Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Korku ürkütücüdür.

      ✨ special word message

      Korku ürkütücüdür.

      Fear is scary.

      Words in the English sentence

      • fear : korku, korkmak
      • is : dır, dir
      • scary : korkutucu

      Explanation

      • - Korku duygusunun doğasına ilişkin genel bir tanım.
      Kuşu besle.

      ✨ special word message

      Kuşu besle.

      Feed the bird.

      Words in the English sentence

      • bird : kuş
      • feed : beslemek, yedirmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • - Bir hayvana bakım yapılmasına yönelik talimat.
      Benimle dövüş! / Benimle savaş!

      ✨ special word message

      Benimle dövüş! / Benimle savaş!

      Fight with me!

      Words in the English sentence

      • fight : dövüşmek, kavga etmek
      • me : beni, bana
      • with : ile, beraber

      Explanation

      • - Birini kavgaya veya rekabete çağıran meydan okuma.
      Bunu doldur.

      ✨ special word message

      Bunu doldur.

      Fill this out.

      Words in the English sentence

      • fill : doldurmak
      • out : dışarı, dışarıda
      • this : bu

      Explanation

      • - Genellikle bir form veya belgenin tamamlanması için kullanılır.
      İyiyim. Ya sen?

      ✨ special word message

      İyiyim. Ya sen?

      Fine. And you?

      Words in the English sentence

      • and : ve
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Hal hatır sorma diyaloglarında verilen standart karşılık.
      Yemeğini bitir.

      ✨ special word message

      Yemeğini bitir.

      Finish eating.

      Words in the English sentence

      • eating : yiyor, yemek yeme
      • finish : bitirmek, son

      Explanation

      • - Birinin yeme eylemini tamamlaması için verilen emir.
      Balıklar yüzebilir.

      ✨ special word message

      Balıklar yüzebilir.

      Fish can swim.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • fish : balık
      • swim : yüzmek

      Explanation

      • - Balıkların doğal yeteneklerine dair genel bir gerçek.
      Saati tamir et.

      ✨ special word message

      Saati tamir et.

      Fix the clock.

      Words in the English sentence

      • clock : saat
      • fix : tamir etmek, düzeltmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • - Duvar veya masa saatinin onarılmasına yönelik istek.
      Saati (kol saatini) tamir et.

      ✨ special word message

      Saati (kol saatini) tamir et.

      Fix the watch.

      Words in the English sentence

      • fix : tamir etmek, düzeltmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • watch : izlemek, kol saati

      Explanation

      • - Kol saatinin onarılmasına yönelik spesifik talimat.
      Uçmak eğlencelidir.

      ✨ special word message

      Uçmak eğlencelidir.

      Flying is fun.

      Words in the English sentence

      • flying : uçuyor, uçan
      • fun : eğlence, eğlenceli
      • is : dır, dir

      Explanation

      • - Uçma eylemine dair kişisel veya genel bir değerlendirme.
      Çok uzun süreliğine mi?

      ✨ special word message

      Çok uzun süreliğine mi?

      For very long?

      Words in the English sentence

      • for : için
      • long : uzun
      • very : çok

      Explanation

      • - Bir durumun veya zaman diliminin süresini sorgular.
      Saçını kestir.

      ✨ special word message

      Saçını kestir.

      Get a haircut.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • haircut : saç kesimi

      Explanation

      • - Birine dış görünüşüyle ilgili verilen bir tavsiye veya emir.
      Acele et. / Hareketlen biraz.

      ✨ special word message

      Acele et. / Hareketlen biraz.

      Get a move on.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • move : hareket etmek, taşınmak
      • on : üzerinde, açık

      Explanation

      • - Birini çabuk olması için zorlayan deyimsel ifade.
      Buraya geri dön.

      ✨ special word message

      Buraya geri dön.

      Get back here.

      Words in the English sentence

      • back : geri, arka, sırt
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • here : burada, buraya

      Explanation

      • - Birinin bulunduğu yere geri gelmesini isteyen komut.
      Buraya (aşağıya) gel!

      ✨ special word message

      Buraya (aşağıya) gel!

      Get down here!

      Words in the English sentence

      • down : aşağı
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • here : burada, buraya

      Explanation

      • - Birinin aşağı bir seviyeye veya yanına gelmesi için verilen sert komut.
      Defol git, çocuk!

      ✨ special word message

      Defol git, çocuk!

      Get lost, kid!

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • kid : çocuk, dalga geçmek

      Explanation

      • - Birini yanından uzaklaştırmak için kullanılan kaba bir ifade.
      Bana bir bira getir.

      ✨ special word message

      Bana bir bira getir.

      Get me a beer.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • beer : bira
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir içecek siparişi veya isteği.
      Üstümden çekil. / Bırak beni.

      ✨ special word message

      Üstümden çekil. / Bırak beni.

      Get off of me.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • me : beni, bana
      • of : aitlik bildiren edat, -ın/-in
      • off : kapalı

      Explanation

      • - Fiziksel teması veya baskıyı durdurmak için söylenir.
      Buraya gel.

      ✨ special word message

      Buraya gel.

      Get over here.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • here : burada, buraya
      • over : üzerinde, bitti

      Explanation

      • - Birini yanına çağırmak için kullanılan doğrudan ifade.
      Yardım al.

      ✨ special word message

      Yardım al.

      Get some help.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • help : yardım etmek, yardım
      • some : biraz, bazı

      Explanation

      • - Birinin desteğe ihtiyacı olduğunu belirten tavsiye.
      Biraz dinlen.

      ✨ special word message

      Biraz dinlen.

      Get some rest.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • rest : dinlenmek, geri kalan
      • some : biraz, bazı

      Explanation

      • - Karşıdaki kişinin yorgun olduğunu belirten nazik bir öneri.
      Hırsızı yakalayın!

      ✨ special word message

      Hırsızı yakalayın!

      Get the thief!

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • thief : hırsız

      Explanation

      • - Bir suç anında çevredekileri yardıma çağıran nida.
      Tom'u bu işle görevlendir. / Tom'u devreye sok.

      ✨ special word message

      Tom'u bu işle görevlendir. / Tom'u devreye sok.

      Get Tom on it.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • it : o, onu
      • on : üzerinde, açık
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Belirli bir sorunu çözmesi için Tom'un kullanılmasını ister.
      Geçmiş olsun.

      ✨ special word message

      Geçmiş olsun.

      Get well soon.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • soon : yakında, birazdan
      • well : iyi, kuyu

      Explanation

      • - Hastalık veya kaza durumlarında kullanılan standart iyi dilek kalıbı.
      Ceketini al.

      ✨ special word message

      Ceketini al.

      Get your coat.

      Words in the English sentence

      • coat : palto, mont
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • your : senin, sizin

      Explanation

      • - Dışarı çıkmaya hazırlanırken verilen talimat.
      Anahtarlarını al.

      ✨ special word message

      Anahtarlarını al.

      Get your keys.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • keys : anahtarlar
      • your : senin, sizin

      Explanation

      • - Evden veya bir yerden ayrılmadan önce yapılan hatırlatma.
      Örnekler ver.

      ✨ special word message

      Örnekler ver.

      Give examples.

      Words in the English sentence

      • examples : örnekler
      • give : vermek

      Explanation

      • - Bir konunun açıklanması için örneklendirme talebi.
      Ona (kadına) zaman tanı.

      ✨ special word message

      Ona (kadına) zaman tanı.

      Give her time.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • her : ona, onu, onun
      • time : zaman, vakit

      Explanation

      • - Bir kadının bir durumu düşünmesi veya iyileşmesi için süre verilmesini öğütler.
      Ona (erkeğe) zaman tanı.

      ✨ special word message

      Ona (erkeğe) zaman tanı.

      Give him time.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • him : ona, onu
      • time : zaman, vakit

      Explanation

      • - Bir erkeğin karara varması veya toparlanması için sabır tavsiye eder.
      Bir dene. / Şansını dene.

      ✨ special word message

      Bir dene. / Şansını dene.

      Give it a try.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • give : vermek
      • it : o, onu
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Bir eylemi gerçekleştirmesi için karşıdakini teşvik eder.
      Onu bana ver.

      ✨ special word message

      Onu bana ver.

      Give it to me.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • it : o, onu
      • me : beni, bana
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Bir nesnenin kendisine teslim edilmesini isteyen doğrudan talimat.
      Onu bize ver.

      ✨ special word message

      Onu bize ver.

      Give it to us.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • it : o, onu
      • to : -e, -a (yönelme)
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Bir nesnenin bir gruba teslim edilmesini talep eder.
      Bana bir gün ver. / Bir gün süre tanı.

      ✨ special word message

      Bana bir gün ver. / Bir gün süre tanı.

      Give me a day.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • day : gün
      • give : vermek
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir iş için yirmi dört saatlik süre talebi.
      Bana birkaç tane ver. / Bana birkaç dakika ver.

      ✨ special word message

      Bana birkaç tane ver. / Bana birkaç dakika ver.

      Give me a few.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • few : az, birkaç
      • give : vermek
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bağlama göre nesne veya zaman miktarını belirten istek.
      Bana bir silah ver.

      ✨ special word message

      Bana bir silah ver.

      Give me a gun.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • give : vermek
      • gun : silah, tabanca
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Tehlikeli veya çatışmalı bir durumda silah talebi.
      Bana bir sarıl.

      ✨ special word message

      Bana bir sarıl.

      Give me a hug.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • give : vermek
      • hug : sarılmak, kucaklamak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Yakınlık veya teselli arayışı içeren rica.
      Bana bir iş ver.

      ✨ special word message

      Bana bir iş ver.

      Give me a job.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • give : vermek
      • job : iş
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - İstihdam veya görev talebinde bulunurken söylenir.
      Bana bir ipucu ver. / Bana bahşiş ver.

      ✨ special word message

      Bana bir ipucu ver. / Bana bahşiş ver.

      Give me a tip.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • give : vermek
      • me : beni, bana
      • tip : bahşiş, ipucu

      Explanation

      • - Duruma göre bilgi veya para talebi.
      Onları bana ver.

      ✨ special word message

      Onları bana ver.

      Give me those.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • me : beni, bana
      • those : onlar, şunlar

      Explanation

      • - Birden fazla nesnenin kendisine verilmesini isteyen komut.
      Bana su ver.

      ✨ special word message

      Bana su ver.

      Give me water.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • me : beni, bana
      • water : su, sulamak

      Explanation

      • - Temel bir ihtiyacın karşılanması için yapılan talep.
      Tom'a zaman tanı.

      ✨ special word message

      Tom'a zaman tanı.

      Give Tom time.

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • time : zaman, vakit
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un bir durumu atlatması için sabırlı olunması gerektiğini belirtir.
      Bize huzur ver!

      ✨ special word message

      Bize huzur ver!

      Give us peace!

      Words in the English sentence

      • give : vermek
      • peace : barış, huzur
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Rahatsız edilmeme veya barış ortamı sağlanması talebi.
      Devam et, Tom. / Önden buyur, Tom.

      ✨ special word message

      Devam et, Tom. / Önden buyur, Tom.

      Go ahead, Tom.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'a bir işe başlaması veya geçmesi için izin verir.
      Nedenini Allah bilir.

      ✨ special word message

      Nedenini Allah bilir.

      God knows why.

      Words in the English sentence

      • god : tanrı, Allah
      • knows : bilir
      • why : neden, niçin

      Explanation

      • - Bir durumun sebebinin bilinmezliğini vurgulayan kalıp.
      Tanrı seni seviyor.

      ✨ special word message

      Tanrı seni seviyor.

      God loves you.

      Words in the English sentence

      • god : tanrı, Allah
      • loves : sever, aşklar
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - İnanç temelli bir teselli veya hatırlatma cümlesi.
      Tanrı veya doğa.

      ✨ special word message

      Tanrı veya doğa.

      God or nature.

      Words in the English sentence

      • god : tanrı, Allah
      • nature : doğa
      • or : veya, ya da

      Explanation

      • - İki temel güç arasında yapılan felsefi veya genel kıyas.
      Allah izin verirse... / İnşallah...

      ✨ special word message

      Allah izin verirse... / İnşallah...

      God willing...

      Words in the English sentence

      • god : tanrı, Allah

      Explanation

      • - Gelecekteki bir plan için temennide bulunan yaygın kalıp.
      Git bir bira al.

      ✨ special word message

      Git bir bira al.

      Go get a beer.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • beer : bira
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • go : gitmek

      Explanation

      • - Birine içecek alması için verilen yönlendirme.
      Git kahve al.

      ✨ special word message

      Git kahve al.

      Go get coffee.

      Words in the English sentence

      • coffee : kahve
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • go : gitmek

      Explanation

      • - Kahve alma eylemini başlatan komut.
      Git şapkamı getir!

      ✨ special word message

      Git şapkamı getir!

      Go get my hat!

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • go : gitmek
      • hat : şapka
      • my : benim

      Explanation

      • - Bir eşyanın getirilmesi için verilen sertçe talimat.
      Git Fadil'e yardım et.

      ✨ special word message

      Git Fadil'e yardım et.

      Go help Fadil.

      Words in the English sentence

      • fadil : Fadıl
      • go : gitmek
      • help : yardım etmek, yardım

      Explanation

      • - Belirli bir kişiye destek olunması için verilen yönlendirme.
      İyi soru.

      ✨ special word message

      İyi soru.

      Good question.

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • question : soru, sorgulamak

      Explanation

      • - Sorulan sorunun yerinde veya zor olduğunu belirten takdir ifadesi.
      İyi düşünce! / Akıllıca!

      ✨ special word message

      İyi düşünce! / Akıllıca!

      Good thinking!

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • thinking : düşünüyor, düşünce

      Explanation

      • - Birinin fikrini veya planını onaylayan olumlu geri bildirim.
      Sadece oraya git.

      ✨ special word message

      Sadece oraya git.

      Go only there.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • only : sadece, yalnızca
      • there : orada

      Explanation

      • - Gidilecek yerin sınırlandırıldığını belirten talimat.
      Oraya git.

      ✨ special word message

      Oraya git.

      Go over there.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • over : üzerinde, bitti
      • there : orada

      Explanation

      • - Belirli bir yöne veya noktaya gitmesini söyleyen yönlendirme.
      Yalnızca oraya git.

      ✨ special word message

      Yalnızca oraya git.

      Go there only.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • only : sadece, yalnızca
      • there : orada

      Explanation

      • - Başka bir yere gidilmemesi gerektiğini vurgulayan kısıtlama.
      Cezayir'e git.

      ✨ special word message

      Cezayir'e git.

      Go to Algeria.

      Words in the English sentence

      • algeria : Cezayir
      • go : gitmek
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Belirli bir ülkeye seyahat veya gidiş talimatı.
      Zirveye çık! / En üste git!

      ✨ special word message

      Zirveye çık! / En üste git!

      Go to the top!

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • to : -e, -a (yönelme)
      • top : üst, zirve, tepe

      Explanation

      • - En yüksek noktaya ulaşmayı hedefleyen komut.
      Bensiz git.

      ✨ special word message

      Bensiz git.

      Go without me.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • me : beni, bana
      • without : -sız, olmaksızın

      Explanation

      • - Kendisinin katılmayacağını belirterek diğerinin gitmesine izin verir.
      İpi yakala. / İpi tut.

      ✨ special word message

      İpi yakala. / İpi tut.

      Grab the rope.

      Words in the English sentence

      • grab : kapmak, yakalamak
      • rope : ip, halat
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • - Bir nesnenin elle kavranması için verilen acil veya doğrudan komut.
      Harika, teşekkürler.

      ✨ special word message

      Harika, teşekkürler.

      Great, thanks.

      Words in the English sentence

      • thanks : teşekkürler

      Explanation

      • - Olumlu bir gelişmeye veya yardıma verilen teşekkür cevabı.
      Tahmin et kim kazandı.

      ✨ special word message

      Tahmin et kim kazandı.

      Guess who won.

      Words in the English sentence

      • guess : tahmin etmek
      • who : kim
      • won : kazandı

      Explanation

      • - Bir sonucun merak uyandırıcı bir şekilde açıklanmasından önce söylenir.
      Onu bana uzat.

      ✨ special word message

      Onu bana uzat.

      Hand it to me.

      Words in the English sentence

      • hand : el
      • it : o, onu
      • me : beni, bana
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Yakındaki bir nesnenin elden teslim edilmesini ister.
      Dayan. / Sık dişini.

      ✨ special word message

      Dayan. / Sık dişini.

      Hang in there.

      Words in the English sentence

      • hang : asmak
      • in : içinde
      • there : orada

      Explanation

      • - Zor durumlarda motivasyon ve sabır aşılayan deyimsel ifade.
      Orada bekle. / Orada tutun.

      ✨ special word message

      Orada bekle. / Orada tutun.

      Hang on there.

      Words in the English sentence

      • hang : asmak
      • on : üzerinde, açık
      • there : orada

      Explanation

      • - Bir yerde durmasını veya tutunmasını söyleyen komut.
      Sıkı tutun.

      ✨ special word message

      Sıkı tutun.

      Hang on tight.

      Words in the English sentence

      • hang : asmak
      • on : üzerinde, açık
      • tight : sıkı, dar

      Explanation

      • - Düşmemek veya sarsılmamak için verilen güvenlik uyarısı.
      Ona sahip çık. / Onu sakla.

      ✨ special word message

      Ona sahip çık. / Onu sakla.

      Hang on to it.

      Words in the English sentence

      • hang : asmak
      • it : o, onu
      • on : üzerinde, açık
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Bir şeyi elden çıkarmamasını öğütleyen talimat.
      O (kadın) uyudu mu?

      ✨ special word message

      O (kadın) uyudu mu?

      Has she slept?

      Words in the English sentence

      • has : sahip, var
      • she : o (kadın)
      • slept : uyudu

      Explanation

      • - Bir kadının uyuyup uyumadığını sorgulayan soru.
      Bir kurabiye al.

      ✨ special word message

      Bir kurabiye al.

      Have a cookie.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • cookie : kurabiye
      • have : sahip olmak, var

      Explanation

      • - Karşıdakine yiyecek bir şey sunarken kullanılan ikram cümlesi.
      Onu (erkeği) buraya getirt. / Gelmesini sağla.

      ✨ special word message

      Onu (erkeği) buraya getirt. / Gelmesini sağla.

      Have him come.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • have : sahip olmak, var
      • him : ona, onu

      Explanation

      • - Bir erkeğin gelmesi için başkasına verilen talimat.
      Biraz eğlen.

      ✨ special word message

      Biraz eğlen.

      Have some fun.

      Words in the English sentence

      • fun : eğlence, eğlenceli
      • have : sahip olmak, var
      • some : biraz, bazı

      Explanation

      • - İyi vakit geçirmesi için yapılan bir temenni.
      O ekmek alır.

      ✨ special word message

      O ekmek alır.

      He buys bread.

      Words in the English sentence

      • bread : ekmek
      • buys : satın alır
      • he : o

      Explanation

      • - Bir erkeğin genel alışkanlığını veya o anki eylemini bildirir.
      O onu aradı (veya çağırdı).

      ✨ special word message

      O onu aradı (veya çağırdı).

      He called him.

      Words in the English sentence

      • called : aradı, denilen
      • he : o
      • him : ona, onu

      Explanation

      • - Bir erkeğin başka bir erkeği telefonla aradığını veya seslendiğini belirtir.
      O seni aradı.

      ✨ special word message

      O seni aradı.

      He called you.

      Words in the English sentence

      • called : aradı, denilen
      • he : o
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir erkeğin karşıdaki kişiyi aradığına dair bilgi verir.
      Birinci oldu. / İlk o geldi.

      ✨ special word message

      Birinci oldu. / İlk o geldi.

      He came first.

      Words in the English sentence

      • came : geldi
      • first : birinci, ilk
      • he : o

      Explanation

      • - Bir yarışmadaki başarıyı veya varış sırasını belirtir.
      Emekli olabilir.

      ✨ special word message

      Emekli olabilir.

      He can retire.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • he : o
      • retire : emekli olmak

      Explanation

      • - Bir erkeğin emeklilik hakkı veya imkanı olduğunu ifade eder.
      Başa çıkamıyor.

      ✨ special word message

      Başa çıkamıyor.

      He can't cope.

      Words in the English sentence

      • cope : başa çıkmak
      • he : o

      Explanation

      • - Bir erkeğin zor bir durumla mücadele etme yetersizliğini belirtir.
      Oynayamaz.

      ✨ special word message

      Oynayamaz.

      He can't play.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • play : oynamak, oyun

      Explanation

      • - Yetenek, sakatlık veya yasak nedeniyle oyun oynayamama durumu.
      Okuyamıyor. / Okuma bilmez.

      ✨ special word message

      Okuyamıyor. / Okuma bilmez.

      He can't read.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • read : okumak, okudu

      Explanation

      • - Okuma yazma bilmemeyi veya o anki fiziksel engeli belirtir.
      Şarkı söyleyemez.

      ✨ special word message

      Şarkı söyleyemez.

      He can't sing.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • sing : şarkı söylemek

      Explanation

      • - Şarkı söyleme yeteneğinin olmadığını ifade eden cümle.
      Yüzemez. / Yüzme bilmez.

      ✨ special word message

      Yüzemez. / Yüzme bilmez.

      He can't swim.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • swim : yüzmek

      Explanation

      • - Yüzme yeteneğinin olmadığını belirten ifade.
      Tom'u yakaladı.

      ✨ special word message

      Tom'u yakaladı.

      He caught Tom.

      Words in the English sentence

      • caught : yakaladı, yakalanmış
      • he : o
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bir erkeğin Tom'u fiziksel olarak veya bir hata yaparken bulduğunu belirtir.
      Beni kandırdı. / Beni dolandırdı.

      ✨ special word message

      Beni kandırdı. / Beni dolandırdı.

      He cheated me.

      Words in the English sentence

      • cheated : aldatılmış, kopya çekmiş
      • he : o
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir erkeğin yaptığı dürüst olmayan eylemden duyulan mağduriyet.
      Ağlamadı.

      ✨ special word message

      Ağlamadı.

      He didn't cry.

      Words in the English sentence

      • cry : ağlamak, haykırış
      • he : o

      Explanation

      • - Bir erkeğin duygusal bir anda gösterdiği metaneti bildirir.
      Öyle dedi. / Gerçekten öyle söyledi.

      ✨ special word message

      Öyle dedi. / Gerçekten öyle söyledi.

      He did say so.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • he : o
      • say : söylemek, demek
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • - Bir erkeğin daha önce söylediği sözü vurgulayarak onaylar.
      Genç yaşta öldü.

      ✨ special word message

      Genç yaşta öldü.

      He died young.

      Words in the English sentence

      • died : öldü
      • he : o
      • young : genç

      Explanation

      • - Bir erkeğin erken yaşta vefat ettiğini bildiren üzücü bilgi.
      Bira içti.

      ✨ special word message

      Bira içti.

      He drank beer.

      Words in the English sentence

      • beer : bira
      • drank : içti
      • he : o

      Explanation

      • - Bir erkeğin geçmişte tükettiği içeceği belirtir.
      Süt içti.

      ✨ special word message

      Süt içti.

      He drank milk.

      Words in the English sentence

      • drank : içti
      • he : o
      • milk : süt

      Explanation

      • - Bir erkeğin süt içme eylemini bildiren cümle.
      Onu düşürdü.

      ✨ special word message

      Onu düşürdü.

      He dropped it.

      Words in the English sentence

      • dropped : düşürdü, bıraktı
      • he : o
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir erkeğin elindeki bir şeyi kazayla bıraktığını belirtir.
      Bir çukur kazdı.

      ✨ special word message

      Bir çukur kazdı.

      He dug a hole.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • dug : kazdı
      • he : o
      • hole : delik, çukur

      Explanation

      • - Bir erkeğin yaptığı fiziksel bir işi tanımlar.
      Çok yer.

      ✨ special word message

      Çok yer.

      He eats a lot.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • eats : yer, yiyor
      • he : o
      • lot : çok, arazi

      Explanation

      • - Bir erkeğin iştahlı olmasıyla ilgili genel bir gözlem.
      Kırılmış hissediyor. / Canı yanmış.

      ✨ special word message

      Kırılmış hissediyor. / Canı yanmış.

      He feels hurt.

      Words in the English sentence

      • feels : hisseder
      • he : o
      • hurt : incitmek, acıtmak, yaralı

      Explanation

      • - Bir erkeğin duygusal veya fiziksel acısını ifade eder.
      Yorgun hissetti.

      ✨ special word message

      Yorgun hissetti.

      He felt tired.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • he : o
      • tired : yorgun

      Explanation

      • - Bir erkeğin geçmiş bir andaki fiziksel durumunu bildirir.
      Mary'yi işten çıkardı.

      ✨ special word message

      Mary'yi işten çıkardı.

      He fired Mary.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • he : o
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Bir yöneticinin veya işverenin Mary'ye yönelik profesyonel kararını belirtir.
      Onu kandırdı.

      ✨ special word message

      Onu kandırdı.

      He fooled her.

      Words in the English sentence

      • fooled : kandırılmış
      • he : o
      • her : ona, onu, onun

      Explanation

      • - Bir erkeğin bir kadını yanılttığını ifade eden cümle.
      Beni affetti.

      ✨ special word message

      Beni affetti.

      He forgave me.

      Words in the English sentence

      • forgave : affetti
      • he : o
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir erkeğin yapılan bir hata sonrası gösterdiği hoşgörü.
      Bizi affetti.

      ✨ special word message

      Bizi affetti.

      He forgave us.

      Words in the English sentence

      • forgave : affetti
      • he : o
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Bir erkeğin bir gruba yönelik affedici tutumunu bildirir.
      Mary'yi buldu.

      ✨ special word message

      Mary'yi buldu.

      He found Mary.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • he : o
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Bir erkeğin Mary'nin nerede olduğunu tespit ettiğini belirtir.
      Onu bana o verdi.

      ✨ special word message

      Onu bana o verdi.

      He gave me it.

      Words in the English sentence

      • gave : verdi
      • he : o
      • it : o, onu
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir nesnenin kaynağının o erkek olduğunu vurgular.
      Yakalandı.

      ✨ special word message

      Yakalandı.

      He got caught.

      Words in the English sentence

      • caught : yakaladı, yakalanmış
      • got : aldı, sahip oldu
      • he : o

      Explanation

      • - Bir erkeğin bir suç veya hata sonrası ele geçirildiğini belirtir.