Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Tom onu gönderdi.

      ✨ special word message

      Tom onu gönderdi.

      Tom sent it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • sent : gönderildi
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bir nesnenin veya mesajın Tom tarafından yollandığını belirtir.
      Tom komiktir. / Tom eğlencelidir.

      ✨ special word message

      Tom komiktir. / Tom eğlencelidir.

      Tom's funny.

      Words in the English sentence

      • funny : komik

      Explanation

      • - Tom'un insanları güldüren veya şakacı biri olduğunu ifade eder.
      Tom harikadır.

      ✨ special word message

      Tom harikadır.

      Tom's great.

      Words in the English sentence

      • great : harika, büyük

      Explanation

      • - Tom hakkında duyulan büyük hayranlığı veya memnuniyeti belirtir.
      Tom mutlu.

      ✨ special word message

      Tom mutlu.

      Tom's happy.

      Words in the English sentence

      • happy : mutlu

      Explanation

      • - Tom'un o anki veya genel ruh halinin neşeli olduğunu bildirir.
      Tom beni vurdu.

      ✨ special word message

      Tom beni vurdu.

      Tom shot me.

      Words in the English sentence

      • me : beni, bana
      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un bir silahla veya nesneyle özneyi hedef aldığını belirtir.
      Tom bizi vurdu.

      ✨ special word message

      Tom bizi vurdu.

      Tom shot us.

      Words in the English sentence

      • shot : atış, vuruş, vuruldu
      • tom : Tom
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Tom'un bir grubu vurduğunu bildiren ciddi bir ifade.
      Tom bağırdı.

      ✨ special word message

      Tom bağırdı.

      Tom shouted.

      Words in the English sentence

      • shouted : bağırdı
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un yüksek sesle haykırdığını veya seslendiğini anlatır.
      Tom sustu.

      ✨ special word message

      Tom sustu.

      Tom shut up.

      Words in the English sentence

      • shut : kapatmak, kapalı
      • tom : Tom
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Tom'un konuşmayı kestiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      Tom ayağı kaydı. / Tom kaydı.

      ✨ special word message

      Tom ayağı kaydı. / Tom kaydı.

      Tom slipped.

      Words in the English sentence

      • slipped : kaydı
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un dengesini kaybedip kaydığını belirtir.
      Tom şanslı.

      ✨ special word message

      Tom şanslı.

      Tom's lucky.

      Words in the English sentence

      • lucky : şanslı

      Explanation

      • - Tom'un işlerinin rast gittiğini ifade eden cümle.
      Tom daha yaşlı. / Tom daha büyük.

      ✨ special word message

      Tom daha yaşlı. / Tom daha büyük.

      Tom's older.

      Words in the English sentence

      • older : daha yaşlı, daha eski

      Explanation

      • - Tom'un yaşça başkasından büyük olduğunu belirten karşılaştırma.
      Tom haklı.

      ✨ special word message

      Tom haklı.

      Tom's right.

      Words in the English sentence

      • right : doğru, hak, sağ

      Explanation

      • - Tom'un savunduğu fikrin veya bilginin doğru olduğunu onaylar.
      Tom akıllıdır. / Tom zekidir.

      ✨ special word message

      Tom akıllıdır. / Tom zekidir.

      Tom's smart.

      Words in the English sentence

      • smart : akıllı

      Explanation

      • - Tom'un zihinsel becerilerini öven bir ifade.
      Tom üzgün. / Tom pişman.

      ✨ special word message

      Tom üzgün. / Tom pişman.

      Tom's sorry.

      Words in the English sentence

      • sorry : üzgün, pişman

      Explanation

      • - Tom'un yaptığı bir şeyden dolayı özür dilediğini veya üzüntü duyduğunu belirtir.
      Tom yorgun.

      ✨ special word message

      Tom yorgun.

      Tom's tired.

      Words in the English sentence

      • tired : yorgun

      Explanation

      • - Tom'un dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu bildiren durum cümlesi.
      Tom durdu. / Tom bıraktı.

      ✨ special word message

      Tom durdu. / Tom bıraktı.

      Tom stopped.

      Words in the English sentence

      • stopped : durdu, durduruldu
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un bir hareketi veya bir alışkanlığı sonlandırdığını anlatır.
      Tom dayanıklıdır. / Tom serttir.

      ✨ special word message

      Tom dayanıklıdır. / Tom serttir.

      Tom's tough.

      Words in the English sentence

      • tough : zor, sert, dayanıklı

      Explanation

      • - Tom'un fiziksel veya ruhsal olarak güçlü olduğunu ifade eder.
      Tom'un canı sıkkın. / Tom üzgün.

      ✨ special word message

      Tom'un canı sıkkın. / Tom üzgün.

      Tom's upset.

      Words in the English sentence

      • upset : üzgün, keyfini kaçırmak

      Explanation

      • - Tom'un moralinin bozuk olduğunu belirten ifade.
      Tom tuhaf. / Tom garip biri.

      ✨ special word message

      Tom tuhaf. / Tom garip biri.

      Tom's weird.

      Words in the English sentence

      • weird : tuhaf, garip

      Explanation

      • - Tom'un davranışlarının alışılagelmişin dışında olduğunu belirtir.
      Tom haksız. / Tom yanılıyor.

      ✨ special word message

      Tom haksız. / Tom yanılıyor.

      Tom's wrong.

      Words in the English sentence

      • wrong : yanlış

      Explanation

      • - Tom'un bir konuda hatalı olduğunu ifade eden cümle.
      Tom genç.

      ✨ special word message

      Tom genç.

      Tom's young.

      Words in the English sentence

      • young : genç

      Explanation

      • - Tom'un yaşının küçük olduğunu belirten fiziksel özellik.
      Tom öğretmenlik yapıyor. / Tom öğretir.

      ✨ special word message

      Tom öğretmenlik yapıyor. / Tom öğretir.

      Tom teaches.

      Words in the English sentence

      • teaches : öğretir
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un mesleğini veya düzenli eylemini belirtir.
      Tom bana söyledi.

      ✨ special word message

      Tom bana söyledi.

      Tom told me.

      Words in the English sentence

      • me : beni, bana
      • told : söyledi
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bir bilginin Tom tarafından özneye aktarıldığını bildirir.
      Tom bize söyledi.

      ✨ special word message

      Tom bize söyledi.

      Tom told us.

      Words in the English sentence

      • told : söyledi
      • tom : Tom
      • us : bize, bizi

      Explanation

      • - Tom'un bir grubu bilgilendirdiğini ifade eder.
      Tom onu aldı.

      ✨ special word message

      Tom onu aldı.

      Tom took it.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • tom : Tom
      • took : aldı, götürdü

      Explanation

      • - Tom'un bir nesneyi yanına aldığını veya götürdüğünü anlatır.
      Tom büyüktü.

      ✨ special word message

      Tom büyüktü.

      Tom was big.

      Words in the English sentence

      • big : büyük
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişteki fiziksel boyutunu veya önemini tarif eder.
      Tom şişmandı.

      ✨ special word message

      Tom şişmandı.

      Tom was fat.

      Words in the English sentence

      • fat : şişman, yağ
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişte kilolu olduğunu belirten cümle.
      Tom eğlenceliydi.

      ✨ special word message

      Tom eğlenceliydi.

      Tom was fun.

      Words in the English sentence

      • fun : eğlence, eğlenceli
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom ile vakit geçirmenin geçmişte keyifli olduğunu anlatır.
      Tom darbe aldı. / Tom'a vuruldu.

      ✨ special word message

      Tom darbe aldı. / Tom'a vuruldu.

      Tom was hit.

      Words in the English sentence

      • hit : vurmak, çarpmak
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un fiziksel bir saldırıya veya kazaya maruz kaldığını bildirir.
      Tom terlemişti. / Tom çekiciydi.

      ✨ special word message

      Tom terlemişti. / Tom çekiciydi.

      Tom was hot.

      Words in the English sentence

      • hot : sıcak
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Hem vücut ısısını hem de mecazi olarak çekiciliği ifade edebilir.
      Tom hastaydı.

      ✨ special word message

      Tom hastaydı.

      Tom was ill.

      Words in the English sentence

      • ill : hasta
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişteki sağlık durumunu belirten ifade.
      Tom kızgındı. / Tom deliydi.

      ✨ special word message

      Tom kızgındı. / Tom deliydi.

      Tom was mad.

      Words in the English sentence

      • mad : deli, kızgın
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişteki öfkesini veya akıl sağlığı durumunu anlatabilir.
      Tom yaşlıydı.

      ✨ special word message

      Tom yaşlıydı.

      Tom was old.

      Words in the English sentence

      • old : eski, yaşlı
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişte ileri yaşta olduğunu belirten tanım.
      Tom dışarıdaydı.

      ✨ special word message

      Tom dışarıdaydı.

      Tom was out.

      Words in the English sentence

      • out : dışarı, dışarıda
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un o an mekanda bulunmadığını bildirir.
      Tom üzgündü.

      ✨ special word message

      Tom üzgündü.

      Tom was sad.

      Words in the English sentence

      • sad : üzgün
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişteki mutsuz ruh halini ifade eder.
      Tom utangaçtı.

      ✨ special word message

      Tom utangaçtı.

      Tom was shy.

      Words in the English sentence

      • shy : utangaç
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişteki kişilik özelliğini tarif eder.
      Tom ıslaktı.

      ✨ special word message

      Tom ıslaktı.

      Tom was wet.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • was : idi, oldu
      • wet : ıslak

      Explanation

      • - Tom'un üzerine su geldiğini veya ıslandığını belirtir.
      Tom gidecek.

      ✨ special word message

      Tom gidecek.

      Tom will go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • - Tom'un gelecekte bir yere gideceğini bildiren plan cümlesi.
      Tom uyandı.

      ✨ special word message

      Tom uyandı.

      Tom woke up.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • up : yukarı
      • woke : uyandı

      Explanation

      • - Tom'un uykusunun bittiğini belirten eylem cümlesi.
      Bana güven.

      ✨ special word message

      Bana güven.

      Trust in me.

      Words in the English sentence

      • in : içinde
      • me : beni, bana
      • trust : güvenmek, itimat

      Explanation

      • - Birinden kendisine inanmasını isteyen talep.
      Gerçekler acıtır.

      ✨ special word message

      Gerçekler acıtır.

      Truth hurts.

      Words in the English sentence

      • hurts : acıyor, incitir
      • truth : gerçek, hakikat

      Explanation

      • - Doğru olanın bazen insanı üzebileceğini belirten genel bir kanı.
      Şunu dene.

      ✨ special word message

      Şunu dene.

      Try that on.

      Words in the English sentence

      • on : üzerinde, açık
      • that : o, şu
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Bir kıyafeti veya ayakkabıyı denemesi için verilen öneri.
      Bunu dene.

      ✨ special word message

      Bunu dene.

      Try this on.

      Words in the English sentence

      • on : üzerinde, açık
      • this : bu
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Yakındaki bir giysiyi denemesi için kullanılan kalıp.
      Dinlenmeye çalış.

      ✨ special word message

      Dinlenmeye çalış.

      Try to rest.

      Words in the English sentence

      • rest : dinlenmek, geri kalan
      • to : -e, -a (yönelme)
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Birine sakinleşmesi veya uyuması için verilen tavsiye.
      Arkanı dön. / Dön.

      ✨ special word message

      Arkanı dön. / Dön.

      Turn around.

      Words in the English sentence

      • around : etrafında, civarında
      • turn : dönmek, çevirmek, sıra

      Explanation

      • - Birinden kendi ekseninde dönmesini isteyen komut.
      Onu kapat.

      ✨ special word message

      Onu kapat.

      Turn it off.

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • off : kapalı
      • turn : dönmek, çevirmek, sıra

      Explanation

      • - Bir cihazı veya ışığı kapatması için verilen talimat.
      Tatoeba'yı kullan.

      ✨ special word message

      Tatoeba'yı kullan.

      Use Tatoeba.

      Words in the English sentence

      • tatoeba : Tatoeba
      • use : kullanmak, kullanım

      Explanation

      • - Bir dil platformu olan Tatoeba'yı kullanma önerisi.
      Twitter kullan.

      ✨ special word message

      Twitter kullan.

      Use Twitter.

      Words in the English sentence

      • twitter : cıvıldamak, Twitter
      • use : kullanmak, kullanım

      Explanation

      • - Bir sosyal medya platformunu kullanmaya yönelik yönlendirme.
      Bana oy ver!

      ✨ special word message

      Bana oy ver!

      Vote for me!

      Words in the English sentence

      • for : için
      • me : beni, bana
      • vote : oy, oy vermek

      Explanation

      • - Seçimlerde kendisi için destek isteyen çağrı.
      Bize oy verin.

      ✨ special word message

      Bize oy verin.

      Vote for us.

      Words in the English sentence

      • for : için
      • us : bize, bizi
      • vote : oy, oy vermek

      Explanation

      • - Bir grup veya parti adına destek talebi.
      Beni bekle.

      ✨ special word message

      Beni bekle.

      Wait for me.

      Words in the English sentence

      • for : için
      • me : beni, bana
      • wait : beklemek

      Explanation

      • - Birinden kendisi gelene kadar durmasını isteme.
      Bizi bekleyin.

      ✨ special word message

      Bizi bekleyin.

      Wait for us.

      Words in the English sentence

      • for : için
      • us : bize, bizi
      • wait : beklemek

      Explanation

      • - Bir gruptan yavaşlamasını veya beklemesini isteyen rica.
      Onu uyandır. (Kadın)

      ✨ special word message

      Onu uyandır. (Kadın)

      Wake her up.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • up : yukarı
      • wake : uyanmak, uyandırmak

      Explanation

      • - Bir kadının uykusuna son verilmesi talimatı.
      Onu uyandır. (Erkek)

      ✨ special word message

      Onu uyandır. (Erkek)

      Wake him up.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • up : yukarı
      • wake : uyanmak, uyandırmak

      Explanation

      • - Bir erkeğin uyandırılmasını isteyen komut.
      Tom'u uyandır.

      ✨ special word message

      Tom'u uyandır.

      Wake Tom up.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • up : yukarı
      • wake : uyanmak, uyandırmak

      Explanation

      • - Tom'un uyandırılmasına yönelik doğrudan talimat.
      Uyan Tom. / Tom'u uyandır.

      ✨ special word message

      Uyan Tom. / Tom'u uyandır.

      Wake up Tom.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • up : yukarı
      • wake : uyanmak, uyandırmak

      Explanation

      • - Hem Tom'a sesleniş hem de birinden Tom'u uyandırmasını istemek olabilir.
      Yavaşça yürü.

      ✨ special word message

      Yavaşça yürü.

      Walk slowly.

      Words in the English sentence

      • slowly : yavaşça
      • walk : yürümek, yürüyüş

      Explanation

      • - Hareket hızının azaltılmasını isteyen komut.
      Savaş kötülüktür.

      ✨ special word message

      Savaş kötülüktür.

      War is evil.

      Words in the English sentence

      • evil : kötü, kötülük
      • is : dır, dir
      • war : savaş

      Explanation

      • - Savaşın ahlaki olarak yanlış olduğunu belirten ifade.
      Savaş cehennemdir.

      ✨ special word message

      Savaş cehennemdir.

      War is hell.

      Words in the English sentence

      • hell : cehennem
      • is : dır, dir
      • war : savaş

      Explanation

      • - Savaşın dehşetini ve acısını vurgulayan güçlü bir deyim.
      Sıcak dilekler. / En içten dileklerimle.

      ✨ special word message

      Sıcak dilekler. / En içten dileklerimle.

      Warm wishes.

      Words in the English sentence

      • warm : ılık, sıcak
      • wishes : dilekler, diler

      Explanation

      • - Mektup veya mesajların sonunda kullanılan nazik bir kapanış.
      Soğuk muydu?

      ✨ special word message

      Soğuk muydu?

      Was it cold?

      Words in the English sentence

      • cold : soğuk
      • it : o, onu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Geçmişteki hava veya ortam sıcaklığını soran soru.
      İyi miydi?

      ✨ special word message

      İyi miydi?

      Was it good?

      Words in the English sentence

      • good : iyi
      • it : o, onu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir deneyimin kalitesini merak eden soru kalıbı.
      Doğru muydu?

      ✨ special word message

      Doğru muydu?

      Was it true?

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • true : doğru, gerçek
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir bilginin gerçekliğini sorgulayan ifade.
      Hatalı mıydım? / Yanıldım mı?

      ✨ special word message

      Hatalı mıydım? / Yanıldım mı?

      Was I wrong?

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • was : idi, oldu
      • wrong : yanlış

      Explanation

      • - Kişinin kendi hatasını sorguladığı soru.
      Hepimiz biliyoruz.

      ✨ special word message

      Hepimiz biliyoruz.

      We all know.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • know : bilmek, tanımak
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir bilginin tüm grup tarafından paylaşıldığını bildirir.
      Hepimiz bıraktık. / Hepimiz istifa ettik.

      ✨ special word message

      Hepimiz bıraktık. / Hepimiz istifa ettik.

      We all quit.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • quit : bırakmak, çıkmak
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir grubun toplu olarak bir eylemi sonlandırdığını belirtir.
      Hepimiz şarkı söyleriz.

      ✨ special word message

      Hepimiz şarkı söyleriz.

      We all sing.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • sing : şarkı söylemek
      • we : biz

      Explanation

      • - Grubun ortak bir aktivitesini ifade eder.
      Hepimiz çalışıyoruz.

      ✨ special word message

      Hepimiz çalışıyoruz.

      We all work.

      Words in the English sentence

      • all : tüm, bütün, hepsi
      • we : biz
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • - Grubun aktif bir işle meşgul olduğunu belirtir.
      Biz erkek çocuklarıyız.

      ✨ special word message

      Biz erkek çocuklarıyız.

      We are boys.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • boys : erkek çocuklar
      • we : biz

      Explanation

      • - Grubun cinsiyetini ve yaş kategorisini tanımlar.
      Ödeştik.

      ✨ special word message

      Ödeştik.

      We are even.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • even : bile, hatta, çift sayı
      • we : biz

      Explanation

      • - Aradaki borç veya hesap durumunun kapandığını bildirir.
      Özgürüz! / Boştayız!

      ✨ special word message

      Özgürüz! / Boştayız!

      We are free!

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • free : özgür, bedava
      • we : biz

      Explanation

      • - Hem kısıtlamaların kalktığını hem de müsait olunduğunu anlatabilir.
      Buradayız.

      ✨ special word message

      Buradayız.

      We are here.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • here : burada, buraya
      • we : biz

      Explanation

      • - Grubun varış noktasında olduğunu bildiren ifade.
      Evdeyiz.

      ✨ special word message

      Evdeyiz.

      We are home.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • home : ev, yuva
      • we : biz

      Explanation

      • - Eve varıldığını teyit eden cümle.
      Geç kaldık.

      ✨ special word message

      Geç kaldık.

      We are late.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • late : geç
      • we : biz

      Explanation

      • - Beklenen vakitten sonra gelindiğini bildiren ifade.
      Kaybolduk.

      ✨ special word message

      Kaybolduk.

      We are lost.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
      • we : biz

      Explanation

      • - Yolun şaşırıldığını belirten çaresizlik ifadesi.
      Hastayız.

      ✨ special word message

      Hastayız.

      We are sick.

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • sick : hasta
      • we : biz

      Explanation

      • - Grubun sağlık durumunun iyi olmadığını bildirir.
      Yumurta yedik.

      ✨ special word message

      Yumurta yedik.

      We ate eggs.

      Words in the English sentence

      • ate : yedi
      • eggs : yumurtalar
      • we : biz

      Explanation

      • - Geçmişte ne tüketildiğini bildiren basit bir cümle.
      İkimiz de kazandık.

      ✨ special word message

      İkimiz de kazandık.

      We both won.

      Words in the English sentence

      • both : her ikisi, ikisi de
      • we : biz
      • won : kazandı

      Explanation

      • - İki kişinin de başarılı olduğunu vurgular.
      Ayrıldık.

      ✨ special word message

      Ayrıldık.

      We broke up.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız
      • up : yukarı
      • we : biz

      Explanation

      • - Genellikle romantik bir ilişkinin sonlandığını bildirir.
      Onu biz inşa ettik.

      ✨ special word message

      Onu biz inşa ettik.

      We built it.

      Words in the English sentence

      • built : inşa edilmiş, yapılmış
      • it : o, onu
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir şeyin grup tarafından yapıldığını belirten ifade.
      Duyabiliyoruz.

      ✨ special word message

      Duyabiliyoruz.

      We can hear.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • hear : duymak, işitmek
      • we : biz

      Explanation

      • - İşitme yetisinin veya bağlantının iyi olduğunu teyit eder.
      Yardım edebiliriz.

      ✨ special word message

      Yardım edebiliriz.

      We can help.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • help : yardım etmek, yardım
      • we : biz

      Explanation

      • - Grubun yardım etmeye gönüllü olduğunu bildirir.
      Buluşabiliriz.

      ✨ special word message

      Buluşabiliriz.

      We can meet.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • meet : buluşmak, tanışmak
      • we : biz

      Explanation

      • - Görüşme imkanının olduğunu belirten öneri.
      Dinlenebiliriz.

      ✨ special word message

      Dinlenebiliriz.

      We can rest.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • rest : dinlenmek, geri kalan
      • we : biz

      Explanation

      • - Mola verme imkanının olduğunu ifade eder.
      Yüzebiliriz.

      ✨ special word message

      Yüzebiliriz.

      We can swim.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • swim : yüzmek
      • we : biz

      Explanation

      • - Yüzme becerisini veya buna izni ifade eder.
      Konuşabiliriz.

      ✨ special word message

      Konuşabiliriz.

      We can talk.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • talk : konuşmak
      • we : biz

      Explanation

      • - İletişim kurmak için müsait olunduğunu bildirir.
      Gidemeyiz.

      ✨ special word message

      Gidemeyiz.

      We can't go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • we : biz

      Explanation

      • - Gitme eyleminin önündeki bir engeli belirtir.
      Bekleyebiliriz.

      ✨ special word message

      Bekleyebiliriz.

      We can wait.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • wait : beklemek
      • we : biz

      Explanation

      • - Bekleme imkanının veya sabrının olduğunu ifade eder.
      İyi iş çıkardık.

      ✨ special word message

      İyi iş çıkardık.

      We did fine.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • fine : iyi, güzel, ceza
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir görevin başarıyla tamamlandığını belirtir.
      Bunu biz yaptık.

      ✨ special word message

      Bunu biz yaptık.

      We did that.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • that : o, şu
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir eylemin sorumluluğunu üstlenen grup ifadesi.
      Yumurta yeriz.

      ✨ special word message

      Yumurta yeriz.

      We eat eggs.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • eggs : yumurtalar
      • we : biz

      Explanation

      • - Genel bir alışkanlığı bildiren geniş zaman cümlesi.
      Burada yeriz. / Burada yemek yiyoruz.

      ✨ special word message

      Burada yeriz. / Burada yemek yiyoruz.

      We eat here.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • here : burada, buraya
      • we : biz

      Explanation

      • - Düzenli olarak bulunulan yeri belirtir.
      Pirinç (pilav) yeriz.

      ✨ special word message

      Pirinç (pilav) yeriz.

      We eat rice.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • rice : pirinç, pilav
      • we : biz

      Explanation

      • - Beslenme alışkanlığını belirten basit cümle.
      Kötü hissediyoruz.

      ✨ special word message

      Kötü hissediyoruz.

      We feel bad.

      Words in the English sentence

      • bad : kötü
      • feel : hissetmek, duymak
      • we : biz

      Explanation

      • - Grubun duygusal veya fiziksel rahatsızlığını belirtir.
      Onu tamir ettik. / Onu çözdük.

      ✨ special word message

      Onu tamir ettik. / Onu çözdük.

      We fixed it.

      Words in the English sentence

      • fixed : sabit, tamir edilmiş
      • it : o, onu
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir sorunun veya eşyanın düzeltildiğini bildirir.
      Onu bulduk.

      ✨ special word message

      Onu bulduk.

      We found it.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • it : o, onu
      • we : biz

      Explanation

      • - Aranan bir şeyin ele geçirildiğini ifade eder.
      Kurtulduk. / Uzaklaştık.

      ✨ special word message

      Kurtulduk. / Uzaklaştık.

      We got away.

      Words in the English sentence

      • away : uzak, uzakta
      • got : aldı, sahip oldu
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir tehlikeden kaçmayı veya bir yerden ayrılmayı anlatır.
      Yolumuzu kaybettik.

      ✨ special word message

      Yolumuzu kaybettik.

      We got lost.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
      • we : biz

      Explanation

      • - Geçmişte kaybolma durumunu bildiren ifade.
      Biraz aldık/yedik.

      ✨ special word message

      Biraz aldık/yedik.

      We had some.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • some : biraz, bazı
      • we : biz

      Explanation

      • - Mevcut olan şeyden bir miktar tüketildiğini belirtir.
      Tom'dan nefret ediyoruz.

      ✨ special word message

      Tom'dan nefret ediyoruz.

      We hate Tom.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • tom : Tom
      • we : biz

      Explanation

      • - Bir grubun Tom'a karşı duyduğu güçlü olumsuz hissi belirtir.