Korku ürkütücüdür.
✨ special word message
Korku ürkütücüdür.
Fear is scary.
Words in the English sentence
- fear : korku, korkmak
- is : dır, dir
- scary : korkutucu
Explanation
- - Korku duygusunun doğasına ilişkin genel bir tanım.
Kuşu besle.
✨ special word message
Kuşu besle.
Feed the bird.
Words in the English sentence
- bird : kuş
- feed : beslemek, yedirmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- - Bir hayvana bakım yapılmasına yönelik talimat.
Benimle dövüş! / Benimle savaş!
✨ special word message
Benimle dövüş! / Benimle savaş!
Fight with me!
Words in the English sentence
- fight : dövüşmek, kavga etmek
- me : beni, bana
- with : ile, beraber
Explanation
- - Birini kavgaya veya rekabete çağıran meydan okuma.
Bunu doldur.
✨ special word message
Bunu doldur.
Fill this out.
Words in the English sentence
- fill : doldurmak
- out : dışarı, dışarıda
- this : bu
Explanation
- - Genellikle bir form veya belgenin tamamlanması için kullanılır.
İyiyim. Ya sen?
✨ special word message
İyiyim. Ya sen?
Fine. And you?
Words in the English sentence
Explanation
- - Hal hatır sorma diyaloglarında verilen standart karşılık.
Yemeğini bitir.
✨ special word message
Yemeğini bitir.
Finish eating.
Words in the English sentence
- eating : yiyor, yemek yeme
- finish : bitirmek, son
Explanation
- - Birinin yeme eylemini tamamlaması için verilen emir.
Balıklar yüzebilir.
✨ special word message
Balıklar yüzebilir.
Fish can swim.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- fish : balık
- swim : yüzmek
Explanation
- - Balıkların doğal yeteneklerine dair genel bir gerçek.
Saati tamir et.
✨ special word message
Saati tamir et.
Fix the clock.
Words in the English sentence
- clock : saat
- fix : tamir etmek, düzeltmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- - Duvar veya masa saatinin onarılmasına yönelik istek.
Saati (kol saatini) tamir et.
✨ special word message
Saati (kol saatini) tamir et.
Fix the watch.
Words in the English sentence
- fix : tamir etmek, düzeltmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- watch : izlemek, kol saati
Explanation
- - Kol saatinin onarılmasına yönelik spesifik talimat.
Uçmak eğlencelidir.
✨ special word message
Uçmak eğlencelidir.
Flying is fun.
Words in the English sentence
- flying : uçuyor, uçan
- fun : eğlence, eğlenceli
- is : dır, dir
Explanation
- - Uçma eylemine dair kişisel veya genel bir değerlendirme.
Çok uzun süreliğine mi?
✨ special word message
Çok uzun süreliğine mi?
For very long?
Words in the English sentence
- for : için
- long : uzun
- very : çok
Explanation
- - Bir durumun veya zaman diliminin süresini sorgular.
Saçını kestir.
✨ special word message
Saçını kestir.
Get a haircut.
Words in the English sentence
- a : bir
- get : almak, elde etmek, binmek
- haircut : saç kesimi
Explanation
- - Birine dış görünüşüyle ilgili verilen bir tavsiye veya emir.
Acele et. / Hareketlen biraz.
✨ special word message
Acele et. / Hareketlen biraz.
Get a move on.
Words in the English sentence
- a : bir
- get : almak, elde etmek, binmek
- move : hareket etmek, taşınmak
- on : üzerinde, açık
Explanation
- - Birini çabuk olması için zorlayan deyimsel ifade.
Buraya geri dön.
✨ special word message
Buraya geri dön.
Get back here.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- get : almak, elde etmek, binmek
- here : burada, buraya
Explanation
- - Birinin bulunduğu yere geri gelmesini isteyen komut.
Buraya (aşağıya) gel!
✨ special word message
Buraya (aşağıya) gel!
Get down here!
Words in the English sentence
- down : aşağı
- get : almak, elde etmek, binmek
- here : burada, buraya
Explanation
- - Birinin aşağı bir seviyeye veya yanına gelmesi için verilen sert komut.
Defol git, çocuk!
✨ special word message
Defol git, çocuk!
Get lost, kid!
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- kid : çocuk, dalga geçmek
Explanation
- - Birini yanından uzaklaştırmak için kullanılan kaba bir ifade.
Bana bir bira getir.
✨ special word message
Bana bir bira getir.
Get me a beer.
Words in the English sentence
- a : bir
- beer : bira
- get : almak, elde etmek, binmek
- me : beni, bana
Explanation
- - Bir içecek siparişi veya isteği.
Üstümden çekil. / Bırak beni.
✨ special word message
Üstümden çekil. / Bırak beni.
Get off of me.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- me : beni, bana
- of : aitlik bildiren edat, -ın/-in
- off : kapalı
Explanation
- - Fiziksel teması veya baskıyı durdurmak için söylenir.
Buraya gel.
✨ special word message
Buraya gel.
Get over here.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- here : burada, buraya
- over : üzerinde, bitti
Explanation
- - Birini yanına çağırmak için kullanılan doğrudan ifade.
Yardım al.
✨ special word message
Yardım al.
Get some help.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- help : yardım etmek, yardım
- some : biraz, bazı
Explanation
- - Birinin desteğe ihtiyacı olduğunu belirten tavsiye.
Biraz dinlen.
✨ special word message
Biraz dinlen.
Get some rest.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- rest : dinlenmek, geri kalan
- some : biraz, bazı
Explanation
- - Karşıdaki kişinin yorgun olduğunu belirten nazik bir öneri.
Hırsızı yakalayın!
✨ special word message
Hırsızı yakalayın!
Get the thief!
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- thief : hırsız
Explanation
- - Bir suç anında çevredekileri yardıma çağıran nida.
Tom'u bu işle görevlendir. / Tom'u devreye sok.
✨ special word message
Tom'u bu işle görevlendir. / Tom'u devreye sok.
Get Tom on it.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- it : o, onu
- on : üzerinde, açık
- tom : Tom
Explanation
- - Belirli bir sorunu çözmesi için Tom'un kullanılmasını ister.
Geçmiş olsun.
✨ special word message
Geçmiş olsun.
Get well soon.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- soon : yakında, birazdan
- well : iyi, kuyu
Explanation
- - Hastalık veya kaza durumlarında kullanılan standart iyi dilek kalıbı.
Ceketini al.
✨ special word message
Ceketini al.
Get your coat.
Words in the English sentence
- coat : palto, mont
- get : almak, elde etmek, binmek
- your : senin, sizin
Explanation
- - Dışarı çıkmaya hazırlanırken verilen talimat.
Anahtarlarını al.
✨ special word message
Anahtarlarını al.
Get your keys.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- keys : anahtarlar
- your : senin, sizin
Explanation
- - Evden veya bir yerden ayrılmadan önce yapılan hatırlatma.
Örnekler ver.
✨ special word message
Örnekler ver.
Give examples.
Words in the English sentence
- examples : örnekler
- give : vermek
Explanation
- - Bir konunun açıklanması için örneklendirme talebi.
Ona (kadına) zaman tanı.
✨ special word message
Ona (kadına) zaman tanı.
Give her time.
Words in the English sentence
- give : vermek
- her : ona, onu, onun
- time : zaman, vakit
Explanation
- - Bir kadının bir durumu düşünmesi veya iyileşmesi için süre verilmesini öğütler.
Ona (erkeğe) zaman tanı.
✨ special word message
Ona (erkeğe) zaman tanı.
Give him time.
Words in the English sentence
- give : vermek
- him : ona, onu
- time : zaman, vakit
Explanation
- - Bir erkeğin karara varması veya toparlanması için sabır tavsiye eder.
Bir dene. / Şansını dene.
✨ special word message
Bir dene. / Şansını dene.
Give it a try.
Words in the English sentence
- a : bir
- give : vermek
- it : o, onu
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- - Bir eylemi gerçekleştirmesi için karşıdakini teşvik eder.
Onu bana ver.
✨ special word message
Onu bana ver.
Give it to me.
Words in the English sentence
- give : vermek
- it : o, onu
- me : beni, bana
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Bir nesnenin kendisine teslim edilmesini isteyen doğrudan talimat.
Onu bize ver.
✨ special word message
Onu bize ver.
Give it to us.
Words in the English sentence
- give : vermek
- it : o, onu
- to : -e, -a (yönelme)
- us : bize, bizi
Explanation
- - Bir nesnenin bir gruba teslim edilmesini talep eder.
Bana bir gün ver. / Bir gün süre tanı.
✨ special word message
Bana bir gün ver. / Bir gün süre tanı.
Give me a day.
Words in the English sentence
- a : bir
- day : gün
- give : vermek
- me : beni, bana
Explanation
- - Bir iş için yirmi dört saatlik süre talebi.
Bana birkaç tane ver. / Bana birkaç dakika ver.
✨ special word message
Bana birkaç tane ver. / Bana birkaç dakika ver.
Give me a few.
Words in the English sentence
- a : bir
- few : az, birkaç
- give : vermek
- me : beni, bana
Explanation
- - Bağlama göre nesne veya zaman miktarını belirten istek.
Bana bir silah ver.
✨ special word message
Bana bir silah ver.
Give me a gun.
Words in the English sentence
- a : bir
- give : vermek
- gun : silah, tabanca
- me : beni, bana
Explanation
- - Tehlikeli veya çatışmalı bir durumda silah talebi.
Bana bir sarıl.
✨ special word message
Bana bir sarıl.
Give me a hug.
Words in the English sentence
- a : bir
- give : vermek
- hug : sarılmak, kucaklamak
- me : beni, bana
Explanation
- - Yakınlık veya teselli arayışı içeren rica.
Bana bir iş ver.
✨ special word message
Bana bir iş ver.
Give me a job.
Words in the English sentence
- a : bir
- give : vermek
- job : iş
- me : beni, bana
Explanation
- - İstihdam veya görev talebinde bulunurken söylenir.
Bana bir ipucu ver. / Bana bahşiş ver.
✨ special word message
Bana bir ipucu ver. / Bana bahşiş ver.
Give me a tip.
Words in the English sentence
- a : bir
- give : vermek
- me : beni, bana
- tip : bahşiş, ipucu
Explanation
- - Duruma göre bilgi veya para talebi.
Onları bana ver.
✨ special word message
Onları bana ver.
Give me those.
Words in the English sentence
- give : vermek
- me : beni, bana
- those : onlar, şunlar
Explanation
- - Birden fazla nesnenin kendisine verilmesini isteyen komut.
Bana su ver.
✨ special word message
Bana su ver.
Give me water.
Words in the English sentence
- give : vermek
- me : beni, bana
- water : su, sulamak
Explanation
- - Temel bir ihtiyacın karşılanması için yapılan talep.
Tom'a zaman tanı.
✨ special word message
Tom'a zaman tanı.
Give Tom time.
Words in the English sentence
- give : vermek
- time : zaman, vakit
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un bir durumu atlatması için sabırlı olunması gerektiğini belirtir.
Bize huzur ver!
✨ special word message
Bize huzur ver!
Give us peace!
Words in the English sentence
- give : vermek
- peace : barış, huzur
- us : bize, bizi
Explanation
- - Rahatsız edilmeme veya barış ortamı sağlanması talebi.
Devam et, Tom. / Önden buyur, Tom.
✨ special word message
Devam et, Tom. / Önden buyur, Tom.
Go ahead, Tom.
Words in the English sentence
Explanation
- - Tom'a bir işe başlaması veya geçmesi için izin verir.
Nedenini Allah bilir.
✨ special word message
Nedenini Allah bilir.
God knows why.
Words in the English sentence
- god : tanrı, Allah
- knows : bilir
- why : neden, niçin
Explanation
- - Bir durumun sebebinin bilinmezliğini vurgulayan kalıp.
Tanrı seni seviyor.
✨ special word message
Tanrı seni seviyor.
God loves you.
Words in the English sentence
- god : tanrı, Allah
- loves : sever, aşklar
- you : sen, siz
Explanation
- - İnanç temelli bir teselli veya hatırlatma cümlesi.
Tanrı veya doğa.
✨ special word message
Tanrı veya doğa.
God or nature.
Words in the English sentence
- god : tanrı, Allah
- nature : doğa
- or : veya, ya da
Explanation
- - İki temel güç arasında yapılan felsefi veya genel kıyas.
Allah izin verirse... / İnşallah...
✨ special word message
Allah izin verirse... / İnşallah...
God willing...
Words in the English sentence
Explanation
- - Gelecekteki bir plan için temennide bulunan yaygın kalıp.
Git bir bira al.
✨ special word message
Git bir bira al.
Go get a beer.
Words in the English sentence
- a : bir
- beer : bira
- get : almak, elde etmek, binmek
- go : gitmek
Explanation
- - Birine içecek alması için verilen yönlendirme.
Git kahve al.
✨ special word message
Git kahve al.
Go get coffee.
Words in the English sentence
- coffee : kahve
- get : almak, elde etmek, binmek
- go : gitmek
Explanation
- - Kahve alma eylemini başlatan komut.
Git şapkamı getir!
✨ special word message
Git şapkamı getir!
Go get my hat!
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- go : gitmek
- hat : şapka
- my : benim
Explanation
- - Bir eşyanın getirilmesi için verilen sertçe talimat.
Git Fadil'e yardım et.
✨ special word message
Git Fadil'e yardım et.
Go help Fadil.
Words in the English sentence
- fadil : Fadıl
- go : gitmek
- help : yardım etmek, yardım
Explanation
- - Belirli bir kişiye destek olunması için verilen yönlendirme.
İyi soru.
✨ special word message
İyi soru.
Good question.
Words in the English sentence
- good : iyi
- question : soru, sorgulamak
Explanation
- - Sorulan sorunun yerinde veya zor olduğunu belirten takdir ifadesi.
İyi düşünce! / Akıllıca!
✨ special word message
İyi düşünce! / Akıllıca!
Good thinking!
Words in the English sentence
- good : iyi
- thinking : düşünüyor, düşünce
Explanation
- - Birinin fikrini veya planını onaylayan olumlu geri bildirim.
Sadece oraya git.
✨ special word message
Sadece oraya git.
Go only there.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- only : sadece, yalnızca
- there : orada
Explanation
- - Gidilecek yerin sınırlandırıldığını belirten talimat.
Oraya git.
✨ special word message
Oraya git.
Go over there.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- over : üzerinde, bitti
- there : orada
Explanation
- - Belirli bir yöne veya noktaya gitmesini söyleyen yönlendirme.
Yalnızca oraya git.
✨ special word message
Yalnızca oraya git.
Go there only.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- only : sadece, yalnızca
- there : orada
Explanation
- - Başka bir yere gidilmemesi gerektiğini vurgulayan kısıtlama.
Cezayir'e git.
✨ special word message
Cezayir'e git.
Go to Algeria.
Words in the English sentence
- algeria : Cezayir
- go : gitmek
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Belirli bir ülkeye seyahat veya gidiş talimatı.
Zirveye çık! / En üste git!
✨ special word message
Zirveye çık! / En üste git!
Go to the top!
Words in the English sentence
- go : gitmek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
- to : -e, -a (yönelme)
- top : üst, zirve, tepe
Explanation
- - En yüksek noktaya ulaşmayı hedefleyen komut.
Bensiz git.
✨ special word message
Bensiz git.
Go without me.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- me : beni, bana
- without : -sız, olmaksızın
Explanation
- - Kendisinin katılmayacağını belirterek diğerinin gitmesine izin verir.
İpi yakala. / İpi tut.
✨ special word message
İpi yakala. / İpi tut.
Grab the rope.
Words in the English sentence
- grab : kapmak, yakalamak
- rope : ip, halat
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- - Bir nesnenin elle kavranması için verilen acil veya doğrudan komut.
Harika, teşekkürler.
✨ special word message
Harika, teşekkürler.
Great, thanks.
Words in the English sentence
Explanation
- - Olumlu bir gelişmeye veya yardıma verilen teşekkür cevabı.
Tahmin et kim kazandı.
✨ special word message
Tahmin et kim kazandı.
Guess who won.
Words in the English sentence
- guess : tahmin etmek
- who : kim
- won : kazandı
Explanation
- - Bir sonucun merak uyandırıcı bir şekilde açıklanmasından önce söylenir.
Onu bana uzat.
✨ special word message
Onu bana uzat.
Hand it to me.
Words in the English sentence
- hand : el
- it : o, onu
- me : beni, bana
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Yakındaki bir nesnenin elden teslim edilmesini ister.
Dayan. / Sık dişini.
✨ special word message
Dayan. / Sık dişini.
Hang in there.
Words in the English sentence
- hang : asmak
- in : içinde
- there : orada
Explanation
- - Zor durumlarda motivasyon ve sabır aşılayan deyimsel ifade.
Orada bekle. / Orada tutun.
✨ special word message
Orada bekle. / Orada tutun.
Hang on there.
Words in the English sentence
- hang : asmak
- on : üzerinde, açık
- there : orada
Explanation
- - Bir yerde durmasını veya tutunmasını söyleyen komut.
Sıkı tutun.
✨ special word message
Sıkı tutun.
Hang on tight.
Words in the English sentence
- hang : asmak
- on : üzerinde, açık
- tight : sıkı, dar
Explanation
- - Düşmemek veya sarsılmamak için verilen güvenlik uyarısı.
Ona sahip çık. / Onu sakla.
✨ special word message
Ona sahip çık. / Onu sakla.
Hang on to it.
Words in the English sentence
- hang : asmak
- it : o, onu
- on : üzerinde, açık
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Bir şeyi elden çıkarmamasını öğütleyen talimat.
O (kadın) uyudu mu?
✨ special word message
O (kadın) uyudu mu?
Has she slept?
Words in the English sentence
- has : sahip, var
- she : o (kadın)
- slept : uyudu
Explanation
- - Bir kadının uyuyup uyumadığını sorgulayan soru.
Bir kurabiye al.
✨ special word message
Bir kurabiye al.
Have a cookie.
Words in the English sentence
- a : bir
- cookie : kurabiye
- have : sahip olmak, var
Explanation
- - Karşıdakine yiyecek bir şey sunarken kullanılan ikram cümlesi.
Onu (erkeği) buraya getirt. / Gelmesini sağla.
✨ special word message
Onu (erkeği) buraya getirt. / Gelmesini sağla.
Have him come.
Words in the English sentence
- come : gelmek
- have : sahip olmak, var
- him : ona, onu
Explanation
- - Bir erkeğin gelmesi için başkasına verilen talimat.
Biraz eğlen.
✨ special word message
Biraz eğlen.
Have some fun.
Words in the English sentence
- fun : eğlence, eğlenceli
- have : sahip olmak, var
- some : biraz, bazı
Explanation
- - İyi vakit geçirmesi için yapılan bir temenni.
O ekmek alır.
✨ special word message
O ekmek alır.
He buys bread.
Words in the English sentence
- bread : ekmek
- buys : satın alır
- he : o
Explanation
- - Bir erkeğin genel alışkanlığını veya o anki eylemini bildirir.
O onu aradı (veya çağırdı).
✨ special word message
O onu aradı (veya çağırdı).
He called him.
Words in the English sentence
- called : aradı, denilen
- he : o
- him : ona, onu
Explanation
- - Bir erkeğin başka bir erkeği telefonla aradığını veya seslendiğini belirtir.
O seni aradı.
✨ special word message
O seni aradı.
He called you.
Words in the English sentence
- called : aradı, denilen
- he : o
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir erkeğin karşıdaki kişiyi aradığına dair bilgi verir.
Birinci oldu. / İlk o geldi.
✨ special word message
Birinci oldu. / İlk o geldi.
He came first.
Words in the English sentence
- came : geldi
- first : birinci, ilk
- he : o
Explanation
- - Bir yarışmadaki başarıyı veya varış sırasını belirtir.
Emekli olabilir.
✨ special word message
Emekli olabilir.
He can retire.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- he : o
- retire : emekli olmak
Explanation
- - Bir erkeğin emeklilik hakkı veya imkanı olduğunu ifade eder.
Başa çıkamıyor.
✨ special word message
Başa çıkamıyor.
He can't cope.
Words in the English sentence
- cope : başa çıkmak
- he : o
Explanation
- - Bir erkeğin zor bir durumla mücadele etme yetersizliğini belirtir.
Oynayamaz.
✨ special word message
Oynayamaz.
He can't play.
Words in the English sentence
- he : o
- play : oynamak, oyun
Explanation
- - Yetenek, sakatlık veya yasak nedeniyle oyun oynayamama durumu.
Okuyamıyor. / Okuma bilmez.
✨ special word message
Okuyamıyor. / Okuma bilmez.
He can't read.
Words in the English sentence
- he : o
- read : okumak, okudu
Explanation
- - Okuma yazma bilmemeyi veya o anki fiziksel engeli belirtir.
Şarkı söyleyemez.
✨ special word message
Şarkı söyleyemez.
He can't sing.
Words in the English sentence
- he : o
- sing : şarkı söylemek
Explanation
- - Şarkı söyleme yeteneğinin olmadığını ifade eden cümle.
Yüzemez. / Yüzme bilmez.
✨ special word message
Yüzemez. / Yüzme bilmez.
He can't swim.
Words in the English sentence
Explanation
- - Yüzme yeteneğinin olmadığını belirten ifade.
Tom'u yakaladı.
✨ special word message
Tom'u yakaladı.
He caught Tom.
Words in the English sentence
- caught : yakaladı, yakalanmış
- he : o
- tom : Tom
Explanation
- - Bir erkeğin Tom'u fiziksel olarak veya bir hata yaparken bulduğunu belirtir.
Beni kandırdı. / Beni dolandırdı.
✨ special word message
Beni kandırdı. / Beni dolandırdı.
He cheated me.
Words in the English sentence
- cheated : aldatılmış, kopya çekmiş
- he : o
- me : beni, bana
Explanation
- - Bir erkeğin yaptığı dürüst olmayan eylemden duyulan mağduriyet.
Ağlamadı.
✨ special word message
Ağlamadı.
He didn't cry.
Words in the English sentence
- cry : ağlamak, haykırış
- he : o
Explanation
- - Bir erkeğin duygusal bir anda gösterdiği metaneti bildirir.
Öyle dedi. / Gerçekten öyle söyledi.
✨ special word message
Öyle dedi. / Gerçekten öyle söyledi.
He did say so.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- he : o
- say : söylemek, demek
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- - Bir erkeğin daha önce söylediği sözü vurgulayarak onaylar.
Genç yaşta öldü.
✨ special word message
Genç yaşta öldü.
He died young.
Words in the English sentence
- died : öldü
- he : o
- young : genç
Explanation
- - Bir erkeğin erken yaşta vefat ettiğini bildiren üzücü bilgi.
Bira içti.
✨ special word message
Bira içti.
He drank beer.
Words in the English sentence
- beer : bira
- drank : içti
- he : o
Explanation
- - Bir erkeğin geçmişte tükettiği içeceği belirtir.
Süt içti.
✨ special word message
Süt içti.
He drank milk.
Words in the English sentence
- drank : içti
- he : o
- milk : süt
Explanation
- - Bir erkeğin süt içme eylemini bildiren cümle.
Onu düşürdü.
✨ special word message
Onu düşürdü.
He dropped it.
Words in the English sentence
- dropped : düşürdü, bıraktı
- he : o
- it : o, onu
Explanation
- - Bir erkeğin elindeki bir şeyi kazayla bıraktığını belirtir.
Bir çukur kazdı.
✨ special word message
Bir çukur kazdı.
He dug a hole.
Words in the English sentence
- a : bir
- dug : kazdı
- he : o
- hole : delik, çukur
Explanation
- - Bir erkeğin yaptığı fiziksel bir işi tanımlar.
Çok yer.
✨ special word message
Çok yer.
He eats a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- eats : yer, yiyor
- he : o
- lot : çok, arazi
Explanation
- - Bir erkeğin iştahlı olmasıyla ilgili genel bir gözlem.
Kırılmış hissediyor. / Canı yanmış.
✨ special word message
Kırılmış hissediyor. / Canı yanmış.
He feels hurt.
Words in the English sentence
- feels : hisseder
- he : o
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
Explanation
- - Bir erkeğin duygusal veya fiziksel acısını ifade eder.
Yorgun hissetti.
✨ special word message
Yorgun hissetti.
He felt tired.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- he : o
- tired : yorgun
Explanation
- - Bir erkeğin geçmiş bir andaki fiziksel durumunu bildirir.
Mary'yi işten çıkardı.
✨ special word message
Mary'yi işten çıkardı.
He fired Mary.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- he : o
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- - Bir yöneticinin veya işverenin Mary'ye yönelik profesyonel kararını belirtir.
Onu kandırdı.
✨ special word message
Onu kandırdı.
He fooled her.
Words in the English sentence
- fooled : kandırılmış
- he : o
- her : ona, onu, onun
Explanation
- - Bir erkeğin bir kadını yanılttığını ifade eden cümle.
Beni affetti.
✨ special word message
Beni affetti.
He forgave me.
Words in the English sentence
- forgave : affetti
- he : o
- me : beni, bana
Explanation
- - Bir erkeğin yapılan bir hata sonrası gösterdiği hoşgörü.
Bizi affetti.
✨ special word message
Bizi affetti.
He forgave us.
Words in the English sentence
- forgave : affetti
- he : o
- us : bize, bizi
Explanation
- - Bir erkeğin bir gruba yönelik affedici tutumunu bildirir.
Mary'yi buldu.
✨ special word message
Mary'yi buldu.
He found Mary.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- he : o
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- - Bir erkeğin Mary'nin nerede olduğunu tespit ettiğini belirtir.
Onu bana o verdi.
✨ special word message
Onu bana o verdi.
He gave me it.
Words in the English sentence
- gave : verdi
- he : o
- it : o, onu
- me : beni, bana
Explanation
- - Bir nesnenin kaynağının o erkek olduğunu vurgular.
Yakalandı.
✨ special word message
Yakalandı.
He got caught.
Words in the English sentence
- caught : yakaladı, yakalanmış
- got : aldı, sahip oldu
- he : o
Explanation
- - Bir erkeğin bir suç veya hata sonrası ele geçirildiğini belirtir.