Yemem. / Yemek yemiyorum.
✨ special word message
Yemem. / Yemek yemiyorum.
I don't eat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
Explanation
- - Genel bir alışkanlığı veya o andaki durumu belirten olumsuz ifade.
Yalan söylemem.
✨ special word message
Yalan söylemem.
I don't lie.
Words in the English sentence
- i : ben
- lie : yalan, uzanmak
Explanation
- - Kişinin dürüstlük karakterini vurgulayan geniş zaman cümlesi.
Görmüyorum. / Anlamıyorum.
✨ special word message
Görmüyorum. / Anlamıyorum.
I don't see.
Words in the English sentence
- i : ben
- see : görmek, anlamak
Explanation
- - Hem fiziksel görüşü hem de mecazen bir durumu kavrayamamayı ifade eder.
Bir tane içtim.
✨ special word message
Bir tane içtim.
I drank one.
Words in the English sentence
- drank : içti
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Bir adet içecek tüketildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
Çay içtim.
✨ special word message
Çay içtim.
I drank tea.
Words in the English sentence
- drank : içti
- i : ben
- tea : çay
Explanation
- - Geçmişte çay tüketme eyleminin tamamlandığını belirtir.
Onu hak ettim. / Onu kazandım.
✨ special word message
Onu hak ettim. / Onu kazandım.
I earned it.
Words in the English sentence
- earned : kazandı
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir başarının veya kazancın emek verilerek elde edildiğini vurgular.
Yalnız yerim.
✨ special word message
Yalnız yerim.
I eat alone.
Words in the English sentence
- alone : yalnız
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
Explanation
- - Yemek yeme alışkanlığının tek başına olduğunu belirten ifade.
Çok yerim.
✨ special word message
Çok yerim.
I eat a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- - Kişinin iştahlı olduğunu veya fazla miktarda yediğini bildirir.
Ekmek yerim.
✨ special word message
Ekmek yerim.
I eat bread.
Words in the English sentence
- bread : ekmek
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
Explanation
- - Genel olarak ekmek tüketildiğini ifade eden geniş zaman cümlesi.
Meyve yerim.
✨ special word message
Meyve yerim.
I eat fruit.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- fruit : meyve
- i : ben
Explanation
- - Beslenme alışkanlığında meyvenin yer aldığını belirtir.
Üzgün hissediyorum. / Efkarım var.
✨ special word message
Üzgün hissediyorum. / Efkarım var.
I feel blue.
Words in the English sentence
- blue : mavi
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - "Blue" kelimesinin hüzün anlamında kullanıldığı deyimsel ifade.
Üşüyorum.
✨ special word message
Üşüyorum.
I feel cold.
Words in the English sentence
- cold : soğuk
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
Explanation
- - Vücut ısısının düştüğünü veya ortamın soğuk geldiğini belirtir.
İyi hissediyorum.
✨ special word message
İyi hissediyorum.
I feel fine.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- fine : iyi, güzel, ceza
- i : ben
Explanation
- - Genel sağlık veya duygusal durumun yerinde olduğu bildirimi.
İyi hissediyorum. / Keyfim yerinde.
✨ special word message
İyi hissediyorum. / Keyfim yerinde.
I feel good.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- good : iyi
- i : ben
Explanation
- - Kendini pozitif ve sağlıklı hissetme durumu.
Kaybolmuş hissediyorum.
✨ special word message
Kaybolmuş hissediyorum.
I feel lost.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- lost : kayıp, kaybolmuş, kaybetti
Explanation
- - Hem fiziksel hem de duygusal olarak yönünü bulamama hissi.
Güvende hissediyorum.
✨ special word message
Güvende hissediyorum.
I feel safe.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- safe : güvenli, kasa
Explanation
- - Herhangi bir tehlike altında olmadığını hissetme durumu.
Hasta hissediyorum. / Midem bulanıyor.
✨ special word message
Hasta hissediyorum. / Midem bulanıyor.
I feel sick.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- sick : hasta
Explanation
- - Sağlık durumunun bozulduğunu veya mide rahatsızlığını ifade eder.
Kendimi çirkin hissediyorum.
✨ special word message
Kendimi çirkin hissediyorum.
I feel ugly.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- ugly : çirkin
Explanation
- - Kişinin o andaki fiziksel görünümüne dair olumsuz öz algısı.
Sıcak hissediyorum. / Isındım.
✨ special word message
Sıcak hissediyorum. / Isındım.
I feel warm.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- warm : ılık, sıcak
Explanation
- - Vücut ısısının arttığını veya ortamın sıcak olduğunu belirtir.
Halsiz hissediyorum. / Kendimi zayıf hissediyorum.
✨ special word message
Halsiz hissediyorum. / Kendimi zayıf hissediyorum.
I feel weak.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- weak : zayıf, güçsüz
Explanation
- - Enerji düşüklüğünü veya fiziksel/duygusal güçsüzlüğü ifade eder.
İyiyim. (Sağlık olarak)
✨ special word message
İyiyim. (Sağlık olarak)
I feel well.
Words in the English sentence
- feel : hissetmek, duymak
- i : ben
- well : iyi, kuyu
Explanation
- - Genellikle fiziksel sağlık durumunun iyi olduğunu belirtmek için kullanılır.
Üşüdüm.
✨ special word message
Üşüdüm.
I felt cold.
Words in the English sentence
- cold : soğuk
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Geçmiş bir zamanda hissedilen soğukluk durumunu bildirir.
Kendimi aptal gibi hissettim.
✨ special word message
Kendimi aptal gibi hissettim.
I felt dumb.
Words in the English sentence
- dumb : aptal, dilsiz
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Yapılan bir hata sonrası yaşanan pişmanlık veya yetersizlik hissi.
Korku hissettim.
✨ special word message
Korku hissettim.
I felt fear.
Words in the English sentence
- fear : korku, korkmak
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
Explanation
- - Bir olay anında yaşanan korku duygusunun ifadesi.
İyiydim. / İyi hissettim.
✨ special word message
İyiydim. / İyi hissettim.
I felt fine.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- fine : iyi, güzel, ceza
- i : ben
Explanation
- - Geçmişteki durumun normal veya iyi olduğunu belirtir.
İyi hissettim.
✨ special word message
İyi hissettim.
I felt good.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- good : iyi
- i : ben
Explanation
- - Geçmişteki bir eylem veya olaydan duyulan memnuniyet hissi.
Güvende hissettim.
✨ special word message
Güvende hissettim.
I felt safe.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- safe : güvenli, kasa
Explanation
- - Geçmişte bir ortamda veya kişiyleyken duyulan güven hissi.
Onu hissettim.
✨ special word message
Onu hissettim.
I felt that.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- - Hem fiziksel bir dokunuşu hem de bir duyguyu/atmosferi fark etme durumu.
Kullanılmış hissettim.
✨ special word message
Kullanılmış hissettim.
I felt used.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- used : kullanılmış, alışkın
Explanation
- - Birinin kendisinden çıkar sağladığını fark ettiğinde yaşanan duygu.
Halsizdim. / Kendimi güçsüz hissettim.
✨ special word message
Halsizdim. / Kendimi güçsüz hissettim.
I felt weak.
Words in the English sentence
- felt : hissetti, keçe
- i : ben
- weak : zayıf, güçsüz
Explanation
- - Geçmişteki enerji düşüklüğü veya dirençsizlik durumu.
Onu işten çıkardım. (Kadın)
✨ special word message
Onu işten çıkardım. (Kadın)
I fired her.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Bir kadının işine son verildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
Onu işten çıkardım. (Erkek)
✨ special word message
Onu işten çıkardım. (Erkek)
I fired him.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Bir erkeğin işine son verildiğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
Tom'u kovdum.
✨ special word message
Tom'u kovdum.
I fired Tom.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un iş akdinin feshedildiğini belirtir.
Bir tanesini tamir ettim.
✨ special word message
Bir tanesini tamir ettim.
I fixed one.
Words in the English sentence
- fixed : sabit, tamir edilmiş
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Bozuk nesnelerden birinin onarıldığını bildirir.
Onu unuttum.
✨ special word message
Onu unuttum.
I forgot it.
Words in the English sentence
- forgot : unuttu
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir bilginin veya eşyanın akıldan çıktığını belirten ifade.
Onu buldum. (Kadın)
✨ special word message
Onu buldum. (Kadın)
I found her.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Kayıp bir kadının veya aranan birinin bulunduğunu bildirir.
Onu buldum. (Erkek)
✨ special word message
Onu buldum. (Erkek)
I found him.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Kayıp bir erkeğin veya aranan birinin bulunduğunu bildirir.
Bir tane buldum.
✨ special word message
Bir tane buldum.
I found one.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Aranan nesnelerden bir tanesine ulaşıldığını belirtir.
Tom'u buldum.
✨ special word message
Tom'u buldum.
I found Tom.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un yerinin tespit edildiğini bildiren cümle.
Seni buldum.
✨ special word message
Seni buldum.
I found you.
Words in the English sentence
- found : buldu, kurulmuş
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Saklambaç veya bir arayış sonunda karşıdaki kişiye söylenen ifade.
İstersen. / Beğenirsen.
✨ special word message
İstersen. / Beğenirsen.
If you like.
Words in the English sentence
- if : eğer
- like : beğenmek, sevmek, gibi
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşıdakinin zevkine veya tercihine bırakılan bir durum.
İstersen.
✨ special word message
İstersen.
If you want.
Words in the English sentence
- if : eğer
- want : istemek
- you : sen, siz
Explanation
- - Bir kararı karşı tarafın isteğine bağlayan şart ifadesi.
Dilersen. / İstersen.
✨ special word message
Dilersen. / İstersen.
If you wish.
Words in the English sentence
- if : eğer
- wish : dilemek, dilek
- you : sen, siz
Explanation
- - "Want" kelimesine göre biraz daha resmi bir istek bildirme kalıbı.
Sıkılırım.
✨ special word message
Sıkılırım.
I get bored.
Words in the English sentence
- bored : sıkılmış
- get : almak, elde etmek, binmek
- i : ben
Explanation
- - Kişinin genellikle sıkılma eğiliminde olduğunu belirten geniş zaman.
Onu görmezden gel. / Onu boşver.
✨ special word message
Onu görmezden gel. / Onu boşver.
Ignore that.
Words in the English sentence
- ignore : görmezden gelmek
- that : o, şu
Explanation
- - Bir bilginin veya durumun dikkate alınmaması için verilen talimat.
Onları görmezden gel.
✨ special word message
Onları görmezden gel.
Ignore them.
Words in the English sentence
- ignore : görmezden gelmek
- them : onları, onlara
Explanation
- - Diğer kişileri veya nesneleri dikkate almamasını söyler.
İş buldum. / Bir işe girdim.
✨ special word message
İş buldum. / Bir işe girdim.
I got a job.
Words in the English sentence
- a : bir
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- job : iş
Explanation
- - Yeni bir işe başlama başarısını bildiren sevinçli ifade.
Sinirlendim.
✨ special word message
Sinirlendim.
I got angry.
Words in the English sentence
- angry : kızgın, öfkeli
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Bir olay karşısında öfke duyulduğunu belirten geçmiş zaman.
Sıkıldım.
✨ special word message
Sıkıldım.
I got bored.
Words in the English sentence
- bored : sıkılmış
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Bir etkinlikten veya durumdan dolayı duyulan can sıkıntısı.
Başım döndü.
✨ special word message
Başım döndü.
I got dizzy.
Words in the English sentence
- dizzy : başi dönmüş
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - Fiziksel bir denge kaybı veya sersemlik hissi bildirimi.
Kovuldum.
✨ special word message
Kovuldum.
I got fired.
Words in the English sentence
- fired : kovulmuş, ateşlenmiş
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
Explanation
- - İşten çıkarılma durumunu pasif yapıda bildiren cümle.
Yatarım. / Yatağa giderim.
✨ special word message
Yatarım. / Yatağa giderim.
I go to bed.
Words in the English sentence
- bed : yatak
- go : gitmek
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Genellikle uyumaya gitme alışkanlığını belirten ifade.
Sıkıştım. / Takılı kaldım.
✨ special word message
Sıkıştım. / Takılı kaldım.
I got stuck.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- stuck : sıkışmış, saplanmış
Explanation
- - Bir yerde mahsur kalmayı veya bir problemde ilerleyememeyi anlatır.
Üzüldüm. / Keyfim kaçtı.
✨ special word message
Üzüldüm. / Keyfim kaçtı.
I got upset.
Words in the English sentence
- got : aldı, sahip oldu
- i : ben
- upset : üzgün, keyfini kaçırmak
Explanation
- - Bir olumsuzluk sonucu yaşanan duygusal kırgınlık.
Pirinç yetiştiririm.
✨ special word message
Pirinç yetiştiririm.
I grow rice.
Words in the English sentence
- grow : büyümek, yetişmek
- i : ben
- rice : pirinç, pilav
Explanation
- - Tarımsal bir uğraşıyı veya mesleği belirten ifade.
Sanırım hayır. / Öyle olmadığını tahmin ediyorum.
✨ special word message
Sanırım hayır. / Öyle olmadığını tahmin ediyorum.
I guess not.
Words in the English sentence
- guess : tahmin etmek
- i : ben
- not : değil, olumsuzluk eki
Explanation
- - Bir olasılığa dair zayıf olumsuz tahmin.
Bir kedim vardı.
✨ special word message
Bir kedim vardı.
I had a cat.
Words in the English sentence
- a : bir
- cat : kedi
- had : vardı, sahipti
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte sahip olunan bir evcil hayvandan bahseder.
Bir işim vardı.
✨ special word message
Bir işim vardı.
I had a job.
Words in the English sentence
- a : bir
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- job : iş
Explanation
- - Geçmişteki istihdam durumunu belirten cümle.
Bir oğlum vardı.
✨ special word message
Bir oğlum vardı.
I had a son.
Words in the English sentence
- a : bir
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- son : oğul, erkek evlat
Explanation
- - Geçmişte bir erkek çocuğa sahip olduğunu bildirir.
Öğle yemeği yedim.
✨ special word message
Öğle yemeği yedim.
I had lunch.
Words in the English sentence
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- lunch : öğle yemeği
Explanation
- - Öğle yemeği eyleminin tamamlandığını belirten ifade.
Gitmem gerekiyordu.
✨ special word message
Gitmem gerekiyordu.
I had to go.
Words in the English sentence
- go : gitmek
- had : vardı, sahipti
- i : ben
- to : -e, -a (yönelme)
Explanation
- - Geçmişteki bir zorunluluğu veya ayrılma nedenini açıklar.
Kekten nefret ederim.
✨ special word message
Kekten nefret ederim.
I hate cake.
Words in the English sentence
- cake : kek, pasta
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Bir yiyeceğe karşı duyulan güçlü hoşnutsuzluk.
Kedilerden nefret ederim.
✨ special word message
Kedilerden nefret ederim.
I hate cats.
Words in the English sentence
- cats : kediler
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Kedilere karşı duyulan genel sevgisizlik.
Polislerden nefret ederim.
✨ special word message
Polislerden nefret ederim.
I hate cops.
Words in the English sentence
- cops : polisler
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Kolluk kuvvetlerine karşı duyulan olumsuz tutum.
Ondan nefret ederdim. (Kadın)
✨ special word message
Ondan nefret ederdim. (Kadın)
I hated her.
Words in the English sentence
- hated : nefret etti, nefret edilen
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte bir kadına karşı duyulan yoğun nefret.
Ondan nefret ederdim. (Erkek)
✨ special word message
Ondan nefret ederdim. (Erkek)
I hated him.
Words in the English sentence
- hated : nefret etti, nefret edilen
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Geçmişte bir erkeğe karşı duyulan yoğun nefret.
Köpeklerden nefret ederim.
✨ special word message
Köpeklerden nefret ederim.
I hate dogs.
Words in the English sentence
- dogs : köpekler
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Köpeklere karşı duyulan genel hoşnutsuzluk.
Tom'dan nefret ederdim.
✨ special word message
Tom'dan nefret ederdim.
I hated Tom.
Words in the English sentence
- hated : nefret etti, nefret edilen
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'a karşı geçmişte duyulan olumsuz hisler.
Balıktan nefret ederim.
✨ special word message
Balıktan nefret ederim.
I hate fish.
Words in the English sentence
- fish : balık
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Bir gıda türü olarak balığı sevmeme durumu.
Golf sporundan nefret ederim.
✨ special word message
Golf sporundan nefret ederim.
I hate golf.
Words in the English sentence
- golf : golf
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
Explanation
- - Bir spor dalına karşı duyulan ilgisizlik ve hoşnutsuzluk.
Yalanlardan nefret ederim.
✨ special word message
Yalanlardan nefret ederim.
I hate lies.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- lies : yalanlar, yalan söyler, uzanır
Explanation
- - Dürüstlüğe önem verildiğini vurgulayan ifade.
Sütten nefret ederim.
✨ special word message
Sütten nefret ederim.
I hate milk.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- milk : süt
Explanation
- - Süt tüketimine karşı duyulan hoşnutsuzluk.
Yağmurdan nefret ederim.
✨ special word message
Yağmurdan nefret ederim.
I hate rain.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- rain : yağmur
Explanation
- - Yağmurlu havaya karşı duyulan sevimsizlik.
Kumdan nefret ederim.
✨ special word message
Kumdan nefret ederim.
I hate sand.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- sand : kum
Explanation
- - Kumun verdiği fiziksel histen hoşlanmama durumu.
Kardan nefret ederim.
✨ special word message
Kardan nefret ederim.
I hate snow.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- snow : kar, kar yağmak
Explanation
- - Karlı havayı veya kış koşullarını sevmeme.
Bundan nefret ederim. / O durumdan nefret ederim.
✨ special word message
Bundan nefret ederim. / O durumdan nefret ederim.
I hate that.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- - Belirli bir şeye veya duruma karşı duyulan tepki.
Onlardan nefret ederim.
✨ special word message
Onlardan nefret ederim.
I hate them.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- - Bir grup insana veya nesneye karşı duyulan nefret.
Bundan nefret ediyorum.
✨ special word message
Bundan nefret ediyorum.
I hate this.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- this : bu
Explanation
- - Şu anki durumdan veya elindeki nesneden duyulan memnuniyetsizlik.
Çalışmaktan nefret ederim. / İşten nefret ederim.
✨ special word message
Çalışmaktan nefret ederim. / İşten nefret ederim.
I hate work.
Words in the English sentence
- hate : nefret etmek, nefret
- i : ben
- work : çalışmak, iş
Explanation
- - Çalışma hayatına karşı duyulan genel isteksizlik.
Nakitim var.
✨ special word message
Nakitim var.
I have cash.
Words in the English sentence
- cash : nakit
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Üzerinde nakit para bulunduğunu bildiren cümle.
Gözlerim var. / Görüyorum.
✨ special word message
Gözlerim var. / Görüyorum.
I have eyes.
Words in the English sentence
- eyes : gözler
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Hem organ mevcudiyetini hem de olan biteni fark ettiğini belirtir.
Yiyeceğim var.
✨ special word message
Yiyeceğim var.
I have food.
Words in the English sentence
- food : yemek, gıda
- have : sahip olmak, var
- i : ben
Explanation
- - Yanında veya evinde yemek bulunduğunu bildirir.
Umudum var.
✨ special word message
Umudum var.
I have hope.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- hope : umut etmek, umut
- i : ben
Explanation
- - Geleceğe dair pozitif beklentisini koruduğunu belirtir.
Haberlerim var.
✨ special word message
Haberlerim var.
I have news.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- news : haber, haberler
Explanation
- - Yeni bir bilgiyi paylaşmak üzere söylenen giriş cümlesi.
Okudum.
✨ special word message
Okudum.
I have read.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- read : okumak, okudu
Explanation
- - Bir metni veya kitabı bitirdiğini belirten bitmişlik zamanı.
Vaktim var.
✨ special word message
Vaktim var.
I have time.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- time : zaman, vakit
Explanation
- - Müsaitlik durumunu bildiren ifade.
Şarabım var.
✨ special word message
Şarabım var.
I have wine.
Words in the English sentence
- have : sahip olmak, var
- i : ben
- wine : şarap
Explanation
- - Elinde bulunan içeceği belirtir.
Onu duydum. (Kadın)
✨ special word message
Onu duydum. (Kadın)
I heard her.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Bir kadının sesini veya söylediklerini işitme durumu.
Onu duydum. (Erkek)
✨ special word message
Onu duydum. (Erkek)
I heard him.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Bir erkeğin sesini veya söylediklerini işitme durumu.
Tom'u duydum.
✨ special word message
Tom'u duydum.
I heard Tom.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un sesini veya haberini işittiğini belirten ifade.
Seni duydum.
✨ special word message
Seni duydum.
I heard you.
Words in the English sentence
- heard : duydu, duyulmuş
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Karşı tarafın söylediklerinin işitildiğini teyit eder.
Onu duyuyorum. / Öyle duyuyorum.
✨ special word message
Onu duyuyorum. / Öyle duyuyorum.
I hear that.
Words in the English sentence
- hear : duymak, işitmek
- i : ben
- that : o, şu
Explanation
- - Bir sesi o an işitmeyi veya bir söylentiyi bildirmeyi ifade eder.
Seni seviyorum. (Kalp simgesi anlamında)
✨ special word message
Seni seviyorum. (Kalp simgesi anlamında)
I heart you.
Words in the English sentence
- heart : kalp, yürek
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Sevgi belirten modern ve sevimli bir ifade.
Onu işe aldım. (Kadın)
✨ special word message
Onu işe aldım. (Kadın)
I hired her.
Words in the English sentence
- her : ona, onu, onun
- hired : işe alınmış, kiralık
- i : ben
Explanation
- - Bir kadına iş verildiğini bildiren geçmiş zaman.
Onu işe aldım. (Erkek)
✨ special word message
Onu işe aldım. (Erkek)
I hired him.
Words in the English sentence
- him : ona, onu
- hired : işe alınmış, kiralık
- i : ben
Explanation
- - Bir erkeğe iş verildiğini bildiren geçmiş zaman.
Tom'u işe aldım.
✨ special word message
Tom'u işe aldım.
I hired Tom.
Words in the English sentence
- hired : işe alınmış, kiralık
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom'un işe alım sürecinin tamamlandığını belirtir.
Henüz ayrıldım. / Şimdi çıktım.
✨ special word message
Henüz ayrıldım. / Şimdi çıktım.
I just left.
Words in the English sentence
- i : ben
- just : sadece, henüz
- left : sol, ayrıldı
Explanation
- - Bir yerden çok kısa süre önce ayrıldığını bildirir.
Bunu biliyordum.
✨ special word message
Bunu biliyordum.
I knew that.
Words in the English sentence
- i : ben
- knew : biliyordu
- that : o, şu
Explanation
- - Verilen bir bilginin zaten farkında olduğunu belirtir.
Silahlardan anlarım.
✨ special word message
Silahlardan anlarım.
I know guns.
Words in the English sentence
- guns : silahlar
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
Explanation
- - Silahlar konusunda bilgi veya tecrübe sahibi olma durumu.
Onu biliyorum.
✨ special word message
Onu biliyorum.
I know that.
Words in the English sentence
- i : ben
- know : bilmek, tanımak
- that : o, şu
Explanation
- - Bir durumun veya bilginin bilindiğini teyit eder.