Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Yorgunum.

      ✨ special word message

      Yorgunum.

      I am tired.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • tired : yorgun

      Explanation

      • - Fiziksel veya zihinsel olarak enerjisinin tükendiğini belirten durum cümlesi.
      Gencim.

      ✨ special word message

      Gencim.

      I am young.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • young : genç

      Explanation

      • - Yaşının küçük veya genç olduğunu ifade eden kimlik cümlesi.
      Cevap verdim.

      ✨ special word message

      Cevap verdim.

      I answered.

      Words in the English sentence

      • answered : cevapladı, yanıtladı
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir soruya veya çağrıya yanıt verildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      Kum yedim.

      ✨ special word message

      Kum yedim.

      I ate sand.

      Words in the English sentence

      • ate : yedi
      • i : ben
      • sand : kum

      Explanation

      • - Genellikle çocukluk anılarında veya sıra dışı bir durumu anlatırken kullanılır.
      Tom'u yendim. / Tom'u dövdüm.

      ✨ special word message

      Tom'u yendim. / Tom'u dövdüm.

      I beat Tom.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bağlama göre Tom'u bir oyunda mağlup ettiğini veya fiziksel olarak hırpaladığını belirtir.
      Seni yendim.

      ✨ special word message

      Seni yendim.

      I beat you.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir yarışma veya mücadelede karşı tarafı mağlup ettiğini bildiren galibiyet ifadesi.
      Onu kırdım. / Onu bozdum.

      ✨ special word message

      Onu kırdım. / Onu bozdum.

      I broke it.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir eşyaya zarar verildiğini veya bir mekanizmanın işleyişinin durdurulduğunu itiraf eder.
      Onu ben inşa ettim. / Onu ben yaptım.

      ✨ special word message

      Onu ben inşa ettim. / Onu ben yaptım.

      I built it.

      Words in the English sentence

      • built : inşa edilmiş, yapılmış
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir yapının veya nesnenin kendi emeğiyle oluşturulduğunu belirtir.
      İptal ettim.

      ✨ special word message

      İptal ettim.

      I canceled.

      Words in the English sentence

      • canceled : iptal edildi, iptal edilmiş
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir randevunun, planın veya siparişin durdurulduğunu bildiren ifade.
      Gelebilirim.

      ✨ special word message

      Gelebilirim.

      I can come.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • come : gelmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir yere gitme veya bir etkinliğe katılma imkanının olduğunu belirtir.
      Yemek yapabilirim. / Yemek yapmayı bilirim.

      ✨ special word message

      Yemek yapabilirim. / Yemek yapmayı bilirim.

      I can cook.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • cook : aşçı, yemek pişirmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Yemek pişirme yeteneğine sahip olunduğunu ifade eder.
      Yardım edebilirim.

      ✨ special word message

      Yardım edebilirim.

      I can help.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • help : yardım etmek, yardım
      • i : ben

      Explanation

      • - Birine destek sunmak veya bir işin ucundan tutmak için kullanılan teklif cümlesi.
      Zıplayabilirim.

      ✨ special word message

      Zıplayabilirim.

      I can jump.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • jump : zıplamak, atlamak

      Explanation

      • - Fiziksel olarak sıçrama yeteneğini veya o anki kapasiteyi belirtir.
      Sevebilirim.

      ✨ special word message

      Sevebilirim.

      I can love.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • love : sevmek, aşk, sevgi

      Explanation

      • - Duygusal olarak birine bağlanma veya sevgi duyma kapasitesini vurgular.
      Okuyabilirim. / Okuma biliyorum.

      ✨ special word message

      Okuyabilirim. / Okuma biliyorum.

      I can read.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • read : okumak, okudu

      Explanation

      • - Hem okuma-yazma bilindiğini hem de o anki metni okumaya engel olmadığını ifade eder.
      Dinlenebilirim.

      ✨ special word message

      Dinlenebilirim.

      I can rest.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • rest : dinlenmek, geri kalan

      Explanation

      • - Dinlenmek için vaktinin veya imkanının olduğunu belirtir.
      Şarkı söyleyebilirim.

      ✨ special word message

      Şarkı söyleyebilirim.

      I can sing.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • sing : şarkı söylemek

      Explanation

      • - Şarkı söyleme yeteneğine veya o anki istekliliğe işaret eder.
      Kalabilirim.

      ✨ special word message

      Kalabilirim.

      I can stay.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • stay : kalmak

      Explanation

      • - Bir yerde daha uzun süre bulunmaya engeli olmadığını belirtir.
      Yüzebilirim. / Yüzme biliyorum.

      ✨ special word message

      Yüzebilirim. / Yüzme biliyorum.

      I can swim.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • swim : yüzmek

      Explanation

      • - Yüzme becerisine sahip olunduğunu ifade eden yetenek cümlesi.
      Gidemem.

      ✨ special word message

      Gidemem.

      I can't go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir engel nedeniyle bir yere gitmenin mümkün olmadığını belirtir.
      Bekleyebilirim.

      ✨ special word message

      Bekleyebilirim.

      I can wait.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • wait : beklemek

      Explanation

      • - Zamanının olduğunu ve acele etmediğini belirten sabır ifadesi.
      Yürüyebilirim.

      ✨ special word message

      Yürüyebilirim.

      I can walk.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • walk : yürümek, yürüyüş

      Explanation

      • - Hem fiziksel olarak yürümeye engel olmadığını hem de ulaşımı yaya sağlayabileceğini belirtir.
      Kabul ederdim.

      ✨ special word message

      Kabul ederdim.

      I'd accept.

      Words in the English sentence

      • accept : kabul etmek

      Explanation

      • - Varsayımsal bir durumda bir teklifi onaylayacağını belirten ifade.
      Onu satın alırdım.

      ✨ special word message

      Onu satın alırdım.

      I'd buy it.

      Words in the English sentence

      • buy : satın almak
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir nesnenin satın alınmaya değer görüldüğünü varsayımsal olarak belirtir.
      Bunu ben yaptım.

      ✨ special word message

      Bunu ben yaptım.

      I did that.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • i : ben
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Belirli bir eylemi kendisinin gerçekleştirdiğini onaylar.
      Bunu ben yaptım.

      ✨ special word message

      Bunu ben yaptım.

      I did this.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • i : ben
      • this : bu

      Explanation

      • - Yakındaki veya o anki bir sonucun sorumluluğunu üstlenir.
      İyi iş çıkardım. / Başarılı oldum.

      ✨ special word message

      İyi iş çıkardım. / Başarılı oldum.

      I did well.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • i : ben
      • well : iyi, kuyu

      Explanation

      • - Bir görevdeki performansından memnuniyet duyduğunu ifade eder.
      Aynı fikirde değilim. / Katılmıyorum.

      ✨ special word message

      Aynı fikirde değilim. / Katılmıyorum.

      I disagree.

      Words in the English sentence

      • disagree : aynı fikirde olmamak
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir düşünceye veya karara karşı olan zıt fikri kibarca belirtir.
      Ondan şüpheliyim. / Pek sanmam.

      ✨ special word message

      Ondan şüpheliyim. / Pek sanmam.

      I doubt it.

      Words in the English sentence

      • doubt : şüphe, şüphelenmek
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir durumun gerçekleşme ihtimaline duyulan güvensizliği ifade eder.
      Gerçekten endişeleniyorum.

      ✨ special word message

      Gerçekten endişeleniyorum.

      I do worry.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • i : ben
      • worry : endişe, meraklanmak

      Explanation

      • - "Do" vurgusuyla, endişe duyduğunu kuvvetle belirtir.
      Burada yerim.

      ✨ special word message

      Burada yerim.

      I eat here.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • here : burada, buraya
      • i : ben

      Explanation

      • - Alışkanlık olarak veya o anki tercih olarak yemek yediği mekanı belirtir.
      Et yerim.

      ✨ special word message

      Et yerim.

      I eat meat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben
      • meat : et

      Explanation

      • - Beslenme alışkanlığında etin olduğunu (vejetaryen olmadığını) belirtir.
      Egzersiz yaparım. / Spor yaparım.

      ✨ special word message

      Egzersiz yaparım. / Spor yaparım.

      I exercise.

      Words in the English sentence

      • exercise : egzersiz, alıştırma
      • i : ben

      Explanation

      • - Düzenli fiziksel aktivite yapıldığını ifade eden geniş zaman cümlesi.
      Kötü hissediyorum.

      ✨ special word message

      Kötü hissediyorum.

      I feel bad.

      Words in the English sentence

      • bad : kötü
      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben

      Explanation

      • - Hem fiziksel sağlık hem de duygusal pişmanlık/üzüntü için kullanılabilir.
      Zinde hissediyorum.

      ✨ special word message

      Zinde hissediyorum.

      I feel fit.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • fit : uygun, zinde, sığmak
      • i : ben

      Explanation

      • - Kendini sağlıklı, enerjik ve formda hissettiğini belirtir.
      Yaşlı hissediyorum.

      ✨ special word message

      Yaşlı hissediyorum.

      I feel old.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • old : eski, yaşlı

      Explanation

      • - Genellikle bir olay sonrası yaşlandığını fark eden kişinin hissiyatı.
      Üzgün hissediyorum.

      ✨ special word message

      Üzgün hissediyorum.

      I feel sad.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • sad : üzgün

      Explanation

      • - Duygusal bir çöküntü veya mutsuzluk durumunu ifade eder.
      Utanıyorum. / Çekiniyorum.

      ✨ special word message

      Utanıyorum. / Çekiniyorum.

      I feel shy.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • shy : utangaç

      Explanation

      • - Sosyal bir durumda duyulan mahcubiyeti veya çekingenliği belirtir.
      Kötü hissettim.

      ✨ special word message

      Kötü hissettim.

      I felt bad.

      Words in the English sentence

      • bad : kötü
      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmişte yaşanan bir olaydan dolayı duyulan rahatsızlık veya suçluluk.
      Hasta hissettim.

      ✨ special word message

      Hasta hissettim.

      I felt ill.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • ill : hasta

      Explanation

      • - Geçmiş bir zamanda sağlığının bozulduğunu veya mide bulantısı gibi durumlar yaşadığını belirtir.
      Üzüldüm. / Üzgün hissettim.

      ✨ special word message

      Üzüldüm. / Üzgün hissettim.

      I felt sad.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • sad : üzgün

      Explanation

      • - Bir haber veya olay karşısında geçmişte yaşanan mutsuzluk.
      Onu tamir ettim. / Onu hallettim.

      ✨ special word message

      Onu tamir ettim. / Onu hallettim.

      I fixed it.

      Words in the English sentence

      • fixed : sabit, tamir edilmiş
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bozulan bir şeyi onardığını veya bir sorunu çözdüğünü bildirir.
      Buldum!

      ✨ special word message

      Buldum!

      I found it!

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Aranan bir nesnenin veya bir çözüm yolunun keşfedilmesi anında kullanılan sevinç ünlemi.
      Onu görmezden gel. (Eril)

      ✨ special word message

      Onu görmezden gel. (Eril)

      Ignore him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • ignore : görmezden gelmek

      Explanation

      • - Bir erkeğin yaptıklarına veya söylediklerine aldırış edilmemesini öğütler.
      Tom'u görmezden gel.

      ✨ special word message

      Tom'u görmezden gel.

      Ignore Tom.

      Words in the English sentence

      • ignore : görmezden gelmek
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un davranışlarını dikkate almamasını isteyen yönlendirme.
      Sık sık giderim.

      ✨ special word message

      Sık sık giderim.

      I go often.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben
      • often : sık sık

      Explanation

      • - Belirli bir yere gitme eyleminin düzenli olarak yapıldığını belirtir.
      Pekiyi aldım. / A aldım.

      ✨ special word message

      Pekiyi aldım. / A aldım.

      I got an A.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • an : bir
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir sınavdan veya değerlendirmeden en yüksek notu aldığını müjdeler.
      Kaçtım. / Kurtuldum.

      ✨ special word message

      Kaçtım. / Kurtuldum.

      I got away.

      Words in the English sentence

      • away : uzak, uzakta
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Tehlikeli veya kısıtlayıcı bir durumdan uzaklaşmayı başardığını bildirir.
      Yenildim. / Dayak yedim.

      ✨ special word message

      Yenildim. / Dayak yedim.

      I got beat.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir oyunda mağlup olduğunu veya fiziksel saldırıya uğradığını ifade edebilir.
      İşim çıktı. / Meşgul oldum.

      ✨ special word message

      İşim çıktı. / Meşgul oldum.

      I got busy.

      Words in the English sentence

      • busy : meşgul
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Beklenmedik işler nedeniyle vaktinin dolduğunu açıklayan ifade.
      İncindim. / Yaralandım.

      ✨ special word message

      İncindim. / Yaralandım.

      I got hurt.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
      • i : ben

      Explanation

      • - Hem fiziksel yaralanmayı hem de duygusal olarak kırılmayı ifade eder.
      Kayboldum.

      ✨ special word message

      Kayboldum.

      I got lost.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti

      Explanation

      • - Yönünü şaşırdığını veya bulunduğu yeri bilmediğini belirten ifade.
      Zengin oldum.

      ✨ special word message

      Zengin oldum.

      I got rich.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • rich : zengin

      Explanation

      • - Maddi durumunun büyük ölçüde iyileştiğini bildiren cümle.
      Vuruldum.

      ✨ special word message

      Vuruldum.

      I got shot.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • shot : atış, vuruş, vuruldu

      Explanation

      • - Ateşli bir silahla yaralandığını veya mecazi olarak ağır bir darbe aldığını belirtir.
      Hastalandım.

      ✨ special word message

      Hastalandım.

      I got sick.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • sick : hasta

      Explanation

      • - Sağlık durumunun bozulduğunu ve hasta düştüğünü bildiren ifade.
      Sanırım öyle.

      ✨ special word message

      Sanırım öyle.

      I guess so.

      Words in the English sentence

      • guess : tahmin etmek
      • i : ben
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • - Tam emin olmamakla birlikte bir durumu onaylayan cevap kalıbı.
      Yardım aldım.

      ✨ special word message

      Yardım aldım.

      I had help.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • help : yardım etmek, yardım
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir işi tek başına değil, başkasının desteğiyle yaptığını belirtir.
      Biraz aldım. / Biraz yedim.

      ✨ special word message

      Biraz aldım. / Biraz yedim.

      I had some.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • some : biraz, bazı

      Explanation

      • - Sunulan bir şeyden bir miktar tükettiğini veya edindiğini belirtir.
      Ondan nefret ettim.

      ✨ special word message

      Ondan nefret ettim.

      I hated it.

      Words in the English sentence

      • hated : nefret etti, nefret edilen
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Geçmişteki bir deneyimden duyulan aşırı hoşnutsuzluğu ifade eder.
      Ondan nefret ediyorum. (Dişil)

      ✨ special word message

      Ondan nefret ediyorum. (Dişil)

      I hate her.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir kadına karşı duyulan güçlü sevgi eksikliği ve öfke.
      Ondan nefret ediyorum. (Eril)

      ✨ special word message

      Ondan nefret ediyorum. (Eril)

      I hate him.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir erkeğe karşı duyulan derin antipatiyi belirtir.
      Tom'an nefret ediyorum.

      ✨ special word message

      Tom'an nefret ediyorum.

      I hate Tom.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom isimli kişiye karşı duyulan nefreti belirten net ifade.
      Senden nefret ediyorum.

      ✨ special word message

      Senden nefret ediyorum.

      I hate you.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdaki kişiye yönelik duyulan aşırı öfke ve sevgisizlik ifadesi.
      Gazım var.

      ✨ special word message

      Gazım var.

      I have gas.

      Words in the English sentence

      • gas : gaz, benzin
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • - Sindirim sistemiyle ilgili bir rahatsızlığı veya aracın yakıt durumunu belirtebilir.
      Bende bir tane var. / Bir tanesine sahibim.

      ✨ special word message

      Bende bir tane var. / Bir tanesine sahibim.

      I have one.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Bahsedilen nesneden kendisinde bulunduğunu belirtir.
      Kazandım.

      ✨ special word message

      Kazandım.

      I have won.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • won : kazandı

      Explanation

      • - Bir zafer elde ettiğini bildiren tamamlanmış eylem cümlesi.
      Onu duydum.

      ✨ special word message

      Onu duydum.

      I heard it.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir sesi veya bir haberi işittiğini onaylayan cümle.
      Seni duyuyorum. / Seni anlıyorum.

      ✨ special word message

      Seni duyuyorum. / Seni anlıyorum.

      I hear you.

      Words in the English sentence

      • hear : duymak, işitmek
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Hem fiziksel işitmeyi hem de karşı tarafın fikrine hak vermeyi ifade eder.
      Ona yardım ederim.

      ✨ special word message

      Ona yardım ederim.

      I help him.

      Words in the English sentence

      • help : yardım etmek, yardım
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir erkeğe düzenli olarak destek olduğunu belirten geniş zaman cümlesi.
      Tom'a yardım ederim.

      ✨ special word message

      Tom'a yardım ederim.

      I help Tom.

      Words in the English sentence

      • help : yardım etmek, yardım
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'a destek olma eylemini ifade eder.
      Onlara vurdum.

      ✨ special word message

      Onlara vurdum.

      I hit them.

      Words in the English sentence

      • hit : vurmak, çarpmak
      • i : ben
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • - Bir gruba fiziksel darbe uyguladığını veya çarptığını belirtir.
      Umarım öyle değildir. / İnşallah olmaz.

      ✨ special word message

      Umarım öyle değildir. / İnşallah olmaz.

      I hope not.

      Words in the English sentence

      • hope : umut etmek, umut
      • i : ben
      • not : değil, olumsuzluk eki

      Explanation

      • - İstenmeyen bir durumun gerçekleşmemesi yönündeki temenni.
      Bir tane astım.

      ✨ special word message

      Bir tane astım.

      I hung one.

      Words in the English sentence

      • hung : asılmış, astı
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Bir nesneyi (resim, kıyafet vb.) askıya yerleştirdiğini bildirir.
      Henüz yedim. / Az önce yedim.

      ✨ special word message

      Henüz yedim. / Az önce yedim.

      I just ate.

      Words in the English sentence

      • ate : yedi
      • i : ben
      • just : sadece, henüz

      Explanation

      • - Karnının tok olduğunu ve yeni yemek yediğini belirten ifade.
      Bir tanesini sakladım. / Bir tane tuttum.

      ✨ special word message

      Bir tanesini sakladım. / Bir tane tuttum.

      I kept one.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • kept : sakladı, tuttu
      • one : bir

      Explanation

      • - Seçenekler arasından birini kendisi için ayırdığını belirtir.
      Tom'u tanıyordum.

      ✨ special word message

      Tom'u tanıyordum.

      I knew Tom.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • knew : biliyordu
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Geçmişte Tom ile bir tanışıklığı olduğunu ifade eder.
      Onu tanıyorum. (Dişil)

      ✨ special word message

      Onu tanıyorum. (Dişil)

      I know her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak

      Explanation

      • - Bir kadını tanıdığını veya onun hakkında bilgisi olduğunu belirtir.
      Onu tanıyorum. (Eril)

      ✨ special word message

      Onu tanıyorum. (Eril)

      I know him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak

      Explanation

      • - Bir erkeği tanıdığını bildiren cümle.
      Şimdi biliyorum. / Artık biliyorum.

      ✨ special word message

      Şimdi biliyorum. / Artık biliyorum.

      I know now.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • now : şimdi

      Explanation

      • - Bir gerçeğin veya bilginin yeni farkına varıldığını belirtir.
      Tom'u tanıyorum.

      ✨ special word message

      Tom'u tanıyorum.

      I know Tom.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom ile tanışıklığı olduğunu ifade eden bilgi cümlesi.
      Nedenini biliyorum.

      ✨ special word message

      Nedenini biliyorum.

      I know why.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • why : neden, niçin

      Explanation

      • - Bir durumun arkasındaki sebebi anladığını belirtir.
      Seni tanıyorum.

      ✨ special word message

      Seni tanıyorum.

      I know you.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdaki kişiyi daha önceden bildiğini veya karakterini çözdüğünü ifade eder.
      Bir tane bıraktım.

      ✨ special word message

      Bir tane bıraktım.

      I left one.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • left : sol, ayrıldı
      • one : bir

      Explanation

      • - Her şeyi almadığını, bir tanesini geride bıraktığını belirtir.
      Sanatı severim.

      ✨ special word message

      Sanatı severim.

      I like art.

      Words in the English sentence

      • art : sanat
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • - Sanata duyulan ilgiyi ve beğeniyi ifade eden genel cümle.
      Hoşuma gitti. / Onu beğendim.

      ✨ special word message

      Hoşuma gitti. / Onu beğendim.

      I liked it.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • it : o, onu
      • liked : beğendi, sevdi

      Explanation

      • - Geçmişteki bir deneyimin veya nesnenin güzel bulunduğunu belirtir.
      Ondan hoşlanıyorum. / Onu seviyorum. (Eril)

      ✨ special word message

      Ondan hoşlanıyorum. / Onu seviyorum. (Eril)

      I like him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi

      Explanation

      • - Bir erkeğe karşı duyulan sempatiyi veya beğeniyi ifade eder.
      Çay severim.

      ✨ special word message

      Çay severim.

      I like tea.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • tea : çay

      Explanation

      • - İçecek tercihi olarak çayı beğendiğini belirtir.
      Tom'u severim.

      ✨ special word message

      Tom'u severim.

      I like Tom.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'a karşı duyulan olumlu hisleri belirtir.
      Senden hoşlanıyorum. / Seni seviyorum.

      ✨ special word message

      Senden hoşlanıyorum. / Seni seviyorum.

      I like you.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdaki kişiye duyulan ilgi ve sempatinin ifadesidir.
      Dinledim.

      ✨ special word message

      Dinledim.

      I listened.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • listened : dinledi

      Explanation

      • - Birini veya bir şeyi dikkatle dinlediğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      İyi olacağım. / Sorun yok.

      ✨ special word message

      İyi olacağım. / Sorun yok.

      I'll be OK.

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • ok : tamam

      Explanation

      • - Geleceğe dair bir teselli veya durumun düzeleceğine dair inanç.
      Kontrol edeceğim. / Bakacağım.

      ✨ special word message

      Kontrol edeceğim. / Bakacağım.

      I'll check.

      Words in the English sentence

      • check : kontrol etmek, çek

      Explanation

      • - Bir durumu veya bilgiyi teyit etmek için söz verilen ifade.
      Onu ben yaparım. / Ben yapacağım.

      ✨ special word message

      Onu ben yaparım. / Ben yapacağım.

      I'll do it.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir görevi üstlenme gönüllülüğünü belirtir.
      Ben sürerim. / Ben kullanırım.

      ✨ special word message

      Ben sürerim. / Ben kullanırım.

      I'll drive.

      Words in the English sentence

      • drive : sürmek, araç sürmek

      Explanation

      • - Aracı kendisinin kullanacağını belirten teklif veya karar cümlesi.
      İçeri gireceğim.

      ✨ special word message

      İçeri gireceğim.

      I'll go in.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • in : içinde

      Explanation

      • - Bir mekana girmeye karar verdiğini bildiren gelecek zaman ifadesi.
      Acele edeceğim.

      ✨ special word message

      Acele edeceğim.

      I'll hurry.

      Words in the English sentence

      • hurry : acele etmek, acele

      Explanation

      • - İşini hızlı yapacağına dair verilen söz.
      Gideceğim. / Ayrılacağım.

      ✨ special word message

      Gideceğim. / Ayrılacağım.

      I'll leave.

      Words in the English sentence

      • leave : ayrılmak, terk etmek

      Explanation

      • - Bulunulan yerden ayrılma niyetini belirten ifade.
      Ateş ederim. / Vururum.

      ✨ special word message

      Ateş ederim. / Vururum.

      I'll shoot.

      Words in the English sentence

      • shoot : ateş etmek, film çekmek

      Explanation

      • - Genellikle bir tehdit veya kararlılık içeren, silah kullanma uyarısı.
      Ayakta duracağım.

      ✨ special word message

      Ayakta duracağım.

      I'll stand.

      Words in the English sentence

      • stand : ayakta durmak, katlanmak

      Explanation

      • - Oturmak yerine ayakta kalmayı tercih ettiğini belirtir.
      Ben başlayacağım.

      ✨ special word message

      Ben başlayacağım.

      I'll start.

      Words in the English sentence

      • start : başlamak, başlangıç

      Explanation

      • - Bir eylemi veya süreci ilk kendisinin başlatacağını bildirir.