Kazanamadım.
✨ special word message
Kazanamadım.
I didn't win.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir yarışmada veya oyunda galip gelemediğini ifade eder.
Gerçekten öyle umuyorum.
✨ special word message
Gerçekten öyle umuyorum.
I do hope so.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- hope : umut etmek, umut
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- - Bir durumun gerçekleşmesine dair duyulan güçlü temenniyi belirtir.
Hiçbir şey yapmıyorum.
✨ special word message
Hiçbir şey yapmıyorum.
I do nothing.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- nothing : hiçbir şey
Explanation
- - Kişinin o an boşta olduğunu veya eylemsizliğini anlatır.
Isırmam.
✨ special word message
Isırmam.
I don't bite.
Words in the English sentence
- bite : ısırmak, ısırık
- i : ben
Explanation
- - Karşıdakini rahatlatmak için kullanılan, korkulacak bir şey olmadığını belirten deyimsel ifade.
Umrumda değil.
✨ special word message
Umrumda değil.
I don't care.
Words in the English sentence
- care : bakım, önemsemek
- i : ben
Explanation
- - Bir duruma karşı ilgisizliği veya önemsizliği vurgular.
Yemek pişirmem. / Yemek yapmam.
✨ special word message
Yemek pişirmem. / Yemek yapmam.
I don't cook.
Words in the English sentence
- cook : aşçı, yemek pişirmek
- i : ben
Explanation
- - Yemek yapma alışkanlığının veya becerisinin olmadığını belirtir.
Biriyle çıkmıyorum. / Randevulaşmıyorum.
✨ special word message
Biriyle çıkmıyorum. / Randevulaşmıyorum.
I don't date.
Words in the English sentence
- date : tarih, randevu
- i : ben
Explanation
- - Romantik ilişki arayışında olmadığını veya bu tür aktivitelere katılmadığını ifade eder.
Bilmiyorum.
✨ special word message
Bilmiyorum.
I don't know.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- - Bilgi eksikliğini belirten temel ifade.
Benim için sakıncası yok. / Fark etmez.
✨ special word message
Benim için sakıncası yok. / Fark etmez.
I don't mind.
Words in the English sentence
- i : ben
- mind : zihin, akıl, önemsemek
Explanation
- - Bir durumun kişiyi rahatsız etmediğini veya tercihin önemli olmadığını belirtir.
Şarkı söylemem.
✨ special word message
Şarkı söylemem.
I don't sing.
Words in the English sentence
- i : ben
- sing : şarkı söylemek
Explanation
- - Şarkı söyleme alışkanlığının olmadığını ifade eder.
Yüzmem. / Yüzme bilmem.
✨ special word message
Yüzmem. / Yüzme bilmem.
I don't swim.
Words in the English sentence
Explanation
- - Yüzme aktivitesini gerçekleştirmediğini belirtir.
Ondan şüpheliyim. / Pek sanmam.
✨ special word message
Ondan şüpheliyim. / Pek sanmam.
I doubt that.
Words in the English sentence
- doubt : şüphe, şüphelenmek
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- - Bir bilginin veya durumun doğruluğuna inanmadığını ifade eder.
Onu gerçekten istiyorum.
✨ special word message
Onu gerçekten istiyorum.
I do want it.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- it : o, onu
- want : istemek
Explanation
- - Bir şeye duyulan isteği vurgulayarak belirtir.
Süt içtim.
✨ special word message
Süt içtim.
I drank milk.
Words in the English sentence
- drank : içti
- i : ben
- milk : süt
Explanation
- - Geçmişte tamamlanmış bir eylemi anlatır.
Bira içerim.
✨ special word message
Bira içerim.
I drink beer.
Words in the English sentence
- beer : bira
- drink : içmek, içecek
- i : ben
Explanation
- - Genel bir alışkanlığı veya içecek tercihini belirtir.
Süt içerim.
✨ special word message
Süt içerim.
I drink milk.
Words in the English sentence
- drink : içmek, içecek
- i : ben
- milk : süt
Explanation
- - Süt içme alışkanlığını ifade eder.
Şarap içerim.
✨ special word message
Şarap içerim.
I drink wine.
Words in the English sentence
- drink : içmek, içecek
- i : ben
- wine : şarap
Explanation
- - Şarap içme tercihini belirtir.
Hızlı sürerim.
✨ special word message
Hızlı sürerim.
I drive fast.
Words in the English sentence
- drive : sürmek, araç sürmek
- fast : hızlı, çabuk, oruç
- i : ben
Explanation
- - Araç kullanma tarzını belirtir.
Eve (arabayla) gittim. / Arabayı eve sürdüm.
✨ special word message
Eve (arabayla) gittim. / Arabayı eve sürdüm.
I drove home.
Words in the English sentence
- drove : sürdü
- home : ev, yuva
- i : ben
Explanation
- - Eve ulaşım yöntemini ve eylemin bittiğini ifade eder.
Bir çukur kazdım.
✨ special word message
Bir çukur kazdım.
I dug a hole.
Words in the English sentence
- a : bir
- dug : kazdı
- hole : delik, çukur
- i : ben
Explanation
- - Toprağı kazma eyleminin gerçekleştiğini anlatır.
Bir tanesini kazıp çıkardım.
✨ special word message
Bir tanesini kazıp çıkardım.
I dug one up.
Words in the English sentence
- dug : kazdı
- i : ben
- one : bir
- up : yukarı
Explanation
- - Gömülü bir şeyi kazarak bulduğunu ifade eder.
Peynir yerim.
✨ special word message
Peynir yerim.
I eat cheese.
Words in the English sentence
- cheese : peynir
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
Explanation
- - Beslenme alışkanlığına dair bir bilgi.
Yavaş yerim.
✨ special word message
Yavaş yerim.
I eat slowly.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- slowly : yavaşça
Explanation
- - Yemek yeme hızını belirtir.
Ondan keyif aldım. / Hoşuma gitti.
✨ special word message
Ondan keyif aldım. / Hoşuma gitti.
I enjoyed it.
Words in the English sentence
- enjoyed : keyif aldı
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Geçmişteki bir deneyimden memnun kaldığını belirtir.
Hayattan zevk alıyorum.
✨ special word message
Hayattan zevk alıyorum.
I enjoy life.
Words in the English sentence
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- i : ben
- life : hayat, yaşam
Explanation
- - Yaşama karşı pozitif tutumunu ifade eder.
Ondan zevk alırım.
✨ special word message
Ondan zevk alırım.
I enjoy that.
Words in the English sentence
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- - Belirli bir aktivitenin kişiyi mutlu ettiğini belirtir.
Yaşadığımı hissediyorum. / Canlı hissediyorum.
✨ special word message
Yaşadığımı hissediyorum. / Canlı hissediyorum.
I feel alive.
Words in the English sentence
- alive : hayatta, canlı
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - Genellikle heyecan verici bir olay sonrası hissedilen zindelik durumu.
Berbat hissediyorum.
✨ special word message
Berbat hissediyorum.
I feel awful.
Words in the English sentence
- awful : berbat, korkunç
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - Çok kötü bir fiziksel veya ruhsal durumu ifade eder.
Canım sıkılıyor.
✨ special word message
Canım sıkılıyor.
I feel bored.
Words in the English sentence
- bored : sıkılmış
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - Yapacak bir şey bulamama veya ilgisizlik halini anlatır.
Başım dönüyor.
✨ special word message
Başım dönüyor.
I feel dizzy.
Words in the English sentence
- dizzy : başi dönmüş
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - Fiziksel bir rahatsızlık olan denge kaybı veya baş dönmesi.
Bir tuhaf hissediyorum.
✨ special word message
Bir tuhaf hissediyorum.
I feel funny.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- funny : komik
- i : ben
Explanation
- - Tam olarak açıklanamayan, alışılmadık bir hissi ifade eder.
Harika hissediyorum.
✨ special word message
Harika hissediyorum.
I feel great.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- great : harika, büyük
- i : ben
Explanation
- - Çok iyi bir sağlık veya mutluluk durumunu belirtir.
Mutluyum. / Mutlu hissediyorum.
✨ special word message
Mutluyum. / Mutlu hissediyorum.
I feel happy.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- happy : mutlu
- i : ben
Explanation
- - Pozitif bir ruh hali beyanı.
Kendimi şanslı hissediyorum.
✨ special word message
Kendimi şanslı hissediyorum.
I feel lucky.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- lucky : şanslı
Explanation
- - İyi giden durumlar karşısında duyulan memnuniyet.
Hazır hissediyorum.
✨ special word message
Hazır hissediyorum.
I feel ready.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- ready : hazır
Explanation
- - Bir işe başlamak için gereken özgüvene sahip olduğunu belirtir.
Kendimi aptal gibi hissediyorum.
✨ special word message
Kendimi aptal gibi hissediyorum.
I feel silly.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- silly : aptalca, saçma
Explanation
- - Utanç verici veya saçma bir durum sonrası hissedilen duygu.
Üzgünüm. / Pişmanlık duyuyorum.
✨ special word message
Üzgünüm. / Pişmanlık duyuyorum.
I feel sorry.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- sorry : üzgün, pişman
Explanation
- - Bir hata veya kötü bir olay karşısında hissedilen üzüntü.
Yorgun hissediyorum.
✨ special word message
Yorgun hissediyorum.
I feel tired.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- tired : yorgun
Explanation
- - Enerji düşüklüğünü veya dinlenme ihtiyacını belirtir.
Genç hissediyorum.
✨ special word message
Genç hissediyorum.
I feel young.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- young : genç
Explanation
- - Yaşına bakılmaksızın kişinin enerjik hissetmesi.
Yalnız hissettim.
✨ special word message
Yalnız hissettim.
I felt alone.
Words in the English sentence
- alone : yalnız
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte yaşanan bir yalnızlık duygusunu anlatır.
Berbat hissettim.
✨ special word message
Berbat hissettim.
I felt awful.
Words in the English sentence
- awful : berbat, korkunç
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Geçmişteki çok kötü bir anı veya hissi ifade eder.
Başım döndü.
✨ special word message
Başım döndü.
I felt dizzy.
Words in the English sentence
- dizzy : başi dönmüş
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte yaşanan bir baş dönmesi anını belirtir.
Harika hissettim.
✨ special word message
Harika hissettim.
I felt great.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- great : harika, büyük
- i : ben
Explanation
- - Geçmişteki çok iyi bir durumu anlatır.
Mutlu hissettim.
✨ special word message
Mutlu hissettim.
I felt happy.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- happy : mutlu
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte duyulan mutluluğu ifade eder.
Şanslı hissettim.
✨ special word message
Şanslı hissettim.
I felt lucky.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- lucky : şanslı
Explanation
- - Geçmişte gerçekleşen bir tesadüf veya başarı karşısındaki his.
Kendimi çıplak (savunmasız) hissettim.
✨ special word message
Kendimi çıplak (savunmasız) hissettim.
I felt naked.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- naked : çıplak
Explanation
- - Hem gerçek anlamda hem de mecazen korunmasız hissetme durumu.
Daha güvende hissettim.
✨ special word message
Daha güvende hissettim.
I felt safer.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- safer : daha güvenli
Explanation
- - Bir durumun veya kişinin sağladığı güven artışını belirtir.
Yorgun hissettim.
✨ special word message
Yorgun hissettim.
I felt tired.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- tired : yorgun
Explanation
- - Geçmişteki yorgunluk halini anlatır.
Mary'yi işten çıkardım.
✨ special word message
Mary'yi işten çıkardım.
I fired Mary.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- i : ben
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- - Bir yöneticinin Mary'nin işine son verdiğini belirtir.
Onları işten çıkardım. / Onlara ateş ettim.
✨ special word message
Onları işten çıkardım. / Onlara ateş ettim.
I fired them.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- - Bağlama göre hem işten çıkarma hem de silahla ateş etme anlamına gelebilir.
Bir şeyleri tamir ederim.
✨ special word message
Bir şeyleri tamir ederim.
I fix things.
Words in the English sentence
- fix : tamir etmek, düzeltmek
- i : ben
- things : şeyler
Explanation
- - Genel bir beceriyi veya mesleği ifade eder.
Tom'u kandırdım.
✨ special word message
Tom'u kandırdım.
I fooled Tom.
Words in the English sentence
- fooled : kandırılmış
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'a bir şaka yapıldığını veya onu aldattığını anlatır.
Bir tanesini unuttum.
✨ special word message
Bir tanesini unuttum.
I forgot one.
Words in the English sentence
- forgot : unuttu
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Hatırlanması gerekenlerden birinin atlandığını belirtir.
Mary'yi buldum.
✨ special word message
Mary'yi buldum.
I found Mary.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- - Kayıp olan veya aranan Mary'nin bulunduğunu bildirir.
Onları buldum.
✨ special word message
Onları buldum.
I found them.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- - Aranan nesnelerin veya kişilerin bulunduğunu belirtir.
Tony'yi buldum.
✨ special word message
Tony'yi buldum.
I found Tony.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- tony : Tony
Explanation
- - Tony'nin yerinin tespit edildiğini ifade eder.
Koşuya çıkarım.
✨ special word message
Koşuya çıkarım.
I go jogging.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- jogging : koşu, koşu yapıyor
Explanation
- - Düzenli olarak yapılan hafif tempolu koşu aktivitesi.
Yürüyerek giderim. / Yaya giderim.
✨ special word message
Yürüyerek giderim. / Yaya giderim.
I go on foot.
Words in the English sentence
- foot : ayak
- go : gitmek
- i : ben
- on : üzerinde, açık
Explanation
- - Ulaşım aracı kullanmadığını belirtir.
Yandım. / Kandırıldım.
✨ special word message
Yandım. / Kandırıldım.
I got burned.
Words in the English sentence
- burned : yanmış, yandı
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Hem fiziksel yanmayı hem de mecazi olarak bir işten zarar görmeyi anlatır.
Yakalandım.
✨ special word message
Yakalandım.
I got caught.
Words in the English sentence
- caught : yakaladı, yakalanmış
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Gizli bir iş yaparken veya kaçarken yakalanma durumu.
Acıktım.
✨ special word message
Acıktım.
I got hungry.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- hungry : aç
- i : ben
Explanation
- - Açlık hissinin başladığını belirtir.
Anladım, tamam mı?
✨ special word message
Anladım, tamam mı?
I got it, OK?
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- ok : tamam
Explanation
- - Karşıdakinin açıklamayı uzatmaması için verilen biraz sert bir tepki.
Yalnızlık hissetmeye başladım.
✨ special word message
Yalnızlık hissetmeye başladım.
I got lonely.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- lonely : yalnız
Explanation
- - Yalnızlık duygusunun oluştuğu anı anlatır.
İşe giderim.
✨ special word message
İşe giderim.
I go to work.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
- work : çalışmak, iş
Explanation
- - Günlük iş rutini hakkında bilgi verir.
Soyuldum.
✨ special word message
Soyuldum.
I got robbed.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- robbed : soyulmuş, soyuldu
Explanation
- - Bir hırsızlık olayına maruz kaldığını bildirir.
Korktum.
✨ special word message
Korktum.
I got scared.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- scared : korkmuş
Explanation
- - Geçmişte yaşanan bir korku anını ifade eder.
Uykum geldi.
✨ special word message
Uykum geldi.
I got sleepy.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- sleepy : uykulu
Explanation
- - Uykusuzluk veya yorgunluk hissinin başladığını belirtir.
Gül yetiştirdim.
✨ special word message
Gül yetiştirdim.
I grew roses.
Words in the English sentence
- grew : büyüdü, yetişti
- i : ben
- roses : güller
Explanation
- - Bahçecilikle ilgili geçmişteki bir faaliyeti anlatır.
Yemek yedim.
✨ special word message
Yemek yedim.
I had a meal.
Words in the English sentence
- a : bir
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- meal : öğün, yemek
Explanation
- - Bir öğün yemek yeme eyleminin tamamlandığını belirtir.
Bir planım vardı.
✨ special word message
Bir planım vardı.
I had a plan.
Words in the English sentence
- a : bir
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- plan : plan, planlamak
Explanation
- - Önceden tasarlanmış bir niyetin olduğunu ifade eder.
Akşam yemeği yedim.
✨ special word message
Akşam yemeği yedim.
I had dinner.
Words in the English sentence
- dinner : akşam yemeği
- had : vardı, sahipti
- i : ben
Explanation
- - Akşam öğününün yendiğini belirtir.
Şüphelerim vardı.
✨ special word message
Şüphelerim vardı.
I had doubts.
Words in the English sentence
- doubts : şüpheler
- had : vardı, sahipti
- i : ben
Explanation
- - Bir konu hakkında emin olmadığını ifade eder.
Koşmam gerekti. / Gitmem gerekiyordu.
✨ special word message
Koşmam gerekti. / Gitmem gerekiyordu.
I had to run.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- run : koşmak, çalıştırmak
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Acil bir durum nedeniyle hızlıca ayrıldığını anlatır.
Denemek zorundaydım.
✨ special word message
Denemek zorundaydım.
I had to try.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- - Bir eylemi gerçekleştirmenin gerekliliğini vurgular.
Fasulyeden nefret ederim.
✨ special word message
Fasulyeden nefret ederim.
I hate beans.
Words in the English sentence
- beans : fasulye
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Belirli bir yiyeceğe duyulan güçlü hoşnutsuzluk.
Şekerlemeden nefret ederim.
✨ special word message
Şekerlemeden nefret ederim.
I hate candy.
Words in the English sentence
- candy : şeker, şekerleme
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Tatlı yiyeceklere duyulan ilgisizliği belirtir.
Onlardan nefret ettim.
✨ special word message
Onlardan nefret ettim.
I hated them.
Words in the English sentence
- hated : nefret etti, nefret edilen
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- - Geçmişte birilerine veya bir şeylere duyulan nefreti anlatır.
Sineklerden nefret ederim.
✨ special word message
Sineklerden nefret ederim.
I hate flies.
Words in the English sentence
- flies : sinekler, uçuyor
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Böceklere duyulan tepkiyi ifade eder.
Müzikten nefret ederim.
✨ special word message
Müzikten nefret ederim.
I hate music.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- music : müzik
Explanation
- - Nadir görülen bir beğenmeme durumu.
Operadan nefret ederim.
✨ special word message
Operadan nefret ederim.
I hate opera.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- opera : opera
Explanation
- - Bir sanat dalına duyulan ilgisizliği belirtir.
Pizzadan nefret ederim.
✨ special word message
Pizzadan nefret ederim.
I hate pizza.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- pizza : pizza
Explanation
- - Popüler bir yemeğe duyulan kişisel tepki.
Kurallardan nefret ederim.
✨ special word message
Kurallardan nefret ederim.
I hate rules.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- rules : kurallar
Explanation
- - Kısıtlamalara karşı duyulan genel hoşnutsuzluk.
Suşiden nefret ederim.
✨ special word message
Suşiden nefret ederim.
I hate sushi.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- sushi : suşi
Explanation
- - Belirli bir mutfak tercihini ifade eder.
Bir otobüsüm var.
✨ special word message
Bir otobüsüm var.
I have a bus.
Words in the English sentence
- a : bir
- bus : otobüs
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Otobüs sahibi olduğunu veya (bağlama göre) otobüse bindiğini ifade edebilir.
Bir arabam var.
✨ special word message
Bir arabam var.
I have a car.
Words in the English sentence
- a : bir
- car : araba
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Araç sahipliğini belirten temel cümle.
Bir kedim var.
✨ special word message
Bir kedim var.
I have a cat.
Words in the English sentence
- a : bir
- cat : kedi
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Evcil hayvan sahipliğini ifade eder.
Bir ineğim var.
✨ special word message
Bir ineğim var.
I have a cow.
Words in the English sentence
- a : bir
- cow : inek
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Hayvancılıkla ilgili bir mülkiyet durumu.
Bir köpeğim var.
✨ special word message
Bir köpeğim var.
I have a dog.
Words in the English sentence
- a : bir
- dog : köpek
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Köpek sahibi olduğunu belirtir.
Bir silahım var.
✨ special word message
Bir silahım var.
I have a gun.
Words in the English sentence
- a : bir
- gun : silah, tabanca
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Ateşli silah taşıdığını veya sahip olduğunu bildirir.
Bir işim var.
✨ special word message
Bir işim var.
I have a job.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- job : iş
Explanation
- - İstihdam durumunu belirten ifade.
Bir anahtarım var.
✨ special word message
Bir anahtarım var.
I have a key.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- key : anahtar
Explanation
- - Giriş yetkisine veya anahtara sahip olduğunu belirtir.
Bir çocuğum var.
✨ special word message
Bir çocuğum var.
I have a kid.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- kid : çocuk, dalga geçmek
Explanation
- - Ebeveynlik durumunu ifade eder.
Bir haritam var.
✨ special word message
Bir haritam var.
I have a map.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- map : harita
Explanation
- - Yol bulma aracına sahip olduğunu belirtir.
Bir kalemim var.
✨ special word message
Bir kalemim var.
I have a pen.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- pen : tükenmez kalem
Explanation
- - Yazı yazma aracına sahip olduğunu ifade eder.
Bir oğlum var.
✨ special word message
Bir oğlum var.
I have a son.
Words in the English sentence
- a : bir
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- son : oğul, erkek evlat
Explanation
- - Erkek çocuk sahibi olduğunu belirtir.
Ekmeğim var.
✨ special word message
Ekmeğim var.
I have bread.
Words in the English sentence
- bread : ekmek
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Temel gıdaya sahip olduğunu ifade eder.
Param var.
✨ special word message
Param var.
I have money.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- money : para
Explanation
- - Maddi imkanının olduğunu belirtir.
İhtiyaçlarım var.
✨ special word message
İhtiyaçlarım var.
I have needs.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- needs : ihtiyaçlar, gerekir
Explanation
- - Karşılanması gereken gereksinimleri olduğunu ifade eder.
Planlarım var.
✨ special word message
Planlarım var.
I have plans.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- plans : planlar
Explanation
- - Yapılacak işleri veya programı olduğunu belirtir.
Kanıtım var.
✨ special word message
Kanıtım var.
I have proof.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- proof : kanıt, ispat
Explanation
- - Bir durumu ispatlayacak delile sahip olduğunu vurgular.