Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Bakmaya devam et.

      ✨ special word message

      Bakmaya devam et.

      Keep looking.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • looking : bakıyor, bakma, arama

      Explanation

      • - Bir aramayı veya incelemeyi sürdürme talimatı.
      Oynamaya devam et. / Çalmaya devam et.

      ✨ special word message

      Oynamaya devam et. / Çalmaya devam et.

      Keep playing.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • playing : oynuyor, çalıyor

      Explanation

      • - Hem oyun hem de bir enstrüman çalma eylemi için kullanılır.
      Okumaya devam et.

      ✨ special word message

      Okumaya devam et.

      Keep reading.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • reading : okuma, okuyor

      Explanation

      • - Okuma eyleminin kesilmemesi gerektiğini belirtir.
      Koşmaya devam et.

      ✨ special word message

      Koşmaya devam et.

      Keep running.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • running : koşuyor, çalışan

      Explanation

      • - Fiziksel bir eylemin sürdürülmesi komutu.
      Şarkı söylemeye devam et.

      ✨ special word message

      Şarkı söylemeye devam et.

      Keep singing.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • singing : şarkı söylüyor, şarkı söyleme

      Explanation

      • - Sesli bir performansın sürdürülmesi isteği.
      Gülümsemeye devam et.

      ✨ special word message

      Gülümsemeye devam et.

      Keep smiling.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • smiling : gülümsüyor

      Explanation

      • - Pozitif bir durumu korumaya yönelik teşvik.
      Konuşmaya devam et.

      ✨ special word message

      Konuşmaya devam et.

      Keep talking.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • talking : konuşuyor, konuşma

      Explanation

      • - İletişimin veya anlatımın sürmesi talebi.
      Ayak uydur, Tom. / Hızını koru, Tom.

      ✨ special word message

      Ayak uydur, Tom. / Hızını koru, Tom.

      Keep up, Tom.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bir hıza veya tempoya yetişilmesi gerektiğini belirtir.
      Yürümeye devam et.

      ✨ special word message

      Yürümeye devam et.

      Keep walking.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • walking : yürüyor, yürüyüş

      Explanation

      • - Durmaksızın ilerleme komutu.
      Çalışmaya devam et.

      ✨ special word message

      Çalışmaya devam et.

      Keep working.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • working : çalışıyor, çalışma

      Explanation

      • - Bir işin veya görevin sürdürülmesi talimatı.
      Yazmaya devam et.

      ✨ special word message

      Yazmaya devam et.

      Keep writing.

      Words in the English sentence

      • keep : tutmak, korumak
      • writing : yazıyor, yazı

      Explanation

      • - Yazma eyleminin devam etmesi teşviki.
      Bunu Ken yaptı.

      ✨ special word message

      Bunu Ken yaptı.

      Ken did that.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • ken : Ken
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Bir eylemin sorumlusunu belirten geçmiş zaman cümlesi.
      Ken mutlu.

      ✨ special word message

      Ken mutlu.

      Ken is happy.

      Words in the English sentence

      • happy : mutlu
      • is : dır, dir
      • ken : Ken

      Explanation

      • - Bir kişinin mevcut duygusal durumunu belirtir.
      Ken, Tom'u vurdu.

      ✨ special word message

      Ken, Tom'u vurdu.

      Ken shot Tom.

      Words in the English sentence

      • ken : Ken
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Geçmişte gerçekleşen bir eylemi aktarır.
      Öp beni, Tom.

      ✨ special word message

      Öp beni, Tom.

      Kiss me, Tom.

      Words in the English sentence

      • kiss : öpmek, öpücük
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Romantik veya samimi bir istek.
      Kes şunu. / Bırak artık.

      ✨ special word message

      Kes şunu. / Bırak artık.

      Knock it off.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • knock : kapı çalmak, vurmak
      • off : kapalı

      Explanation

      • - Rahatsız edici bir davranışı durdurmak için kullanılan argo ifade.
      Öncelik hanımların. / Bayanlar önden.

      ✨ special word message

      Öncelik hanımların. / Bayanlar önden.

      Ladies first.

      Words in the English sentence

      • first : birinci, ilk
      • ladies : hanımlar

      Explanation

      • - Nezaket kurallarını belirten kalıplaşmış ifade.
      Yol göster. / Önden buyur.

      ✨ special word message

      Yol göster. / Önden buyur.

      Lead the way.

      Words in the English sentence

      • lead : kurşun, liderlik etmek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • way : yol, yöntem

      Explanation

      • - Birinin rehberlik etmesi veya önden gitmesi isteği.
      Fransızca öğren.

      ✨ special word message

      Fransızca öğren.

      Learn French.

      Words in the English sentence

      • french : Fransızca, Fransız
      • learn : öğrenmek

      Explanation

      • - Dil öğrenimine yönelik bir tavsiye veya komut.
      Onu bırak. / Onu salıver.

      ✨ special word message

      Onu bırak. / Onu salıver.

      Let go of it.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • it : o, onu
      • let : izin vermek, bırakmak
      • of : aitlik bildiren edat, -ın/-in

      Explanation

      • - Bir nesneyi tutmayı bırakma talimatı.
      Beni bırak. / Beni sal.

      ✨ special word message

      Beni bırak. / Beni sal.

      Let go of me.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • of : aitlik bildiren edat, -ın/-in

      Explanation

      • - Fiziksel bir tutuşu sonlandırma talebi.
      Gelsin. / Gelmesine izin ver. (Kadın için)

      ✨ special word message

      Gelsin. / Gelmesine izin ver. (Kadın için)

      Let her come.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • her : ona, onu, onun
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Birinin gelmesine müsaade edildiğini belirtir.
      Haber ver ona. / Bilmesini sağla. (Kadın için)

      ✨ special word message

      Haber ver ona. / Bilmesini sağla. (Kadın için)

      Let her know.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • know : bilmek, tanımak
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Bilgilendirme yapılması talimatı.
      Dinlensin. / Dinlenmesine izin ver. (Kadın için)

      ✨ special word message

      Dinlensin. / Dinlenmesine izin ver. (Kadın için)

      Let her rest.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • let : izin vermek, bırakmak
      • rest : dinlenmek, geri kalan

      Explanation

      • - İstirahat talebi.
      Kalsın. / Kalmasına izin ver. (Kadın için)

      ✨ special word message

      Kalsın. / Kalmasına izin ver. (Kadın için)

      Let her stay.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • let : izin vermek, bırakmak
      • stay : kalmak

      Explanation

      • - Kalma izni.
      Konuşsun. / Konuşmasına izin ver. (Kadın için)

      ✨ special word message

      Konuşsun. / Konuşmasına izin ver. (Kadın için)

      Let her talk.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • let : izin vermek, bırakmak
      • talk : konuşmak

      Explanation

      • - Söz hakkı tanınması isteği.
      Gelsin. / Gelmesine izin ver. (Erkek için)

      ✨ special word message

      Gelsin. / Gelmesine izin ver. (Erkek için)

      Let him come.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • him : ona, onu
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Birinin gelmesine müsaade edildiğini belirtir.
      Ona haber ver. / Bilmesini sağla. (Erkek için)

      ✨ special word message

      Ona haber ver. / Bilmesini sağla. (Erkek için)

      Let him know.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • know : bilmek, tanımak
      • let : izin vermek, bırakmak

      Explanation

      • - Bilgilendirme yapılması talimatı.
      Kalsın. / Kalmasına izin ver. (Erkek için)

      ✨ special word message

      Kalsın. / Kalmasına izin ver. (Erkek için)

      Let him stay.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • let : izin vermek, bırakmak
      • stay : kalmak

      Explanation

      • - Kalma izni.
      Konuşsun. / Konuşmasına izin ver. (Erkek için)

      ✨ special word message

      Konuşsun. / Konuşmasına izin ver. (Erkek için)

      Let him talk.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • let : izin vermek, bırakmak
      • talk : konuşmak

      Explanation

      • - Söz hakkı tanınması isteği.
      Beni yalnız bırak.

      ✨ special word message

      Beni yalnız bırak.

      Let me alone.

      Words in the English sentence

      • alone : yalnız
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Rahatsız edilmeme isteği.
      Kontrol edeyim. / Bir bakayım.

      ✨ special word message

      Kontrol edeyim. / Bir bakayım.

      Let me check.

      Words in the English sentence

      • check : kontrol etmek, çek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - İnceleme yapmak için zaman isteme ifadesi.
      Bırak ben yapayım.

      ✨ special word message

      Bırak ben yapayım.

      Let me do it.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • it : o, onu
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir eylemi üstlenme teklifi.
      Bırak hayal kurayım.

      ✨ special word message

      Bırak hayal kurayım.

      Let me dream.

      Words in the English sentence

      • dream : rüya, hayal
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Hayal dünyasında kalma isteği.
      Tahmin edeyim. / Dur tahmin edeyim.

      ✨ special word message

      Tahmin edeyim. / Dur tahmin edeyim.

      Let me guess.

      Words in the English sentence

      • guess : tahmin etmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Bir tahminde bulunma isteği.
      Bırak güleyim.

      ✨ special word message

      Bırak güleyim.

      Let me laugh.

      Words in the English sentence

      • laugh : gülmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Gülme eylemine müdahale edilmemesi isteği.
      Gitmeme izin ver!

      ✨ special word message

      Gitmeme izin ver!

      Let me leave!

      Words in the English sentence

      • leave : ayrılmak, terk etmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Ayrılma isteğinin güçlü bir ifadesi.
      Bırak uyuyayım.

      ✨ special word message

      Bırak uyuyayım.

      Let me sleep.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • sleep : uyumak, uyku

      Explanation

      • - Uyku için rahatsız edilmeme isteği.
      Konuşmama izin ver. / Bırak konuşayım.

      ✨ special word message

      Konuşmama izin ver. / Bırak konuşayım.

      Let me speak.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • speak : konuşmak

      Explanation

      • - Söz hakkı talebi.
      Düşüneyim. / Bir düşüneyim.

      ✨ special word message

      Düşüneyim. / Bir düşüneyim.

      Let me think.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • me : beni, bana
      • think : düşünmek, sanmak

      Explanation

      • - Karar vermek için zaman isteme.
      Hepimiz gidelim.

      ✨ special word message

      Hepimiz gidelim.

      Let's all go.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • go : gitmek

      Explanation

      • - Topluca hareket etme önerisi.
      Saldıralım.

      ✨ special word message

      Saldıralım.

      Let's attack.

      Words in the English sentence

      • attack : saldırı, saldırmak

      Explanation

      • - Hücum başlatma önerisi.
      Onu satın alalım.

      ✨ special word message

      Onu satın alalım.

      Let's buy it.

      Words in the English sentence

      • buy : satın almak
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir şeyi alma önerisi.
      Kalkalım.

      ✨ special word message

      Kalkalım.

      Let's get up.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Oturulan yerden kalkma veya uyanma önerisi.
      Hadi yemeğe gidelim.

      ✨ special word message

      Hadi yemeğe gidelim.

      Let's go eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • go : gitmek

      Explanation

      • - Yemek yeme planı teklifi.
      Şimdi gidelim.

      ✨ special word message

      Şimdi gidelim.

      Let's go now.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • now : şimdi

      Explanation

      • - Hemen hareket etme önerisi.
      Hadi dışarı çıkalım.

      ✨ special word message

      Hadi dışarı çıkalım.

      Let's go out.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • out : dışarı, dışarıda

      Explanation

      • - Dışarıda vakit geçirme teklifi.
      Hadi dinleyelim.

      ✨ special word message

      Hadi dinleyelim.

      Let's listen.

      Words in the English sentence

      • listen : dinlemek

      Explanation

      • - Dinleme eylemine başlama önerisi.
      Gitmeyelim.

      ✨ special word message

      Gitmeyelim.

      Let's not go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • not : değil, olumsuzluk eki

      Explanation

      • - Gitmeme yönünde fikir beyanı.
      Onu görelim. / Hadi bakalım.

      ✨ special word message

      Onu görelim. / Hadi bakalım.

      Let's see it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • see : görmek, anlamak

      Explanation

      • - Bir şeyi görme veya inceleme isteği.
      Değişelim. / Takas edelim.

      ✨ special word message

      Değişelim. / Takas edelim.

      Let's switch.

      Words in the English sentence

      • switch : düğme, şalter, değiştirmek

      Explanation

      • - Yer veya nesne değiştirme önerisi.
      Deneyelim.

      ✨ special word message

      Deneyelim.

      Let's try it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Bir şeyi test etme veya deneme önerisi.
      Bırak denesinler.

      ✨ special word message

      Bırak denesinler.

      Let them try.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • them : onları, onlara
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Başkalarına deneme fırsatı verilmesi.
      Tom gelsin. / Tom'un gelmesine izin ver.

      ✨ special word message

      Tom gelsin. / Tom'un gelmesine izin ver.

      Let Tom come.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Belirli bir kişinin gelmesine müsaade edilmesi.
      Tom'a haber ver. / Tom bilsin.

      ✨ special word message

      Tom'a haber ver. / Tom bilsin.

      Let Tom know.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • let : izin vermek, bırakmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un bilgilendirilmesi talimatı.
      Tom yaşasın. / Tom'un yaşamasına izin ver.

      ✨ special word message

      Tom yaşasın. / Tom'un yaşamasına izin ver.

      Let Tom live.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • live : yaşamak, canlı
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Yaşam hakkı veya hayatta kalması üzerine bir ifade.
      Tom dinlensin.

      ✨ special word message

      Tom dinlensin.

      Let Tom rest.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • rest : dinlenmek, geri kalan
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Dinlenme izni talebi.
      Tom şarkı söylesin.

      ✨ special word message

      Tom şarkı söylesin.

      Let Tom sing.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • sing : şarkı söylemek
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Şarkı söylemesine izin verilmesi isteği.
      Tom kalsın.

      ✨ special word message

      Tom kalsın.

      Let Tom stay.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • stay : kalmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Kalma izni talebi.
      Tom yüzsün.

      ✨ special word message

      Tom yüzsün.

      Let Tom swim.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • swim : yüzmek
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Yüzmesine müsaade edilmesi.
      Tom konuşsun.

      ✨ special word message

      Tom konuşsun.

      Let Tom talk.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • talk : konuşmak
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'a söz hakkı verilmesi isteği.
      Gitmemize izin verin. / Ayrılalım.

      ✨ special word message

      Gitmemize izin verin. / Ayrılalım.

      Let us leave.

      Words in the English sentence

      • leave : ayrılmak, terk etmek
      • let : izin vermek, bırakmak
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Grupça ayrılma isteği.
      Konuşmamıza izin verin.

      ✨ special word message

      Konuşmamıza izin verin.

      Let us speak.

      Words in the English sentence

      • let : izin vermek, bırakmak
      • speak : konuşmak
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Grup adına söz hakkı talebi.
      Hayat devam ediyor.

      ✨ special word message

      Hayat devam ediyor.

      Life goes on.

      Words in the English sentence

      • goes : gider
      • life : hayat, yaşam
      • on : üzerinde, açık

      Explanation

      • - Zorluklara rağmen yaşamın sürdüğünü belirten ifade.
      Hayat güzel.

      ✨ special word message

      Hayat güzel.

      Life is good.

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • is : dır, dir
      • life : hayat, yaşam

      Explanation

      • - Yaşamdan duyulan memnuniyeti belirtir.
      Hayat zor.

      ✨ special word message

      Hayat zor.

      Life is hard.

      Words in the English sentence

      • hard : zor, sert, sıkı
      • is : dır, dir
      • life : hayat, yaşam

      Explanation

      • - Yaşamın zorluklarına dair tespit.
      Hayat kısa.

      ✨ special word message

      Hayat kısa.

      Life's short.

      Words in the English sentence

      • short : kısa

      Explanation

      • - Zamanın kıymetini hatırlatan kalıp ifade.
      Beni dinle.

      ✨ special word message

      Beni dinle.

      Listen to me.

      Words in the English sentence

      • listen : dinlemek
      • me : beni, bana
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Dikkat çekme ve dinlenilme isteği.
      Bizi dinleyin!

      ✨ special word message

      Bizi dinleyin!

      Listen to us!

      Words in the English sentence

      • listen : dinlemek
      • to : -e, -a (yönelme)
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Grupça dikkate alınma talebi.
      Arabayı kilitle.

      ✨ special word message

      Arabayı kilitle.

      Lock the car.

      Words in the English sentence

      • car : araba
      • lock : kilit, kilitlemek
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)

      Explanation

      • - Güvenlik amaçlı basit komut.
      Şuna bak.

      ✨ special word message

      Şuna bak.

      Look at that.

      Words in the English sentence

      • at : -de, -da
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Uzaktaki bir şeye dikkat çekme.
      Şuna bak! / Şuna baksana!

      ✨ special word message

      Şuna bak! / Şuna baksana!

      Look at this!

      Words in the English sentence

      • at : -de, -da
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • this : bu

      Explanation

      • - Yakındaki bir şeye dikkat çekme.
      Yakından bak. / Dikkatlice bak.

      ✨ special word message

      Yakından bak. / Dikkatlice bak.

      Look closely.

      Words in the English sentence

      • closely : yakından, dikkatle
      • look : bakmak, bakış, görünmek

      Explanation

      • - Ayrıntılı inceleme talimatı.
      İyi görünüyor!

      ✨ special word message

      İyi görünüyor!

      Looking good!

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • looking : bakıyor, bakma, arama

      Explanation

      • - Beğeni ve onay ifadesi.
      Bir göz at. / İncele.

      ✨ special word message

      Bir göz at. / İncele.

      Look it over.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • look : bakmak, bakış, görünmek
      • over : üzerinde, bitti

      Explanation

      • - Bir dokümanı veya nesneyi kontrol etme isteği.
      Aşk aşktır.

      ✨ special word message

      Aşk aşktır.

      Love is love.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • love : sevmek, aşk, sevgi

      Explanation

      • - Sevginin doğasına dair kabullenici ifade.
      Bir tahminde bulun.

      ✨ special word message

      Bir tahminde bulun.

      Make a guess.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • guess : tahmin etmek
      • make : yapmak

      Explanation

      • - Tahmin yapılması talebi.
      Onu gerçekleştir. / Gerçek kıl.

      ✨ special word message

      Onu gerçekleştir. / Gerçek kıl.

      Make it real.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • make : yapmak
      • real : gerçek

      Explanation

      • - Bir şeyi somutlaştırma isteği.
      Bunu durdur. / Onu durdur.

      ✨ special word message

      Bunu durdur. / Onu durdur.

      Make it stop.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • make : yapmak
      • stop : durmak, durak

      Explanation

      • - Devam eden bir şeyi sonlandırma isteği.
      İnsan sudur.

      ✨ special word message

      İnsan sudur.

      Man is water.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • man : adam, erkek
      • water : su, sulamak

      Explanation

      • - Metaforik veya biyolojik bir tespit.
      Marie oynadı.

      ✨ special word message

      Marie oynadı.

      Marie played.

      Words in the English sentence

      • marie : Marie (Özel isim)
      • played : oynadı, çalınmış

      Explanation

      • - Geçmişte gerçekleşen oyun eylemi.
      Mary içeri girdi.

      ✨ special word message

      Mary içeri girdi.

      Mary came in.

      Words in the English sentence

      • came : geldi
      • in : içinde
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Birinin mekana girişini belirten cümle.
      Mary pes etti. / Mary vazgeçti.

      ✨ special word message

      Mary pes etti. / Mary vazgeçti.

      Mary gave up.

      Words in the English sentence

      • gave : verdi
      • mary : Mary (Özel isim)
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Çabadan vazgeçme durumunu belirtir.
      Mary, Tom'u yakaladı. / Mary, Tom'u ikna etti.

      ✨ special word message

      Mary, Tom'u yakaladı. / Mary, Tom'u ikna etti.

      Mary got Tom.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • mary : Mary (Özel isim)
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bağlama göre yakalama veya elde etme anlamı taşır.
      Mary sevimli.

      ✨ special word message

      Mary sevimli.

      Mary is cute.

      Words in the English sentence

      • cute : sevimli, tatlı
      • is : dır, dir
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Kişisel bir değerlendirme.
      Mary benim.

      ✨ special word message

      Mary benim.

      Mary is mine.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • mary : Mary (Özel isim)
      • mine : benimki, maden

      Explanation

      • - Aidiyet veya ilişki belirtir.
      Mary fakir.

      ✨ special word message

      Mary fakir.

      Mary is poor.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • mary : Mary (Özel isim)
      • poor : fakir, zavallı

      Explanation

      • - Maddi durum tespiti.
      Mary uzun boylu.

      ✨ special word message

      Mary uzun boylu.

      Mary is tall.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • mary : Mary (Özel isim)
      • tall : uzun

      Explanation

      • - Fiziksel özellik tespiti.
      Mary çirkin.

      ✨ special word message

      Mary çirkin.

      Mary is ugly.

      Words in the English sentence

      • is : dır, dir
      • mary : Mary (Özel isim)
      • ugly : çirkin

      Explanation

      • - Kişisel bir değerlendirme.
      Mary beni tanıyordu.

      ✨ special word message

      Mary beni tanıyordu.

      Mary knew me.

      Words in the English sentence

      • knew : biliyordu
      • mary : Mary (Özel isim)
      • me : beni, bana

      Explanation

      • - Geçmişteki bir tanışıklık durumunu belirtir.
      Mary öğrendi.

      ✨ special word message

      Mary öğrendi.

      Mary learned.

      Words in the English sentence

      • learned : öğrendi
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Öğrenme eyleminin tamamlandığını belirtir.
      Mary onu kaybetti. / Mary kontrolünü kaybetti.

      ✨ special word message

      Mary onu kaybetti. / Mary kontrolünü kaybetti.

      Mary lost it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Hem bir eşyayı kaybetmek hem de sinirlenmek anlamında kullanılabilir.
      Mary hayır dedi.

      ✨ special word message

      Mary hayır dedi.

      Mary said no.

      Words in the English sentence

      • mary : Mary (Özel isim)
      • no : hayır
      • said : dedi, söylenen

      Explanation

      • - Bir teklifin reddedildiğini belirtir.
      Mary beni vurdu.

      ✨ special word message

      Mary beni vurdu.

      Mary shot me.

      Words in the English sentence

      • mary : Mary (Özel isim)
      • me : beni, bana
      • shot : atış, vuruş, vuruldu

      Explanation

      • - Geçmişte gerçekleşen bir eylem.
      Mary durdu.

      ✨ special word message

      Mary durdu.

      Mary stopped.

      Words in the English sentence

      • mary : Mary (Özel isim)
      • stopped : durdu, durduruldu

      Explanation

      • - Hareketin veya bir eylemin sonlandığını belirtir.
      Matematik zordur.

      ✨ special word message

      Matematik zordur.

      Math is hard.

      Words in the English sentence

      • hard : zor, sert, sıkı
      • is : dır, dir
      • math : matematik

      Explanation

      • - Bir ders veya alan hakkındaki genel kanaat.
      Katılabilir miyim?

      ✨ special word message

      Katılabilir miyim?

      May I attend?

      Words in the English sentence

      • attend : katılmak
      • i : ben
      • may : Mayıs, olabilir

      Explanation

      • - Bir toplantı veya etkinliğe katılım izni.
      Araya girebilir miyim? / Söze dalabilir miyim?

      ✨ special word message

      Araya girebilir miyim? / Söze dalabilir miyim?

      May I cut in?

      Words in the English sentence

      • cut : kesmek, kesik
      • i : ben
      • in : içinde
      • may : Mayıs, olabilir

      Explanation

      • - Genellikle dans ederken veya konuşma sırasında izin istemek için kullanılır.
      Şimdi gidebilir miyim?

      ✨ special word message

      Şimdi gidebilir miyim?

      May I go now?

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben
      • may : Mayıs, olabilir
      • now : şimdi

      Explanation

      • - Ayrılmak için nazikçe izin isteme.
      Öyle olsun! / Umarım öyledir!

      ✨ special word message

      Öyle olsun! / Umarım öyledir!

      May it be so!

      Words in the English sentence

      • be : olmak
      • it : o, onu
      • may : Mayıs, olabilir
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • - Bir temenni veya kabulleniş ifadesi.