Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      O güçlüdür.

      ✨ special word message

      O güçlüdür.

      He's strong.

      Words in the English sentence

      • strong : güçlü, kuvvetli

      Explanation

      • - Bir erkeğin fiziksel veya karakteristik gücünü belirtir.
      O aptaldır.

      ✨ special word message

      O aptaldır.

      He's stupid.

      Words in the English sentence

      • stupid : aptal

      Explanation

      • - Bir erkeğin zekası hakkında olumsuz bir eleştiri.
      Onu o çaldı.

      ✨ special word message

      Onu o çaldı.

      He stole it.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • it : o, onu
      • stole : çaldı

      Explanation

      • - Bir hırsızlık eyleminin bir erkek tarafından yapıldığını bildiren suçlama.
      Ayağa kalktı.

      ✨ special word message

      Ayağa kalktı.

      He stood up.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • stood : durdu
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Bir erkeğin oturma veya yatma pozisyonundan ayağa kalkma eylemi.
      Çok sarhoş. / Perişan durumda.

      ✨ special word message

      Çok sarhoş. / Perişan durumda.

      He's wasted.

      Words in the English sentence

      • wasted : boşa gitti, israf edildi

      Explanation

      • - Hem aşırı alkol etkisini hem de bitkinlik/ziyan olma durumunu ifade eden argo kalıp.
      Ona söyledi. (Bir kadına)

      ✨ special word message

      Ona söyledi. (Bir kadına)

      He told her.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • her : ona, onu, onun
      • told : söyledi

      Explanation

      • - Bir bilginin bir erkek tarafından bir kadına iletilmesi.
      Ona söyledi. (Bir erkeğe)

      ✨ special word message

      Ona söyledi. (Bir erkeğe)

      He told him.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • him : ona, onu
      • told : söyledi

      Explanation

      • - Bir bilginin bir erkek tarafından başka bir erkeğe iletilmesi.
      Onu istiyor.

      ✨ special word message

      Onu istiyor.

      He wants it.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • it : o, onu
      • wants : ister, istekler

      Explanation

      • - Bir erkeğin bir nesneye veya duruma duyduğu arzuyu belirtir.
      Meşguldü.

      ✨ special word message

      Meşguldü.

      He was busy.

      Words in the English sentence

      • busy : meşgul
      • he : o
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir erkeğin geçmişteki meşguliyet durumunu ifade eder.
      Kocaman biriydi. / Çok iriydi.

      ✨ special word message

      Kocaman biriydi. / Çok iriydi.

      He was huge.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • huge : kocaman, devasa
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Bir erkeğin geçmişteki fiziksel boyutuna dair vurgulu betimleme.
      Tom'u uyandırdı.

      ✨ special word message

      Tom'u uyandırdı.

      He woke Tom.

      Words in the English sentence

      • he : o
      • tom : Tom
      • woke : uyandı

      Explanation

      • - Bir erkeğin Tom'u uykusundan kaldırma eylemi.
      O olmaz. / O iş görmez.

      ✨ special word message

      O olmaz. / O iş görmez.

      He won't do.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • he : o

      Explanation

      • - Bir kişinin (erkek) belirli bir iş veya kriter için uygun olmadığını belirtir.
      Hey, ayağa kalk. / Hey, uyan.

      ✨ special word message

      Hey, ayağa kalk. / Hey, uyan.

      Hey, get up.

      Words in the English sentence

      • get : almak, elde etmek, binmek
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Dikkat çekerek yapılan bir ayağa kalkma veya uyanma çağrısı.
      Hey, dinle!

      ✨ special word message

      Hey, dinle!

      Hey, listen!

      Words in the English sentence

      • listen : dinlemek

      Explanation

      • - Karşıdakinin dikkatini çekmek için kullanılan bir ünlem.
      Selam, ben Tom.

      ✨ special word message

      Selam, ben Tom.

      Hi, I'm Tom.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom'un kendini tanıtırken kullandığı temel selamlama cümlesi.
      Çantamı tut.

      ✨ special word message

      Çantamı tut.

      Hold my bag.

      Words in the English sentence

      • bag : çanta
      • hold : tutmak, beklemek
      • my : benim

      Explanation

      • - Birinden geçici olarak çantasını tutmasını isteyen talimat.
      Dışarısı sıcak mı?

      ✨ special word message

      Dışarısı sıcak mı?

      Hot outside?

      Words in the English sentence

      • hot : sıcak
      • outside : dışarı, dışarısı

      Explanation

      • - Dışarıdaki hava durumu hakkında sorulan kısa ve gayriresmi soru.
      Nasılsın?

      ✨ special word message

      Nasılsın?

      How are you?

      Words in the English sentence

      • are : dır/dir (olmak fiili)
      • how : nasıl
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - En temel hal hatır sorma sorusu.
      Ne kadar ilginç! / Ne tuhaf!

      ✨ special word message

      Ne kadar ilginç! / Ne tuhaf!

      How curious!

      Words in the English sentence

      • curious : meraklı
      • how : nasıl

      Explanation

      • - Şaşırtıcı veya merak uyandırıcı bir durum karşısında verilen tepki.
      Ne büyük aptallık!

      ✨ special word message

      Ne büyük aptallık!

      How foolish!

      Words in the English sentence

      • foolish : aptalca
      • how : nasıl

      Explanation

      • - Yapılan bir hataya veya akılsızca bir eyleme yönelik eleştirel ünlem.
      Hayat nasıl gidiyor?

      ✨ special word message

      Hayat nasıl gidiyor?

      How is life?

      Words in the English sentence

      • how : nasıl
      • is : dır, dir
      • life : hayat, yaşam

      Explanation

      • - Genel yaşam durumu hakkında sorulan samimi bir soru.
      Mary nasıl?

      ✨ special word message

      Mary nasıl?

      How is Mary?

      Words in the English sentence

      • how : nasıl
      • is : dır, dir
      • mary : Mary (Özel isim)

      Explanation

      • - Mary'nin sağlığı veya durumu hakkında bilgi alma sorusu.
      İşler nasıl?

      ✨ special word message

      İşler nasıl?

      How is work?

      Words in the English sentence

      • how : nasıl
      • is : dır, dir
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • - Mesleki hayatın gidişatı hakkında sorulan soru.
      Ne kadar garip!

      ✨ special word message

      Ne kadar garip!

      How strange!

      Words in the English sentence

      • how : nasıl
      • strange : garip, tuhaf

      Explanation

      • - Alışılmadık veya açıklanamayan bir durum karşısında duyulan şaşkınlık.
      Tom nasıldı?

      ✨ special word message

      Tom nasıldı?

      How was Tom?

      Words in the English sentence

      • how : nasıl
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • - Tom'un geçmişteki bir andaki veya durumdaki halini sorgular.
      Acele et, yardım et.

      ✨ special word message

      Acele et, yardım et.

      Hurry, help.

      Words in the English sentence

      • help : yardım etmek, yardım

      Explanation

      • - Aciliyet bildiren bir yardım çağrısı.
      Acele ettir. / Elini çabuk tut.

      ✨ special word message

      Acele ettir. / Elini çabuk tut.

      Hurry it up.

      Words in the English sentence

      • hurry : acele etmek, acele
      • it : o, onu
      • up : yukarı

      Explanation

      • - Bir işin daha hızlı yapılması için verilen baskıcı talimat.
      Ben de gittim.

      ✨ special word message

      Ben de gittim.

      I also went.

      Words in the English sentence

      • also : ayrıca, de/da
      • i : ben
      • went : gitti

      Explanation

      • - Başkalarıyla birlikte veya onlara ek olarak kendisinin de gittiğini belirtir.
      Ben bir patronum.

      ✨ special word message

      Ben bir patronum.

      I am a boss.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • am : ım/im (olmak fiili)
      • boss : patron
      • i : ben

      Explanation

      • - Kişinin mesleki statüsünü veya otoritesini belirten cümle.
      Ben bir aşçıyım.

      ✨ special word message

      Ben bir aşçıyım.

      I am a cook.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • am : ım/im (olmak fiili)
      • cook : aşçı, yemek pişirmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Kişinin mesleğini (yemek pişirme) bildiren tanım.
      Ben bir balığım.

      ✨ special word message

      Ben bir balığım.

      I am a fish.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • am : ım/im (olmak fiili)
      • fish : balık
      • i : ben

      Explanation

      • - Metaforik, oyun amaçlı veya hayali bir kimlik beyanı.
      Korkuyorum. / Korkarım ki...

      ✨ special word message

      Korkuyorum. / Korkarım ki...

      I am afraid.

      Words in the English sentence

      • afraid : korkmuş, korkan
      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben

      Explanation

      • - Hem korku hissini hem de üzülerek verilen olumsuz bir bilgiyi ifade eder.
      Ben bir kızım.

      ✨ special word message

      Ben bir kızım.

      I am a girl.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • am : ım/im (olmak fiili)
      • girl : kız
      • i : ben

      Explanation

      • - Cinsiyet ve yaş kategorisi belirten temel ifade.
      Ben bir ikizim.

      ✨ special word message

      Ben bir ikizim.

      I am a twin.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • twin : ikiz

      Explanation

      • - Kişinin doğum sırasına veya kardeşlik durumuna dair bilgi.
      Daha iyiyim.

      ✨ special word message

      Daha iyiyim.

      I am better.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • better : daha iyi
      • i : ben

      Explanation

      • - Sağlık veya yetenek açısından bir iyileşme olduğunu bildirir.
      Sıkıcıyım.

      ✨ special word message

      Sıkıcıyım.

      I am boring.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • boring : sıkıcı
      • i : ben

      Explanation

      • - Kişinin kendi karakterine dair olumsuz bir öz eleştirisi.
      Geliyorum.

      ✨ special word message

      Geliyorum.

      I am coming.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • coming : geliyor, gelen
      • i : ben

      Explanation

      • - Yolda olduğunu veya yaklaşmakta olduğunu bildiren şimdiki zaman cümlesi.
      Yemek yiyorum.

      ✨ special word message

      Yemek yiyorum.

      I am eating.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • eating : yiyor, yemek yeme
      • i : ben

      Explanation

      • - O anda gerçekleştirilen beslenme eylemini bildirir.
      Fransız'ım.

      ✨ special word message

      Fransız'ım.

      I am French.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • french : Fransızca, Fransız
      • i : ben

      Explanation

      • - Milliyet veya köken belirten ifade.
      Alman'ım.

      ✨ special word message

      Alman'ım.

      I am German.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • german : Almanca, Alman
      • i : ben

      Explanation

      • - Milliyet belirten temel cümle.
      Açım.

      ✨ special word message

      Açım.

      I am hungry.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • hungry : aç
      • i : ben

      Explanation

      • - Yemek yeme ihtiyacını belirten fiziksel durum bildirimi.
      Şaka yapıyorum.

      ✨ special word message

      Şaka yapıyorum.

      I am joking.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • joking : şaka yapıyor

      Explanation

      • - Söylenenlerin ciddiye alınmaması gerektiğini belirten açıklama.
      Koreli'yim.

      ✨ special word message

      Koreli'yim.

      I am Korean.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • korean : Koreli, Korece

      Explanation

      • - Milliyet bildiren ifade.
      Müslüman'ım.

      ✨ special word message

      Müslüman'ım.

      I am Muslim.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • muslim : Müslüman

      Explanation

      • - Dini inanç veya kimlik beyanı.
      Çevrimiçiyim.

      ✨ special word message

      Çevrimiçiyim.

      I am online.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • online : çevrimiçi

      Explanation

      • - İnternete bağlı veya ulaşılabilir durumda olduğunu bildirir.
      Sessizim.

      ✨ special word message

      Sessizim.

      I am silent.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • silent : sessiz

      Explanation

      • - Konuşmadığını veya sessiz kalmayı tercih ettiğini belirtir.
      Bekarım.

      ✨ special word message

      Bekarım.

      I am single.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • single : bekar, tek

      Explanation

      • - Medeni durumun bekar olduğunu ifade eder.
      Çok sıcakladım. / Çok seksiyim.

      ✨ special word message

      Çok sıcakladım. / Çok seksiyim.

      I am so hot.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • hot : sıcak
      • i : ben
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • - Bağlama göre hem vücut ısısını hem de çekiciliği ifade edebilir.
      Daha uzunum.

      ✨ special word message

      Daha uzunum.

      I am taller.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • taller : daha uzun

      Explanation

      • - Boy uzunluğu açısından bir karşılaştırma bildirir.
      Deniyorum. / Çabalıyorum.

      ✨ special word message

      Deniyorum. / Çabalıyorum.

      I am trying.

      Words in the English sentence

      • am : ım/im (olmak fiili)
      • i : ben
      • trying : deniyor, çabalıyor, yorucu

      Explanation

      • - Bir konuda gayret gösterildiğini belirten ifade.
      Ona sordum. (Kadına)

      ✨ special word message

      Ona sordum. (Kadına)

      I asked her.

      Words in the English sentence

      • asked : sordu, istedi
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir sorunun bir kadına yöneltildiğini bildiren geçmiş zaman.
      Ona sordum. (Erkeğe)

      ✨ special word message

      Ona sordum. (Erkeğe)

      I asked him.

      Words in the English sentence

      • asked : sordu, istedi
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir sorunun bir erkeğe yöneltildiğini bildiren geçmiş zaman.
      Tom'a sordum.

      ✨ special word message

      Tom'a sordum.

      I asked Tom.

      Words in the English sentence

      • asked : sordu, istedi
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bilgi almak için Tom'a danışıldığını belirtir.
      Nedenini sordum.

      ✨ special word message

      Nedenini sordum.

      I asked why.

      Words in the English sentence

      • asked : sordu, istedi
      • i : ben
      • why : neden, niçin

      Explanation

      • - Bir durumun sebebini sorgulama eylemini bildirir.
      Öyle olduğunu varsayıyorum. / Herhalde öyledir.

      ✨ special word message

      Öyle olduğunu varsayıyorum. / Herhalde öyledir.

      I assume so.

      Words in the English sentence

      • assume : varsaymak, üstlenmek
      • i : ben
      • so : bu yüzden, çok, öyle

      Explanation

      • - Kanıtı olmasa da bir durumun öyle olduğuna inanma.
      Yalnız yedim.

      ✨ special word message

      Yalnız yedim.

      I ate alone.

      Words in the English sentence

      • alone : yalnız
      • ate : yedi
      • i : ben

      Explanation

      • - Yemeği tek başına yediğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
      Ekmek yedim.

      ✨ special word message

      Ekmek yedim.

      I ate bread.

      Words in the English sentence

      • ate : yedi
      • bread : ekmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Tüketilen gıdanın ekmek olduğunu belirtir.
      Hafif yedim.

      ✨ special word message

      Hafif yedim.

      I ate light.

      Words in the English sentence

      • ate : yedi
      • i : ben
      • light : ışık, hafif

      Explanation

      • - Mideyi yormayan veya az miktarda yemek yendiğini ifade eder.
      Tom'dan kaçınırım. / Tom'a yaklaşmam.

      ✨ special word message

      Tom'dan kaçınırım. / Tom'a yaklaşmam.

      I avoid Tom.

      Words in the English sentence

      • avoid : kaçınmak, sakınmak
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Tom ile karşılaşmamak için bilinçli çaba gösterildiğini belirtir.
      Bir tane pişirdim (fırında).

      ✨ special word message

      Bir tane pişirdim (fırında).

      I baked one.

      Words in the English sentence

      • baked : fırınlanmış, pişmiş
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Fırınlama yöntemiyle bir şey hazırlandığını bildirir.
      Onları yendim. / Onları dövdüm.

      ✨ special word message

      Onları yendim. / Onları dövdüm.

      I beat them.

      Words in the English sentence

      • beat : vurmak, yenmek, ritim
      • i : ben
      • them : onları, onlara

      Explanation

      • - Hem bir yarışmayı kazanmayı hem de fiziksel galibiyeti ifade edebilir.
      Onu suçluyorum. (Kadını)

      ✨ special word message

      Onu suçluyorum. (Kadını)

      I blame her.

      Words in the English sentence

      • blame : suçlamak, suç
      • her : ona, onu, onun
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir hatadan dolayı bir kadını sorumlu tutma.
      Onu suçluyorum. (Erkeği)

      ✨ special word message

      Onu suçluyorum. (Erkeği)

      I blame him.

      Words in the English sentence

      • blame : suçlamak, suç
      • him : ona, onu
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir hatadan dolayı bir erkeği sorumlu tutma.
      Tom'u suçluyorum.

      ✨ special word message

      Tom'u suçluyorum.

      I blame Tom.

      Words in the English sentence

      • blame : suçlamak, suç
      • i : ben
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Mevcut olumsuzluktan Tom'u sorumlu tutma durumu.
      Seni suçluyorum.

      ✨ special word message

      Seni suçluyorum.

      I blame you.

      Words in the English sentence

      • blame : suçlamak, suç
      • i : ben
      • you : sen, siz

      Explanation

      • - Sorumluluğun karşı tarafta olduğunu belirten doğrudan itham.
      Onu satın aldım.

      ✨ special word message

      Onu satın aldım.

      I bought it.

      Words in the English sentence

      • bought : satın aldı, satın alınmış
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir nesnenin satın alınma eyleminin tamamlandığını bildirir.
      Onu gömdüm.

      ✨ special word message

      Onu gömdüm.

      I buried it.

      Words in the English sentence

      • buried : gömülü, gömülmüş
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir şeyi toprağa veya altına yerleştirme eylemi.
      Onu yaktım.

      ✨ special word message

      Onu yaktım.

      I burned it.

      Words in the English sentence

      • burned : yanmış, yandı
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir şeyi ateşe verme veya bir kazayı bildiren cümle.
      Geri geldim.

      ✨ special word message

      Geri geldim.

      I came back.

      Words in the English sentence

      • back : geri, arka, sırt
      • came : geldi
      • i : ben

      Explanation

      • - Ayrıldığı bir yere tekrar döndüğünü bildirir.
      Sonuncu oldum. / En son geldim.

      ✨ special word message

      Sonuncu oldum. / En son geldim.

      I came last.

      Words in the English sentence

      • came : geldi
      • i : ben
      • last : son, geçen

      Explanation

      • - Bir sıralamada veya varışta son sırada olmayı ifade eder.
      Dans edebilirim.

      ✨ special word message

      Dans edebilirim.

      I can dance.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • dance : dans, dans etmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Dans etme yeteneğine sahip olduğunu belirtir.
      Onu yapabilirim.

      ✨ special word message

      Onu yapabilirim.

      I can do it.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • do : yapmak
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir işi başarma potansiyeli veya izni olduğunu bildirir.
      Araba sürebilirim.

      ✨ special word message

      Araba sürebilirim.

      I can drive.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • drive : sürmek, araç sürmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Araç kullanma yetisine veya ehliyetine sahip olma.
      Paylaşabilirim.

      ✨ special word message

      Paylaşabilirim.

      I can share.

      Words in the English sentence

      • can : yapabilmek, teneke kutu
      • i : ben
      • share : paylaşmak, pay

      Explanation

      • - Elindekini başkalarına verme konusundaki gönüllülük.
      Yiyemiyorum.

      ✨ special word message

      Yiyemiyorum.

      I can't eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • i : ben

      Explanation

      • - Fiziksel bir engel veya iştahsızlık nedeniyle yemek yiyememe.
      Uçamıyorum.

      ✨ special word message

      Uçamıyorum.

      I can't fly.

      Words in the English sentence

      • fly : uçmak, sinek
      • i : ben

      Explanation

      • - Uçma yeteneğinin olmadığını (veya uçağa binemediğini) belirtir.
      Yalan söyleyemem.

      ✨ special word message

      Yalan söyleyemem.

      I can't lie.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • lie : yalan, uzanmak

      Explanation

      • - Dürüstlük prensibini veya yalan söyleme konusundaki beceriksizliği vurgular.
      Söyleyemem.

      ✨ special word message

      Söyleyemem.

      I can't say.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • say : söylemek, demek

      Explanation

      • - Bir bilgiyi paylaşma yetkisi veya imkanı olmadığını belirtir.
      Göremiyorum.

      ✨ special word message

      Göremiyorum.

      I can't see.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • see : görmek, anlamak

      Explanation

      • - Görüş engelini veya karanlık gibi durumları ifade eder.
      Kayak yapamam.

      ✨ special word message

      Kayak yapamam.

      I can't ski.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • ski : kayak, kayak yapmak

      Explanation

      • - Kayak sporu konusundaki beceriksizliği ifade eder.
      Kazanamam.

      ✨ special word message

      Kazanamam.

      I can't win.

      Words in the English sentence

      • i : ben
      • win : kazanmak

      Explanation

      • - Başarılı olma şansının olmadığını belirten karamsar veya gerçekçi ifade.
      Onu yakaladım.

      ✨ special word message

      Onu yakaladım.

      I caught it.

      Words in the English sentence

      • caught : yakaladı, yakalanmış
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Hareketli bir nesneyi veya bir fırsatı yakalama eylemi.
      Buz soğuktur. / Buz havalıdır.

      ✨ special word message

      Buz soğuktur. / Buz havalıdır.

      Ice is cool.

      Words in the English sentence

      • cool : serin, havalı
      • ice : buz
      • is : dır, dir

      Explanation

      • - Hem sıcaklık durumunu hem de (argo) etkileyici olduğunu belirtir.
      Bir tane seçtim.

      ✨ special word message

      Bir tane seçtim.

      I chose one.

      Words in the English sentence

      • chose : seçti
      • i : ben
      • one : bir

      Explanation

      • - Seçenekler arasından bir karara varıldığını bildirir.
      Onu kapattım.

      ✨ special word message

      Onu kapattım.

      I closed it.

      Words in the English sentence

      • closed : kapalı, kapattı
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir kapı, pencere veya dosyanın kapatılma eylemi.
      İtiraf ettim.

      ✨ special word message

      İtiraf ettim.

      I confessed.

      Words in the English sentence

      • confessed : itiraf etti
      • i : ben

      Explanation

      • - Gizli bir bilgiyi veya suçunu açıkladığını belirtir.
      Deneyebilirim. / Deneyebilirdim.

      ✨ special word message

      Deneyebilirim. / Deneyebilirdim.

      I could try.

      Words in the English sentence

      • could : yapabilirdi, -ebilirdi
      • i : ben
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • - Bir işi yapma konusundaki ihtimali veya geçmişteki imkanı ifade eder.
      Çok ağlarım.

      ✨ special word message

      Çok ağlarım.

      I cry a lot.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • cry : ağlamak, haykırış
      • i : ben
      • lot : çok, arazi

      Explanation

      • - Kişinin sık sık ağlama eğiliminde olduğunu belirten alışkanlık cümlesi.
      Ekmek kestim.

      ✨ special word message

      Ekmek kestim.

      I cut bread.

      Words in the English sentence

      • bread : ekmek
      • cut : kesmek, kesik
      • i : ben

      Explanation

      • - Ekmeği dilimleme eyleminin gerçekleştiğini bildirir.
      Dersi astım. / Okulu kırdım.

      ✨ special word message

      Dersi astım. / Okulu kırdım.

      I cut class.

      Words in the English sentence

      • class : sınıf
      • cut : kesmek, kesik
      • i : ben

      Explanation

      • - Derse bilerek katılmama eylemini ifade eden deyimsel kalıp.
      Cam kestim.

      ✨ special word message

      Cam kestim.

      I cut glass.

      Words in the English sentence

      • cut : kesmek, kesik
      • glass : cam, bardak
      • i : ben

      Explanation

      • - Camı belirli bir boyutta kesme işlemini bildirir.
      Ona sorardım.

      ✨ special word message

      Ona sorardım.

      I'd ask him.

      Words in the English sentence

      • ask : sormak, istemek
      • him : ona, onu

      Explanation

      • - Bir varsayım durumunda bir erkeğe danışılacağını belirtir.
      Tom'a sorardım.

      ✨ special word message

      Tom'a sorardım.

      I'd ask Tom.

      Words in the English sentence

      • ask : sormak, istemek
      • tom : Tom

      Explanation

      • - Bir varsayım durumunda Tom'un fikrinin alınacağını ifade eder.
      Onu yapardım.

      ✨ special word message

      Onu yapardım.

      I'd do that.

      Words in the English sentence

      • do : yapmak
      • that : o, şu

      Explanation

      • - Belirli koşullar altında bir eylemi yapma niyetini belirtir.
      Onu reddettim. / İnkar ettim.

      ✨ special word message

      Onu reddettim. / İnkar ettim.

      I denied it.

      Words in the English sentence

      • denied : reddedildi, inkar edildi
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - Bir suçlamayı veya teklifi geri çevirme eylemi.
      Onu gerçekten yaptım.

      ✨ special word message

      Onu gerçekten yaptım.

      I did do it.

      Words in the English sentence

      • did : yaptı
      • do : yapmak
      • i : ben
      • it : o, onu

      Explanation

      • - "Did" vurgusuyla, bir eylemin yapıldığını kesin olarak teyit eder.
      Gitmedim.

      ✨ special word message

      Gitmedim.

      I didn't go.

      Words in the English sentence

      • go : gitmek
      • i : ben

      Explanation

      • - Gitme eyleminin gerçekleşmediğini bildiren olumsuz geçmiş zaman.
      Tartıştım. / Ele aldım.

      ✨ special word message

      Tartıştım. / Ele aldım.

      I discussed.

      Words in the English sentence

      • discussed : tartışıldı
      • i : ben

      Explanation

      • - Bir konunun karşılıklı olarak konuşulduğunu belirtir.
      Ağlamam.

      ✨ special word message

      Ağlamam.

      I don't cry.

      Words in the English sentence

      • cry : ağlamak, haykırış
      • i : ben

      Explanation

      • - Kişinin genel olarak ağlamadığını belirten geniş zaman cümlesi.
      Ölmem.

      ✨ special word message

      Ölmem.

      I don't die.

      Words in the English sentence

      • die : ölmek, zar
      • i : ben

      Explanation

      • - Hem mecazen "yıkılmam" hem de düz anlamda ölümsüzlük vurgusu.