Geç kaldın.
✨ special word message
Geç kaldın.
You are late.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- late : geç
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin belirlenen zamandan sonra geldiğini belirten ifade.
Tembelsin.
✨ special word message
Tembelsin.
You are lazy.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- lazy : tembel
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin çalışkan olmadığını veya uyuşuk olduğunu belirten eleştiri.
Solgunsun. / Benzin atmış.
✨ special word message
Solgunsun. / Benzin atmış.
You are pale.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- pale : solgun
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin yüzünün renginin normalden daha beyaz veya renksiz göründüğünü belirtir.
Zenginsin.
✨ special word message
Zenginsin.
You are rich.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- rich : zengin
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin maddi durumunun çok iyi olduğunu belirten ifade.
Kabısın. / Nezaketsizsin.
✨ special word message
Kabısın. / Nezaketsizsin.
You are rude.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- rude : kaba, nezaketsiz
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin davranışlarının kaba veya saygısız olduğunu belirten eleştiri.
Çirkinsin.
✨ special word message
Çirkinsin.
You are ugly.
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- ugly : çirkin
- you : sen, siz
Explanation
- - Fiziksel görünüşe yönelik olumsuz bir değerlendirme.
Onu (kadını) yendin. / Onu dövdün.
✨ special word message
Onu (kadını) yendin. / Onu dövdün.
You beat her.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- her : ona, onu, onun
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir yarışmada galip gelmeyi veya fiziksel şiddet uygulamayı ifade edebilir.
Onu (erkeği) yendin. / Onu dövdün.
✨ special word message
Onu (erkeği) yendin. / Onu dövdün.
You beat him.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- him : ona, onu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkeğe karşı kazanılan zaferi veya uygulanan şiddeti belirtir.
Tom'u yendin. / Tom'u dövdün.
✨ special word message
Tom'u yendin. / Tom'u dövdün.
You beat Tom.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- tom : Tom
- you : sen, siz
Explanation
- - Tom isimli kişiye karşı üstünlük sağlandığını veya şiddet uygulandığını anlatır.
Onu kırdın.
✨ special word message
Onu kırdın.
You broke it.
Words in the English sentence
- broke : kırdı, parasız
- it : o, onu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir nesneye zarar verildiğini veya bir kuralın çiğnendiğini belirten ifade.
Gelebilirsin.
✨ special word message
Gelebilirsin.
You can come.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- come : gelmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin bir yere gelmesi için verilen izin veya imkan.
Yardım edebilirsin.
✨ special word message
Yardım edebilirsin.
You can help.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- help : yardım etmek, yardım
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin yardım etme yeteneğinin veya izninin olduğunu belirtir.
Dinlenebilirsin.
✨ special word message
Dinlenebilirsin.
You can rest.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- rest : dinlenmek, geri kalan
- you : sen, siz
Explanation
- - Birine dinlenmesi için verilen izin veya tavsiye.
Kalabilirsin.
✨ special word message
Kalabilirsin.
You can stay.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- stay : kalmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin mevcut konumunda kalmasına izin verildiğini ifade eder.
Durabilirsin. / Bırakabilirsin.
✨ special word message
Durabilirsin. / Bırakabilirsin.
You can stop.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- stop : durmak, durak
- you : sen, siz
Explanation
- - Yapılan bir eylemin sonlandırılabileceğini belirten izin.
Gidemezsin.
✨ special word message
Gidemezsin.
You can't go.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin bir yere gitmesine izin verilmediğini belirten yasak.
Sen temizle. / Etrafı toparla.
✨ special word message
Sen temizle. / Etrafı toparla.
You clean up.
Words in the English sentence
- clean : temiz, temizlemek
- up : yukarı
- you : sen, siz
Explanation
- - Temizlik yapılması için verilen emir veya görev dağılımı.
İyi iş çıkardın.
✨ special word message
İyi iş çıkardın.
You did good.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- good : iyi
- you : sen, siz
Explanation
- - Yapılan bir işin başarılı olduğunu belirten gayriresmi takdir ifadesi.
Onu sen yaptın.
✨ special word message
Onu sen yaptın.
You did that.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- that : o, şu
- you : sen, siz
Explanation
- - Belirli bir eylemin sorumlusunun karşıdaki kişi olduğunu vurgular.
Bunu sen yaptın.
✨ special word message
Bunu sen yaptın.
You did this.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- this : bu
- you : sen, siz
Explanation
- - Ortadaki bir durumun veya nesnenin karşıdaki kişi tarafından meydana getirildiğini belirtir.
İyi yaptın. / Aferin.
✨ special word message
İyi yaptın. / Aferin.
You did well.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- well : iyi, kuyu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir performansın veya eylemin başarılı olduğunu belirten onay cümlesi.
Yemek yersin.
✨ special word message
Yemek yersin.
You eat food.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- food : yemek, gıda
- you : sen, siz
Explanation
- - Genel bir alışkanlığı veya o anki eylemi bildiren basit cümle.
Beni işten kovdun.
✨ special word message
Beni işten kovdun.
You fired me.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- me : beni, bana
- you : sen, siz
Explanation
- - İş akdinin karşı tarafça sonlandırıldığını belirten ifade.
Onu tamir ettin. / Onu düzelttin.
✨ special word message
Onu tamir ettin. / Onu düzelttin.
You fixed it.
Words in the English sentence
- fixed : sabit, tamir edilmiş
- it : o, onu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bozuk bir şeyin onarıldığını veya bir sorunun çözüldüğünü belirtir.
Takip ettin.
✨ special word message
Takip ettin.
You followed.
Words in the English sentence
- followed : takip etti
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin peşinden gidildiğini veya bir talimatın izlendiğini anlatır.
Bizi buldun.
✨ special word message
Bizi buldun.
You found us.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- us : bize, bizi
- you : sen, siz
Explanation
- - Gizlenen veya yeri bilinmeyen bir grubun karşı tarafça keşfedilmesi.
Sen önden git. / Buyur başla.
✨ special word message
Sen önden git. / Buyur başla.
You go ahead.
Words in the English sentence
- ahead : ileride, önünde
- go : gitmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Birine öncelik tanımak için kullanılan nezaket kalıbı.
Önce sen git. / İlk sen başla.
✨ special word message
Önce sen git. / İlk sen başla.
You go first.
Words in the English sentence
- first : birinci, ilk
- go : gitmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Sıralamada önceliği karşı tarafa veren ifade.
Bunu yapabilirsin! / Başarabilirsin!
✨ special word message
Bunu yapabilirsin! / Başarabilirsin!
You got this!
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- this : bu
- you : sen, siz
Explanation
- - Birine cesaret vermek ve güven aşılamak için kullanılan motivasyon cümlesi.
Okumuştun.
✨ special word message
Okumuştun.
You had read.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- read : okumak, okudu
- you : sen, siz
Explanation
- - Okuma eyleminin geçmişte tamamlanmış olduğunu belirten zaman yapısı.
Beni duydun.
✨ special word message
Beni duydun.
You heard me.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- me : beni, bana
- you : sen, siz
Explanation
- - Söylenenin anlaşıldığını veya duyulduğunu teyit eden, bazen sert çıkış içeren ifade.
Onu (erkeği) incittin. / Ona zarar verdin.
✨ special word message
Onu (erkeği) incittin. / Ona zarar verdin.
You hurt him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkeğe fiziksel veya duygusal olarak zarar verildiğini belirtir.
Az önce kazandın.
✨ special word message
Az önce kazandın.
You just won.
Words in the English sentence
- just : sadece, henüz
- won : kazandı
- you : sen, siz
Explanation
- - Galibiyetin çok yeni gerçekleştiğini bildiren cümle.
Onu (kadını) tanıyorsun.
✨ special word message
Onu (kadını) tanıyorsun.
You know her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- know : bilmek, tanımak
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişinin bir kadınla tanışıklığı olduğunu belirtir.
Onu (erkeği) tanıyorsun.
✨ special word message
Onu (erkeği) tanıyorsun.
You know him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- know : bilmek, tanımak
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkekle olan tanışıklık durumunu ifade eder.
Nasıl olduğunu biliyorsun. / Yöntemini biliyorsun.
✨ special word message
Nasıl olduğunu biliyorsun. / Yöntemini biliyorsun.
You know how.
Words in the English sentence
- how : nasıl
- know : bilmek, tanımak
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir işin yapılış şekline dair bilgi sahibi olunduğunu belirtir.
Tom'u tanıyorsun.
✨ special word message
Tom'u tanıyorsun.
You know Tom.
Words in the English sentence
- know : bilmek, tanımak
- tom : Tom
- you : sen, siz
Explanation
- - Tom ile olan tanışıklığı hatırlatan veya belirten cümle.
Nedenini biliyorsun.
✨ special word message
Nedenini biliyorsun.
You know why.
Words in the English sentence
- know : bilmek, tanımak
- why : neden, niçin
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir durumun arkasındaki sebebin karşı tarafça malum olduğunu vurgular.
İyi olacaksın.
✨ special word message
İyi olacaksın.
You'll be OK.
Words in the English sentence
Explanation
- - Geleceğe dair teselli ve güven veren ifade.
Onu yapacaksın.
✨ special word message
Onu yapacaksın.
You'll do it.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir işin yapılacağına dair kesinlik veya emir bildiren ifade.
Kötü görünüyorsun.
✨ special word message
Kötü görünüyorsun.
You look bad.
Words in the English sentence
- bad : kötü
- look : bakmak, bakış, görünmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin sağlıksız veya üzgün göründüğüne dair gözlem.
Kilolu görünüyorsun.
✨ special word message
Kilolu görünüyorsun.
You look fat.
Words in the English sentence
- fat : şişman, yağ
- look : bakmak, bakış, görünmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Fiziksel görünüşe dair kaba olabilecek bir gözlem.
Sıcaklamış görünüyorsun. / Çok çekici görünüyorsun.
✨ special word message
Sıcaklamış görünüyorsun. / Çok çekici görünüyorsun.
You look hot.
Words in the English sentence
- hot : sıcak
- look : bakmak, bakış, görünmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Bağlama göre hem ısıdan etkilenmeyi hem de fiziksel çekiciliği ifade edebilir.
Kızgın görünüyorsun.
✨ special word message
Kızgın görünüyorsun.
You look mad.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- mad : deli, kızgın
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin öfkeli olduğuna dair dışarıdan yapılan bir çıkarım.
Yaşlı görünüyorsun.
✨ special word message
Yaşlı görünüyorsun.
You look old.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- old : eski, yaşlı
- you : sen, siz
Explanation
- - Yaşla ilgili dış görünüşe dair yapılan yorum.
Üzgün görünüyorsun.
✨ special word message
Üzgün görünüyorsun.
You look sad.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- sad : üzgün
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin moralinin bozuk olduğuna dair gözlem.
Onu (kadını) seviyorsun.
✨ special word message
Onu (kadını) seviyorsun.
You love her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- love : sevmek, aşk, sevgi
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir kadına duyulan sevgiyi veya aşkı belirten ifade.
Onu (erkeği) seviyorsun.
✨ special word message
Onu (erkeği) seviyorsun.
You love him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- love : sevmek, aşk, sevgi
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkeğe karşı hissedilen sevgiyi dile getirir.
Bakabilirsin.
✨ special word message
Bakabilirsin.
You may look.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- may : Mayıs, olabilir
- you : sen, siz
Explanation
- - Bakmak için verilen resmi veya kibar izin.
Ayağa kalkabilirsin.
✨ special word message
Ayağa kalkabilirsin.
You may rise.
Words in the English sentence
- may : Mayıs, olabilir
- rise : yükselmek, doğmak (güneş)
- you : sen, siz
Explanation
- - Genellikle resmi ortamlarda veya törenlerde verilen kalkma izni.
Kalabilirsin.
✨ special word message
Kalabilirsin.
You may stay.
Words in the English sentence
- may : Mayıs, olabilir
- stay : kalmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir yerde bulunmaya devam etmek için verilen izin.
Yüzebilirsin.
✨ special word message
Yüzebilirsin.
You may swim.
Words in the English sentence
- may : Mayıs, olabilir
- swim : yüzmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Yüzme eylemi için verilen onay veya imkan.
Ölmelisin.
✨ special word message
Ölmelisin.
You must die.
Words in the English sentence
- die : ölmek, zar
- must : meli/malı, şart
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir zorunluluk veya dramatik bir ifade bildiren sert cümle.
Yemelisin.
✨ special word message
Yemelisin.
You must eat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- must : meli/malı, şart
- you : sen, siz
Explanation
- - Beslenme zorunluluğunu veya tavsiyesini belirten ifade.
Koşmalısın.
✨ special word message
Koşmalısın.
You must run.
Words in the English sentence
- must : meli/malı, şart
- run : koşmak, çalıştırmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Acele etme veya kaçma gerekliliğini bildiren emir/tavsiye.
Denemelisin.
✨ special word message
Denemelisin.
You must try.
Words in the English sentence
- must : meli/malı, şart
- try : denemek, çabalamak
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir şeyi denemek için verilen güçlü tavsiye.
Ona (erkeğe) ihtiyacın var.
✨ special word message
Ona (erkeğe) ihtiyacın var.
You need him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- need : ihtiyaç duymak, gereksinim
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkeğin yardımına veya varlığına duyulan gereklilik.
Söz vermiştin.
✨ special word message
Söz vermiştin.
You promised.
Words in the English sentence
- promised : söz verilmiş
- you : sen, siz
Explanation
- - Geçmişte verilen bir sözü hatırlatan ifade.
Sen bir köpeksin.
✨ special word message
Sen bir köpeksin.
You're a dog.
Words in the English sentence
Explanation
- - Genellikle hakaret amaçlı veya nadiren şaka yollu kullanılır.
Sen bir adamsın.
✨ special word message
Sen bir adamsın.
You're a man.
Words in the English sentence
- a : bir
- man : adam, erkek
Explanation
- - Cinsiyeti belirten veya karakteri takdir eden ifade.
Sen bir domuzsun.
✨ special word message
Sen bir domuzsun.
You're a pig.
Words in the English sentence
Explanation
- - Genellikle kabalık veya pistlik ima eden bir hakaret.
Sen bir casussun.
✨ special word message
Sen bir casussun.
You're a spy.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin gizli görevde olduğunu iddia eden cümle.
Berbatsın. / Çok kötüsün.
✨ special word message
Berbatsın. / Çok kötüsün.
You're awful.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin davranışını veya karakterini ağır şekilde eleştiren ifade.
Cesursun.
✨ special word message
Cesursun.
You're brave.
Words in the English sentence
Explanation
- - Korkusuzca davranan birini takdir eden cümle.
Zalimsin. / Acımasızsın.
✨ special word message
Zalimsin. / Acımasızsın.
You're cruel.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin merhametsizce davrandığını belirten eleştiri.
Kirliysen. / Pissin.
✨ special word message
Kirliysen. / Pissin.
You're dirty.
Words in the English sentence
Explanation
- - Hem fiziksel kirliliği hem de mecazi ahlaki kirliliği ifade edebilir.
Sarhoşsun.
✨ special word message
Sarhoşsun.
You're drunk.
Words in the English sentence
Explanation
- - Alkolün etkisinde olan birine yönelik tespit.
Ölüyorsun.
✨ special word message
Ölüyorsun.
You're dying.
Words in the English sentence
Explanation
- - Hayatın sona ermekte olduğunu bildiren dramatik veya tıbbi ifade.
Erkencisin. / Erken geldin.
✨ special word message
Erkencisin. / Erken geldin.
You're early.
Words in the English sentence
Explanation
- - Beklenen zamandan önce gelen birine söylenen söz.
Sen Emily'sin.
✨ special word message
Sen Emily'sin.
You're Emily.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin ismini teyit eden tanıma cümlesi.
Kovuldun.
✨ special word message
Kovuldun.
You're fired.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
Explanation
- - İşten çıkarılma bildiriminde kullanılan standart kalıp.
Birincisin. / İlk sıradasın.
✨ special word message
Birincisin. / İlk sıradasın.
You're first.
Words in the English sentence
Explanation
- - Sıralamada en önde olunduğunu belirtir.
Komiksin.
✨ special word message
Komiksin.
You're funny.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin güldürdüğünü veya garip davrandığını belirten ifade.
Gidiyor musun?
✨ special word message
Gidiyor musun?
You're going?
Words in the English sentence
Explanation
- - Ayrılmakta olan birine yönelik şaşkınlık veya soru.
Harikasın.
✨ special word message
Harikasın.
You're great.
Words in the English sentence
Explanation
- - Yüksek düzeyde takdir ve beğeni bildiren ifade.
Şanslısın.
✨ special word message
Şanslısın.
You're lucky.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin başına iyi bir şey geldiğini belirten cümle.
Yalan söylüyorsun.
✨ special word message
Yalan söylüyorsun.
You're lying.
Words in the English sentence
- lying : yalan söylüyor, uzanıyor
Explanation
- - Söylenenlerin doğru olmadığına dair iddia.
Safsın. / Deneyimsizsin.
✨ special word message
Safsın. / Deneyimsizsin.
You're naive.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin olaylara çok iyi niyetle veya tecrübesizce yaklaştığını belirtir.
Sessizsin.
✨ special word message
Sessizsin.
You're quiet.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin konuşmadığına veya gürültü yapmadığına dair gözlem.
Hazırsın.
✨ special word message
Hazırsın.
You're ready.
Words in the English sentence
Explanation
- - Hazırlık sürecinin tamamlandığını belirten ifade.
Haklısın.
✨ special word message
Haklısın.
You're right.
Words in the English sentence
Explanation
- - Karşıdaki kişinin fikrinin veya tutumunun doğru olduğunu kabul eder.
Korkutucusun.
✨ special word message
Korkutucusun.
You're scary.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin korku uyandırdığını belirten ifade.
Zekisin. / Pratik zekalısın.
✨ special word message
Zekisin. / Pratik zekalısın.
You're sharp.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin olayları çabuk kavradığını belirten övgü.
Aptalcasın. / Şapşalsın.
✨ special word message
Aptalcasın. / Şapşalsın.
You're silly.
Words in the English sentence
Explanation
- - Genellikle şaka yollu hafif bir eleştiri.
Küçüksün.
✨ special word message
Küçüksün.
You're small.
Words in the English sentence
Explanation
- - Boyut veya yaş olarak küçüklüğü belirtir.
Akıllısın.
✨ special word message
Akıllısın.
You're smart.
Words in the English sentence
Explanation
- - Zeka seviyesine yönelik olumlu bir değerlendirme.
Sıkıştın. / Mahsur kaldın.
✨ special word message
Sıkıştın. / Mahsur kaldın.
You're stuck.
Words in the English sentence
- stuck : sıkışmış, saplanmış
Explanation
- - Bir yerden hareket edemez durumda olmayı ifade eder.
Tatlısın. / Naziksin.
✨ special word message
Tatlısın. / Naziksin.
You're sweet.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin cana yakın veya düşünceli olduğunu belirten iltifat.
Yorgunsun.
✨ special word message
Yorgunsun.
You're tired.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin dinlenmeye ihtiyacı olduğuna dair gözlem.
Dayanıklısın. / Sertsin.
✨ special word message
Dayanıklısın. / Sertsin.
You're tough.
Words in the English sentence
- tough : zor, sert, dayanıklı
Explanation
- - Hem fiziksel güç hem de ruhsal direnç için kullanılır.
Üzgünsün. / Keyfin kaçmış.
✨ special word message
Üzgünsün. / Keyfin kaçmış.
You're upset.
Words in the English sentence
- upset : üzgün, keyfini kaçırmak
Explanation
- - Birinin moralinin bozuk veya canının sıkkın olduğunu belirtir.
Tuhafsın.
✨ special word message
Tuhafsın.
You're weird.
Words in the English sentence
Explanation
- - Alışılagelmişin dışındaki davranışlara yönelik yorum.
Hatalısın. / Yanılıyorsun.
✨ special word message
Hatalısın. / Yanılıyorsun.
You're wrong.
Words in the English sentence
Explanation
- - Karşıdaki kişinin fikrinin veya bilgisinin yanlış olduğunu belirtir.
Gençsin.
✨ special word message
Gençsin.
You're young.
Words in the English sentence
Explanation
- - Yaşın küçük olduğunu veya hayatın başında olunduğunu ifade eder.
Bizi kurtardın.
✨ special word message
Bizi kurtardın.
You saved us.
Words in the English sentence
- saved : kaydedildi, kurtarıldı
- us : bize, bizi
- you : sen, siz
Explanation
- - Zor bir durumdan çıkarılmaya karşı duyulan minnet.
Beni korkutuyorsun.
✨ special word message
Beni korkutuyorsun.
You scare me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- scare : korkutmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişinin eylemlerinin veya varlığının korku yarattığını bildirir.
Kızgın görünüyorsun.
✨ special word message
Kızgın görünüyorsun.
You seem mad.
Words in the English sentence
- mad : deli, kızgın
- seem : görünmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin öfkeli olabileceğine dair dışsal izlenim.
Üzgün görünüyorsun.
✨ special word message
Üzgün görünüyorsun.
You seem sad.
Words in the English sentence
- sad : üzgün
- seem : görünmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin mutsuz olduğuna dair bir hissiyatın paylaşılması.
Onu (kadını) vurdun.
✨ special word message
Onu (kadını) vurdun.
You shot her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- shot : atış, vuruş, vuruldu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir kadına ateş edildiğini belirten suçlayıcı veya betimleyici ifade.
Onu (erkeği) vurdun.
✨ special word message
Onu (erkeği) vurdun.
You shot him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- shot : atış, vuruş, vuruldu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkeğin vurulmasından sorumlu tutma veya durumu bildirme.