Tom gülümsedi mi?
✨ special word message
Tom gülümsedi mi?
Did Tom smile?
Words in the English sentence
- did : yaptı
- smile : gülümsemek, gülümseme
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un gülümseyip gülümsemediğini soran geçmiş zaman sorusu.
Bunu sen mi yaptın?
✨ special word message
Bunu sen mi yaptın?
Did you do it?
Words in the English sentence
- did : yaptı
- do : yapmak
- it : o, onu
- you : sen, siz
Explanation
- - Belirli bir eylemin sorumlusunun karşı taraf olup olmadığını sorgular.
Gülümsedin mi?
✨ special word message
Gülümsedin mi?
Did you smile?
Words in the English sentence
- did : yaptı
- smile : gülümsemek, gülümseme
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişinin gülümseyip gülümsemediğini öğrenmek için sorulur.
Konuştun mu?
✨ special word message
Konuştun mu?
Did you speak?
Words in the English sentence
- did : yaptı
- speak : konuşmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişinin bir görüşme yapıp yapmadığını veya bir şey söyleyip söylemediğini sorar.
Ders çalıştın mı?
✨ special word message
Ders çalıştın mı?
Did you study?
Words in the English sentence
- did : yaptı
- study : çalışmak, ders çalışmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin ders çalışıp çalışmadığını sorgulayan eğitim odaklı soru.
Onun söylediğini yap.
✨ special word message
Onun söylediğini yap.
Do as he says.
Words in the English sentence
- as : gibi, olarak, -dığı için
- do : yapmak
- he : o
- says : söyler, diyor
Explanation
- - Bir erkeğin verdiği talimatlara uyulması gerektiğini belirten emir.
Rica ettiğim gibi yap. / İstediğim gibi yap.
✨ special word message
Rica ettiğim gibi yap. / İstediğim gibi yap.
Do as I asked.
Words in the English sentence
- as : gibi, olarak, -dığı için
- asked : sordu, istedi
- do : yapmak
- i : ben
Explanation
- - Konuşmacının daha önce belirttiği isteğe uyulması gerektiğini hatırlatır.
Lütfen dikkatli ol. / Aman dikkat et.
✨ special word message
Lütfen dikkatli ol. / Aman dikkat et.
Do be careful.
Words in the English sentence
- be : olmak
- careful : dikkatli
- do : yapmak
Explanation
- - "Do" vurgusuyla dikkati artırmayı amaçlayan bir uyarı.
Kediler rüya görür mü?
✨ special word message
Kediler rüya görür mü?
Do cats dream?
Words in the English sentence
- cats : kediler
- do : yapmak
- dream : rüya, hayal
Explanation
- - Kedilerin biyolojik özelliklerine dair merak içeren bir soru.
Yine bekleriz. / Mutlaka tekrar gelin.
✨ special word message
Yine bekleriz. / Mutlaka tekrar gelin.
Do come again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- come : gelmek
- do : yapmak
Explanation
- - "Do" vurgusuyla yapılan nazik ve ısrarlı bir davet kalıbı.
O mevcut mu? / Öyle bir şey var mı?
✨ special word message
O mevcut mu? / Öyle bir şey var mı?
Does it exist?
Words in the English sentence
- does : yapar
- exist : var olmak, bulunmak
- it : o, onu
Explanation
- - Bir nesnenin veya kavramın var olup olmadığını sorgular.
O (kadın) biliyor mu?
✨ special word message
O (kadın) biliyor mu?
Does she know?
Words in the English sentence
- does : yapar
- know : bilmek, tanımak
- she : o (kadın)
Explanation
- - Bir kadının belirli bir bilgiden haberdar olup olmadığını sorar.
Bu oldu mu? / Bu uyuyor mu?
✨ special word message
Bu oldu mu? / Bu uyuyor mu?
Does this fit?
Words in the English sentence
- does : yapar
- fit : uygun, zinde, sığmak
- this : bu
Explanation
- - Genellikle giysi veya bir parçanın yerine oturup oturmadığını sorar.
Tom biliyor mu?
✨ special word message
Tom biliyor mu?
Does Tom know?
Words in the English sentence
- does : yapar
- know : bilmek, tanımak
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un bir durumdan haberi olup olmadığını sorgulayan soru.
Tom şarkı söyler mi?
✨ special word message
Tom şarkı söyler mi?
Does Tom sing?
Words in the English sentence
- does : yapar
- sing : şarkı söylemek
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un şarkı söyleme alışkanlığı veya yeteneği olup olmadığını sorar.
Tom çalışıyor mu?
✨ special word message
Tom çalışıyor mu?
Does Tom work?
Words in the English sentence
- does : yapar
- tom : Tom
- work : çalışmak, iş
Explanation
- - Tom'un bir işi olup olmadığını veya o an çalışıp çalışmadığını sorar.
Balıklar uyur mu?
✨ special word message
Balıklar uyur mu?
Do fish sleep?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- fish : balık
- sleep : uyumak, uyku
Explanation
- - Balıkların doğasına dair genel bir soru.
Köpekler yüzebilir.
✨ special word message
Köpekler yüzebilir.
Dogs can swim.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- dogs : köpekler
- swim : yüzmek
Explanation
- - Köpeklerin yüzme yeteneğine dair genel bir bilgi cümlesi.
Onu tanıyor muyum?
✨ special word message
Onu tanıyor muyum?
Do I know her?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- her : ona, onu, onun
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- - Bir kadını tanıyıp tanımadığını kendi kendine veya başkasına sorar.
Onu tanıyor muyum?
✨ special word message
Onu tanıyor muyum?
Do I know him?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- him : ona, onu
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- - Bir erkeği tanıyıp tanımadığını sorgulayan soru.
Tom'u tanıyor muyum?
✨ special word message
Tom'u tanıyor muyum?
Do I know Tom?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- tom : Tom
Explanation
- - Tom ismindeki kişiyi hatırlayıp hatırlamadığını sorar.
Sizi tanıyor muyum?
✨ special word message
Sizi tanıyor muyum?
Do I know you?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdaki kişiyi tanıyıp tanımadığını anlamaya çalışan soru.
Şişman görünüyor muyum?
✨ special word message
Şişman görünüyor muyum?
Do I look fat?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- fat : şişman, yağ
- i : ben
- look : bakmak, bakış, görünmek
Explanation
- - Kişinin dış görünüşü, özellikle kilosu hakkında onay aradığı soru.
Yaşlı görünüyor muyum?
✨ special word message
Yaşlı görünüyor muyum?
Do I look old?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- look : bakmak, bakış, görünmek
- old : eski, yaşlı
Explanation
- - Kişinin yaşına dair dışarıdan nasıl göründüğünü merak ettiği soru.
Bir taneye ihtiyacım var mı?
✨ special word message
Bir taneye ihtiyacım var mı?
Do I need one?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- need : ihtiyaç duymak, gereksinim
- one : bir
Explanation
- - Bir nesnenin kendisi için gerekli olup olmadığını sorar.
Hemen yap. / Derhal yap.
✨ special word message
Hemen yap. / Derhal yap.
Do it at once.
Words in the English sentence
- at : -de, -da
- do : yapmak
- it : o, onu
- once : bir kez
Explanation
- - Bir işin vakit kaybetmeden yapılmasını isteyen sert talimat.
Bunu Tom için yap.
✨ special word message
Bunu Tom için yap.
Do it for Tom.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- for : için
- it : o, onu
- tom : Tom
Explanation
- - Bir eylemin motivasyonunu Tom'a dayandıran rica/emir.
Çabuk yap.
✨ special word message
Çabuk yap.
Do it quickly.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- it : o, onu
- quickly : hızlıca, çabucak
Explanation
- - Hız gerektiren durumlar için kullanılan emir.
Sessizce yap.
✨ special word message
Sessizce yap.
Do it quietly.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- it : o, onu
- quietly : sessizce
Explanation
- - Gürültü çıkarmadan veya dikkat çekmeden yapılması istenen iş.
Benimle (birlikte) yap.
✨ special word message
Benimle (birlikte) yap.
Do it with me.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- it : o, onu
- me : beni, bana
- with : ile, beraber
Explanation
- - Beraber bir iş yapma teklifi veya isteği.
Bana bir iyilik yap.
✨ special word message
Bana bir iyilik yap.
Do me a favor.
Words in the English sentence
- a : bir
- do : yapmak
- favor : iyilik, lütuf, taraf tutmak
- me : beni, bana
Explanation
- - Birinden yardım veya kolaylık isterken kullanılan yaygın kalıp.
Unutma!
✨ special word message
Unutma!
Do not forget!
Words in the English sentence
- do : yapmak
- forget : unutmak
- not : değil, olumsuzluk eki
Explanation
- - Bir şeyi hatırlatmak için kullanılan uyarı.
Beni dövme!
✨ special word message
Beni dövme!
Don't beat me!
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- me : beni, bana
Explanation
- - Şiddete karşı duruş veya oyun sırasında söylenen bir yalvarış.
Kötü olma.
✨ special word message
Kötü olma.
Don't be evil.
Words in the English sentence
- be : olmak
- evil : kötü, kötülük
Explanation
- - Ahlaki bir öğüt veya davranış uyarısı.
Geç kalma.
✨ special word message
Geç kalma.
Don't be late.
Words in the English sentence
Explanation
- - Zamanında gelmesi için karşıdakini uyaran cümle.
Tembellik etme!
✨ special word message
Tembellik etme!
Don't be lazy!
Words in the English sentence
Explanation
- - Harekete geçirmek için kullanılan teşvik edici veya azarlayıcı uyarı.
Çok gecikme. / Uzun sürmesin.
✨ special word message
Çok gecikme. / Uzun sürmesin.
Don't be long.
Words in the English sentence
Explanation
- - Çabuk dönmesini veya işi kısa kesmesini isteyen ifade.
Kaba olma. / Kötü davranma.
✨ special word message
Kaba olma. / Kötü davranma.
Don't be mean.
Words in the English sentence
- be : olmak
- mean : anlamına gelmek, kaba
Explanation
- - Birinin başkalarına karşı sert tutumunu eleştiren uyarı.
Kaba olma. / Saygısızlık etme.
✨ special word message
Kaba olma. / Saygısızlık etme.
Don't be rude.
Words in the English sentence
- be : olmak
- rude : kaba, nezaketsiz
Explanation
- - Nezaket kurallarına uyması için yapılan uyarı.
Eline yüzüne bulaştırma. / Mahvetme.
✨ special word message
Eline yüzüne bulaştırma. / Mahvetme.
Don't blow it.
Words in the English sentence
- blow : üflemek, esmek, darbe
- it : o, onu
Explanation
- - Bir fırsatın veya durumun bozulmaması için kullanılan deyimsel uyarı.
Beni arama.
✨ special word message
Beni arama.
Don't call me.
Words in the English sentence
- call : aramak, çağırmak
- me : beni, bana
Explanation
- - İletişimi kesmek veya o an aranmak istemediğini belirtmek için kullanılır.
İçeri girme.
✨ special word message
İçeri girme.
Don't come in.
Words in the English sentence
- come : gelmek
- in : içinde
Explanation
- - Birinin bir mekana girmesini engelleyen net komut.
İnkar etme.
✨ special word message
İnkar etme.
Don't deny it.
Words in the English sentence
- deny : inkar etmek, reddetmek
- it : o, onu
Explanation
- - Bir gerçeğin kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan ifade.
Onu yapma.
✨ special word message
Onu yapma.
Don't do that.
Words in the English sentence
Explanation
- - Belirli bir eylemi durdurmak için kullanılan genel uyarı.
Bunu yapma.
✨ special word message
Bunu yapma.
Don't do this.
Words in the English sentence
Explanation
- - O an yapılmakta olan bir şeyi engellemek için söylenir.
Onu düşürme.
✨ special word message
Onu düşürme.
Don't drop it.
Words in the English sentence
- drop : düşürmek, damla
- it : o, onu
Explanation
- - Hassas bir nesneyi taşırken verilen dikkat uyarısı.
Beni bulma.
✨ special word message
Beni bulma.
Don't find me.
Words in the English sentence
- find : bulmak
- me : beni, bana
Explanation
- - Gizlenme veya yalnız kalma isteği.
Şişmanlama.
✨ special word message
Şişmanlama.
Don't get fat.
Words in the English sentence
- fat : şişman, yağ
- get : almak, elde etmek, binmek
Explanation
- - Sağlık veya dış görünüşe dair verilen bir tavsiye veya uyarı.
Kızma. / Sinirlenme.
✨ special word message
Kızma. / Sinirlenme.
Don't get mad.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- mad : deli, kızgın
Explanation
- - Bir haberi vermeden önce veya tartışma anında sakinleştirme çabası.
Boyun eğme. / Pes etme.
✨ special word message
Boyun eğme. / Pes etme.
Don't give in.
Words in the English sentence
- give : vermek
- in : içinde
Explanation
- - Direnmeyi ve kararlı olmayı öğütleyen ifade.
Vazgeçme. / Pes etme.
✨ special word message
Vazgeçme. / Pes etme.
Don't give up.
Words in the English sentence
- give : vermek
- up : yukarı
Explanation
- - Motivasyon sağlamak için kullanılan en yaygın kalıplardan biri.
Uzağa gitme. / Ayrılma.
✨ special word message
Uzağa gitme. / Ayrılma.
Don't go away.
Words in the English sentence
- away : uzak, uzakta
- go : gitmek
Explanation
- - Yakınlarda kalması için yapılan bir istek.
Eve gitme.
✨ special word message
Eve gitme.
Don't go home.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- home : ev, yuva
Explanation
- - Birinin kalmasını isteyen veya evde bir sorun olduğunu ima eden uyarı.
Gitme, Tom.
✨ special word message
Gitme, Tom.
Don't go, Tom.
Words in the English sentence
Explanation
- - Tom'un ayrılmasını engellemeye yönelik kişisel rica.
Kapatma (telefonu).
✨ special word message
Kapatma (telefonu).
Don't hang up.
Words in the English sentence
Explanation
- - Telefon görüşmesinin devam etmesi için yapılan rica.
Benden nefret etme.
✨ special word message
Benden nefret etme.
Don't hate me.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- me : beni, bana
Explanation
- - Bir hata yaptıktan sonra karşıdakinin sevgisini kaybetmeme isteği.
Bana zarar verme. / Canımı yakma.
✨ special word message
Bana zarar verme. / Canımı yakma.
Don't hurt me.
Words in the English sentence
- hurt : incitmek, acıtmak, yaralı
- me : beni, bana
Explanation
- - Fiziksel veya duygusal acıya karşı bir savunma/istek cümlesi.
Beni tekmeleme.
✨ special word message
Beni tekmeleme.
Don't kick me.
Words in the English sentence
- kick : tekmeler, tekmelemek
- me : beni, bana
Explanation
- - Fiziksel müdahaleyi durdurmak için söylenen komut.
Beni öldürme.
✨ special word message
Beni öldürme.
Don't kill me.
Words in the English sentence
- kill : öldürmek
- me : beni, bana
Explanation
- - Hayati bir tehlike anında veya şaka yollu bir abartı olarak kullanılır.
Beni öpme.
✨ special word message
Beni öpme.
Don't kiss me.
Words in the English sentence
- kiss : öpmek, öpücük
- me : beni, bana
Explanation
- - Yakınlaşmayı reddetmek için kullanılan net ifade.
Yukarı bakma.
✨ special word message
Yukarı bakma.
Don't look up.
Words in the English sentence
- look : bakmak, bakış, görünmek
- up : yukarı
Explanation
- - Bir şeyi görmesini engellemek veya dikkatini başka yere çekmek için söylenir.
Onu kaybetme. / Kontrolünü kaybetme.
✨ special word message
Onu kaybetme. / Kontrolünü kaybetme.
Don't lose it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- lose : kaybetmek
Explanation
- - Hem nesne hem de sinir hakimiyeti için kullanılabilen bir uyarı.
Bana aldırma. / Sen bakma bana.
✨ special word message
Bana aldırma. / Sen bakma bana.
Don't mind me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- mind : zihin, akıl, önemsemek
Explanation
- - Varlığının karşıdakini rahatsız etmemesini söyleyen mütevazı kalıp.
Bize aldırmayın.
✨ special word message
Bize aldırmayın.
Don't mind us.
Words in the English sentence
- mind : zihin, akıl, önemsemek
- us : bize, bizi
Explanation
- - Bir grubun başkalarını rahatsız etmek istemediğini belirten ifade.
Onu açma.
✨ special word message
Onu açma.
Don't open it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- open : açık, açmak
Explanation
- - Bir kutu, kapı veya dosyanın açılmasını yasaklayan emir.
Şansını zorlama. / Üsteleme.
✨ special word message
Şansını zorlama. / Üsteleme.
Don't push it.
Words in the English sentence
Explanation
- - Birinin sınırlarını aşmaya başladığını belirten deyimsel uyarı.
Beni zorlama. / Beni itme.
✨ special word message
Beni zorlama. / Beni itme.
Don't push me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- push : itmek
Explanation
- - Hem fiziksel hem de psikolojik baskıya karşı tepki.
Yanıt verme. / Karşılık verme.
✨ special word message
Yanıt verme. / Karşılık verme.
Don't respond.
Words in the English sentence
- respond : cevap vermek, tepki vermek
Explanation
- - Bir mesaja veya kışkırtmaya tepkisiz kalmasını öğütler.
Riske atma. / Tehlikeye girme.
✨ special word message
Riske atma. / Tehlikeye girme.
Don't risk it.
Words in the English sentence
- it : o, onu
- risk : risk, tehlike
Explanation
- - Güvenli olanı tercih etmesini söyleyen tavsiye.
Beni acele ettirme.
✨ special word message
Beni acele ettirme.
Don't rush me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- rush : acele etmek, koşturmak
Explanation
- - Baskı altında hissettiğinde karşı tarafı yavaşlatmak için söylenir.
Kaydolma. / Üye olma.
✨ special word message
Kaydolma. / Üye olma.
Don't sign up.
Words in the English sentence
- sign : imzalamak, işaret, tabela
- up : yukarı
Explanation
- - Bir sisteme veya etkinliğe katılımı engelleyen uyarı.
Bana söyleme.
✨ special word message
Bana söyleme.
Don't tell me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- tell : söylemek, anlatmak
Explanation
- - Genellikle sürprizi bozmamak veya bir şeyi bilmek istememek için söylenir.
Beni sınama. / Sabrımı zorlama.
✨ special word message
Beni sınama. / Sabrımı zorlama.
Don't test me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- test : test, sınav
Explanation
- - Bir tehdit veya sınır belirleme ifadesi.
Beni bekleme (yatabilirsin).
✨ special word message
Beni bekleme (yatabilirsin).
Don't wait up.
Words in the English sentence
- up : yukarı
- wait : beklemek
Explanation
- - Geç geleceğini belirterek başkasının uyumasına izin veren kalıp.
Beni uyandırma.
✨ special word message
Beni uyandırma.
Don't wake me.
Words in the English sentence
- me : beni, bana
- wake : uyanmak, uyandırmak
Explanation
- - Dinlenmek istediğini belirten talimat.
Sakın yalan söyleme!
✨ special word message
Sakın yalan söyleme!
Don't you lie!
Words in the English sentence
- lie : yalan, uzanmak
- you : sen, siz
Explanation
- - Dürüstlük konusunda sert bir uyarı.
Bunu tekrar yap.
✨ special word message
Bunu tekrar yap.
Do that again.
Words in the English sentence
- again : tekrar, yine
- do : yapmak
- that : o, şu
Explanation
- - Bir eylemin yinelenmesini isteyen komut.
Onu sonra yap.
✨ special word message
Onu sonra yap.
Do that later.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- later : daha sonra
- that : o, şu
Explanation
- - Bir işin ertelenmesi gerektiğini bildiren talimat.
Bulaşıkları yıka.
✨ special word message
Bulaşıkları yıka.
Do the dishes.
Words in the English sentence
- dishes : bulaşıklar, yemekler
- do : yapmak
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- - Ev işiyle ilgili net bir görevlendirme.
Söylediğimi yap.
✨ special word message
Söylediğimi yap.
Do what I say.
Words in the English sentence
- do : yapmak
- i : ben
- say : söylemek, demek
- what : ne
Explanation
- - Sorgulamadan itaat edilmesini isteyen otoriter ifade.
Takip ediyor musun? / Beni anlıyor musun?
✨ special word message
Takip ediyor musun? / Beni anlıyor musun?
Do you follow?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- follow : takip etmek, izlemek
- you : sen, siz
Explanation
- - Konuşulanların anlaşılıp anlaşılmadığını teyit eden soru.
Anladın mı? / Kavradın mı?
✨ special word message
Anladın mı? / Kavradın mı?
Do you get it?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- get : almak, elde etmek, binmek
- it : o, onu
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir durumun veya şakanın anlaşılıp anlaşılmadığını sorar.
Beni anlıyor musun? / Ne demek istediğimi anladın mı?
✨ special word message
Beni anlıyor musun? / Ne demek istediğimi anladın mı?
Do you get me?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- get : almak, elde etmek, binmek
- me : beni, bana
- you : sen, siz
Explanation
- - Söylenenlerin özünü veya ciddiyetini vurgulayan soru.
İtirazın var mı?
✨ special word message
İtirazın var mı?
Do you object?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- object : nesne, itiraz etmek
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşı fikri olup olmadığını resmi veya ciddi bir tonda sorar.
Onu görüyor musun?
✨ special word message
Onu görüyor musun?
Do you see it?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- it : o, onu
- see : görmek, anlamak
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir nesnenin veya detayın fark edilip edilmediğini sorar.
Beni görüyor musun?
✨ special word message
Beni görüyor musun?
Do you see me?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- me : beni, bana
- see : görmek, anlamak
- you : sen, siz
Explanation
- - Görünür olup olmadığını veya fark edilip edilmediğini sorgular.
Seyahat eder misin?
✨ special word message
Seyahat eder misin?
Do you travel?
Words in the English sentence
- do : yapmak
- travel : seyahat etmek, yolculuk
- you : sen, siz
Explanation
- - Birinin genel alışkanlıklarını veya yaşam tarzını merak eden soru.
İç hepsini. / Kafaya dik.
✨ special word message
İç hepsini. / Kafaya dik.
Drink it down.
Words in the English sentence
- down : aşağı
- drink : içmek, içecek
- it : o, onu
Explanation
- - Bir içeceğin tamamının içilmesini isteyen komut.
Silahını bırak!
✨ special word message
Silahını bırak!
Drop your gun!
Words in the English sentence
- drop : düşürmek, damla
- gun : silah, tabanca
- your : senin, sizin
Explanation
- - Güvenlik güçleri veya tehlikeli anlarda kullanılan sert emir.
Gözyaşlarını kurula. / Ağlamayı kes.
✨ special word message
Gözyaşlarını kurula. / Ağlamayı kes.
Dry your eyes.
Words in the English sentence
- dry : kuru, kurutmak
- eyes : gözler
- your : senin, sizin
Explanation
- - Teselli etmek veya daha güçlü durmasını istemek için söylenir.
Bir şeyler ye.
✨ special word message
Bir şeyler ye.
Eat something.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- something : bir şey
Explanation
- - Birinin aç kalmamasını isteyen şefkatli tavsiye.
Ekmeği ye!
✨ special word message
Ekmeği ye!
Eat the bread!
Words in the English sentence
- bread : ekmek
- eat : yemek, yemek yemek
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- - Belirli bir besinin tüketilmesini isteyen ısrarlı komut.
Yemeğini ye.
✨ special word message
Yemeğini ye.
Eat your food.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- food : yemek, gıda
- your : senin, sizin
Explanation
- - Genellikle çocuklara veya iştahsız kişilere söylenen ifade.
Günün tadını çıkar.
✨ special word message
Günün tadını çıkar.
Enjoy the day.
Words in the English sentence
- day : gün
- enjoy : keyif almak, tadını çıkarmak
- the : (belirli nesneyi işaret eder)
Explanation
- - Güzel dileklerle söylenen bir iyi niyet ifadesi.
Gir ya da çık.
✨ special word message
Gir ya da çık.
Enter or exit.
Words in the English sentence
- enter : girmek
- exit : çıkış
- or : veya, ya da
Explanation
- - Kararsız kalıp kapı eşiğinde duranlara yönelik ikaz.
Tom bile yalan söyledi.
✨ special word message
Tom bile yalan söyledi.
Even Tom lied.
Words in the English sentence
- even : bile, hatta, çift sayı
- lied : yalan söyledi
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un dürüstlüğüne duyulan güvenin sarsıldığını belirten sitem.
Herkes biliyordu.
✨ special word message
Herkes biliyordu.
Everyone knew.
Words in the English sentence
- everyone : herkes
- knew : biliyordu
Explanation
- - Bir bilginin herkes tarafından paylaşıldığını bildiren cümle.
Herkes ayakta. / Herkes uyandı.
✨ special word message
Herkes ayakta. / Herkes uyandı.
Everyone's up.
Words in the English sentence
Explanation
- - Evdeki veya gruptaki herkesin artık uyumadığını belirtir.
Herkes kazanır.
✨ special word message
Herkes kazanır.
Everyone wins.
Words in the English sentence
- everyone : herkes
- wins : kazanır
Explanation
- - Kimsenin kaybetmediği, ortak fayda sağlanan durumları tarif eder.
Fadil geri döndü.
✨ special word message
Fadil geri döndü.
Fadil is back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- fadil : Fadıl
- is : dır, dir
Explanation
- - Fadil'in tekrar geldiğini bildiren haber cümlesi.