Seni görebiliyorum.
✨ special word message
Seni görebiliyorum.
I can see you.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- see : görmek, anlamak
- you : sen, siz
Explanation
- "Seni" kelimesi, nesne durumundaki "you" zamirine karşılık gelir.
-
"Gör-" fiil kökü "see" anlamına gelir.
-
"-ebil" eki yeterlilik bildirir ve İngilizcedeki "can" yapısını karşılar.
-
"-iyorum" eki şimdiki zamanı, "-um" ise "I" (ben) öznesini temsil eder.
Hayatta kalabilirim.
✨ special word message
Hayatta kalabilirim.
I can survive.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- survive : hayatta kalmak
Explanation
- "Hayatta kalmak" birleşik fiili, İngilizcedeki "survive" kelimesinin karşılığıdır.
-
"-abilir" eki yeterlilik (can) anlamı katar.
-
"-im" şahıs eki, cümlenin öznesinin "I" (ben) olduğunu belirtir.
Dayanabilirim.
✨ special word message
Dayanabilirim.
I can take it.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- it : o, onu
- take : almak, götürmek
Explanation
- "I can take it" kalıbı bu bağlamda mecazen "buna dayanabilirim" demektir.
-
"Dayanmak" fiili, zor bir duruma göğüs germeyi (take it) ifade eder.
-
"-ebilirim" yapısı "I can" ifadesinin tam karşılığıdır.
Dans edemem.
✨ special word message
Dans edemem.
I can't dance.
Words in the English sentence
- dance : dans, dans etmek
- i : ben
Explanation
- "Dans etmek" yardımcı fiili "dance" eylemine karşılık gelir.
-
"-e-" eki yeterlilik fiilinin olumsuzunu (cannot) temsil eder.
-
"-mem" eki hem geniş zaman olumsuzluğu hem de "I" (ben) şahsını bildirir.
Yapamam.
✨ special word message
Yapamam.
I can't do it.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Yapmak" fiili İngilizcedeki "do" eylemini karşılar.
-
"-a-" olumsuz yeterlilik eki, "can't" (yapamamak) anlamını sağlar.
-
Türkçede "it" (onu) nesnesi genellikle fiilin anlamı içinde erir.
Araba süremem.
✨ special word message
Araba süremem.
I can't drive.
Words in the English sentence
- drive : sürmek, araç sürmek
- i : ben
Explanation
- "Sürmek" fiili (araç için), İngilizcedeki "drive" kelimesine karşılık gelir.
-
"-e-" eki imkansızlık/yetersizlik (can't) bildirir.
-
Genel bir yetenekten bahsedildiği için geniş zaman olumsuzu kullanılır.
Devam edemem.
✨ special word message
Devam edemem.
I can't go on.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- on : üzerinde, açık
Explanation
- "Devam etmek" deyimsel fiili, İngilizcedeki "go on" öbeğinin karşılığıdır.
-
"-e-" yeterlilik olumsuzu, eylemi sürdüremediğini (can't) belirtir.
Ayrılamam.
✨ special word message
Ayrılamam.
I can't leave.
Words in the English sentence
- i : ben
- leave : ayrılmak, terk etmek
Explanation
- "Ayrılmak" fiili, bir yerden gitmek olan "leave" anlamını taşır.
-
"-a-" eki "cannot" (yapamamak) anlamını fiile ekler.
-
"-m" şahıs eki "I" (ben) öznesini karşılar.
Resim yapamam.
✨ special word message
Resim yapamam.
I can't paint.
Words in the English sentence
- i : ben
- paint : boya, boyamak
Explanation
- İngilizcedeki "paint" (resim yapmak) fiili, Türkçede nesneyle birlikte "resim yapmak" olarak ifade edilir.
-
"-a-" eki yetenek eksikliğini (can't) ifade eder.
Rahatlayamam.
✨ special word message
Rahatlayamam.
I can't relax.
Words in the English sentence
- i : ben
- relax : rahatlamak, gevşemek
Explanation
- "Rahatlamak" fiili "relax" eylemine karşılık gelir.
-
"-a-" olumsuzluk eki, "I can't" yapısını kurar.
Uyuyamıyorum.
✨ special word message
Uyuyamıyorum.
I can't sleep.
Words in the English sentence
- i : ben
- sleep : uyumak, uyku
Explanation
- "Uyumak" fiili "sleep" anlamına gelir.
-
"-a-" eki yeterlilik olumsuzudur; "-mıyorum" eki ise şu anki durumu (can't) vurgular.
-
Türkçede uykusuzluk durumunda genellikle şimdiki zaman kullanılır.
Sigara içemem.
✨ special word message
Sigara içemem.
I can't smoke.
Words in the English sentence
- i : ben
- smoke : sigara içmek, duman
Explanation
- "İçmek" fiili (sigara için), İngilizcedeki "smoke" eylemine karşılık gelir.
-
"-e-" eki yasak veya imkansızlık (can't) bildirir.
Konuşamam.
✨ special word message
Konuşamam.
I can't speak.
Words in the English sentence
Explanation
- "Konuşmak" fiili "speak" kelimesinin karşılığıdır.
-
"-a-" yeterlilik olumsuzu (can't), "-m" ise birinci tekil şahıs (I) ekidir.
Ayakta duramam.
✨ special word message
Ayakta duramam.
I can't stand.
Words in the English sentence
- i : ben
- stand : ayakta durmak, katlanmak
Explanation
- "Stand" fiili Türkçede "ayakta durmak" şeklinde karşılanır.
-
"-a-" eki yeterlilik olumsuzu (can't) anlamını fiile yükler.
İzleyemem.
✨ special word message
İzleyemem.
I can't watch.
Words in the English sentence
- i : ben
- watch : izlemek, kol saati
Explanation
- "İzlemek" fiili "watch" eylemine karşılık gelir.
-
"-y-" kaynaştırma harfinden sonra gelen "-e-" eki "cannot" anlamı katar.
Yazamam.
✨ special word message
Yazamam.
I can't write.
Words in the English sentence
Explanation
- "Yazmak" fiili "write" eyleminin karşılığıdır.
-
"-a-" olumsuz yeterlilik eki, "I can't" yapısını karşılar.
Bir tane taşıdım.
✨ special word message
Bir tane taşıdım.
I carried one.
Words in the English sentence
- carried : taşıdı, taşınmış
- i : ben
- one : bir
Explanation
- "Bir tane" ifadesi, İngilizcedeki "one" kelimesine karşılık gelir.
-
"Taşımak" fiili "carry" eylemidir.
-
"-dı" eki geçmiş zamanı (carried), "-m" ise "I" öznesini belirtir.
Onları yakaladım.
✨ special word message
Onları yakaladım.
I caught them.
Words in the English sentence
- caught : yakaladı, yakalanmış
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- "Onları" kelimesi, "them" zamirinin karşılığıdır.
-
"Yakalamak" fiili, "catch" fiilinin geçmiş zaman (caught) halidir.
-
"-dı" eki geçmiş zaman bildirir.
Buna sebep oldum.
✨ special word message
Buna sebep oldum.
I caused this.
Words in the English sentence
- caused : neden oldu, sebep olmuş
- i : ben
- this : bu
Explanation
- "Sebep olmak" birleşik fiili "cause" kelimesine karşılık gelir.
-
"This" (bu), yönelme ekiyle birlikte "buna" şeklinde çevrilir.
Birini temizledim.
✨ special word message
Birini temizledim.
I cleaned one.
Words in the English sentence
- cleaned : temizlenmiş, temizledi
- i : ben
- one : bir
Explanation
- "Birini" ifadesi "one" kelimesinin nesne halidir.
-
"Temizlemek" fiili "clean" anlamına gelir.
-
"-di" eki geçmiş zaman yapısını (cleaned) kurar.
Çok öksürüyorum.
✨ special word message
Çok öksürüyorum.
I cough a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- cough : öksürük, öksürmek
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- "Çok" kelimesi İngilizcedeki "a lot" (fazlaca) zarfını karşılar.
-
"Öksürmek" fiili "cough" eylemidir.
-
"-m" şahıs eki "I" (ben) öznesini temsil eder.
Onu yapabilirdim.
✨ special word message
Onu yapabilirdim.
I could do it.
Words in the English sentence
- could : yapabilirdi, -ebilirdi
- do : yapmak
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Onu" kelimesi "it" nesnesine karşılık gelir.
-
"Yap-" fiiline eklenen "-abil" yeterlilik (can) ve "-irdi" (geçmiş zaman hikayesi) ekleri, "could" yapısını oluşturur.
Gidemedim.
✨ special word message
Gidemedim.
I couldn't go.
Words in the English sentence
Explanation
- "Git-" fiiline eklenen "-e-" yeterlilik olumsuzu ve "-medim" dili geçmiş zaman olumsuzu birleşerek "couldn't go" anlamını verir.
Tekrar ağladım.
✨ special word message
Tekrar ağladım.
I cried again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- cried : ağladı
- i : ben
Explanation
- "Tekrar" kelimesi "again" zarfını karşılar.
-
"Ağlamak" fiili "cry" eylemidir; "-dı" eki ise geçmiş zamanı (cried) bildirir.
Çok ağladım.
✨ special word message
Çok ağladım.
I cried a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- cried : ağladı
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- "Çok" kelimesi "a lot" miktar zarfına karşılık gelir.
-
"Ağladım" fiili, "I cried" (geçmiş zaman ve birinci şahıs) yapısını karşılar.
Bugün ağladım.
✨ special word message
Bugün ağladım.
I cried today.
Words in the English sentence
- cried : ağladı
- i : ben
- today : bugün
Explanation
- "Bugün" kelimesi "today" zaman zarfının karşılığıdır.
-
Eylem geçmişte tamamlandığı için "cried" fiili "-dı" (di'li geçmiş zaman) ile çevrilir.
Dersleri astım.
✨ special word message
Dersleri astım.
I cut classes.
Words in the English sentence
- classes : sınıflar, dersler
- cut : kesmek, kesik
- i : ben
Explanation
- "Dersleri asmak" deyimi, İngilizcedeki "cut classes" (derse girmemek) ifadesinin tam karşılığıdır.
-
"-tı" eki geçmiş zamanı belirtir.
Gitsem iyi olur.
✨ special word message
Gitsem iyi olur.
I'd better go.
Words in the English sentence
- better : daha iyi
- go : gitmek
Explanation
- "Had better" yapısı Türkçede "iyi olur" veya "yapmalıyım" şeklinde çevrilir.
-
"Gitsem" (dilek-şart kipi) ile birleşerek nazik bir zorunluluk bildirir.
Onu reddettim.
✨ special word message
Onu reddettim.
I denied that.
Words in the English sentence
- denied : reddedildi, inkar edildi
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- "Reddetmek" (veya inkar etmek) fiili "deny" kelimesini karşılar.
-
"That" nesnesi "onu" olarak çevrilir.
-
"-tim" eki geçmiş zaman ve "I" öznesini temsil eder.
Bunu hak ettim.
✨ special word message
Bunu hak ettim.
I deserved it.
Words in the English sentence
- deserved : hak etti
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Hak etmek" fiili "deserve" kelimesinin karşılığıdır.
-
"It" nesnesi burada "bunu" şeklinde ifade edilir.
Onu gerçekten yaptım.
✨ special word message
Onu gerçekten yaptım.
I did do that.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- do : yapmak
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- İngilizcedeki "did do" yapısındaki "did", eylemi vurgulamak için kullanılır.
-
Türkçede bu vurgu "gerçekten" veya "cidden" kelimeleriyle sağlanır.
Onu bir kez yaptım.
✨ special word message
Onu bir kez yaptım.
I did it once.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- it : o, onu
- once : bir kez
Explanation
- "Bir kez" veya "bir defa" ifadesi "once" kelimesini karşılar.
-
"Yaptım" (yap-tı-m), "I did it" yapısının Türkçe karşılığıdır.
Elimden geleni yaptım.
✨ special word message
Elimden geleni yaptım.
I did my best.
Words in the English sentence
- best : en iyi
- did : yaptı
- i : ben
- my : benim
Explanation
- "Do one's best" kalıbı Türkçede "elinden geleni yapmak" deyimiyle karşılanır.
Görevimi yaptım.
✨ special word message
Görevimi yaptım.
I did my duty.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- duty : görev
- i : ben
- my : benim
Explanation
- "Görevim" kelimesi "my duty" (iyelik ekiyle birlikte) tamlamasına karşılık gelir.
-
"Yaptım" fiili "did" eylemini ve "I" öznesini içerir.
Üstüme düşeni yaptım.
✨ special word message
Üstüme düşeni yaptım.
I did my part.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- my : benim
- part : parça, bölüm
Explanation
- "Do my part" ifadesi Türkçede "payıma düşeni yapmak" veya "üstüne düşeni yapmak" olarak çevrilir.
İşimi yaptım.
✨ special word message
İşimi yaptım.
I did my work.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- my : benim
- work : çalışmak, iş
Explanation
- "İşim" (my work) nesnesi fiilden önce gelir.
-
"Yaptım" (yap-tı-m) geçmiş zamanlı eylemi (did) ve "I" şahsını bildirir.
Hiçbir şey yapmadım.
✨ special word message
Hiçbir şey yapmadım.
I did nothing.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- nothing : hiçbir şey
Explanation
- "Nothing" (hiçbir şey) kelimesi Türkçede olumsuz bir fiil gerektirir.
-
Bu yüzden "did" (yaptım) fiili "yapmadım" (olumsuz) şeklinde çevrilir.
Aramadım.
✨ special word message
Aramadım.
I didn't call.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- i : ben
Explanation
- "Aramak" fiili (telefonla) "call" anlamına gelir.
-
"-ma-" olumsuzluk eki ve "-dım" geçmiş zaman eki birleşerek "didn't call" yapısını kurar.
Umursamadım.
✨ special word message
Umursamadım.
I didn't care.
Words in the English sentence
- care : bakım, önemsemek
- i : ben
Explanation
- "Umursamak" veya "aldırmak" fiili "care" kelimesini karşılar.
-
"Didn't" yapısı geçmiş zaman olumsuzluğu (-madım) ile verilir.
Düşmedim.
✨ special word message
Düşmedim.
I didn't fall.
Words in the English sentence
- fall : düşmek, sonbahar
- i : ben
Explanation
- "Düşmek" fiili "fall" eylemidir.
-
"-me-" olumsuzluk ekiyle "didn't" anlamı sağlanır.
Bilmiyordum.
✨ special word message
Bilmiyordum.
I didn't know.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- "Bilmek" fiili "know" anlamına gelir.
-
"Didn't know" eylemi Türkçede genellikle "bilmiyordum" (şimdiki zamanın hikayesi) şeklinde daha doğal tınlar.
Bakmadım.
✨ special word message
Bakmadım.
I didn't look.
Words in the English sentence
- i : ben
- look : bakmak, bakış, görünmek
Explanation
- "Bakmak" fiili "look" eylemini karşılar.
-
"-madım" eki geçmiş zamanlı olumsuzluğu ve birinci şahsı (I didn't) belirtir.
Umursamadım (sorun etmedim).
✨ special word message
Umursamadım (sorun etmedim).
I didn't mind.
Words in the English sentence
- i : ben
- mind : zihin, akıl, önemsemek
Explanation
- "Mind" fiili bu yapıda "dert etmek, önemsemek" demektir.
-
Türkçede "sorun etmedim" veya "aldırmadım" şeklinde çevrilir.
Kıpırdamadım.
✨ special word message
Kıpırdamadım.
I didn't move.
Words in the English sentence
- i : ben
- move : hareket etmek, taşınmak
Explanation
- "Move" fiili bu bağlamda "kıpırdamak" veya "hareket etmek" demektir.
-
"Didn't" yapısı geçmiş zaman olumsuzu (-madım) ile karşılanır.
Geçemedim.
✨ special word message
Geçemedim.
I didn't pass.
Words in the English sentence
- i : ben
- pass : geçmek, geçiş
Explanation
- "Geçmek" fiili "pass" anlamına gelir.
-
Eğer bir sınavdan geçememek kastediliyorsa "-e-" yeterlilik olumsuzu eklenerek "geçemedim" denir.
Dua etmedim.
✨ special word message
Dua etmedim.
I didn't pray.
Words in the English sentence
Explanation
- "Dua etmek" yardımcı fiili "pray" eylemini karşılar.
-
"Didn't" eki "-medim" şeklinde fiile eklenir.
Bırakmadım.
✨ special word message
Bırakmadım.
I didn't quit.
Words in the English sentence
- i : ben
- quit : bırakmak, çıkmak
Explanation
- "Bırakmak" veya "istifa etmek" fiili "quit" kelimesini karşılar.
-
"-madım" eki geçmiş zaman olumsuzluğunu (didn't) sağlar.
Okumadım.
✨ special word message
Okumadım.
I didn't read.
Words in the English sentence
- i : ben
- read : okumak, okudu
Explanation
- "Okumak" fiili "read" eylemidir.
-
"-madım" eki "I didn't" yapısının Türkçe karşılığıdır.
Şarkı söylemedim.
✨ special word message
Şarkı söylemedim.
I didn't sing.
Words in the English sentence
- i : ben
- sing : şarkı söylemek
Explanation
- "Sing" fiili Türkçede "şarkı söylemek" tamlamasıyla karşılanır.
-
"Didn't" eki "-medim" olarak fiile eklenir.
Durmadım.
✨ special word message
Durmadım.
I didn't stop.
Words in the English sentence
- i : ben
- stop : durmak, durak
Explanation
- "Durmak" fiili "stop" eylemini karşılar.
-
"-madım" eki geçmiş zaman ve birinci tekil şahıs olumsuzudur.
Yüzmedim.
✨ special word message
Yüzmedim.
I didn't swim.
Words in the English sentence
Explanation
- "Yüzmek" fiili "swim" eylemidir.
-
"-medim" eki "I didn't" ifadesini karşılar.
Oy vermedim.
✨ special word message
Oy vermedim.
I didn't vote.
Words in the English sentence
- i : ben
- vote : oy, oy vermek
Explanation
- "Oy vermek" ifadesi "vote" eyleminin karşılığıdır.
-
"Didn't" yapısı için "-medim" olumsuz eki kullanılır.
Beklemedim.
✨ special word message
Beklemedim.
I didn't wait.
Words in the English sentence
Explanation
- "Beklemek" fiili "wait" anlamına gelir.
-
"-medim" eki geçmiş zamanda eylemin yapılmadığını (didn't) bildirir.
Yürümedim.
✨ special word message
Yürümedim.
I didn't walk.
Words in the English sentence
- i : ben
- walk : yürümek, yürüyüş
Explanation
- "Yürümek" fiili "walk" eylemidir.
-
"-medim" eki "I didn't" anlamını sağlar.
Çalışmadım.
✨ special word message
Çalışmadım.
I didn't work.
Words in the English sentence
- i : ben
- work : çalışmak, iş
Explanation
- "Çalışmak" fiili "work" anlamına gelir.
-
"-madım" eki geçmiş zaman olumsuzluğunu bildirir.
Bağırmadım.
✨ special word message
Bağırmadım.
I didn't yell.
Words in the English sentence
Explanation
- "Bağırmak" fiili "yell" eyleminin karşılığıdır.
-
"-madım" ekiyle "didn't" yapısı kurulur.
Onu gerçekten gördüm.
✨ special word message
Onu gerçekten gördüm.
I did see him.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- him : ona, onu
- i : ben
- see : görmek, anlamak
Explanation
- "Did see" yapısındaki "did", fiili vurgulamak için kullanılır.
-
Türkçede bu vurgu "gerçekten gördüm" veya "gördüm işte" şeklinde yansıtılır.
-
"Him" nesnesi "onu" olarak çevrilir.
Tom'dan hoşlanmıyorum.
✨ special word message
Tom'dan hoşlanmıyorum.
I dislike Tom.
Words in the English sentence
- dislike : hoşlanmamak
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- "Hoşlanmamak" fiili "dislike" kelimesini karşılar.
-
Türkçede bu fiil "-den" hali (hoşlan-dan) ile kullanılır.
-
"-mıyorum" eki "I" öznesini ve şimdiki zaman olumsuzluğunu bildirir.
Yardım istiyorum.
✨ special word message
Yardım istiyorum.
I'd like help.
Words in the English sentence
- help : yardım etmek, yardım
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- "I'd like" (I would like) kalıbı nazikçe bir şey istemek (want) demektir.
-
"Help" (yardım) nesnesiyle birleşince "yardım istiyorum" veya "yardım rica ediyorum" olur.
Bunu isterim.
✨ special word message
Bunu isterim.
I'd like that.
Words in the English sentence
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- that : o, şu
Explanation
- "I'd like" yapısı "isterim/hoşuma gider" anlamını taşır.
-
"That" kelimesi "bunu/şunu" olarak çevrilir.
Buna bayılırım.
✨ special word message
Buna bayılırım.
I'd love that.
Words in the English sentence
- love : sevmek, aşk, sevgi
- that : o, şu
Explanation
- "I'd love" kalıbı "I'd like" yapısından daha güçlü bir istek/beğeni belirtir.
-
Türkçede "bayılmak" veya "çok isterim" şeklinde çevrilir.
Tom'u gerçekten seviyorum.
✨ special word message
Tom'u gerçekten seviyorum.
I do like Tom.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- tom : Tom
Explanation
- "Do like" yapısındaki "do" yardımcı fiili vurgu katar.
-
Bu vurgu Türkçeye "gerçekten" kelimesiyle aktarılır.
Seni gerçekten seviyorum.
✨ special word message
Seni gerçekten seviyorum.
I do like you.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- you : sen, siz
Explanation
- "You" nesnesi "seni" olarak çevrilir.
-
"Do like" yapısı, sevgi eyleminin altını çizer.
Tom'u gerçekten çok seviyorum.
✨ special word message
Tom'u gerçekten çok seviyorum.
I do love Tom.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- love : sevmek, aşk, sevgi
- tom : Tom
Explanation
- "Love", "like" fiilinden daha güçlüdür; bu yüzden "çok sevmek" olarak çevrilir.
-
"Do" vurgusu cümleye "gerçekten" anlamı katar.
Seni gerçekten seviyorum.
✨ special word message
Seni gerçekten seviyorum.
I do love you.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- love : sevmek, aşk, sevgi
- you : sen, siz
Explanation
- "Love you" (seni seviyorum) ifadesine gelen "do" vurgusu, cümlenin samimiyetini artırır.
Sana gerçekten ihtiyacım var.
✨ special word message
Sana gerçekten ihtiyacım var.
I do need you.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- need : ihtiyaç duymak, gereksinim
- you : sen, siz
Explanation
- "Need someone" kalıbı Türkçede "birine ihtiyacı olmak" şeklinde kullanılır.
-
"Do" vurgusu "gerçekten" kelimesiyle karşılanır.
Çalışmıyorum.
✨ special word message
Çalışmıyorum.
I do not work.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- not : değil, olumsuzluk eki
- work : çalışmak, iş
Explanation
- "Do not work" geniş zaman olumsuzu olsa da Türkçede günlük hayatta "çalışmıyorum" (şimdiki zaman) ile ifade edilir.
Aynı fikirde değilim.
✨ special word message
Aynı fikirde değilim.
I don't agree.
Words in the English sentence
- agree : katılmak, aynı fikirde olmak
- i : ben
Explanation
- "Agree" fiili "katılmak" veya "aynı fikirde olmak" demektir.
-
"Don't agree" yapısı "katılmıyorum" veya "aynı fikirde değilim" şeklinde çevrilir.
Dans etmem.
✨ special word message
Dans etmem.
I don't dance.
Words in the English sentence
- dance : dans, dans etmek
- i : ben
Explanation
- "Don't dance" genel bir alışkanlığı belirtir (geniş zaman).
-
"-mem" eki "I do not" yapısını karşılayan geniş zaman olumsuzudur.
Onu yapmam.
✨ special word message
Onu yapmam.
I don't do it.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Do" (yapmak) fiili geniş zaman olumsuzluğuyla "yapmam" olur.
-
"It" nesnesi "onu" olarak belirtilir.
Rüya görmem.
✨ special word message
Rüya görmem.
I don't dream.
Words in the English sentence
- dream : rüya, hayal
- i : ben
Explanation
- "Dream" fiili Türkçede "rüya görmek" tamlamasıyla karşılanır.
-
"Don't" geniş zaman olumsuzluğunu ifade eder.
İçki içmem.
✨ special word message
İçki içmem.
I don't drink.
Words in the English sentence
- drink : içmek, içecek
- i : ben
Explanation
- İngilizcede nesnesiz kullanılan "drink" genellikle alkolü kasteder.
-
Bu yüzden Türkçeye "içki içmem" şeklinde çevrilmesi daha yaygındır.
Araba sürmem.
✨ special word message
Araba sürmem.
I don't drive.
Words in the English sentence
- drive : sürmek, araç sürmek
- i : ben
Explanation
- "Drive" fiili genel yetenek veya alışkanlık olarak "araba kullanmak" demektir.
-
"Don't drive" ifadesi "araba sürmem" veya "araba kullanmam" olarak çevrilir.
Sigara içmem.
✨ special word message
Sigara içmem.
I don't smoke.
Words in the English sentence
- i : ben
- smoke : sigara içmek, duman
Explanation
- "Smoke" eylemi Türkçede "sigara içmek" olarak karşılanır.
-
"Don't" yapısı geniş zaman olumsuzu (-mam) ile verilir.
Çalmam.
✨ special word message
Çalmam.
I don't steal.
Words in the English sentence
- i : ben
- steal : çalmak, hırsızlık yapmak
Explanation
- "Steal" fiili "çalmak/hırsızlık yapmak" demektir.
-
Genel bir prensibi belirttiği için geniş zaman olumsuzu kullanılır.
Ders çalışmam.
✨ special word message
Ders çalışmam.
I don't study.
Words in the English sentence
- i : ben
- study : çalışmak, ders çalışmak
Explanation
- "Study" fiili akademik bağlamda "ders çalışmak" demektir.
-
"Don't" yapısı eylemin genel olarak yapılmadığını bildirir.
Küfür etmem.
✨ special word message
Küfür etmem.
I don't swear.
Words in the English sentence
- i : ben
- swear : küfretmek, yemin etmek
Explanation
- "Swear" fiili "küfretmek" veya "yemin etmek" demektir; ancak günlük kullanımda genelde "küfretmek" anlamındadır.
Hatırlıyorum.
✨ special word message
Hatırlıyorum.
I do remember.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- remember : hatırlamak
Explanation
- "Remember" (hatırlamak) fiili "do" vurgusuyla kullanıldığında "evet, hatırlıyorum" anlamı pekişir.
Ben de öyle düşünüyorum.
✨ special word message
Ben de öyle düşünüyorum.
I do think so.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
- think : düşünmek, sanmak
Explanation
- "Think so" (öyle düşünmek) yapısına gelen "do" vurgusu, onayı kuvvetlendirir.
Bunu ben de yaparım!
✨ special word message
Bunu ben de yaparım!
I do this too!
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- this : bu
- too : de, da, çok fazla
Explanation
- "Too" (da/de) eki vurguyu pekiştirir.
-
"Do this" eylemi geniş zaman olarak "yaparım" şeklinde çevrilir.
Çok içtim.
✨ special word message
Çok içtim.
I drank a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- drank : içti
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- "Drink" fiilinin geçmiş zaman hali "drank" kelimesidir.
-
"A lot" (çok) zarfı fiilden önce gelir.
Meyve suyu içtim.
✨ special word message
Meyve suyu içtim.
I drank juice.
Words in the English sentence
- drank : içti
- i : ben
- juice : meyve suyu
Explanation
- "Juice" (meyve suyu) nesnesi belirtilir.
-
"Drank" geçmiş zamanlı olduğu için "-tim" eki kullanılır.
Çok rüya görürüm.
✨ special word message
Çok rüya görürüm.
I dream a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- dream : rüya, hayal
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- "Dream" genel bir alışkanlık (geniş zaman) olarak kullanılmıştır.
-
"A lot" (çok) sıklık belirtir.
Çok içerim.
✨ special word message
Çok içerim.
I drink a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- drink : içmek, içecek
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- "Drink" (içmek) fiili geniş zamanla çekimlenmiştir.
-
Özne "I" olduğu için fiil "-erim" ile biter.
Su içerim.
✨ special word message
Su içerim.
I drink water.
Words in the English sentence
- drink : içmek, içecek
- i : ben
- water : su, sulamak
Explanation
- "Water" (su) nesnesi fiilden önce gelir.
-
Genel bir eylemi belirttiği için geniş zaman (içerim) kullanılır.
Bir tanesini düşürdüm.
✨ special word message
Bir tanesini düşürdüm.
I dropped one.
Words in the English sentence
- dropped : düşürdü, bıraktı
- i : ben
- one : bir
Explanation
- "Drop" (düşürmek) fiili geçmiş zamanda "dropped" olur.
-
"One" nesnesi "bir tanesini" şeklinde karşılanır.
Minibüs sürdüm.
✨ special word message
Minibüs sürdüm.
I drove a van.
Words in the English sentence
- a : bir
- drove : sürdü
- i : ben
- van : minibüs, kapalı kamyonet
Explanation
- "Van" (minibüs/panelvan) nesnesi cümleye eklenir.
-
"Drive" fiilinin geçmiş zaman hali "drove" dur.
Çorbamı içerim/yiyorum.
✨ special word message
Çorbamı içerim/yiyorum.
I eat my soup.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- my : benim
- soup : çorba
Explanation
- İngilizcede çorba için "eat" kullanılırken, Türkçede "içmek" fiili tercih edilir.
-
"My soup" (çorbam) iyelik eki içerir.
Yaşamak için yerim.
✨ special word message
Yaşamak için yerim.
I eat to live.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- live : yaşamak, canlı
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- "To live" (yaşamak için) amaç bildiren bir yapıdır.
-
"Eat" (yerim) geniş zamanlı ana fiildir.
Satrançtan keyif alırım.
✨ special word message
Satrançtan keyif alırım.
I enjoy chess.
Words in the English sentence
- chess : satranç
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- i : ben
Explanation
- "Enjoy" (keyif almak) fiili Türkçede genellikle "-den" ekiyle (satranç-tan) kullanılır.
Müzikten zevk alırım.
✨ special word message
Müzikten zevk alırım.
I enjoy music.
Words in the English sentence
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- i : ben
- music : müzik
Explanation
- "Music" nesnesi "-ten" eki alarak "enjoy" karşılığı olan "zevk almak" fiiline bağlanır.
Pokeri severim/Pokerden keyif alırım.
✨ special word message
Pokeri severim/Pokerden keyif alırım.
I enjoy poker.
Words in the English sentence
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- i : ben
- poker : poker
Explanation
- "Enjoy" fiili "sevmek" veya "keyif almak" şeklinde çevrilebilir.
Bunu bekliyordum.
✨ special word message
Bunu bekliyordum.
I expected it.
Words in the English sentence
- expected : beklenen, umulan
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- "Expect" (ummak/beklemek) fiili geçmiş zamanlıdır.
-
Türkçede "bunu bekliyordum" (süregelen bir beklenti) daha doğal bir karşılamadır.
Kimseden korkmam.
✨ special word message
Kimseden korkmam.
I fear no one.
Words in the English sentence
- fear : korku, korkmak
- i : ben
- no : hayır
- one : bir
Explanation
- "No one" (hiç kimse) ifadesi Türkçede olumsuz bir fiil (-mam) gerektirir.
-
"Fear" (korkmak) fiili "-den" ekiyle kullanılır.
Köpeği besledim.
✨ special word message
Köpeği besledim.
I fed the dog.
Words in the English sentence
- dog : köpek
- fed : beslenmiş, yedirdi
- i : ben
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- "The dog" (belirli bir köpek) nesnesi "-i" eki alır.
-
"Feed" fiilinin geçmiş zamanı "fed" dir.
Daha iyi hissediyorum.
✨ special word message
Daha iyi hissediyorum.
I feel better.
Words in the English sentence
- better : daha iyi
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- "Better" (daha iyi) bir karşılaştırma sıfatıdır.
-
"Feel" (hissetmek) fiili Türkçede genellikle şimdiki zamanla çevrilir.
Suçlu hissediyorum.
✨ special word message
Suçlu hissediyorum.
I feel guilty.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- guilty : suçlu
- i : ben
Explanation
- "Guilty" (suçlu) sıfatı "feel" fiiliyle birleşerek kişinin ruh halini belirtir.
Aç hissediyorum / Karnım aç.
✨ special word message
Aç hissediyorum / Karnım aç.
I feel hungry.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- hungry : aç
- i : ben
Explanation
- "Hungry" (aç) sıfatı kişinin fiziksel durumunu belirtir.
-
Türkçede "karnım aç" daha yaygın olsa da "aç hissediyorum" da doğru bir çeviridir.
Şu an onu hissediyorum.
✨ special word message
Şu an onu hissediyorum.
I feel it now.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- it : o, onu
- now : şimdi
Explanation
- "Now" (şu an) zaman zarfı vurgulanır.
-
"It" nesnesi "onu" olarak çevrilir.
Yalnız hissediyorum.
✨ special word message
Yalnız hissediyorum.
I feel lonely.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- lonely : yalnız
Explanation
- "Lonely" (yalnız/yalnızlık çeken) sıfatı durum bildirir.
-
"Feel" (hissediyorum) ile birleşerek mevcut duyguyu anlatır.