Yorgunum.
✨ special word message
Yorgunum.
I am tired.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- tired : yorgun
Explanation
- - Fiziksel veya zihinsel olarak enerjisinin tükendiğini belirten durum cümlesi.
Gencim.
✨ special word message
Gencim.
I am young.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- young : genç
Explanation
- - Yaşının küçük veya genç olduğunu ifade eden kimlik cümlesi.
Cevap verdim.
✨ special word message
Cevap verdim.
I answered.
Words in the English sentence
- answered : cevapladı, yanıtladı
- i : ben
Explanation
- - Bir soruya veya çağrıya yanıt verildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
Kum yedim.
✨ special word message
Kum yedim.
I ate sand.
Words in the English sentence
- ate : yedi
- i : ben
- sand : kum
Explanation
- - Genellikle çocukluk anılarında veya sıra dışı bir durumu anlatırken kullanılır.
Tom'u yendim. / Tom'u dövdüm.
✨ special word message
Tom'u yendim. / Tom'u dövdüm.
I beat Tom.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Bağlama göre Tom'u bir oyunda mağlup ettiğini veya fiziksel olarak hırpaladığını belirtir.
Seni yendim.
✨ special word message
Seni yendim.
I beat you.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir yarışma veya mücadelede karşı tarafı mağlup ettiğini bildiren galibiyet ifadesi.
Onu kırdım. / Onu bozdum.
✨ special word message
Onu kırdım. / Onu bozdum.
I broke it.
Words in the English sentence
- broke : kırdı, parasız
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir eşyaya zarar verildiğini veya bir mekanizmanın işleyişinin durdurulduğunu itiraf eder.
Onu ben inşa ettim. / Onu ben yaptım.
✨ special word message
Onu ben inşa ettim. / Onu ben yaptım.
I built it.
Words in the English sentence
- built : inşa edilmiş, yapılmış
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir yapının veya nesnenin kendi emeğiyle oluşturulduğunu belirtir.
İptal ettim.
✨ special word message
İptal ettim.
I canceled.
Words in the English sentence
- canceled : iptal edildi, iptal edilmiş
- i : ben
Explanation
- - Bir randevunun, planın veya siparişin durdurulduğunu bildiren ifade.
Gelebilirim.
✨ special word message
Gelebilirim.
I can come.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- come : gelmek
- i : ben
Explanation
- - Bir yere gitme veya bir etkinliğe katılma imkanının olduğunu belirtir.
Yemek yapabilirim. / Yemek yapmayı bilirim.
✨ special word message
Yemek yapabilirim. / Yemek yapmayı bilirim.
I can cook.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- cook : aşçı, yemek pişirmek
- i : ben
Explanation
- - Yemek pişirme yeteneğine sahip olunduğunu ifade eder.
Yardım edebilirim.
✨ special word message
Yardım edebilirim.
I can help.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- help : yardım etmek, yardım
- i : ben
Explanation
- - Birine destek sunmak veya bir işin ucundan tutmak için kullanılan teklif cümlesi.
Zıplayabilirim.
✨ special word message
Zıplayabilirim.
I can jump.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- jump : zıplamak, atlamak
Explanation
- - Fiziksel olarak sıçrama yeteneğini veya o anki kapasiteyi belirtir.
Sevebilirim.
✨ special word message
Sevebilirim.
I can love.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- love : sevmek, aşk, sevgi
Explanation
- - Duygusal olarak birine bağlanma veya sevgi duyma kapasitesini vurgular.
Okuyabilirim. / Okuma biliyorum.
✨ special word message
Okuyabilirim. / Okuma biliyorum.
I can read.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- read : okumak, okudu
Explanation
- - Hem okuma-yazma bilindiğini hem de o anki metni okumaya engel olmadığını ifade eder.
Dinlenebilirim.
✨ special word message
Dinlenebilirim.
I can rest.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- rest : dinlenmek, geri kalan
Explanation
- - Dinlenmek için vaktinin veya imkanının olduğunu belirtir.
Şarkı söyleyebilirim.
✨ special word message
Şarkı söyleyebilirim.
I can sing.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- sing : şarkı söylemek
Explanation
- - Şarkı söyleme yeteneğine veya o anki istekliliğe işaret eder.
Kalabilirim.
✨ special word message
Kalabilirim.
I can stay.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- stay : kalmak
Explanation
- - Bir yerde daha uzun süre bulunmaya engeli olmadığını belirtir.
Yüzebilirim. / Yüzme biliyorum.
✨ special word message
Yüzebilirim. / Yüzme biliyorum.
I can swim.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- swim : yüzmek
Explanation
- - Yüzme becerisine sahip olunduğunu ifade eden yetenek cümlesi.
Gidemem.
✨ special word message
Gidemem.
I can't go.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir engel nedeniyle bir yere gitmenin mümkün olmadığını belirtir.
Bekleyebilirim.
✨ special word message
Bekleyebilirim.
I can wait.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- wait : beklemek
Explanation
- - Zamanının olduğunu ve acele etmediğini belirten sabır ifadesi.
Yürüyebilirim.
✨ special word message
Yürüyebilirim.
I can walk.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- walk : yürümek, yürüyüş
Explanation
- - Hem fiziksel olarak yürümeye engel olmadığını hem de ulaşımı yaya sağlayabileceğini belirtir.
Kabul ederdim.
✨ special word message
Kabul ederdim.
I'd accept.
Words in the English sentence
Explanation
- - Varsayımsal bir durumda bir teklifi onaylayacağını belirten ifade.
Onu satın alırdım.
✨ special word message
Onu satın alırdım.
I'd buy it.
Words in the English sentence
- buy : satın almak
- it : o, onu
Explanation
- - Bir nesnenin satın alınmaya değer görüldüğünü varsayımsal olarak belirtir.
Bunu ben yaptım.
✨ special word message
Bunu ben yaptım.
I did that.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- - Belirli bir eylemi kendisinin gerçekleştirdiğini onaylar.
Bunu ben yaptım.
✨ special word message
Bunu ben yaptım.
I did this.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- this : bu
Explanation
- - Yakındaki veya o anki bir sonucun sorumluluğunu üstlenir.
İyi iş çıkardım. / Başarılı oldum.
✨ special word message
İyi iş çıkardım. / Başarılı oldum.
I did well.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- i : ben
- well : iyi, kuyu
Explanation
- - Bir görevdeki performansından memnuniyet duyduğunu ifade eder.
Aynı fikirde değilim. / Katılmıyorum.
✨ special word message
Aynı fikirde değilim. / Katılmıyorum.
I disagree.
Words in the English sentence
- disagree : aynı fikirde olmamak
- i : ben
Explanation
- - Bir düşünceye veya karara karşı olan zıt fikri kibarca belirtir.
Ondan şüpheliyim. / Pek sanmam.
✨ special word message
Ondan şüpheliyim. / Pek sanmam.
I doubt it.
Words in the English sentence
- doubt : şüphe, şüphelenmek
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir durumun gerçekleşme ihtimaline duyulan güvensizliği ifade eder.
Gerçekten endişeleniyorum.
✨ special word message
Gerçekten endişeleniyorum.
I do worry.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- worry : endişe, meraklanmak
Explanation
- - "Do" vurgusuyla, endişe duyduğunu kuvvetle belirtir.
Burada yerim.
✨ special word message
Burada yerim.
I eat here.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- here : burada, buraya
- i : ben
Explanation
- - Alışkanlık olarak veya o anki tercih olarak yemek yediği mekanı belirtir.
Et yerim.
✨ special word message
Et yerim.
I eat meat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- meat : et
Explanation
- - Beslenme alışkanlığında etin olduğunu (vejetaryen olmadığını) belirtir.
Egzersiz yaparım. / Spor yaparım.
✨ special word message
Egzersiz yaparım. / Spor yaparım.
I exercise.
Words in the English sentence
- exercise : egzersiz, alıştırma
- i : ben
Explanation
- - Düzenli fiziksel aktivite yapıldığını ifade eden geniş zaman cümlesi.
Kötü hissediyorum.
✨ special word message
Kötü hissediyorum.
I feel bad.
Words in the English sentence
- bad : kötü
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - Hem fiziksel sağlık hem de duygusal pişmanlık/üzüntü için kullanılabilir.
Zinde hissediyorum.
✨ special word message
Zinde hissediyorum.
I feel fit.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- fit : uygun, zinde, sığmak
- i : ben
Explanation
- - Kendini sağlıklı, enerjik ve formda hissettiğini belirtir.
Yaşlı hissediyorum.
✨ special word message
Yaşlı hissediyorum.
I feel old.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- old : eski, yaşlı
Explanation
- - Genellikle bir olay sonrası yaşlandığını fark eden kişinin hissiyatı.
Üzgün hissediyorum.
✨ special word message
Üzgün hissediyorum.
I feel sad.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- sad : üzgün
Explanation
- - Duygusal bir çöküntü veya mutsuzluk durumunu ifade eder.
Utanıyorum. / Çekiniyorum.
✨ special word message
Utanıyorum. / Çekiniyorum.
I feel shy.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- shy : utangaç
Explanation
- - Sosyal bir durumda duyulan mahcubiyeti veya çekingenliği belirtir.
Kötü hissettim.
✨ special word message
Kötü hissettim.
I felt bad.
Words in the English sentence
- bad : kötü
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte yaşanan bir olaydan dolayı duyulan rahatsızlık veya suçluluk.
Hasta hissettim.
✨ special word message
Hasta hissettim.
I felt ill.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- ill : hasta
Explanation
- - Geçmiş bir zamanda sağlığının bozulduğunu veya mide bulantısı gibi durumlar yaşadığını belirtir.
Üzüldüm. / Üzgün hissettim.
✨ special word message
Üzüldüm. / Üzgün hissettim.
I felt sad.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- sad : üzgün
Explanation
- - Bir haber veya olay karşısında geçmişte yaşanan mutsuzluk.
Onu tamir ettim. / Onu hallettim.
✨ special word message
Onu tamir ettim. / Onu hallettim.
I fixed it.
Words in the English sentence
- fixed : sabit, tamir edilmiş
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bozulan bir şeyi onardığını veya bir sorunu çözdüğünü bildirir.
Buldum!
✨ special word message
Buldum!
I found it!
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Aranan bir nesnenin veya bir çözüm yolunun keşfedilmesi anında kullanılan sevinç ünlemi.
Onu görmezden gel. (Eril)
✨ special word message
Onu görmezden gel. (Eril)
Ignore him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- ignore : görmezden gelmek
Explanation
- - Bir erkeğin yaptıklarına veya söylediklerine aldırış edilmemesini öğütler.
Tom'u görmezden gel.
✨ special word message
Tom'u görmezden gel.
Ignore Tom.
Words in the English sentence
- ignore : görmezden gelmek
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un davranışlarını dikkate almamasını isteyen yönlendirme.
Sık sık giderim.
✨ special word message
Sık sık giderim.
I go often.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- i : ben
- often : sık sık
Explanation
- - Belirli bir yere gitme eyleminin düzenli olarak yapıldığını belirtir.
Pekiyi aldım. / A aldım.
✨ special word message
Pekiyi aldım. / A aldım.
I got an A.
Words in the English sentence
- a : bir
- an : bir
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Bir sınavdan veya değerlendirmeden en yüksek notu aldığını müjdeler.
Kaçtım. / Kurtuldum.
✨ special word message
Kaçtım. / Kurtuldum.
I got away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Tehlikeli veya kısıtlayıcı bir durumdan uzaklaşmayı başardığını bildirir.
Yenildim. / Dayak yedim.
✨ special word message
Yenildim. / Dayak yedim.
I got beat.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Bir oyunda mağlup olduğunu veya fiziksel saldırıya uğradığını ifade edebilir.
İşim çıktı. / Meşgul oldum.
✨ special word message
İşim çıktı. / Meşgul oldum.
I got busy.
Words in the English sentence
- busy : meşgul
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Beklenmedik işler nedeniyle vaktinin dolduğunu açıklayan ifade.
İncindim. / Yaralandım.
✨ special word message
İncindim. / Yaralandım.
I got hurt.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- i : ben
Explanation
- - Hem fiziksel yaralanmayı hem de duygusal olarak kırılmayı ifade eder.
Kayboldum.
✨ special word message
Kayboldum.
I got lost.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
Explanation
- - Yönünü şaşırdığını veya bulunduğu yeri bilmediğini belirten ifade.
Zengin oldum.
✨ special word message
Zengin oldum.
I got rich.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- rich : zengin
Explanation
- - Maddi durumunun büyük ölçüde iyileştiğini bildiren cümle.
Vuruldum.
✨ special word message
Vuruldum.
I got shot.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- shot : atış, vuruş, vuruldu
Explanation
- - Ateşli bir silahla yaralandığını veya mecazi olarak ağır bir darbe aldığını belirtir.
Hastalandım.
✨ special word message
Hastalandım.
I got sick.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- sick : hasta
Explanation
- - Sağlık durumunun bozulduğunu ve hasta düştüğünü bildiren ifade.
Sanırım öyle.
✨ special word message
Sanırım öyle.
I guess so.
Words in the English sentence
- guess : tahmin etmek
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- - Tam emin olmamakla birlikte bir durumu onaylayan cevap kalıbı.
Yardım aldım.
✨ special word message
Yardım aldım.
I had help.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- help : yardım etmek, yardım
- i : ben
Explanation
- - Bir işi tek başına değil, başkasının desteğiyle yaptığını belirtir.
Biraz aldım. / Biraz yedim.
✨ special word message
Biraz aldım. / Biraz yedim.
I had some.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- some : biraz, bazı
Explanation
- - Sunulan bir şeyden bir miktar tükettiğini veya edindiğini belirtir.
Ondan nefret ettim.
✨ special word message
Ondan nefret ettim.
I hated it.
Words in the English sentence
- hated : nefret etti, nefret edilen
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Geçmişteki bir deneyimden duyulan aşırı hoşnutsuzluğu ifade eder.
Ondan nefret ediyorum. (Dişil)
✨ special word message
Ondan nefret ediyorum. (Dişil)
I hate her.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Bir kadına karşı duyulan güçlü sevgi eksikliği ve öfke.
Ondan nefret ediyorum. (Eril)
✨ special word message
Ondan nefret ediyorum. (Eril)
I hate him.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Bir erkeğe karşı duyulan derin antipatiyi belirtir.
Tom'an nefret ediyorum.
✨ special word message
Tom'an nefret ediyorum.
I hate Tom.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom isimli kişiye karşı duyulan nefreti belirten net ifade.
Senden nefret ediyorum.
✨ special word message
Senden nefret ediyorum.
I hate you.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişiye yönelik duyulan aşırı öfke ve sevgisizlik ifadesi.
Gazım var.
✨ special word message
Gazım var.
I have gas.
Words in the English sentence
- gas : gaz, benzin
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Sindirim sistemiyle ilgili bir rahatsızlığı veya aracın yakıt durumunu belirtebilir.
Bende bir tane var. / Bir tanesine sahibim.
✨ special word message
Bende bir tane var. / Bir tanesine sahibim.
I have one.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Bahsedilen nesneden kendisinde bulunduğunu belirtir.
Kazandım.
✨ special word message
Kazandım.
I have won.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- won : kazandı
Explanation
- - Bir zafer elde ettiğini bildiren tamamlanmış eylem cümlesi.
Onu duydum.
✨ special word message
Onu duydum.
I heard it.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir sesi veya bir haberi işittiğini onaylayan cümle.
Seni duyuyorum. / Seni anlıyorum.
✨ special word message
Seni duyuyorum. / Seni anlıyorum.
I hear you.
Words in the English sentence
- hear : duymak, işitmek
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Hem fiziksel işitmeyi hem de karşı tarafın fikrine hak vermeyi ifade eder.
Ona yardım ederim.
✨ special word message
Ona yardım ederim.
I help him.
Words in the English sentence
- help : yardım etmek, yardım
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Bir erkeğe düzenli olarak destek olduğunu belirten geniş zaman cümlesi.
Tom'a yardım ederim.
✨ special word message
Tom'a yardım ederim.
I help Tom.
Words in the English sentence
- help : yardım etmek, yardım
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'a destek olma eylemini ifade eder.
Onlara vurdum.
✨ special word message
Onlara vurdum.
I hit them.
Words in the English sentence
- hit : vurmak, çarpmak
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- - Bir gruba fiziksel darbe uyguladığını veya çarptığını belirtir.
Umarım öyle değildir. / İnşallah olmaz.
✨ special word message
Umarım öyle değildir. / İnşallah olmaz.
I hope not.
Words in the English sentence
- hope : umut etmek, umut
- i : ben
- not : değil, olumsuzluk eki
Explanation
- - İstenmeyen bir durumun gerçekleşmemesi yönündeki temenni.
Bir tane astım.
✨ special word message
Bir tane astım.
I hung one.
Words in the English sentence
- hung : asılmış, astı
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Bir nesneyi (resim, kıyafet vb.) askıya yerleştirdiğini bildirir.
Henüz yedim. / Az önce yedim.
✨ special word message
Henüz yedim. / Az önce yedim.
I just ate.
Words in the English sentence
- ate : yedi
- i : ben
- just : sadece, henüz
Explanation
- - Karnının tok olduğunu ve yeni yemek yediğini belirten ifade.
Bir tanesini sakladım. / Bir tane tuttum.
✨ special word message
Bir tanesini sakladım. / Bir tane tuttum.
I kept one.
Words in the English sentence
- i : ben
- kept : sakladı, tuttu
- one : bir
Explanation
- - Seçenekler arasından birini kendisi için ayırdığını belirtir.
Tom'u tanıyordum.
✨ special word message
Tom'u tanıyordum.
I knew Tom.
Words in the English sentence
- i : ben
- knew : biliyordu
- tom : Tom
Explanation
- - Geçmişte Tom ile bir tanışıklığı olduğunu ifade eder.
Onu tanıyorum. (Dişil)
✨ special word message
Onu tanıyorum. (Dişil)
I know her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- - Bir kadını tanıdığını veya onun hakkında bilgisi olduğunu belirtir.
Onu tanıyorum. (Eril)
✨ special word message
Onu tanıyorum. (Eril)
I know him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- - Bir erkeği tanıdığını bildiren cümle.
Şimdi biliyorum. / Artık biliyorum.
✨ special word message
Şimdi biliyorum. / Artık biliyorum.
I know now.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- now : şimdi
Explanation
- - Bir gerçeğin veya bilginin yeni farkına varıldığını belirtir.
Tom'u tanıyorum.
✨ special word message
Tom'u tanıyorum.
I know Tom.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- tom : Tom
Explanation
- - Tom ile tanışıklığı olduğunu ifade eden bilgi cümlesi.
Nedenini biliyorum.
✨ special word message
Nedenini biliyorum.
I know why.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- why : neden, niçin
Explanation
- - Bir durumun arkasındaki sebebi anladığını belirtir.
Seni tanıyorum.
✨ special word message
Seni tanıyorum.
I know you.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişiyi daha önceden bildiğini veya karakterini çözdüğünü ifade eder.
Bir tane bıraktım.
✨ special word message
Bir tane bıraktım.
I left one.
Words in the English sentence
- i : ben
- left : sol, ayrıldı
- one : bir
Explanation
- - Her şeyi almadığını, bir tanesini geride bıraktığını belirtir.
Sanatı severim.
✨ special word message
Sanatı severim.
I like art.
Words in the English sentence
- art : sanat
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- - Sanata duyulan ilgiyi ve beğeniyi ifade eden genel cümle.
Hoşuma gitti. / Onu beğendim.
✨ special word message
Hoşuma gitti. / Onu beğendim.
I liked it.
Words in the English sentence
- i : ben
- it : o, onu
- liked : beğendi, sevdi
Explanation
- - Geçmişteki bir deneyimin veya nesnenin güzel bulunduğunu belirtir.
Ondan hoşlanıyorum. / Onu seviyorum. (Eril)
✨ special word message
Ondan hoşlanıyorum. / Onu seviyorum. (Eril)
I like him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
Explanation
- - Bir erkeğe karşı duyulan sempatiyi veya beğeniyi ifade eder.
Çay severim.
✨ special word message
Çay severim.
I like tea.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- tea : çay
Explanation
- - İçecek tercihi olarak çayı beğendiğini belirtir.
Tom'u severim.
✨ special word message
Tom'u severim.
I like Tom.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'a karşı duyulan olumlu hisleri belirtir.
Senden hoşlanıyorum. / Seni seviyorum.
✨ special word message
Senden hoşlanıyorum. / Seni seviyorum.
I like you.
Words in the English sentence
- i : ben
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişiye duyulan ilgi ve sempatinin ifadesidir.
Dinledim.
✨ special word message
Dinledim.
I listened.
Words in the English sentence
- i : ben
- listened : dinledi
Explanation
- - Birini veya bir şeyi dikkatle dinlediğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
İyi olacağım. / Sorun yok.
✨ special word message
İyi olacağım. / Sorun yok.
I'll be OK.
Words in the English sentence
Explanation
- - Geleceğe dair bir teselli veya durumun düzeleceğine dair inanç.
Kontrol edeceğim. / Bakacağım.
✨ special word message
Kontrol edeceğim. / Bakacağım.
I'll check.
Words in the English sentence
- check : kontrol etmek, çek
Explanation
- - Bir durumu veya bilgiyi teyit etmek için söz verilen ifade.
Onu ben yaparım. / Ben yapacağım.
✨ special word message
Onu ben yaparım. / Ben yapacağım.
I'll do it.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir görevi üstlenme gönüllülüğünü belirtir.
Ben sürerim. / Ben kullanırım.
✨ special word message
Ben sürerim. / Ben kullanırım.
I'll drive.
Words in the English sentence
- drive : sürmek, araç sürmek
Explanation
- - Aracı kendisinin kullanacağını belirten teklif veya karar cümlesi.
İçeri gireceğim.
✨ special word message
İçeri gireceğim.
I'll go in.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir mekana girmeye karar verdiğini bildiren gelecek zaman ifadesi.
Acele edeceğim.
✨ special word message
Acele edeceğim.
I'll hurry.
Words in the English sentence
- hurry : acele etmek, acele
Explanation
- - İşini hızlı yapacağına dair verilen söz.
Gideceğim. / Ayrılacağım.
✨ special word message
Gideceğim. / Ayrılacağım.
I'll leave.
Words in the English sentence
- leave : ayrılmak, terk etmek
Explanation
- - Bulunulan yerden ayrılma niyetini belirten ifade.
Ateş ederim. / Vururum.
✨ special word message
Ateş ederim. / Vururum.
I'll shoot.
Words in the English sentence
- shoot : ateş etmek, film çekmek
Explanation
- - Genellikle bir tehdit veya kararlılık içeren, silah kullanma uyarısı.
Ayakta duracağım.
✨ special word message
Ayakta duracağım.
I'll stand.
Words in the English sentence
- stand : ayakta durmak, katlanmak
Explanation
- - Oturmak yerine ayakta kalmayı tercih ettiğini belirtir.
Ben başlayacağım.
✨ special word message
Ben başlayacağım.
I'll start.
Words in the English sentence
- start : başlamak, başlangıç
Explanation
- - Bir eylemi veya süreci ilk kendisinin başlatacağını bildirir.