılır.
Kendimden nefret ediyorum.
✨ special word message
Kendimden nefret ediyorum.
I hate myself.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- myself : kendim
Explanation
- "Myself" (kendim) dönüşlülük zamiridir.
Soğandan nefret ederim.
✨ special word message
Soğandan nefret ederim.
I hate onions.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- onions : soğanlar
Explanation
- İngilizcede çoğul kullanılan nesne ("onions"), Türkçede genel anlam ifade ederken genellikle tekil ("soğandan") söylenir.
İnsanlardan nefret ederim.
✨ special word message
İnsanlardan nefret ederim.
I hate people.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- people : insanlar, halk
Explanation
- "People" (insanlar) çoğul bir nesnedir.
Okuldan nefret ederim.
✨ special word message
Okuldan nefret ederim.
I hate school.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- school : okul
Explanation
- "School" (okul) kelimesi "-dan" ekiyle fiile bağlanır.
Futboldan nefret ederim.
✨ special word message
Futboldan nefret ederim.
I hate soccer.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- soccer : futbol
Explanation
- "Soccer" (futbol) nesnesine nefret anlamı yüklenmiştir.
Spordan nefret ederim.
✨ special word message
Spordan nefret ederim.
I hate sports.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- sports : spor dalları
Explanation
- "Sports" (sporlar) genel bir kategori olduğu için Türkçede tekil ("spor") olarak çevrilebilir.
Kıştan nefret ederim.
✨ special word message
Kıştan nefret ederim.
I hate winter.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- winter : kış
Explanation
- "Winter" (kış) mevsimi nefret edilen öznedir.
Bir bisikletim var.
✨ special word message
Bir bisikletim var.
I have a bike.
Words in the English sentence
- a : bir
- bike : bisiklet
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Have" sahiplik yapısı Türkçede "var" kelimesi ve iyelik eki (-im) ile kurulur.
-
"A bike" (bir bisiklet) tamlanan nesnedir.
Bir blogum var.
✨ special word message
Bir blogum var.
I have a blog.
Words in the English sentence
- a : bir
- blog : blog
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- Sahiplik bildiren "I have" yapısı, "Blogum (my blog) var" şeklinde çevrilir.
Bir teknem var.
✨ special word message
Bir teknem var.
I have a boat.
Words in the English sentence
- a : bir
- boat : tekne, bot
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Boat" (tekne) kelimesi iyelik eki alarak özneye bağlanır.
Bir bombam var.
✨ special word message
Bir bombam var.
I have a bomb.
Words in the English sentence
- a : bir
- bomb : bomba
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Bomb" (bomba) kelimesi "-m" iyelik ekiyle "bana ait" anlamı kazanır.
Bir kitabım var.
✨ special word message
Bir kitabım var.
I have a book.
Words in the English sentence
- a : bir
- book : kitap
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Book" (kitap) kelimesindeki 'p' harfi, ek geldiğinde 'b'ye dönüşür (yumuşama).
Nezleyim / Soğuk almışım.
✨ special word message
Nezleyim / Soğuk almışım.
I have a cold.
Words in the English sentence
- a : bir
- cold : soğuk
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Have a cold" (soğuk algınlığına sahip olmak) bir hastalık durumudur.
-
Türkçede "nezleyim" veya "şifayı kapmışım" gibi kalıplarla söylenir.
Bir randevum var.
✨ special word message
Bir randevum var.
I have a date.
Words in the English sentence
- a : bir
- date : tarih, randevu
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Date" hem tarih hem de "randevu/buluşma" demektir.
-
Burada sahiplik yapısıyla "randevum var" anlamı taşır.
Bir evim var.
✨ special word message
Bir evim var.
I have a home.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- home : ev, yuva
- i : ben
Explanation
- "Home" (ev/yuva) nesnesi iyelik ekiyle özneye ait hale gelir.
Bir hayatım var.
✨ special word message
Bir hayatım var.
I have a life.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- life : hayat, yaşam
Explanation
- "Life" (hayat) kelimesi iyelik eki alarak "var" ile kullanılır.
Bir yumurtam var.
✨ special word message
Bir yumurtam var.
I have an egg.
Words in the English sentence
- an : bir
- egg : yumurta
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Egg" (yumurta) nesnesi belgisiz tanımlık "an" ile kullanılmıştır.
Bir planım var.
✨ special word message
Bir planım var.
I have a plan.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- plan : plan, planlamak
Explanation
- "Plan" kelimesi Türkçeye de aynı şekilde geçmiştir.
Bir yüzüğüm var.
✨ special word message
Bir yüzüğüm var.
I have a ring.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- ring : yüzük, çalmak (telefon/zil)
Explanation
- "Ring" (yüzük) kelimesi iyelik eki aldığında sondaki 'k' harfi 'ğ'ye dönüşür.
Bir ruhum var.
✨ special word message
Bir ruhum var.
I have a soul.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- soul : ruh
Explanation
- "Soul" (ruh) kelimesi sahiplik yapısı içinde kullanılır.
Bir ikizim var.
✨ special word message
Bir ikizim var.
I have a twin.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- twin : ikiz
Explanation
- "Twin" (ikiz) kelimesi tekil olarak "bir ikiz kardeşim var" anlamını verir.
Vizem var.
✨ special word message
Vizem var.
I have a visa.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- visa : vize
Explanation
- "Visa" (vize) kelimesi "var" kalıbıyla sahiplik bildirir.
Eşim/Karım var.
✨ special word message
Eşim/Karım var.
I have a wife.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- wife : eş, hanım
Explanation
- "Wife" (kadın eş) kelimesi iyelik eki alarak belirtilir.
Kanserim.
✨ special word message
Kanserim.
I have cancer.
Words in the English sentence
- cancer : kanser
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- Hastalık durumlarında "I have cancer" (kanserim var) yerine doğrudan "kanserim" demek daha yaygındır.
Şüphelerim var.
✨ special word message
Şüphelerim var.
I have doubts.
Words in the English sentence
- doubts : şüpheler
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Doubts" (şüpheler) çoğul nesnesi iyelik ekiyle birlikte "var" kalıbına girer.
Yeteri kadar var / Bende yeterince var.
✨ special word message
Yeteri kadar var / Bende yeterince var.
I have enough.
Words in the English sentence
- enough : yeterli
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Enough" (yeterli) miktar belirtir. Bağlama göre "param yeterli" veya "bu kadarı yetti" anlamlarına gelebilir.
Başarısız oldum.
✨ special word message
Başarısız oldum.
I have failed.
Words in the English sentence
- failed : başarısız, kaldı
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Have failed" (Present Perfect) eylemin tamamlandığını ve etkisinin sürdüğünü bildirir.
-
Türkçede "başarısız oldum" olarak çevrilir.
Düştüm.
✨ special word message
Düştüm.
I have fallen.
Words in the English sentence
- fallen : düşmüş
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- "Fall" (düşmek) fiilinin üçüncü haliyle kurulan bu yapı, yakın zamanda gerçekleşen bir eylemi bildirir.
Canıma tak etti / Artık bıktım.
✨ special word message
Canıma tak etti / Artık bıktım.
I have had it.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- Bu bir deyimdir. Bir durumun artık katlanılamaz hale geldiğini ifade etmek için kullanılır.
Arabam yok.
✨ special word message
Arabam yok.
I have no car.
Words in the English sentence
- car : araba
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- no : hayır
Explanation
- "Have no" (sahip olmamak) yapısı Türkçede "yok" kelimesi ve iyelik ekiyle kurulur.