Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Üzücüydü.

      ✨ special word message

      Üzücüydü.

      It was sad.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • sad : üzgün
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişte yaşanan bir olayın veya durumun kederli olduğunu belirtir.
      O Tom'du.

      ✨ special word message

      O Tom'du.

      It was Tom.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir eylemi yapanın veya sözü edilen kişinin Tom olduğunu teyit eder.
      Islaktı.

      ✨ special word message

      Islaktı.

      It was wet.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • was : idi, oldu
      • wet : ıslak

      Explanation

      • - Bir nesnenin veya yerin geçmişteki ıslaklık durumunu bildirir.
      İyi gitti. / Sorun çıkmadı.

      ✨ special word message

      İyi gitti. / Sorun çıkmadı.

      It went OK.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • ok : tamam
      • went : gitti

      Explanation

      • - Bir sürecin veya randevunun beklendiği gibi, makul bir şekilde geçtiğini ifade eder.
      Bir tane kullandım.

      ✨ special word message

      Bir tane kullandım.

      I used one.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • one : bir
      • used : kullanılmış, alışkın

      Explanation

      • - Mevcut seçeneklerden bir adet nesneyi kullandığını belirtir.
      Bunu kullanıyorum. / Bunu kullanırım.

      ✨ special word message

      Bunu kullanıyorum. / Bunu kullanırım.

      I use this.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • this : bu
      • use : kullanmak, kullanım

      Explanation

      • - Bir aleti veya yöntemi alışkanlık olarak veya o an kullandığını bildirir.
      Yemek yedim. / Karnım tok.

      ✨ special word message

      Yemek yedim. / Karnım tok.

      I've eaten.

      Words in the English sentence

      • eaten : yenmiş

      Explanation

      • - Yakın zamanda yemek yeme eylemini tamamladığını belirtir.
      Denedim. / Çabaladım.

      ✨ special word message

      Denedim. / Çabaladım.

      I've tried.

      Words in the English sentence

      • tried : denedi, çalıştı

      Explanation

      • - Bir şeyi başarmak için girişimde bulunulduğunu ifade eder.
      Onu istiyorum. (Dişil)

      ✨ special word message

      Onu istiyorum. (Dişil)

      I want her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • i : ben
      • want : istemek

      Explanation

      • - Bir kadına duyulan isteği veya ihtiyacı belirtir.
      Onu istiyorum. (Eril)

      ✨ special word message

      Onu istiyorum. (Eril)

      I want him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • i : ben
      • want : istemek

      Explanation

      • - Bir erkeğe duyulan isteği veya ihtiyacı belirtir.
      Bir tane istiyorum.

      ✨ special word message

      Bir tane istiyorum.

      I want one.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • one : bir
      • want : istemek

      Explanation

      • - Sunulan bir şeyden bir adet talep edildiğini ifade eder.
      Tom'u istiyorum.

      ✨ special word message

      Tom'u istiyorum.

      I want Tom.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • tom : Tom
      • want : istemek

      Explanation

      • - Tom'un yanına gelmesini veya Tom ile görüşmeyi talep eder.
      Seni istiyorum.

      ✨ special word message

      Seni istiyorum.

      I want you.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • want : istemek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdaki kişiye duyulan ihtiyacı veya arzuyu belirten doğrudan cümle.
      Uzaklardaydım. / Burada değildim.

      ✨ special word message

      Uzaklardaydım. / Burada değildim.

      I was away.

      Words in the English sentence

      • away : uzak, uzakta
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişte bir süre boyunca mevcut konumda bulunmadığını bildirir.
      Meşguldüm.

      ✨ special word message

      Meşguldüm.

      I was busy.

      Words in the English sentence

      • busy : meşgul
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişteki bir zaman diliminde vaktinin dolu olduğunu belirtir.
      Üşümüştüm.

      ✨ special word message

      Üşümüştüm.

      I was cold.

      Words in the English sentence

      • cold : soğuk
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişte hissedilen soğukluk durumunu ifade eder.
      Adil davrandım.

      ✨ special word message

      Adil davrandım.

      I was fair.

      Words in the English sentence

      • fair : adil, fuar, panayır
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir karar verirken veya davranırken adaletli olduğunu savunur.
      İyiydim.

      ✨ special word message

      İyiydim.

      I was fine.

      Words in the English sentence

      • fine : iyi, güzel, ceza
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişteki sağlık veya moral durumunun iyi olduğunu belirtir.
      Aptallık ettim. / Budalaydım.

      ✨ special word message

      Aptallık ettim. / Budalaydım.

      I was fool.

      Words in the English sentence

      • fool : aptal, kandırmak
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişte yapılan bir hata için duyulan pişmanlık ifadesi.
      Toktum.

      ✨ special word message

      Toktum.

      I was full.

      Words in the English sentence

      • full : dolu, tok
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Yemek yeme ihtiyacı duymadığı bir anı anlatır.
      İyiydim. / Usluydum.

      ✨ special word message

      İyiydim. / Usluydum.

      I was good.

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Hem beceri olarak başarılı olduğunu hem de davranış olarak düzgün olduğunu belirtebilir.
      Buradaydım.

      ✨ special word message

      Buradaydım.

      I was here.

      Words in the English sentence

      • here : burada, buraya
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişte belirli bir konumda bulunduğunu teyit eder.
      Evdeydim.

      ✨ special word message

      Evdeydim.

      I was home.

      Words in the English sentence

      • home : ev, yuva
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişteki vaktini evde geçirdiğini belirtir.
      Yaralandım. / İncinmiştim.

      ✨ special word message

      Yaralandım. / İncinmiştim.

      I was hurt.

      Words in the English sentence

      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • i : ben
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Hem fiziksel yaralanma hem de duygusal kırgınlık için kullanılır.
      Gecikmiştim.

      ✨ special word message

      Gecikmiştim.

      I was late.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • late : geç
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir yere veya bir randevuya zamanında gidemediğini bildirir.
      Kaybolmuştum.

      ✨ special word message

      Kaybolmuştum.

      I was lost.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Yolunu bulamadığı veya ne yapacağını bilemediği bir anı anlatır.
      Sıradaki bendim.

      ✨ special word message

      Sıradaki bendim.

      I was next.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • next : sonraki, bitişik
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir kuyrukta veya görevde sıranın kendisine geldiğini belirtir.
      İyiydim. / Sorun yoktu.

      ✨ special word message

      İyiydim. / Sorun yoktu.

      I was okay.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • okay : tamam
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Durumunun makul veya yeterince iyi olduğunu ifade eder.
      Kabaydım.

      ✨ special word message

      Kabaydım.

      I was rude.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • rude : kaba, nezaketsiz
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişteki nezaketsiz davranışı için yapılan bir itiraf.
      Vuruldum.

      ✨ special word message

      Vuruldum.

      I was shot.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir silahla veya okla vurulduğunu belirten pasif cümle.
      Hastaydım.

      ✨ special word message

      Hastaydım.

      I was sick.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • sick : hasta
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişteki bir rahatsızlığı veya hastalığı ifade eder.
      Emindim.

      ✨ special word message

      Emindim.

      I was sure.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • sure : emin, kesin
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir konuda kesin bir inanca sahip olduğunu belirtir.
      Güçsüzdüm.

      ✨ special word message

      Güçsüzdüm.

      I was weak.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • was : idi, oldu
      • weak : zayıf, güçsüz

      Explanation

      • - Fiziksel veya irade olarak zayıf düşülen bir anı anlatır.
      Deneceğim.

      ✨ special word message

      Deneceğim.

      I will try.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • try : denemek, çabalamak
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • - Gelecekte bir şeyi yapmak için çaba göstereceğine dair verilen söz.
      Gitmiyeceğim.

      ✨ special word message

      Gitmiyeceğim.

      I won't go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir yere gitmeyi reddettiğini veya gitme niyetinin olmadığını belirtir.
      Bir tane taktım/giydim.

      ✨ special word message

      Bir tane taktım/giydim.

      I wore one.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • one : bir
      • wore : giydi, taktı

      Explanation

      • - Bir kıyafeti veya aksesuarı geçmişte kullandığını ifade eder.
      Spor yapıyorum. / Antrenman yaparım.

      ✨ special word message

      Spor yapıyorum. / Antrenman yaparım.

      I work out.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • out : dışarı, dışarıda
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • - Fiziksel egzersiz yapma alışkanlığını belirtir.
      Onu ben yazdım.

      ✨ special word message

      Onu ben yazdım.

      I wrote it.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • it : o, onu
      • wrote : yazdı

      Explanation

      • - Bir metnin veya yazının yazarı olduğunu teyit eder.
      Kenara atla!

      ✨ special word message

      Kenara atla!

      Jump aside!

      Words in the English sentence

      • aside : bir kenara, kenarda
      • jump : zıplamak, atlamak

      Explanation

      • - Tehlikeden kaçınmak için birinin yana doğru zıplamasını isteyen komut.
      Sadece yap.

      ✨ special word message

      Sadece yap.

      Just do it.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • it : o, onu
      • just : sadece, henüz

      Explanation

      • - Fazla düşünmeden eyleme geçilmesini teşvik eden ifade.
      Sadece git. / Ayrıl yeter.

      ✨ special word message

      Sadece git. / Ayrıl yeter.

      Just leave.

      Words in the English sentence

      • just : sadece, henüz
      • leave : ayrılmak, terk etmek

      Explanation

      • - Tartışma veya benzeri durumda karşıdakinin gitmesini isteyen kesin talep.
      Sadece rahatla.

      ✨ special word message

      Sadece rahatla.

      Just relax.

      Words in the English sentence

      • just : sadece, henüz
      • relax : rahatlamak, gevşemek

      Explanation

      • - Birini sakinleştirmek veya gerginliğini azaltmak için kullanılan tavsiye.
      Uzak durun. / Açık tutun.

      ✨ special word message

      Uzak durun. / Açık tutun.

      Keep clear.

      Words in the English sentence

      • clear : açık, net, temizlemek
      • keep : tutmak, korumak

      Explanation

      • - Genellikle geçiş yollarının boş bırakılması için kullanılan uyarı.
      Devam et.

      ✨ special word message

      Devam et.

      Keep going.

      Words in the English sentence

      • going : gidiyor, gidiş
      • keep : tutmak, korumak

      Explanation

      • - Bir eylemin veya yürüyüşün sürdürülmesini isteyen teşvik.
      Böyle devam et.

      ✨ special word message

      Böyle devam et.

      Keep it up.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • keep : tutmak, korumak
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Başarılı bir işin sürdürülmesi için verilen motivasyon.
      Not tut.

      ✨ special word message

      Not tut.

      Keep notes.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • notes : notlar

      Explanation

      • - Bilgilerin unutulmaması için kaydedilmesini söyleyen talimat.
      Sessiz ol.

      ✨ special word message

      Sessiz ol.

      Keep quiet.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • quiet : sessiz, sakin

      Explanation

      • - Gürültü yapılmamasını isteyen uyarı cümlesi.
      Kıpırdama.

      ✨ special word message

      Kıpırdama.

      Keep still.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • still : hala, henüz, durgun

      Explanation

      • - Fiziksel olarak hareketsiz kalınması gerektiğini belirten komut.
      Layla kaçtı.

      ✨ special word message

      Layla kaçtı.

      Layla fled.

      Words in the English sentence

      • fled : kaçtı
      • layla : Layla

      Explanation

      • - Layla'nın bir yerden gizlice veya hızla ayrıldığını bildirir.
      Onları bırak.

      ✨ special word message

      Onları bırak.

      Leave them.

      Words in the English sentence

      • leave : ayrılmak, terk etmek
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • - Nesneleri veya kişileri oldukları yerde bırakma talimatı.
      Şehirden ayrıl.

      ✨ special word message

      Şehirden ayrıl.

      Leave town.

      Words in the English sentence

      • leave : ayrılmak, terk etmek
      • town : kasaba, şehir

      Explanation

      • - Birine bulunduğu şehri terk etmesini söyleyen talimat.
      Bırak gitsin. / Onu serbest bırak. (Dişil)

      ✨ special word message

      Bırak gitsin. / Onu serbest bırak. (Dişil)

      Let her go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • her : ona, onu, onun
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Bir kadının gitmesine izin verilmesini isteyen rica veya komut.
      Bırak gitsin. / Onu serbest bırak. (Eril)

      ✨ special word message

      Bırak gitsin. / Onu serbest bırak. (Eril)

      Let him go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • him : ona, onu
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Bir erkeğin gitmesine izin verilmesini isteyen rica veya komut.
      Onu içeri al. (Eril)

      ✨ special word message

      Onu içeri al. (Eril)

      Let him in.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • in : içinde
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Bir erkeğin içeri girmesine izin verilmesi talimatı.
      Kurumaya bırak.

      ✨ special word message

      Kurumaya bırak.

      Let it dry.

      Words in the English sentence

      • dry : kuru, kurutmak
      • it : o, onu
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Bir nesnenin kuruması için zamana ihtiyacı olduğunu belirtir.
      Bırak öleyim.

      ✨ special word message

      Bırak öleyim.

      Let me die.

      Words in the English sentence

      • die : ölmek, zar
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Aşırı acı veya çaresizlik anında söylenen dramatik ifade.
      Beni dışarı çıkar. / Bırak çıkayım.

      ✨ special word message

      Beni dışarı çıkar. / Bırak çıkayım.

      Let me out.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • out : dışarı, dışarıda

      Explanation

      • - Kapalı bir yerden çıkmak için istenen izin veya yardım.
      Bırak ben ödeyeyim.

      ✨ special word message

      Bırak ben ödeyeyim.

      Let me pay.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • pay : ödemek, maaş

      Explanation

      • - Hesabı ödeme isteğini belirten nezaket cümlesi.
      Bırak söyleyeyim.

      ✨ special word message

      Bırak söyleyeyim.

      Let me say.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • say : söylemek, demek

      Explanation

      • - Bir şeyi ifade etmek veya fikrini belirtmek için istenen izin.
      Bakayım. / Bir göreyim.

      ✨ special word message

      Bakayım. / Bir göreyim.

      Let me see.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • see : görmek, anlamak

      Explanation

      • - Bir şeyi incelemek veya düşünmek için zaman istemek.
      Bırak deneyeyim.

      ✨ special word message

      Bırak deneyeyim.

      Let me try.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Bir işi yapma sırasının kendisine verilmesini isteyen talep.
      Sohbet edelim.

      ✨ special word message

      Sohbet edelim.

      Let's chat.

      Words in the English sentence

      • chat : sohbet, sohbet etmek

      Explanation

      • - Gayri resmi bir konuşma başlatma önerisi.
      Öpüşelim.

      ✨ special word message

      Öpüşelim.

      Let's kiss.

      Words in the English sentence

      • kiss : öpmek, öpücük

      Explanation

      • - Karşı tarafa yapılan romantik bir yakınlaşma teklifi.
      Hadi gidelim. / Kıpırdayalım.

      ✨ special word message

      Hadi gidelim. / Kıpırdayalım.

      Let's move.

      Words in the English sentence

      • move : hareket etmek, taşınmak

      Explanation

      • - Bir yerden ayrılma veya harekete geçme önerisi.
      Oyun oynayalım.

      ✨ special word message

      Oyun oynayalım.

      Let's play.

      Words in the English sentence

      • play : oynamak, oyun

      Explanation

      • - Bir oyun veya eğlence etkinliğine başlama daveti.
      Dua edelim.

      ✨ special word message

      Dua edelim.

      Let's pray.

      Words in the English sentence

      • pray : dua etmek

      Explanation

      • - Dini bir eylemde bulunma veya dilekte bulunma önerisi.
      Bırakalım. / İstifa edelim.

      ✨ special word message

      Bırakalım. / İstifa edelim.

      Let's quit.

      Words in the English sentence

      • quit : bırakmak, çıkmak

      Explanation

      • - Yapılan bir işi veya görevi sonlandırma kararı.
      Yarışalım.

      ✨ special word message

      Yarışalım.

      Let's race.

      Words in the English sentence

      • race : yarış, ırk

      Explanation

      • - Karşılıklı bir rekabete veya yarışa davet.
      Dinlenelim.

      ✨ special word message

      Dinlenelim.

      Let's rest.

      Words in the English sentence

      • rest : dinlenmek, geri kalan

      Explanation

      • - Yorgunluk sonrası mola verme teklifi.
      Şarkı söyleyelim.

      ✨ special word message

      Şarkı söyleyelim.

      Let's sing.

      Words in the English sentence

      • sing : şarkı söylemek

      Explanation

      • - Birlikte şarkı söyleme eylemine başlama daveti.
      Duralım!

      ✨ special word message

      Duralım!

      Let's stop!

      Words in the English sentence

      • stop : durmak, durak

      Explanation

      • - Hareketin veya eylemin o anda kesilmesini isteyen teklif.
      Yüzelim.

      ✨ special word message

      Yüzelim.

      Let's swim.

      Words in the English sentence

      • swim : yüzmek

      Explanation

      • - Yüzme etkinliği yapma önerisi.
      Konuşalım.

      ✨ special word message

      Konuşalım.

      Let's talk.

      Words in the English sentence

      • talk : konuşmak

      Explanation

      • - Ciddi veya genel bir diyalog başlatma isteği.
      Oylayalım.

      ✨ special word message

      Oylayalım.

      Let's vote.

      Words in the English sentence

      • vote : oy, oy vermek

      Explanation

      • - Bir karar vermek için oylama yapma önerisi.
      Yürüyelim.

      ✨ special word message

      Yürüyelim.

      Let's walk.

      Words in the English sentence

      • walk : yürümek, yürüyüş

      Explanation

      • - Araç yerine yürümeyi tercih etme veya yürüyüşe çıkma teklifi.
      Çalışalım.

      ✨ special word message

      Çalışalım.

      Let's work.

      Words in the English sentence

      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • - İşe veya göreve başlama zamanının geldiğini belirten öneri.
      Bırak Tom gitsin.

      ✨ special word message

      Bırak Tom gitsin.

      Let Tom go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un serbest bırakılması veya gitmesine izin verilmesi talebi.
      Tom'u içeri al.

      ✨ special word message

      Tom'u içeri al.

      Let Tom in.

      Words in the English sentence

      • in : içinde
      • let : izin vermek, bırakmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un içeri girmesine izin verilmesi talimatı.
      Bizi dışarı çıkarın.

      ✨ special word message

      Bizi dışarı çıkarın.

      Let us out.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • out : dışarı, dışarıda
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Bir grubun kapalı bir yerden çıkma talebi.
      Onu yukarı kaldır.

      ✨ special word message

      Onu yukarı kaldır.

      Lift it up.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • lift : kaldırmak, asansör
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Bir nesnenin fiziksel olarak yükseltilmesi talimatı.
      Tekrar bak.

      ✨ special word message

      Tekrar bak.

      Look again.

      Words in the English sentence

      • again : tekrar, yine
      • look : bakmak, bakış, görünmek

      Explanation

      • - Bir şeyin gözden kaçmış olabileceği ihtimaline karşı uyarı.
      Önüne bak. / İleriye bak.

      ✨ special word message

      Önüne bak. / İleriye bak.

      Look ahead.

      Words in the English sentence

      • ahead : ileride, önünde
      • look : bakmak, bakış, görünmek

      Explanation

      • - Hem yürürken önüne bakmayı hem de geleceğe odaklanmayı ifade edebilir.
      Canlan biraz. / Hareketlen.

      ✨ special word message

      Canlan biraz. / Hareketlen.

      Look alive.

      Words in the English sentence

      • alive : hayatta, canlı
      • look : bakmak, bakış, görünmek

      Explanation

      • - Birinin daha enerjik veya dikkatli olmasını isteyen argo/samimi uyarı.
      Ona bak.

      ✨ special word message

      Ona bak.

      Look at it.

      Words in the English sentence

      • at : -de, -da
      • it : o, onu
      • look : bakmak, bakış, görünmek

      Explanation

      • - Belirli bir nesneye dikkat çekmek için kullanılır.
      Bana bak.

      ✨ special word message

      Bana bak.

      Look at me.

      Words in the English sentence

      • at : -de, -da
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Dikkatini konuşan kişiye vermesini isteyen talep.
      Bize bak.

      ✨ special word message

      Bize bak.

      Look at us.

      Words in the English sentence

      • at : -de, -da
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Bir gruba veya mevcut duruma dikkat çekmek için kullanılır.
      Onu araştır. / Sözlüğe bak.

      ✨ special word message

      Onu araştır. / Sözlüğe bak.

      Look it up.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Bir bilgiyi kaynaktan kontrol etme önerisi.
      Bak, bak!

      ✨ special word message

      Bak, bak!

      Look, look!

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek

      Explanation

      • - Heyecanla bir şeyi göstermek için yapılan nida.
      Oraya bak.

      ✨ special word message

      Oraya bak.

      Look there.

      Words in the English sentence

      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • there : orada

      Explanation

      • - Belirli bir noktaya yönlendirme yapmak için kullanılır.
      Aşk acıtır.

      ✨ special word message

      Aşk acıtır.

      Love hurts.

      Words in the English sentence

      • hurts : acıyor, incitir
      • love : sevmek, aşk, sevgi

      Explanation

      • - Sevginin bazen üzüntü ve acı getirdiğini belirten genel yargı.
      Mary başladı.

      ✨ special word message

      Mary başladı.

      Mary began.

      Words in the English sentence

      • began : başladı
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Bir eylemin veya sürecin Mary tarafından başlatıldığını bildirir.
      Arabayı Mary sürdü.

      ✨ special word message

      Arabayı Mary sürdü.

      Mary drove.

      Words in the English sentence

      • drove : sürdü
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Sürüş eylemini gerçekleştirenin Mary olduğunu belirtir.
      Şarkı söyleyebilir miyim?

      ✨ special word message

      Şarkı söyleyebilir miyim?

      May I sing?

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • may : Mayıs, olabilir
      • sing : şarkı söylemek

      Explanation

      • - Şarkı söylemek için kibarca istenen izin sorusu.
      Yüzebilir miyim?

      ✨ special word message

      Yüzebilir miyim?

      May I swim?

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • may : Mayıs, olabilir
      • swim : yüzmek

      Explanation

      • - Yüzmek için izin isteyen soru cümlesi.
      Ben de (yapmam/değilim).

      ✨ special word message

      Ben de (yapmam/değilim).

      Me neither.

      Words in the English sentence

      • me : beni, bana
      • neither : ne o ne diğeri, hiçbirisi

      Explanation

      • - Olumsuz bir fikre veya duruma katıldığını belirten kalıp.
      Benim hatam.

      ✨ special word message

      Benim hatam.

      My mistake.

      Words in the English sentence

      • mistake : hata
      • my : benim

      Explanation

      • - Bir hatayı üstlenmek için kullanılan kısa ifade.
      Kız kardeşlerim!

      ✨ special word message

      Kız kardeşlerim!

      My sisters!

      Words in the English sentence

      • my : benim
      • sisters : kız kardeşler

      Explanation

      • - Kız kardeşlerine seslenirken veya onları tanıtırken kullanılır.
      Boşver. / Önemi yok.

      ✨ special word message

      Boşver. / Önemi yok.

      Never mind.

      Words in the English sentence

      • mind : zihin, akıl, önemsemek
      • never : asla, hiçbir zaman

      Explanation

      • - Bir konunun üzerinde durulmamasını isteyen rahatlatıcı ifade.
      Güzel elbise.

      ✨ special word message

      Güzel elbise.

      Nice dress.

      Words in the English sentence

      • dress : elbise, giyinmek
      • nice : hoş, güzel

      Explanation

      • - Birinin giydiği elbiseye yapılan iltifat.
      Kimse koşmadı.

      ✨ special word message

      Kimse koşmadı.

      Nobody ran.

      Words in the English sentence

      • nobody : hiç kimse
      • ran : koştu

      Explanation

      • - Bir olay sırasında kimsenin kaçmadığını veya koşma eylemi yapmadığını belirtir.