Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Yemem. / Yemek yemiyorum.

      ✨ special word message

      Yemem. / Yemek yemiyorum.

      I don't eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben

      Explanation

      • - Genel bir alışkanlığı veya o andaki durumu belirten olumsuz ifade.
      Yalan söylemem.

      ✨ special word message

      Yalan söylemem.

      I don't lie.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • lie : yalan, uzanmak

      Explanation

      • - Kişinin dürüstlük karakterini vurgulayan geniş zaman cümlesi.
      Görmüyorum. / Anlamıyorum.

      ✨ special word message

      Görmüyorum. / Anlamıyorum.

      I don't see.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • see : görmek, anlamak

      Explanation

      • - Hem fiziksel görüşü hem de mecazen bir durumu kavrayamamayı ifade eder.
      Bir tane içtim.

      ✨ special word message

      Bir tane içtim.

      I drank one.

      Words in the English sentence

      • drank : içti
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Bir adet içecek tüketildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      Çay içtim.

      ✨ special word message

      Çay içtim.

      I drank tea.

      Words in the English sentence

      • drank : içti
      • i : ben
      • tea : çay

      Explanation

      • - Geçmişte çay tüketme eyleminin tamamlandığını belirtir.
      Onu hak ettim. / Onu kazandım.

      ✨ special word message

      Onu hak ettim. / Onu kazandım.

      I earned it.

      Words in the English sentence

      • earned : kazandı
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir başarının veya kazancın emek verilerek elde edildiğini vurgular.
      Yalnız yerim.

      ✨ special word message

      Yalnız yerim.

      I eat alone.

      Words in the English sentence

      • alone : yalnız
      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben

      Explanation

      • - Yemek yeme alışkanlığının tek başına olduğunu belirten ifade.
      Çok yerim.

      ✨ special word message

      Çok yerim.

      I eat a lot.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben
      • lot : çok, arazi

      Explanation

      • - Kişinin iştahlı olduğunu veya fazla miktarda yediğini bildirir.
      Ekmek yerim.

      ✨ special word message

      Ekmek yerim.

      I eat bread.

      Words in the English sentence

      • bread : ekmek
      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben

      Explanation

      • - Genel olarak ekmek tüketildiğini ifade eden geniş zaman cümlesi.
      Meyve yerim.

      ✨ special word message

      Meyve yerim.

      I eat fruit.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • fruit : meyve
      • i : ben

      Explanation

      • - Beslenme alışkanlığında meyvenin yer aldığını belirtir.
      Üzgün hissediyorum. / Efkarım var.

      ✨ special word message

      Üzgün hissediyorum. / Efkarım var.

      I feel blue.

      Words in the English sentence

      • blue : mavi
      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben

      Explanation

      • - "Blue" kelimesinin hüzün anlamında kullanıldığı deyimsel ifade.
      Üşüyorum.

      ✨ special word message

      Üşüyorum.

      I feel cold.

      Words in the English sentence

      • cold : soğuk
      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben

      Explanation

      • - Vücut ısısının düştüğünü veya ortamın soğuk geldiğini belirtir.
      İyi hissediyorum.

      ✨ special word message

      İyi hissediyorum.

      I feel fine.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • fine : iyi, güzel, ceza
      • i : ben

      Explanation

      • - Genel sağlık veya duygusal durumun yerinde olduğu bildirimi.
      İyi hissediyorum. / Keyfim yerinde.

      ✨ special word message

      İyi hissediyorum. / Keyfim yerinde.

      I feel good.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • good : iyi
      • i : ben

      Explanation

      • - Kendini pozitif ve sağlıklı hissetme durumu.
      Kaybolmuş hissediyorum.

      ✨ special word message

      Kaybolmuş hissediyorum.

      I feel lost.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti

      Explanation

      • - Hem fiziksel hem de duygusal olarak yönünü bulamama hissi.
      Güvende hissediyorum.

      ✨ special word message

      Güvende hissediyorum.

      I feel safe.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • safe : güvenli, kasa

      Explanation

      • - Herhangi bir tehlike altında olmadığını hissetme durumu.
      Hasta hissediyorum. / Midem bulanıyor.

      ✨ special word message

      Hasta hissediyorum. / Midem bulanıyor.

      I feel sick.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • sick : hasta

      Explanation

      • - Sağlık durumunun bozulduğunu veya mide rahatsızlığını ifade eder.
      Kendimi çirkin hissediyorum.

      ✨ special word message

      Kendimi çirkin hissediyorum.

      I feel ugly.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • ugly : çirkin

      Explanation

      • - Kişinin o andaki fiziksel görünümüne dair olumsuz öz algısı.
      Sıcak hissediyorum. / Isındım.

      ✨ special word message

      Sıcak hissediyorum. / Isındım.

      I feel warm.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • warm : ılık, sıcak

      Explanation

      • - Vücut ısısının arttığını veya ortamın sıcak olduğunu belirtir.
      Halsiz hissediyorum. / Kendimi zayıf hissediyorum.

      ✨ special word message

      Halsiz hissediyorum. / Kendimi zayıf hissediyorum.

      I feel weak.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • weak : zayıf, güçsüz

      Explanation

      • - Enerji düşüklüğünü veya fiziksel/duygusal güçsüzlüğü ifade eder.
      İyiyim. (Sağlık olarak)

      ✨ special word message

      İyiyim. (Sağlık olarak)

      I feel well.

      Words in the English sentence

      • feel : hissetmek, duymak
      • i : ben
      • well : iyi, kuyu

      Explanation

      • - Genellikle fiziksel sağlık durumunun iyi olduğunu belirtmek için kullanılır.
      Üşüdüm.

      ✨ special word message

      Üşüdüm.

      I felt cold.

      Words in the English sentence

      • cold : soğuk
      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmiş bir zamanda hissedilen soğukluk durumunu bildirir.
      Kendimi aptal gibi hissettim.

      ✨ special word message

      Kendimi aptal gibi hissettim.

      I felt dumb.

      Words in the English sentence

      • dumb : aptal, dilsiz
      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben

      Explanation

      • - Yapılan bir hata sonrası yaşanan pişmanlık veya yetersizlik hissi.
      Korku hissettim.

      ✨ special word message

      Korku hissettim.

      I felt fear.

      Words in the English sentence

      • fear : korku, korkmak
      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir olay anında yaşanan korku duygusunun ifadesi.
      İyiydim. / İyi hissettim.

      ✨ special word message

      İyiydim. / İyi hissettim.

      I felt fine.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • fine : iyi, güzel, ceza
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmişteki durumun normal veya iyi olduğunu belirtir.
      İyi hissettim.

      ✨ special word message

      İyi hissettim.

      I felt good.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • good : iyi
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmişteki bir eylem veya olaydan duyulan memnuniyet hissi.
      Güvende hissettim.

      ✨ special word message

      Güvende hissettim.

      I felt safe.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • safe : güvenli, kasa

      Explanation

      • - Geçmişte bir ortamda veya kişiyleyken duyulan güven hissi.
      Onu hissettim.

      ✨ special word message

      Onu hissettim.

      I felt that.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Hem fiziksel bir dokunuşu hem de bir duyguyu/atmosferi fark etme durumu.
      Kullanılmış hissettim.

      ✨ special word message

      Kullanılmış hissettim.

      I felt used.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • used : kullanılmış, alışkın

      Explanation

      • - Birinin kendisinden çıkar sağladığını fark ettiğinde yaşanan duygu.
      Halsizdim. / Kendimi güçsüz hissettim.

      ✨ special word message

      Halsizdim. / Kendimi güçsüz hissettim.

      I felt weak.

      Words in the English sentence

      • felt : hissetti, keçe
      • i : ben
      • weak : zayıf, güçsüz

      Explanation

      • - Geçmişteki enerji düşüklüğü veya dirençsizlik durumu.
      Onu işten çıkardım. (Kadın)

      ✨ special word message

      Onu işten çıkardım. (Kadın)

      I fired her.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir kadının işine son verildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      Onu işten çıkardım. (Erkek)

      ✨ special word message

      Onu işten çıkardım. (Erkek)

      I fired him.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir erkeğin işine son verildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      Tom'u kovdum.

      ✨ special word message

      Tom'u kovdum.

      I fired Tom.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un iş akdinin feshedildiğini belirtir.
      Bir tanesini tamir ettim.

      ✨ special word message

      Bir tanesini tamir ettim.

      I fixed one.

      Words in the English sentence

      • fixed : sabit, tamir edilmiş
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Bozuk nesnelerden birinin onarıldığını bildirir.
      Onu unuttum.

      ✨ special word message

      Onu unuttum.

      I forgot it.

      Words in the English sentence

      • forgot : unuttu
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir bilginin veya eşyanın akıldan çıktığını belirten ifade.
      Onu buldum. (Kadın)

      ✨ special word message

      Onu buldum. (Kadın)

      I found her.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Kayıp bir kadının veya aranan birinin bulunduğunu bildirir.
      Onu buldum. (Erkek)

      ✨ special word message

      Onu buldum. (Erkek)

      I found him.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Kayıp bir erkeğin veya aranan birinin bulunduğunu bildirir.
      Bir tane buldum.

      ✨ special word message

      Bir tane buldum.

      I found one.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Aranan nesnelerden bir tanesine ulaşıldığını belirtir.
      Tom'u buldum.

      ✨ special word message

      Tom'u buldum.

      I found Tom.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un yerinin tespit edildiğini bildiren cümle.
      Seni buldum.

      ✨ special word message

      Seni buldum.

      I found you.

      Words in the English sentence

      • found : buldu, kurulmuş
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Saklambaç veya bir arayış sonunda karşıdaki kişiye söylenen ifade.
      İstersen. / Beğenirsen.

      ✨ special word message

      İstersen. / Beğenirsen.

      If you like.

      Words in the English sentence

      • if : eğer
      • like : beğenmek, sevmek, gibi
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşıdakinin zevkine veya tercihine bırakılan bir durum.
      İstersen.

      ✨ special word message

      İstersen.

      If you want.

      Words in the English sentence

      • if : eğer
      • want : istemek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Bir kararı karşı tarafın isteğine bağlayan şart ifadesi.
      Dilersen. / İstersen.

      ✨ special word message

      Dilersen. / İstersen.

      If you wish.

      Words in the English sentence

      • if : eğer
      • wish : dilemek, dilek
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - "Want" kelimesine göre biraz daha resmi bir istek bildirme kalıbı.
      Sıkılırım.

      ✨ special word message

      Sıkılırım.

      I get bored.

      Words in the English sentence

      • bored : sıkılmış
      • get : almak, elde etmek, binmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Kişinin genellikle sıkılma eğiliminde olduğunu belirten geniş zaman.
      Onu görmezden gel. / Onu boşver.

      ✨ special word message

      Onu görmezden gel. / Onu boşver.

      Ignore that.

      Words in the English sentence

      • ignore : görmezden gelmek
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Bir bilginin veya durumun dikkate alınmaması için verilen talimat.
      Onları görmezden gel.

      ✨ special word message

      Onları görmezden gel.

      Ignore them.

      Words in the English sentence

      • ignore : görmezden gelmek
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • - Diğer kişileri veya nesneleri dikkate almamasını söyler.
      İş buldum. / Bir işe girdim.

      ✨ special word message

      İş buldum. / Bir işe girdim.

      I got a job.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • job : iş

      Explanation

      • - Yeni bir işe başlama başarısını bildiren sevinçli ifade.
      Sinirlendim.

      ✨ special word message

      Sinirlendim.

      I got angry.

      Words in the English sentence

      • angry : kızgın, öfkeli
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir olay karşısında öfke duyulduğunu belirten geçmiş zaman.
      Sıkıldım.

      ✨ special word message

      Sıkıldım.

      I got bored.

      Words in the English sentence

      • bored : sıkılmış
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir etkinlikten veya durumdan dolayı duyulan can sıkıntısı.
      Başım döndü.

      ✨ special word message

      Başım döndü.

      I got dizzy.

      Words in the English sentence

      • dizzy : başi dönmüş
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - Fiziksel bir denge kaybı veya sersemlik hissi bildirimi.
      Kovuldum.

      ✨ special word message

      Kovuldum.

      I got fired.

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben

      Explanation

      • - İşten çıkarılma durumunu pasif yapıda bildiren cümle.
      Yatarım. / Yatağa giderim.

      ✨ special word message

      Yatarım. / Yatağa giderim.

      I go to bed.

      Words in the English sentence

      • bed : yatak
      • go : gitmek
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Genellikle uyumaya gitme alışkanlığını belirten ifade.
      Sıkıştım. / Takılı kaldım.

      ✨ special word message

      Sıkıştım. / Takılı kaldım.

      I got stuck.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • stuck : sıkışmış, saplanmış

      Explanation

      • - Bir yerde mahsur kalmayı veya bir problemde ilerleyememeyi anlatır.
      Üzüldüm. / Keyfim kaçtı.

      ✨ special word message

      Üzüldüm. / Keyfim kaçtı.

      I got upset.

      Words in the English sentence

      • got : aldı, sahip oldu
      • i : ben
      • upset : üzgün, keyfini kaçırmak

      Explanation

      • - Bir olumsuzluk sonucu yaşanan duygusal kırgınlık.
      Pirinç yetiştiririm.

      ✨ special word message

      Pirinç yetiştiririm.

      I grow rice.

      Words in the English sentence

      • grow : büyümek, yetişmek
      • i : ben
      • rice : pirinç, pilav

      Explanation

      • - Tarımsal bir uğraşıyı veya mesleği belirten ifade.
      Sanırım hayır. / Öyle olmadığını tahmin ediyorum.

      ✨ special word message

      Sanırım hayır. / Öyle olmadığını tahmin ediyorum.

      I guess not.

      Words in the English sentence

      • guess : tahmin etmek
      • i : ben
      • not : değil, olumsuzluk eki

      Explanation

      • - Bir olasılığa dair zayıf olumsuz tahmin.
      Bir kedim vardı.

      ✨ special word message

      Bir kedim vardı.

      I had a cat.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • cat : kedi
      • had : vardı, sahipti
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmişte sahip olunan bir evcil hayvandan bahseder.
      Bir işim vardı.

      ✨ special word message

      Bir işim vardı.

      I had a job.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • job : iş

      Explanation

      • - Geçmişteki istihdam durumunu belirten cümle.
      Bir oğlum vardı.

      ✨ special word message

      Bir oğlum vardı.

      I had a son.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • son : oğul, erkek evlat

      Explanation

      • - Geçmişte bir erkek çocuğa sahip olduğunu bildirir.
      Öğle yemeği yedim.

      ✨ special word message

      Öğle yemeği yedim.

      I had lunch.

      Words in the English sentence

      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • lunch : öğle yemeği

      Explanation

      • - Öğle yemeği eyleminin tamamlandığını belirten ifade.
      Gitmem gerekiyordu.

      ✨ special word message

      Gitmem gerekiyordu.

      I had to go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • had : vardı, sahipti
      • i : ben
      • to : -e, -a (yönelme)

      Explanation

      • - Geçmişteki bir zorunluluğu veya ayrılma nedenini açıklar.
      Kekten nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kekten nefret ederim.

      I hate cake.

      Words in the English sentence

      • cake : kek, pasta
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir yiyeceğe karşı duyulan güçlü hoşnutsuzluk.
      Kedilerden nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kedilerden nefret ederim.

      I hate cats.

      Words in the English sentence

      • cats : kediler
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • - Kedilere karşı duyulan genel sevgisizlik.
      Polislerden nefret ederim.

      ✨ special word message

      Polislerden nefret ederim.

      I hate cops.

      Words in the English sentence

      • cops : polisler
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • - Kolluk kuvvetlerine karşı duyulan olumsuz tutum.
      Ondan nefret ederdim. (Kadın)

      ✨ special word message

      Ondan nefret ederdim. (Kadın)

      I hated her.

      Words in the English sentence

      • hated : nefret etti, nefret edilen
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmişte bir kadına karşı duyulan yoğun nefret.
      Ondan nefret ederdim. (Erkek)

      ✨ special word message

      Ondan nefret ederdim. (Erkek)

      I hated him.

      Words in the English sentence

      • hated : nefret etti, nefret edilen
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Geçmişte bir erkeğe karşı duyulan yoğun nefret.
      Köpeklerden nefret ederim.

      ✨ special word message

      Köpeklerden nefret ederim.

      I hate dogs.

      Words in the English sentence

      • dogs : köpekler
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • - Köpeklere karşı duyulan genel hoşnutsuzluk.
      Tom'dan nefret ederdim.

      ✨ special word message

      Tom'dan nefret ederdim.

      I hated Tom.

      Words in the English sentence

      • hated : nefret etti, nefret edilen
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'a karşı geçmişte duyulan olumsuz hisler.
      Balıktan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Balıktan nefret ederim.

      I hate fish.

      Words in the English sentence

      • fish : balık
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir gıda türü olarak balığı sevmeme durumu.
      Golf sporundan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Golf sporundan nefret ederim.

      I hate golf.

      Words in the English sentence

      • golf : golf
      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir spor dalına karşı duyulan ilgisizlik ve hoşnutsuzluk.
      Yalanlardan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Yalanlardan nefret ederim.

      I hate lies.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • lies : yalanlar, yalan söyler, uzanır

      Explanation

      • - Dürüstlüğe önem verildiğini vurgulayan ifade.
      Sütten nefret ederim.

      ✨ special word message

      Sütten nefret ederim.

      I hate milk.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • milk : süt

      Explanation

      • - Süt tüketimine karşı duyulan hoşnutsuzluk.
      Yağmurdan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Yağmurdan nefret ederim.

      I hate rain.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • rain : yağmur

      Explanation

      • - Yağmurlu havaya karşı duyulan sevimsizlik.
      Kumdan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kumdan nefret ederim.

      I hate sand.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • sand : kum

      Explanation

      • - Kumun verdiği fiziksel histen hoşlanmama durumu.
      Kardan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Kardan nefret ederim.

      I hate snow.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • snow : kar, kar yağmak

      Explanation

      • - Karlı havayı veya kış koşullarını sevmeme.
      Bundan nefret ederim. / O durumdan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Bundan nefret ederim. / O durumdan nefret ederim.

      I hate that.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Belirli bir şeye veya duruma karşı duyulan tepki.
      Onlardan nefret ederim.

      ✨ special word message

      Onlardan nefret ederim.

      I hate them.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • - Bir grup insana veya nesneye karşı duyulan nefret.
      Bundan nefret ediyorum.

      ✨ special word message

      Bundan nefret ediyorum.

      I hate this.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • this : bu

      Explanation

      • - Şu anki durumdan veya elindeki nesneden duyulan memnuniyetsizlik.
      Çalışmaktan nefret ederim. / İşten nefret ederim.

      ✨ special word message

      Çalışmaktan nefret ederim. / İşten nefret ederim.

      I hate work.

      Words in the English sentence

      • hate : nefret etmek, nefret
      • i : ben
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • - Çalışma hayatına karşı duyulan genel isteksizlik.
      Nakitim var.

      ✨ special word message

      Nakitim var.

      I have cash.

      Words in the English sentence

      • cash : nakit
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • - Üzerinde nakit para bulunduğunu bildiren cümle.
      Gözlerim var. / Görüyorum.

      ✨ special word message

      Gözlerim var. / Görüyorum.

      I have eyes.

      Words in the English sentence

      • eyes : gözler
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • - Hem organ mevcudiyetini hem de olan biteni fark ettiğini belirtir.
      Yiyeceğim var.

      ✨ special word message

      Yiyeceğim var.

      I have food.

      Words in the English sentence

      • food : yemek, gıda
      • have : sahip olmak, var
      • i : ben

      Explanation

      • - Yanında veya evinde yemek bulunduğunu bildirir.
      Umudum var.

      ✨ special word message

      Umudum var.

      I have hope.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • hope : umut etmek, umut
      • i : ben

      Explanation

      • - Geleceğe dair pozitif beklentisini koruduğunu belirtir.
      Haberlerim var.

      ✨ special word message

      Haberlerim var.

      I have news.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • news : haber, haberler

      Explanation

      • - Yeni bir bilgiyi paylaşmak üzere söylenen giriş cümlesi.
      Okudum.

      ✨ special word message

      Okudum.

      I have read.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • read : okumak, okudu

      Explanation

      • - Bir metni veya kitabı bitirdiğini belirten bitmişlik zamanı.
      Vaktim var.

      ✨ special word message

      Vaktim var.

      I have time.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • time : zaman, vakit

      Explanation

      • - Müsaitlik durumunu bildiren ifade.
      Şarabım var.

      ✨ special word message

      Şarabım var.

      I have wine.

      Words in the English sentence

      • have : sahip olmak, var
      • i : ben
      • wine : şarap

      Explanation

      • - Elinde bulunan içeceği belirtir.
      Onu duydum. (Kadın)

      ✨ special word message

      Onu duydum. (Kadın)

      I heard her.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir kadının sesini veya söylediklerini işitme durumu.
      Onu duydum. (Erkek)

      ✨ special word message

      Onu duydum. (Erkek)

      I heard him.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir erkeğin sesini veya söylediklerini işitme durumu.
      Tom'u duydum.

      ✨ special word message

      Tom'u duydum.

      I heard Tom.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un sesini veya haberini işittiğini belirten ifade.
      Seni duydum.

      ✨ special word message

      Seni duydum.

      I heard you.

      Words in the English sentence

      • heard : duydu, duyulmuş
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Karşı tarafın söylediklerinin işitildiğini teyit eder.
      Onu duyuyorum. / Öyle duyuyorum.

      ✨ special word message

      Onu duyuyorum. / Öyle duyuyorum.

      I hear that.

      Words in the English sentence

      • hear : duymak, işitmek
      • i : ben
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Bir sesi o an işitmeyi veya bir söylentiyi bildirmeyi ifade eder.
      Seni seviyorum. (Kalp simgesi anlamında)

      ✨ special word message

      Seni seviyorum. (Kalp simgesi anlamında)

      I heart you.

      Words in the English sentence

      • heart : kalp, yürek
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Sevgi belirten modern ve sevimli bir ifade.
      Onu işe aldım. (Kadın)

      ✨ special word message

      Onu işe aldım. (Kadın)

      I hired her.

      Words in the English sentence

      • her : ona, onu, onun
      • hired : işe alınmış, kiralık
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir kadına iş verildiğini bildiren geçmiş zaman.
      Onu işe aldım. (Erkek)

      ✨ special word message

      Onu işe aldım. (Erkek)

      I hired him.

      Words in the English sentence

      • him : ona, onu
      • hired : işe alınmış, kiralık
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir erkeğe iş verildiğini bildiren geçmiş zaman.
      Tom'u işe aldım.

      ✨ special word message

      Tom'u işe aldım.

      I hired Tom.

      Words in the English sentence

      • hired : işe alınmış, kiralık
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un işe alım sürecinin tamamlandığını belirtir.
      Henüz ayrıldım. / Şimdi çıktım.

      ✨ special word message

      Henüz ayrıldım. / Şimdi çıktım.

      I just left.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • just : sadece, henüz
      • left : sol, ayrıldı

      Explanation

      • - Bir yerden çok kısa süre önce ayrıldığını bildirir.
      Bunu biliyordum.

      ✨ special word message

      Bunu biliyordum.

      I knew that.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • knew : biliyordu
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Verilen bir bilginin zaten farkında olduğunu belirtir.
      Silahlardan anlarım.

      ✨ special word message

      Silahlardan anlarım.

      I know guns.

      Words in the English sentence

      • guns : silahlar
      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak

      Explanation

      • - Silahlar konusunda bilgi veya tecrübe sahibi olma durumu.
      Onu biliyorum.

      ✨ special word message

      Onu biliyorum.

      I know that.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • know : bilmek, tanımak
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Bir durumun veya bilginin bilindiğini teyit eder.