Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Yaşımı hissediyorum.

      ✨ special word message

      Yaşımı hissediyorum.

      I feel my age.

      Words in the English sentence

      • age : yaş, çağ
      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • my : benim

      Explanation

      • "Yaşımı" kelimesi "yaş" (age) köküne iyelik (-ım) ve belirtme (-ı) eki eklenerek "my age" anlamını verir.
      • "Hissediyorum" fiili "feel" eyleminin şimdiki zaman karşılığıdır.
      Normal hissediyorum.

      ✨ special word message

      Normal hissediyorum.

      I feel normal.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • normal : normal

      Explanation

      • "Normal" kelimesi her iki dilde de aynı anlamda kullanılır.
      • "Hissediyorum" fiili, İngilizcedeki "I feel" yapısının şimdiki zaman çekimidir.
      Berbat hissediyorum.

      ✨ special word message

      Berbat hissediyorum.

      I feel rotten.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • rotten : çürük, kokuşmuş

      Explanation

      • "Rotten" kelimesi sözlük anlamıyla "çürük" olsa da, bir duygu olarak "berbat/rezil" anlamını taşır.
      • Türkçede bu hissi karşılamak için "berbat" kelimesi tercih edilir.
      Uykum var.

      ✨ special word message

      Uykum var.

      I feel sleepy.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • sleepy : uykulu

      Explanation

      • "Sleepy" (uykulu) kelimesi Türkçeye doğrudan "uykulu hissediyorum" olarak çevrilebilse de, en doğal kullanım "uykum var" kalıbıdır.
      Çok kötü hissediyorum.

      ✨ special word message

      Çok kötü hissediyorum.

      I feel so bad.

      Words in the English sentence

      • bad : kötü
      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • "So" zarfı burada "çok" anlamında vurgu katar.
      • "Bad" (kötü) kelimesi "feel" fiiliyle birlikte kullanılır.
      Kendimi çok şişman hissediyorum.

      ✨ special word message

      Kendimi çok şişman hissediyorum.

      I feel so fat.

      Words in the English sentence

      • fat : şişman, yağ
      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • "So fat" ifadesi "çok şişman" anlamına gelir.
      • Türkçede bu tür fiziksel betimlemelerde "kendimi" (myself) ifadesini eklemek cümleyi daha doğal kılar.
      Güçlü hissediyorum.

      ✨ special word message

      Güçlü hissediyorum.

      I feel strong.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • strong : güçlü, kuvvetli

      Explanation

      • "Strong" (güçlü) sıfatı doğrudan fiilin önüne gelir.
      • Fiildeki "-um" eki "I" (ben) öznesini temsil eder.
      Aptal gibi hissediyorum.

      ✨ special word message

      Aptal gibi hissediyorum.

      I feel stupid.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • stupid : aptal

      Explanation

      • "Stupid" (aptal) sıfatı "feel" ile birleştiğinde Türkçede genellikle "gibi" (like) edatı ile birlikte kullanılır.
      Uyuya kaldım.

      ✨ special word message

      Uyuya kaldım.

      I fell asleep.

      Words in the English sentence

      • asleep : uykuda
      • fell : düştü
      • i : ben

      Explanation

      • "Fall asleep" birleşik bir yapıdır ve Türkçede "uyuyakalmak" (beklenmedik şekilde uyumak) fiiliyle karşılanır.
      • "-dı" eki geçmiş zamanı bildirir.
      Buna kandım.

      ✨ special word message

      Buna kandım.

      I fell for it.

      Words in the English sentence

      • fell : düştü
      • for : için
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • "Fall for it" bir deyimdir ve "bir şeye kanmak/inanmak" anlamına gelir.
      • "It" burada "buna" (yönelme ekiyle) olarak çevrilir.
      Suçlu hissettim.

      ✨ special word message

      Suçlu hissettim.

      I felt guilty.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • guilty : suçlu
      • i : ben

      Explanation

      • "Felt", "feel" fiilinin geçmiş zaman halidir.
      • Türkçede geçmiş zaman eki olan "-ti" kullanılarak bu anlam sağlanır.
      Acıktım.

      ✨ special word message

      Acıktım.

      I felt hungry.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • hungry : aç
      • i : ben

      Explanation

      • "I felt hungry" ifadesi Türkçede doğrudan "acıktım" (aç hale geldim) fiiliyle ifade edilir.
      Yalnız hissettim.

      ✨ special word message

      Yalnız hissettim.

      I felt lonely.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • lonely : yalnız

      Explanation

      • "Lonely" (yalnız) sıfatı geçmiş zamanlı "felt" fiiliyle birleşmiştir.
      • Özne fiilin sonundaki "-m" ekinde gizlidir.
      Korktum.

      ✨ special word message

      Korktum.

      I felt scared.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • scared : korkmuş

      Explanation

      • "Felt scared" (korkmuş hissettim) yapısı Türkçede doğrudan "korktum" fiiliyle karşılanır.
      Güçlü hissettim.

      ✨ special word message

      Güçlü hissettim.

      I felt strong.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • strong : güçlü, kuvvetli

      Explanation

      • "Strong" (güçlü) kelimesi geçmiş zaman çekimli "hissettim" fiiliyle kullanılır.
      Kötü dövüşürüm.

      ✨ special word message

      Kötü dövüşürüm.

      I fight badly.

      Words in the English sentence

      • badly : kötü bir şekilde, çok
      • fight : dövüşmek, kavga etmek
      • i : ben

      Explanation

      • "Fight" (dövüşmek/savaşmak) fiili geniş zamanla çekimlenmiştir.
      • "Badly" zarfı eylemin nasıl yapıldığını (kötü şekilde) belirtir.
      Sonunda kazandım.

      ✨ special word message

      Sonunda kazandım.

      I finally won.

      Words in the English sentence

      • finally : sonunda, nihayet
      • i : ben
      • won : kazandı

      Explanation

      • "Finally" (sonunda) zarfı eylemin gerçekleşme zamanını vurgular.
      • "Won", "win" fiilinin geçmiş zamanıdır.
      Onu bitirdim.

      ✨ special word message

      Onu bitirdim.

      I finished it.

      Words in the English sentence

      • finished : bitmiş, bitti
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • "Finished" (bitirdim) eylemi tamamlanmış bir işi bildirir.
      • "It" nesnesi Türkçede "onu" olarak ifade edilir.
      İlk ben ateş ettim.

      ✨ special word message

      İlk ben ateş ettim.

      I fired first.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • first : birinci, ilk
      • i : ben

      Explanation

      • "Fire" burada silahla "ateş etmek" anlamındadır.
      • "First" (ilk/önce) zarfı eylemin sırasını belirtir.
      Onu affettim.

      ✨ special word message

      Onu affettim.

      I forgave her.

      Words in the English sentence

      • forgave : affetti
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • "Forgave", "forgive" fiilinin geçmiş zamanıdır.
      • "Her" (dişil o) nesnesi Türkçede "onu" olarak çevrilir.
      Onu affettim.

      ✨ special word message

      Onu affettim.

      I forgave him.

      Words in the English sentence

      • forgave : affetti
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • Türkçede cinsiyet ayrımı olmadığı için "him" de "onu" olarak çevrilir.
      • "Affetmek" yardımcı fiili geçmiş zamanla çekimlenmiştir.
      Tom'u affettim.

      ✨ special word message

      Tom'u affettim.

      I forgave Tom.

      Words in the English sentence

      • forgave : affetti
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • Özel isim olan "Tom", nesne durumunda olduğu için "-u" belirtme ekini alır.
      Seni affettim.

      ✨ special word message

      Seni affettim.

      I forgave you.

      Words in the English sentence

      • forgave : affetti
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "You" (seni) nesnesi cümlenin başında yer alır.
      • Fiil geçmiş zaman ve birinci şahıs eki (-m) ile biter.
      Seni affediyorum.

      ✨ special word message

      Seni affediyorum.

      I forgive you.

      Words in the English sentence

      • forgive : affetmek
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • "Forgive" geniş zaman yapısında olsa da Türkçede bu tür ifadeler genellikle şimdiki zamanla (-iyorum) söylenir.
      Onları unuttum.

      ✨ special word message

      Onları unuttum.

      I forgot them.

      Words in the English sentence

      • forgot : unuttu
      • i : ben
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • "Them" (onları) çoğul nesnesi fiilden önce gelir.
      • "Forgot", "forget" fiilinin geçmiş zaman halidir.
      Karşılık verdim (direndim).

      ✨ special word message

      Karşılık verdim (direndim).

      I fought back.

      Words in the English sentence

      • back : geri, arka, sırt
      • fought : savaştı, kavga etti
      • i : ben

      Explanation

      • "Fight back" bir deyimdir; saldırıya veya duruma karşı "direnmek/karşılık vermek" anlamına gelir.
      Bir iş buldum.

      ✨ special word message

      Bir iş buldum.

      I found a job.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • found : buldu, kurulmuş
      • i : ben
      • job : iş

      Explanation

      • "A job" (bir iş) belgisiz nesnedir.
      • "Found", "find" fiilinin geçmiş zamanıdır.
      Bunları buldum.

      ✨ special word message

      Bunları buldum.

      I found these.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • i : ben
      • these : bunlar

      Explanation

      • "These" (bunlar) işaret zamiri, belirtme eki alarak "bunları" şekline dönüşür.
      Tamamen katılıyorum.

      ✨ special word message

      Tamamen katılıyorum.

      I fully agree.

      Words in the English sentence

      • agree : katılmak, aynı fikirde olmak
      • fully : tamamen
      • i : ben

      Explanation

      • "Fully" (tamamen) zarfı "agree" (katılmak/aynı fikirde olmak) fiilini derecelendirir.
      Öyle diyorsan öyle olsun.

      ✨ special word message

      Öyle diyorsan öyle olsun.

      If you say so.

      Words in the English sentence

      • if : eğer
      • say : söylemek, demek
      • so : bu yüzden, çok, öyle
      • you : sen, siz

      Explanation

      • Bu bir kalıptır. "Eğer sen öyle diyorsan" anlamını taşır ve genellikle tartışmayı bitirmek için kullanılır.
      Bir yavru köpek aldım.

      ✨ special word message

      Bir yavru köpek aldım.

      I got a puppy.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • puppy : yavru köpek

      Explanation

      • "Get" burada "edinmek/satın almak" anlamındadır.
      • "Puppy" (yavru köpek) nesne konumundadır.
      Maaşıma zam aldım.

      ✨ special word message

      Maaşıma zam aldım.

      I got a raise.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • raise : artırmak, kaldırmak, büyütmek

      Explanation

      • "Get a raise" kalıbı Türkçede "zam almak" olarak karşılanır.
      Üstümü değiştirdim.

      ✨ special word message

      Üstümü değiştirdim.

      I got changed.

      Words in the English sentence

      • changed : değişti, değişmiş
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • "Get changed" (giysilerini değiştirmek) kalıbı Türkçede "üstünü değiştirmek" olarak ifade edilir.
      Dolandırıldım.

      ✨ special word message

      Dolandırıldım.

      I got cheated.

      Words in the English sentence

      • cheated : aldatılmış, kopya çekmiş
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • "Get cheated" edilgen (passive) bir yapıdadır.
      • "Cheated" (aldatılmış/dolandırılmış) durumu Türkçede "-ıl-" edilgenlik ekiyle karşılanır.
      Sözüm kesildi / Hattım kesildi.

      ✨ special word message

      Sözüm kesildi / Hattım kesildi.

      I got cut off.

      Words in the English sentence

      • cut : kesmek, kesik
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • off : kapalı

      Explanation

      • "Get cut off" bağlama göre değişir; konuşurken "sözün kesilmesi" veya telefonda "hattın kopması" anlamına gelir.
      Giyindim.

      ✨ special word message

      Giyindim.

      I got dressed.

      Words in the English sentence

      • dressed : giyinmiş
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • "Get dressed" eylemi Türkçede dönüşlü bir fiil olan "giyinmek" ile karşılanır.
      Nişanlandım.

      ✨ special word message

      Nişanlandım.

      I got engaged.

      Words in the English sentence

      • engaged : nişanlı
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • "Get engaged" yapısı Türkçede "nişanlanmak" fiiliyle tek kelimeyle ifade edilebilir.
      Heyecanlandım.

      ✨ special word message

      Heyecanlandım.

      I got excited.

      Words in the English sentence

      • excited : heyecanlı
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • "Excited" (heyecanlı) sıfatı "get" yardımcı fiiliyle eyleme dönüşür.
      Çok öfkelendim.

      ✨ special word message

      Çok öfkelendim.

      I got furious.

      Words in the English sentence

      • furious : öfkeli
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • "Furious" (çok öfkeli) kelimesi "get" ile kullanıldığında bir durum değişikliğini (öfkelenmek) bildirir.
      Yaralandım.

      ✨ special word message

      Yaralandım.

      I got injured.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • injured : yaralı

      Explanation

      • "Injured" (yaralı) olma durumu "get" ile birleşerek geçmiş zamanlı bir eylem (-dım) oluşturur.
      Sıraya girdim.

      ✨ special word message

      Sıraya girdim.

      I got in line.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • in : içinde
      • line : satır, çizgi, hat

      Explanation

      • "Get in line" kalıbı Türkçede "sıraya girmek" olarak karşılanır.
      Onu bedavaya aldım.

      ✨ special word message

      Onu bedavaya aldım.

      I got it free.

      Words in the English sentence

      • free : özgür, bedava
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • "Free" (bedava) zarf olarak kullanılmıştır.
      • "Got" eylemi burada "elde etmek/almak" anlamındadır.
      Kıskandım.

      ✨ special word message

      Kıskandım.

      I got jealous.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • jealous : kıskanç

      Explanation

      • "Jealous" (kıskanç) sıfatı "get" ile birleşerek bir eylemi (kıskanmak) ifade eder.
      Evlendim.

      ✨ special word message

      Evlendim.

      I got married.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • married : evli, evlendi

      Explanation

      • "Get married" (evlenmek) yapısı geçmiş zamanlı bir eylemdir.
      Dileğim gerçekleşti.

      ✨ special word message

      Dileğim gerçekleşti.

      I got my wish.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • my : benim
      • wish : dilemek, dilek

      Explanation

      • "I got my wish" (isteğimi aldım) ifadesi Türkçede daha çok "dileğim kabul oldu/gerçekleşti" şeklinde söylenir.
      Gerildim / Tedirgin oldum.

      ✨ special word message

      Gerildim / Tedirgin oldum.

      I got nervous.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • nervous : gergin, sinirli

      Explanation

      • "Nervous" (gergin/tedirgin) durumu "get" ile birleşerek eyleme dönüşmüştür.
      Hiçbir şey almadım / Elime bir şey geçmedi.

      ✨ special word message

      Hiçbir şey almadım / Elime bir şey geçmedi.

      I got nothing.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • nothing : hiçbir şey

      Explanation

      • "Nothing" (hiçbir şey) olumsuzluk kattığı için Türkçede fiil de olumsuz çekimlenebilir veya "elime bir şey geçmedi" denebilir.
      Kyoto'ya giderim.

      ✨ special word message

      Kyoto'ya giderim.

      I go to Kyoto.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben
      • kyoto : Kyoto
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Go" geniş zamanlı bir fiildir.
      • "To Kyoto" (Kyoto'ya) yönelme durumu bildirir.
      Bıçaklandım.

      ✨ special word message

      Bıçaklandım.

      I got stabbed.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • stabbed : bıçaklanmış, bıçaklandı

      Explanation

      • "Stabbed" (bıçaklanmış) durumu edilgen bir yapıdır ve Türkçede "bıçaklanmak" olarak tek fiille söylenir.
      Grip oldum.

      ✨ special word message

      Grip oldum.

      I got the flu.

      Words in the English sentence

      • flu : grip
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • Hastalıklarla kullanılan "get" fiili Türkçede "olmak" yardımcı fiiliyle karşılanır.
      İşi aldım / İşe kabul edildim.

      ✨ special word message

      İşi aldım / İşe kabul edildim.

      I got the job.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • job : iş
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • "The job" (belirli bir iş) nesnesi belirtme eki alır.
      • "Got" burada "başarıyla elde etmek" anlamındadır.
      Susadım.

      ✨ special word message

      Susadım.

      I got thirsty.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • thirsty : susuz, susamış

      Explanation

      • "Thirsty" (susuz) olma hali Türkçede doğrudan "susamak" fiiliyle ifade edilir.
      Geç kalktım.

      ✨ special word message

      Geç kalktım.

      I got up late.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • late : geç
      • up : yukarı

      Explanation

      • "Get up" (yataktan kalkmak) birleşik fiildir.
      • "Late" (geç) zarfı eylemin zamanını niteler.
      Bir fikrim vardı / Aklıma bir fikir geldi.

      ✨ special word message

      Bir fikrim vardı / Aklıma bir fikir geldi.

      I had an idea.

      Words in the English sentence

      • an : bir
      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • idea : fikir

      Explanation

      • "Have an idea" kalıbı geçmiş zamanda "had" olur. Türkçede "aklıma fikir gelmesi" daha yaygın bir kullanımdır.
      Hiçbir fikrim yoktu.

      ✨ special word message

      Hiçbir fikrim yoktu.

      I had no idea.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • idea : fikir
      • no : hayır

      Explanation

      • "No idea" (fikri olmamak) yapısı geçmiş zamanda "yoktu" (yok idi) olarak çevrilir.
      Onu okumuştum.

      ✨ special word message

      Onu okumuştum.

      I had read it.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • it : o, onu
      • read : okumak, okudu

      Explanation

      • "Had read" (Past Perfect) yapısı Türkçede "duyulan geçmiş zamanın hikayesi" (-muştum) ile karşılanır.
      Ameliyat oldum.

      ✨ special word message

      Ameliyat oldum.

      I had surgery.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • surgery : ameliyat, cerrahi

      Explanation

      • "Surgery" (ameliyat) kelimesi "have" fiiliyle kullanıldığında Türkçede "ameliyat olmak" anlamına gelir.
      Saklanmak zorundaydım.

      ✨ special word message

      Saklanmak zorundaydım.

      I had to hide.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • hide : saklanmak, gizlemek
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Had to" geçmiş zamandaki zorunluluğu (must'ın geçmişi) ifade eder.
      • "Hide" (saklanmak) fiiliyle birleşir.
      Kalmak zorundaydım.

      ✨ special word message

      Kalmak zorundaydım.

      I had to stay.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • stay : kalmak
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Stay" (kalmak) eylemi "had to" (zorunda olmak) yapısıyla birleşerek geçmişte bir mecburiyeti bildirir.
      Durmak zorundaydım.

      ✨ special word message

      Durmak zorundaydım.

      I had to stop.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • stop : durmak, durak
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • "Stop" (durmak) fiili zorunluluk kipiyle çekimlenmiştir.
      Beklemek zorundaydım.

      ✨ special word message

      Beklemek zorundaydım.

      I had to wait.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)
      • wait : beklemek

      Explanation

      • "Wait" (beklemek) fiili geçmiş zamanlı zorunluluk (-mak zorundaydım) eki alır.
      Çalışmak zorundaydım.

      ✨ special word message

      Çalışmak zorundaydım.

      I had to work.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • "Work" (çalışmak) eylemi geçmişteki bir görev veya mecburiyeti ifade eder.
      Boston'dan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Boston'dan nefret ederim.

      I hate Boston.

      Words in the English sentence

      • boston : Boston
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • "Hate" (nefret etmek) fiili Türkçede "-den" hali ekiyle kullanılır.
      • Geniş zaman çekimi hakimdir.
      Kahveden nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kahveden nefret ederim.

      I hate coffee.

      Words in the English sentence

      • coffee : kahve
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • "Coffee" (kahve) kelimesi "-den" eki alarak "hate" fiiline bağlanır.
      Yalan söylemekten nefret ederdim.

      ✨ special word message

      Yalan söylemekten nefret ederdim.

      I hated lying.

      Words in the English sentence

      • hated : nefret etti, nefret edilen
      • i : ben
      • lying : yalan söylüyor, uzanıyor

      Explanation

      • "Lying" (yalan söyleme) isim-fiildir.
      • "Hated" geçmişte kalan bir duyguyu (-erdim) ifade eder.
      Uçmaktan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Uçmaktan nefret ederim.

      I hate flying.

      Words in the English sentence

      • flying : uçuyor, uçan
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • "Flying" (uçmak/uçuş) eylemi isimleşmiştir.
      • Genel bir duyguyu belirttiği için geniş zaman kullanılır.
      Fransızcadan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Fransızcadan nefret ederim.

      I hate French.

      Words in the English sentence

      • french : Fransızca, Fransız
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • "French" (Fransızca) dil ismidir.
      • Nefret edilen nesne olarak "-dan" eki alır.
      Kaybetmekten nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kaybetmekten nefret ederim.

      I hate losing.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • losing : kaybediyor, kaybetme

      Explanation

      • "Losing" (kaybetme) eylemi "hate" fiilinin nesnesidir.
      Taşınmaktan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Taşınmaktan nefret ederim.

      I hate moving.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • moving : hareketli, taşınma

      Explanation

      • "Moving" burada "taşınmak" anlamındadır.
      • Türkçede "taşınmak" fiiline "-ten" eki eklenir.
      İşimden nefret ediyorum.

      ✨ special word message

      İşimden nefret ediyorum.

      I hate my job.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • job : iş
      • my : benim

      Explanation

      • "My job" (işim) iyelik ekiyle birlikte kullanılır.
      • İngilizcede geniş zaman olan "hate", Türkçede duygularda "nefret ediyorum" (şimdiki zaman) şeklinde daha sık kullanılır.
      Kendimden nefret ediyorum.

      ✨ special word message

      Kendimden nefret ediyorum.

      I hate myself.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • myself : kendim

      Explanation

      • "Myself" (kendim) dönüşlülük zamiridir.
      Soğandan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Soğandan nefret ederim.

      I hate onions.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • onions : soğanlar

      Explanation

      • İngilizcede çoğul kullanılan nesne ("onions"), Türkçede genel anlam ifade ederken genellikle tekil ("soğandan") söylenir.
      İnsanlardan nefret ederim.

      ✨ special word message

      İnsanlardan nefret ederim.

      I hate people.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • people : insanlar, halk

      Explanation

      • "People" (insanlar) çoğul bir nesnedir.
      Okuldan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Okuldan nefret ederim.

      I hate school.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • school : okul

      Explanation

      • "School" (okul) kelimesi "-dan" ekiyle fiile bağlanır.
      Futboldan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Futboldan nefret ederim.

      I hate soccer.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • soccer : futbol

      Explanation

      • "Soccer" (futbol) nesnesine nefret anlamı yüklenmiştir.
      Spordan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Spordan nefret ederim.

      I hate sports.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • sports : spor dalları

      Explanation

      • "Sports" (sporlar) genel bir kategori olduğu için Türkçede tekil ("spor") olarak çevrilebilir.
      Kıştan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kıştan nefret ederim.

      I hate winter.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • winter : kış

      Explanation

      • "Winter" (kış) mevsimi nefret edilen öznedir.
      Bir bisikletim var.

      ✨ special word message

      Bir bisikletim var.

      I have a bike.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • bike : bisiklet
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Have" sahiplik yapısı Türkçede "var" kelimesi ve iyelik eki (-im) ile kurulur.
      • "A bike" (bir bisiklet) tamlanan nesnedir.
      Bir blogum var.

      ✨ special word message

      Bir blogum var.

      I have a blog.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • blog : blog
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • Sahiplik bildiren "I have" yapısı, "Blogum (my blog) var" şeklinde çevrilir.
      Bir teknem var.

      ✨ special word message

      Bir teknem var.

      I have a boat.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • boat : tekne, bot
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Boat" (tekne) kelimesi iyelik eki alarak özneye bağlanır.
      Bir bombam var.

      ✨ special word message

      Bir bombam var.

      I have a bomb.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • bomb : bomba
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Bomb" (bomba) kelimesi "-m" iyelik ekiyle "bana ait" anlamı kazanır.
      Bir kitabım var.

      ✨ special word message

      Bir kitabım var.

      I have a book.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • book : kitap
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Book" (kitap) kelimesindeki 'p' harfi, ek geldiğinde 'b'ye dönüşür (yumuşama).
      Nezleyim / Soğuk almışım.

      ✨ special word message

      Nezleyim / Soğuk almışım.

      I have a cold.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • cold : soğuk
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Have a cold" (soğuk algınlığına sahip olmak) bir hastalık durumudur.
      • Türkçede "nezleyim" veya "şifayı kapmışım" gibi kalıplarla söylenir.
      Bir randevum var.

      ✨ special word message

      Bir randevum var.

      I have a date.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • date : tarih, randevu
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Date" hem tarih hem de "randevu/buluşma" demektir.
      • Burada sahiplik yapısıyla "randevum var" anlamı taşır.
      Bir evim var.

      ✨ special word message

      Bir evim var.

      I have a home.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • home : ev, yuva
      • i : ben

      Explanation

      • "Home" (ev/yuva) nesnesi iyelik ekiyle özneye ait hale gelir.
      Bir hayatım var.

      ✨ special word message

      Bir hayatım var.

      I have a life.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • life : hayat, yaşam

      Explanation

      • "Life" (hayat) kelimesi iyelik eki alarak "var" ile kullanılır.
      Bir yumurtam var.

      ✨ special word message

      Bir yumurtam var.

      I have an egg.

      Words in the English sentence

      • an : bir
      • egg : yumurta
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Egg" (yumurta) nesnesi belgisiz tanımlık "an" ile kullanılmıştır.
      Bir planım var.

      ✨ special word message

      Bir planım var.

      I have a plan.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • plan : plan, planlamak

      Explanation

      • "Plan" kelimesi Türkçeye de aynı şekilde geçmiştir.
      Bir yüzüğüm var.

      ✨ special word message

      Bir yüzüğüm var.

      I have a ring.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • ring : yüzük, çalmak (telefon/zil)

      Explanation

      • "Ring" (yüzük) kelimesi iyelik eki aldığında sondaki 'k' harfi 'ğ'ye dönüşür.
      Bir ruhum var.

      ✨ special word message

      Bir ruhum var.

      I have a soul.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • soul : ruh

      Explanation

      • "Soul" (ruh) kelimesi sahiplik yapısı içinde kullanılır.
      Bir ikizim var.

      ✨ special word message

      Bir ikizim var.

      I have a twin.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • twin : ikiz

      Explanation

      • "Twin" (ikiz) kelimesi tekil olarak "bir ikiz kardeşim var" anlamını verir.
      Vizem var.

      ✨ special word message

      Vizem var.

      I have a visa.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • visa : vize

      Explanation

      • "Visa" (vize) kelimesi "var" kalıbıyla sahiplik bildirir.
      Eşim/Karım var.

      ✨ special word message

      Eşim/Karım var.

      I have a wife.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • wife : eş, hanım

      Explanation

      • "Wife" (kadın eş) kelimesi iyelik eki alarak belirtilir.
      Kanserim.

      ✨ special word message

      Kanserim.

      I have cancer.

      Words in the English sentence

      • cancer : kanser
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • Hastalık durumlarında "I have cancer" (kanserim var) yerine doğrudan "kanserim" demek daha yaygındır.
      Şüphelerim var.

      ✨ special word message

      Şüphelerim var.

      I have doubts.

      Words in the English sentence

      • doubts : şüpheler
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Doubts" (şüpheler) çoğul nesnesi iyelik ekiyle birlikte "var" kalıbına girer.
      Yeteri kadar var / Bende yeterince var.

      ✨ special word message

      Yeteri kadar var / Bende yeterince var.

      I have enough.

      Words in the English sentence

      • enough : yeterli
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Enough" (yeterli) miktar belirtir. Bağlama göre "param yeterli" veya "bu kadarı yetti" anlamlarına gelebilir.
      Başarısız oldum.

      ✨ special word message

      Başarısız oldum.

      I have failed.

      Words in the English sentence

      • failed : başarısız, kaldı
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Have failed" (Present Perfect) eylemin tamamlandığını ve etkisinin sürdüğünü bildirir.
      • Türkçede "başarısız oldum" olarak çevrilir.
      Düştüm.

      ✨ special word message

      Düştüm.

      I have fallen.

      Words in the English sentence

      • fallen : düşmüş
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • "Fall" (düşmek) fiilinin üçüncü haliyle kurulan bu yapı, yakın zamanda gerçekleşen bir eylemi bildirir.
      Canıma tak etti / Artık bıktım.

      ✨ special word message

      Canıma tak etti / Artık bıktım.

      I have had it.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • Bu bir deyimdir. Bir durumun artık katlanılamaz hale geldiğini ifade etmek için kullanılır.
      Arabam yok.

      ✨ special word message

      Arabam yok.

      I have no car.

      Words in the English sentence

      • car : araba
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • no : hayır

      Explanation

      • "Have no" (sahip olmamak) yapısı Türkçede "yok" kelimesi ve iyelik ekiyle kurulur.