Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Geç kaldın.

      ✨ special word message

      Geç kaldın.

      You are late.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • late : geç
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin belirlenen zamandan sonra geldiğini belirten ifade.
      Tembelsin.

      ✨ special word message

      Tembelsin.

      You are lazy.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • lazy : tembel
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin çalışkan olmadığını veya uyuşuk olduğunu belirten eleştiri.
      Solgunsun. / Benzin atmış.

      ✨ special word message

      Solgunsun. / Benzin atmış.

      You are pale.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • pale : solgun
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin yüzünün renginin normalden daha beyaz veya renksiz göründüğünü belirtir.
      Zenginsin.

      ✨ special word message

      Zenginsin.

      You are rich.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • rich : zengin
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin maddi durumunun çok iyi olduğunu belirten ifade.
      Kabısın. / Nezaketsizsin.

      ✨ special word message

      Kabısın. / Nezaketsizsin.

      You are rude.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • rude : kaba, nezaketsiz
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin davranışlarının kaba veya saygısız olduğunu belirten eleştiri.
      Çirkinsin.

      ✨ special word message

      Çirkinsin.

      You are ugly.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • ugly : çirkin
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Fiziksel görünüşe yönelik olumsuz bir değerlendirme.
      Onu (kadını) yendin. / Onu dövdün.

      ✨ special word message

      Onu (kadını) yendin. / Onu dövdün.

      You beat her.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • her : ona, onu, onun
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir yarışmada galip gelmeyi veya fiziksel şiddet uygulamayı ifade edebilir.
      Onu (erkeği) yendin. / Onu dövdün.

      ✨ special word message

      Onu (erkeği) yendin. / Onu dövdün.

      You beat him.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • him : ona, onu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkeğe karşı kazanılan zaferi veya uygulanan şiddeti belirtir.
      Tom'u yendin. / Tom'u dövdün.

      ✨ special word message

      Tom'u yendin. / Tom'u dövdün.

      You beat Tom.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • tom : Tom
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Tom isimli kişiye karşı üstünlük sağlandığını veya şiddet uygulandığını anlatır.
      Onu kırdın.

      ✨ special word message

      Onu kırdın.

      You broke it.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız
      • it : o, onu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir nesneye zarar verildiğini veya bir kuralın çiğnendiğini belirten ifade.
      Gelebilirsin.

      ✨ special word message

      Gelebilirsin.

      You can come.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • come : gelmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin bir yere gelmesi için verilen izin veya imkan.
      Yardım edebilirsin.

      ✨ special word message

      Yardım edebilirsin.

      You can help.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • help : yardım etmek, yardım
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin yardım etme yeteneğinin veya izninin olduğunu belirtir.
      Dinlenebilirsin.

      ✨ special word message

      Dinlenebilirsin.

      You can rest.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • rest : dinlenmek, geri kalan
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birine dinlenmesi için verilen izin veya tavsiye.
      Kalabilirsin.

      ✨ special word message

      Kalabilirsin.

      You can stay.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • stay : kalmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin mevcut konumunda kalmasına izin verildiğini ifade eder.
      Durabilirsin. / Bırakabilirsin.

      ✨ special word message

      Durabilirsin. / Bırakabilirsin.

      You can stop.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • stop : durmak, durak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Yapılan bir eylemin sonlandırılabileceğini belirten izin.
      Gidemezsin.

      ✨ special word message

      Gidemezsin.

      You can't go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin bir yere gitmesine izin verilmediğini belirten yasak.
      Sen temizle. / Etrafı toparla.

      ✨ special word message

      Sen temizle. / Etrafı toparla.

      You clean up.

      Words in the English sentence

      • clean : temiz, temizlemek
      • up : yukarı
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Temizlik yapılması için verilen emir veya görev dağılımı.
      İyi iş çıkardın.

      ✨ special word message

      İyi iş çıkardın.

      You did good.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • good : iyi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Yapılan bir işin başarılı olduğunu belirten gayriresmi takdir ifadesi.
      Onu sen yaptın.

      ✨ special word message

      Onu sen yaptın.

      You did that.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • that : o, şu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Belirli bir eylemin sorumlusunun karşıdaki kişi olduğunu vurgular.
      Bunu sen yaptın.

      ✨ special word message

      Bunu sen yaptın.

      You did this.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • this : bu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Ortadaki bir durumun veya nesnenin karşıdaki kişi tarafından meydana getirildiğini belirtir.
      İyi yaptın. / Aferin.

      ✨ special word message

      İyi yaptın. / Aferin.

      You did well.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • well : iyi, kuyu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir performansın veya eylemin başarılı olduğunu belirten onay cümlesi.
      Yemek yersin.

      ✨ special word message

      Yemek yersin.

      You eat food.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • food : yemek, gıda
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Genel bir alışkanlığı veya o anki eylemi bildiren basit cümle.
      Beni işten kovdun.

      ✨ special word message

      Beni işten kovdun.

      You fired me.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • me : beni, bana
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - İş akdinin karşı tarafça sonlandırıldığını belirten ifade.
      Onu tamir ettin. / Onu düzelttin.

      ✨ special word message

      Onu tamir ettin. / Onu düzelttin.

      You fixed it.

      Words in the English sentence

      • fixed : sabit, tamir edilmiş
      • it : o, onu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bozuk bir şeyin onarıldığını veya bir sorunun çözüldüğünü belirtir.
      Takip ettin.

      ✨ special word message

      Takip ettin.

      You followed.

      Words in the English sentence

      • followed : takip etti
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin peşinden gidildiğini veya bir talimatın izlendiğini anlatır.
      Bizi buldun.

      ✨ special word message

      Bizi buldun.

      You found us.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • us : bize, bizi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Gizlenen veya yeri bilinmeyen bir grubun karşı tarafça keşfedilmesi.
      Sen önden git. / Buyur başla.

      ✨ special word message

      Sen önden git. / Buyur başla.

      You go ahead.

      Words in the English sentence

      • ahead : ileride, önünde
      • go : gitmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birine öncelik tanımak için kullanılan nezaket kalıbı.
      Önce sen git. / İlk sen başla.

      ✨ special word message

      Önce sen git. / İlk sen başla.

      You go first.

      Words in the English sentence

      • first : birinci, ilk
      • go : gitmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Sıralamada önceliği karşı tarafa veren ifade.
      Bunu yapabilirsin! / Başarabilirsin!

      ✨ special word message

      Bunu yapabilirsin! / Başarabilirsin!

      You got this!

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • this : bu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birine cesaret vermek ve güven aşılamak için kullanılan motivasyon cümlesi.
      Okumuştun.

      ✨ special word message

      Okumuştun.

      You had read.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • read : okumak, okudu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Okuma eyleminin geçmişte tamamlanmış olduğunu belirten zaman yapısı.
      Beni duydun.

      ✨ special word message

      Beni duydun.

      You heard me.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • me : beni, bana
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Söylenenin anlaşıldığını veya duyulduğunu teyit eden, bazen sert çıkış içeren ifade.
      Onu (erkeği) incittin. / Ona zarar verdin.

      ✨ special word message

      Onu (erkeği) incittin. / Ona zarar verdin.

      You hurt him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkeğe fiziksel veya duygusal olarak zarar verildiğini belirtir.
      Az önce kazandın.

      ✨ special word message

      Az önce kazandın.

      You just won.

      Words in the English sentence

      • just : sadece, henüz
      • won : kazandı
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Galibiyetin çok yeni gerçekleştiğini bildiren cümle.
      Onu (kadını) tanıyorsun.

      ✨ special word message

      Onu (kadını) tanıyorsun.

      You know her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • know : bilmek, tanımak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdaki kişinin bir kadınla tanışıklığı olduğunu belirtir.
      Onu (erkeği) tanıyorsun.

      ✨ special word message

      Onu (erkeği) tanıyorsun.

      You know him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • know : bilmek, tanımak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkekle olan tanışıklık durumunu ifade eder.
      Nasıl olduğunu biliyorsun. / Yöntemini biliyorsun.

      ✨ special word message

      Nasıl olduğunu biliyorsun. / Yöntemini biliyorsun.

      You know how.

      Words in the English sentence

      • how : nasıl
      • know : bilmek, tanımak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir işin yapılış şekline dair bilgi sahibi olunduğunu belirtir.
      Tom'u tanıyorsun.

      ✨ special word message

      Tom'u tanıyorsun.

      You know Tom.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • tom : Tom
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Tom ile olan tanışıklığı hatırlatan veya belirten cümle.
      Nedenini biliyorsun.

      ✨ special word message

      Nedenini biliyorsun.

      You know why.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • why : neden, niçin
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir durumun arkasındaki sebebin karşı tarafça malum olduğunu vurgular.
      İyi olacaksın.

      ✨ special word message

      İyi olacaksın.

      You'll be OK.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • ok : tamam

      Explanation

      • - Geleceğe dair teselli ve güven veren ifade.
      Onu yapacaksın.

      ✨ special word message

      Onu yapacaksın.

      You'll do it.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir işin yapılacağına dair kesinlik veya emir bildiren ifade.
      Kötü görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Kötü görünüyorsun.

      You look bad.

      Words in the English sentence

      • bad : kötü
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin sağlıksız veya üzgün göründüğüne dair gözlem.
      Kilolu görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Kilolu görünüyorsun.

      You look fat.

      Words in the English sentence

      • fat : şişman, yağ
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Fiziksel görünüşe dair kaba olabilecek bir gözlem.
      Sıcaklamış görünüyorsun. / Çok çekici görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Sıcaklamış görünüyorsun. / Çok çekici görünüyorsun.

      You look hot.

      Words in the English sentence

      • hot : sıcak
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bağlama göre hem ısıdan etkilenmeyi hem de fiziksel çekiciliği ifade edebilir.
      Kızgın görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Kızgın görünüyorsun.

      You look mad.

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • mad : deli, kızgın
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin öfkeli olduğuna dair dışarıdan yapılan bir çıkarım.
      Yaşlı görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Yaşlı görünüyorsun.

      You look old.

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • old : eski, yaşlı
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Yaşla ilgili dış görünüşe dair yapılan yorum.
      Üzgün görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Üzgün görünüyorsun.

      You look sad.

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • sad : üzgün
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin moralinin bozuk olduğuna dair gözlem.
      Onu (kadını) seviyorsun.

      ✨ special word message

      Onu (kadını) seviyorsun.

      You love her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • love : sevmek, aşk, sevgi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir kadına duyulan sevgiyi veya aşkı belirten ifade.
      Onu (erkeği) seviyorsun.

      ✨ special word message

      Onu (erkeği) seviyorsun.

      You love him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • love : sevmek, aşk, sevgi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkeğe karşı hissedilen sevgiyi dile getirir.
      Bakabilirsin.

      ✨ special word message

      Bakabilirsin.

      You may look.

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • may : Mayıs, olabilir
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bakmak için verilen resmi veya kibar izin.
      Ayağa kalkabilirsin.

      ✨ special word message

      Ayağa kalkabilirsin.

      You may rise.

      Words in the English sentence

      • may : Mayıs, olabilir
      • rise : yükselmek, doğmak (güneş)
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Genellikle resmi ortamlarda veya törenlerde verilen kalkma izni.
      Kalabilirsin.

      ✨ special word message

      Kalabilirsin.

      You may stay.

      Words in the English sentence

      • may : Mayıs, olabilir
      • stay : kalmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir yerde bulunmaya devam etmek için verilen izin.
      Yüzebilirsin.

      ✨ special word message

      Yüzebilirsin.

      You may swim.

      Words in the English sentence

      • may : Mayıs, olabilir
      • swim : yüzmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Yüzme eylemi için verilen onay veya imkan.
      Ölmelisin.

      ✨ special word message

      Ölmelisin.

      You must die.

      Words in the English sentence

      • die : ölmek, zar
      • must : meli/malı, şart
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir zorunluluk veya dramatik bir ifade bildiren sert cümle.
      Yemelisin.

      ✨ special word message

      Yemelisin.

      You must eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • must : meli/malı, şart
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Beslenme zorunluluğunu veya tavsiyesini belirten ifade.
      Koşmalısın.

      ✨ special word message

      Koşmalısın.

      You must run.

      Words in the English sentence

      • must : meli/malı, şart
      • run : koşmak, çalıştırmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Acele etme veya kaçma gerekliliğini bildiren emir/tavsiye.
      Denemelisin.

      ✨ special word message

      Denemelisin.

      You must try.

      Words in the English sentence

      • must : meli/malı, şart
      • try : denemek, çabalamak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir şeyi denemek için verilen güçlü tavsiye.
      Ona (erkeğe) ihtiyacın var.

      ✨ special word message

      Ona (erkeğe) ihtiyacın var.

      You need him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • need : ihtiyaç duymak, gereksinim
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkeğin yardımına veya varlığına duyulan gereklilik.
      Söz vermiştin.

      ✨ special word message

      Söz vermiştin.

      You promised.

      Words in the English sentence

      • promised : söz verilmiş
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Geçmişte verilen bir sözü hatırlatan ifade.
      Sen bir köpeksin.

      ✨ special word message

      Sen bir köpeksin.

      You're a dog.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • dog : köpek

      Explanation

      • - Genellikle hakaret amaçlı veya nadiren şaka yollu kullanılır.
      Sen bir adamsın.

      ✨ special word message

      Sen bir adamsın.

      You're a man.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • man : adam, erkek

      Explanation

      • - Cinsiyeti belirten veya karakteri takdir eden ifade.
      Sen bir domuzsun.

      ✨ special word message

      Sen bir domuzsun.

      You're a pig.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • pig : domuz

      Explanation

      • - Genellikle kabalık veya pistlik ima eden bir hakaret.
      Sen bir casussun.

      ✨ special word message

      Sen bir casussun.

      You're a spy.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • spy : casus

      Explanation

      • - Birinin gizli görevde olduğunu iddia eden cümle.
      Berbatsın. / Çok kötüsün.

      ✨ special word message

      Berbatsın. / Çok kötüsün.

      You're awful.

      Words in the English sentence

      • awful : berbat, korkunç

      Explanation

      • - Birinin davranışını veya karakterini ağır şekilde eleştiren ifade.
      Cesursun.

      ✨ special word message

      Cesursun.

      You're brave.

      Words in the English sentence

      • brave : cesur

      Explanation

      • - Korkusuzca davranan birini takdir eden cümle.
      Zalimsin. / Acımasızsın.

      ✨ special word message

      Zalimsin. / Acımasızsın.

      You're cruel.

      Words in the English sentence

      • cruel : zalim

      Explanation

      • - Birinin merhametsizce davrandığını belirten eleştiri.
      Kirliysen. / Pissin.

      ✨ special word message

      Kirliysen. / Pissin.

      You're dirty.

      Words in the English sentence

      • dirty : kirli

      Explanation

      • - Hem fiziksel kirliliği hem de mecazi ahlaki kirliliği ifade edebilir.
      Sarhoşsun.

      ✨ special word message

      Sarhoşsun.

      You're drunk.

      Words in the English sentence

      • drunk : sarhoş

      Explanation

      • - Alkolün etkisinde olan birine yönelik tespit.
      Ölüyorsun.

      ✨ special word message

      Ölüyorsun.

      You're dying.

      Words in the English sentence

      • dying : ölüyor

      Explanation

      • - Hayatın sona ermekte olduğunu bildiren dramatik veya tıbbi ifade.
      Erkencisin. / Erken geldin.

      ✨ special word message

      Erkencisin. / Erken geldin.

      You're early.

      Words in the English sentence

      • early : erken

      Explanation

      • - Beklenen zamandan önce gelen birine söylenen söz.
      Sen Emily'sin.

      ✨ special word message

      Sen Emily'sin.

      You're Emily.

      Words in the English sentence

      • emily : Emily (isim)

      Explanation

      • - Birinin ismini teyit eden tanıma cümlesi.
      Kovuldun.

      ✨ special word message

      Kovuldun.

      You're fired.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş

      Explanation

      • - İşten çıkarılma bildiriminde kullanılan standart kalıp.
      Birincisin. / İlk sıradasın.

      ✨ special word message

      Birincisin. / İlk sıradasın.

      You're first.

      Words in the English sentence

      • first : birinci, ilk

      Explanation

      • - Sıralamada en önde olunduğunu belirtir.
      Komiksin.

      ✨ special word message

      Komiksin.

      You're funny.

      Words in the English sentence

      • funny : komik

      Explanation

      • - Birinin güldürdüğünü veya garip davrandığını belirten ifade.
      Gidiyor musun?

      ✨ special word message

      Gidiyor musun?

      You're going?

      Words in the English sentence

      • going : gidiyor, gidiş

      Explanation

      • - Ayrılmakta olan birine yönelik şaşkınlık veya soru.
      Harikasın.

      ✨ special word message

      Harikasın.

      You're great.

      Words in the English sentence

      • great : harika, büyük

      Explanation

      • - Yüksek düzeyde takdir ve beğeni bildiren ifade.
      Şanslısın.

      ✨ special word message

      Şanslısın.

      You're lucky.

      Words in the English sentence

      • lucky : şanslı

      Explanation

      • - Birinin başına iyi bir şey geldiğini belirten cümle.
      Yalan söylüyorsun.

      ✨ special word message

      Yalan söylüyorsun.

      You're lying.

      Words in the English sentence

      • lying : yalan söylüyor, uzanıyor

      Explanation

      • - Söylenenlerin doğru olmadığına dair iddia.
      Safsın. / Deneyimsizsin.

      ✨ special word message

      Safsın. / Deneyimsizsin.

      You're naive.

      Words in the English sentence

      • naive : saf, deneyimsiz

      Explanation

      • - Birinin olaylara çok iyi niyetle veya tecrübesizce yaklaştığını belirtir.
      Sessizsin.

      ✨ special word message

      Sessizsin.

      You're quiet.

      Words in the English sentence

      • quiet : sessiz, sakin

      Explanation

      • - Birinin konuşmadığına veya gürültü yapmadığına dair gözlem.
      Hazırsın.

      ✨ special word message

      Hazırsın.

      You're ready.

      Words in the English sentence

      • ready : hazır

      Explanation

      • - Hazırlık sürecinin tamamlandığını belirten ifade.
      Haklısın.

      ✨ special word message

      Haklısın.

      You're right.

      Words in the English sentence

      • right : doğru, hak, sağ

      Explanation

      • - Karşıdaki kişinin fikrinin veya tutumunun doğru olduğunu kabul eder.
      Korkutucusun.

      ✨ special word message

      Korkutucusun.

      You're scary.

      Words in the English sentence

      • scary : korkutucu

      Explanation

      • - Birinin korku uyandırdığını belirten ifade.
      Zekisin. / Pratik zekalısın.

      ✨ special word message

      Zekisin. / Pratik zekalısın.

      You're sharp.

      Words in the English sentence

      • sharp : keskin

      Explanation

      • - Birinin olayları çabuk kavradığını belirten övgü.
      Aptalcasın. / Şapşalsın.

      ✨ special word message

      Aptalcasın. / Şapşalsın.

      You're silly.

      Words in the English sentence

      • silly : aptalca, saçma

      Explanation

      • - Genellikle şaka yollu hafif bir eleştiri.
      Küçüksün.

      ✨ special word message

      Küçüksün.

      You're small.

      Words in the English sentence

      • small : küçük

      Explanation

      • - Boyut veya yaş olarak küçüklüğü belirtir.
      Akıllısın.

      ✨ special word message

      Akıllısın.

      You're smart.

      Words in the English sentence

      • smart : akıllı

      Explanation

      • - Zeka seviyesine yönelik olumlu bir değerlendirme.
      Sıkıştın. / Mahsur kaldın.

      ✨ special word message

      Sıkıştın. / Mahsur kaldın.

      You're stuck.

      Words in the English sentence

      • stuck : sıkışmış, saplanmış

      Explanation

      • - Bir yerden hareket edemez durumda olmayı ifade eder.
      Tatlısın. / Naziksin.

      ✨ special word message

      Tatlısın. / Naziksin.

      You're sweet.

      Words in the English sentence

      • sweet : tatlı

      Explanation

      • - Birinin cana yakın veya düşünceli olduğunu belirten iltifat.
      Yorgunsun.

      ✨ special word message

      Yorgunsun.

      You're tired.

      Words in the English sentence

      • tired : yorgun

      Explanation

      • - Birinin dinlenmeye ihtiyacı olduğuna dair gözlem.
      Dayanıklısın. / Sertsin.

      ✨ special word message

      Dayanıklısın. / Sertsin.

      You're tough.

      Words in the English sentence

      • tough : zor, sert, dayanıklı

      Explanation

      • - Hem fiziksel güç hem de ruhsal direnç için kullanılır.
      Üzgünsün. / Keyfin kaçmış.

      ✨ special word message

      Üzgünsün. / Keyfin kaçmış.

      You're upset.

      Words in the English sentence

      • upset : üzgün, keyfini kaçırmak

      Explanation

      • - Birinin moralinin bozuk veya canının sıkkın olduğunu belirtir.
      Tuhafsın.

      ✨ special word message

      Tuhafsın.

      You're weird.

      Words in the English sentence

      • weird : tuhaf, garip

      Explanation

      • - Alışılagelmişin dışındaki davranışlara yönelik yorum.
      Hatalısın. / Yanılıyorsun.

      ✨ special word message

      Hatalısın. / Yanılıyorsun.

      You're wrong.

      Words in the English sentence

      • wrong : yanlış

      Explanation

      • - Karşıdaki kişinin fikrinin veya bilgisinin yanlış olduğunu belirtir.
      Gençsin.

      ✨ special word message

      Gençsin.

      You're young.

      Words in the English sentence

      • young : genç

      Explanation

      • - Yaşın küçük olduğunu veya hayatın başında olunduğunu ifade eder.
      Bizi kurtardın.

      ✨ special word message

      Bizi kurtardın.

      You saved us.

      Words in the English sentence

      • saved : kaydedildi, kurtarıldı
      • us : bize, bizi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Zor bir durumdan çıkarılmaya karşı duyulan minnet.
      Beni korkutuyorsun.

      ✨ special word message

      Beni korkutuyorsun.

      You scare me.

      Words in the English sentence

      • me : beni, bana
      • scare : korkutmak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdaki kişinin eylemlerinin veya varlığının korku yarattığını bildirir.
      Kızgın görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Kızgın görünüyorsun.

      You seem mad.

      Words in the English sentence

      • mad : deli, kızgın
      • seem : görünmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin öfkeli olabileceğine dair dışsal izlenim.
      Üzgün görünüyorsun.

      ✨ special word message

      Üzgün görünüyorsun.

      You seem sad.

      Words in the English sentence

      • sad : üzgün
      • seem : görünmek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Birinin mutsuz olduğuna dair bir hissiyatın paylaşılması.
      Onu (kadını) vurdun.

      ✨ special word message

      Onu (kadını) vurdun.

      You shot her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir kadına ateş edildiğini belirten suçlayıcı veya betimleyici ifade.
      Onu (erkeği) vurdun.

      ✨ special word message

      Onu (erkeği) vurdun.

      You shot him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkeğin vurulmasından sorumlu tutma veya durumu bildirme.