O güçlüdür.
✨ special word message
O güçlüdür.
He's strong.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir erkeğin fiziksel veya karakteristik gücünü belirtir.
O aptaldır.
✨ special word message
O aptaldır.
He's stupid.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir erkeğin zekası hakkında olumsuz bir eleştiri.
Onu o çaldı.
✨ special word message
Onu o çaldı.
He stole it.
Words in the English sentence
- he : o
- it : o, onu
- stole : çaldı
Explanation
- - Bir hırsızlık eyleminin bir erkek tarafından yapıldığını bildiren suçlama.
Ayağa kalktı.
✨ special word message
Ayağa kalktı.
He stood up.
Words in the English sentence
- he : o
- stood : durdu
- up : yukarı
Explanation
- - Bir erkeğin oturma veya yatma pozisyonundan ayağa kalkma eylemi.
Çok sarhoş. / Perişan durumda.
✨ special word message
Çok sarhoş. / Perişan durumda.
He's wasted.
Words in the English sentence
- wasted : boşa gitti, israf edildi
Explanation
- - Hem aşırı alkol etkisini hem de bitkinlik/ziyan olma durumunu ifade eden argo kalıp.
Ona söyledi. (Bir kadına)
✨ special word message
Ona söyledi. (Bir kadına)
He told her.
Words in the English sentence
- he : o
- her : ona, onu, onun
- told : söyledi
Explanation
- - Bir bilginin bir erkek tarafından bir kadına iletilmesi.
Ona söyledi. (Bir erkeğe)
✨ special word message
Ona söyledi. (Bir erkeğe)
He told him.
Words in the English sentence
- he : o
- him : ona, onu
- told : söyledi
Explanation
- - Bir bilginin bir erkek tarafından başka bir erkeğe iletilmesi.
Onu istiyor.
✨ special word message
Onu istiyor.
He wants it.
Words in the English sentence
- he : o
- it : o, onu
- wants : ister, istekler
Explanation
- - Bir erkeğin bir nesneye veya duruma duyduğu arzuyu belirtir.
Meşguldü.
✨ special word message
Meşguldü.
He was busy.
Words in the English sentence
- busy : meşgul
- he : o
- was : idi, oldu
Explanation
- - Bir erkeğin geçmişteki meşguliyet durumunu ifade eder.
Kocaman biriydi. / Çok iriydi.
✨ special word message
Kocaman biriydi. / Çok iriydi.
He was huge.
Words in the English sentence
- he : o
- huge : kocaman, devasa
- was : idi, oldu
Explanation
- - Bir erkeğin geçmişteki fiziksel boyutuna dair vurgulu betimleme.
Tom'u uyandırdı.
✨ special word message
Tom'u uyandırdı.
He woke Tom.
Words in the English sentence
- he : o
- tom : Tom
- woke : uyandı
Explanation
- - Bir erkeğin Tom'u uykusundan kaldırma eylemi.
O olmaz. / O iş görmez.
✨ special word message
O olmaz. / O iş görmez.
He won't do.
Words in the English sentence
Explanation
- - Bir kişinin (erkek) belirli bir iş veya kriter için uygun olmadığını belirtir.
Hey, ayağa kalk. / Hey, uyan.
✨ special word message
Hey, ayağa kalk. / Hey, uyan.
Hey, get up.
Words in the English sentence
- get : almak, elde etmek, binmek
- up : yukarı
Explanation
- - Dikkat çekerek yapılan bir ayağa kalkma veya uyanma çağrısı.
Hey, dinle!
✨ special word message
Hey, dinle!
Hey, listen!
Words in the English sentence
Explanation
- - Karşıdakinin dikkatini çekmek için kullanılan bir ünlem.
Selam, ben Tom.
✨ special word message
Selam, ben Tom.
Hi, I'm Tom.
Words in the English sentence
Explanation
- - Tom'un kendini tanıtırken kullandığı temel selamlama cümlesi.
Çantamı tut.
✨ special word message
Çantamı tut.
Hold my bag.
Words in the English sentence
- bag : çanta
- hold : tutmak, beklemek
- my : benim
Explanation
- - Birinden geçici olarak çantasını tutmasını isteyen talimat.
Dışarısı sıcak mı?
✨ special word message
Dışarısı sıcak mı?
Hot outside?
Words in the English sentence
- hot : sıcak
- outside : dışarı, dışarısı
Explanation
- - Dışarıdaki hava durumu hakkında sorulan kısa ve gayriresmi soru.
Nasılsın?
✨ special word message
Nasılsın?
How are you?
Words in the English sentence
- are : dır/dir (olmak fiili)
- how : nasıl
- you : sen, siz
Explanation
- - En temel hal hatır sorma sorusu.
Ne kadar ilginç! / Ne tuhaf!
✨ special word message
Ne kadar ilginç! / Ne tuhaf!
How curious!
Words in the English sentence
- curious : meraklı
- how : nasıl
Explanation
- - Şaşırtıcı veya merak uyandırıcı bir durum karşısında verilen tepki.
Ne büyük aptallık!
✨ special word message
Ne büyük aptallık!
How foolish!
Words in the English sentence
- foolish : aptalca
- how : nasıl
Explanation
- - Yapılan bir hataya veya akılsızca bir eyleme yönelik eleştirel ünlem.
Hayat nasıl gidiyor?
✨ special word message
Hayat nasıl gidiyor?
How is life?
Words in the English sentence
- how : nasıl
- is : dır, dir
- life : hayat, yaşam
Explanation
- - Genel yaşam durumu hakkında sorulan samimi bir soru.
Mary nasıl?
✨ special word message
Mary nasıl?
How is Mary?
Words in the English sentence
- how : nasıl
- is : dır, dir
- mary : Mary (Özel isim)
Explanation
- - Mary'nin sağlığı veya durumu hakkında bilgi alma sorusu.
İşler nasıl?
✨ special word message
İşler nasıl?
How is work?
Words in the English sentence
- how : nasıl
- is : dır, dir
- work : çalışmak, iş
Explanation
- - Mesleki hayatın gidişatı hakkında sorulan soru.
Ne kadar garip!
✨ special word message
Ne kadar garip!
How strange!
Words in the English sentence
- how : nasıl
- strange : garip, tuhaf
Explanation
- - Alışılmadık veya açıklanamayan bir durum karşısında duyulan şaşkınlık.
Tom nasıldı?
✨ special word message
Tom nasıldı?
How was Tom?
Words in the English sentence
- how : nasıl
- tom : Tom
- was : idi, oldu
Explanation
- - Tom'un geçmişteki bir andaki veya durumdaki halini sorgular.
Acele et, yardım et.
✨ special word message
Acele et, yardım et.
Hurry, help.
Words in the English sentence
- help : yardım etmek, yardım
Explanation
- - Aciliyet bildiren bir yardım çağrısı.
Acele ettir. / Elini çabuk tut.
✨ special word message
Acele ettir. / Elini çabuk tut.
Hurry it up.
Words in the English sentence
- hurry : acele etmek, acele
- it : o, onu
- up : yukarı
Explanation
- - Bir işin daha hızlı yapılması için verilen baskıcı talimat.
Ben de gittim.
✨ special word message
Ben de gittim.
I also went.
Words in the English sentence
- also : ayrıca, de/da
- i : ben
- went : gitti
Explanation
- - Başkalarıyla birlikte veya onlara ek olarak kendisinin de gittiğini belirtir.
Ben bir patronum.
✨ special word message
Ben bir patronum.
I am a boss.
Words in the English sentence
- a : bir
- am : ım/im (olmak fiili)
- boss : patron
- i : ben
Explanation
- - Kişinin mesleki statüsünü veya otoritesini belirten cümle.
Ben bir aşçıyım.
✨ special word message
Ben bir aşçıyım.
I am a cook.
Words in the English sentence
- a : bir
- am : ım/im (olmak fiili)
- cook : aşçı, yemek pişirmek
- i : ben
Explanation
- - Kişinin mesleğini (yemek pişirme) bildiren tanım.
Ben bir balığım.
✨ special word message
Ben bir balığım.
I am a fish.
Words in the English sentence
- a : bir
- am : ım/im (olmak fiili)
- fish : balık
- i : ben
Explanation
- - Metaforik, oyun amaçlı veya hayali bir kimlik beyanı.
Korkuyorum. / Korkarım ki...
✨ special word message
Korkuyorum. / Korkarım ki...
I am afraid.
Words in the English sentence
- afraid : korkmuş, korkan
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
Explanation
- - Hem korku hissini hem de üzülerek verilen olumsuz bir bilgiyi ifade eder.
Ben bir kızım.
✨ special word message
Ben bir kızım.
I am a girl.
Words in the English sentence
- a : bir
- am : ım/im (olmak fiili)
- girl : kız
- i : ben
Explanation
- - Cinsiyet ve yaş kategorisi belirten temel ifade.
Ben bir ikizim.
✨ special word message
Ben bir ikizim.
I am a twin.
Words in the English sentence
- a : bir
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- twin : ikiz
Explanation
- - Kişinin doğum sırasına veya kardeşlik durumuna dair bilgi.
Daha iyiyim.
✨ special word message
Daha iyiyim.
I am better.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- better : daha iyi
- i : ben
Explanation
- - Sağlık veya yetenek açısından bir iyileşme olduğunu bildirir.
Sıkıcıyım.
✨ special word message
Sıkıcıyım.
I am boring.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- boring : sıkıcı
- i : ben
Explanation
- - Kişinin kendi karakterine dair olumsuz bir öz eleştirisi.
Geliyorum.
✨ special word message
Geliyorum.
I am coming.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- coming : geliyor, gelen
- i : ben
Explanation
- - Yolda olduğunu veya yaklaşmakta olduğunu bildiren şimdiki zaman cümlesi.
Yemek yiyorum.
✨ special word message
Yemek yiyorum.
I am eating.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- eating : yiyor, yemek yeme
- i : ben
Explanation
- - O anda gerçekleştirilen beslenme eylemini bildirir.
Fransız'ım.
✨ special word message
Fransız'ım.
I am French.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- french : Fransızca, Fransız
- i : ben
Explanation
- - Milliyet veya köken belirten ifade.
Alman'ım.
✨ special word message
Alman'ım.
I am German.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- german : Almanca, Alman
- i : ben
Explanation
- - Milliyet belirten temel cümle.
Açım.
✨ special word message
Açım.
I am hungry.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- hungry : aç
- i : ben
Explanation
- - Yemek yeme ihtiyacını belirten fiziksel durum bildirimi.
Şaka yapıyorum.
✨ special word message
Şaka yapıyorum.
I am joking.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- joking : şaka yapıyor
Explanation
- - Söylenenlerin ciddiye alınmaması gerektiğini belirten açıklama.
Koreli'yim.
✨ special word message
Koreli'yim.
I am Korean.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- korean : Koreli, Korece
Explanation
- - Milliyet bildiren ifade.
Müslüman'ım.
✨ special word message
Müslüman'ım.
I am Muslim.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- muslim : Müslüman
Explanation
- - Dini inanç veya kimlik beyanı.
Çevrimiçiyim.
✨ special word message
Çevrimiçiyim.
I am online.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- online : çevrimiçi
Explanation
- - İnternete bağlı veya ulaşılabilir durumda olduğunu bildirir.
Sessizim.
✨ special word message
Sessizim.
I am silent.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- silent : sessiz
Explanation
- - Konuşmadığını veya sessiz kalmayı tercih ettiğini belirtir.
Bekarım.
✨ special word message
Bekarım.
I am single.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- single : bekar, tek
Explanation
- - Medeni durumun bekar olduğunu ifade eder.
Çok sıcakladım. / Çok seksiyim.
✨ special word message
Çok sıcakladım. / Çok seksiyim.
I am so hot.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- hot : sıcak
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- - Bağlama göre hem vücut ısısını hem de çekiciliği ifade edebilir.
Daha uzunum.
✨ special word message
Daha uzunum.
I am taller.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- taller : daha uzun
Explanation
- - Boy uzunluğu açısından bir karşılaştırma bildirir.
Deniyorum. / Çabalıyorum.
✨ special word message
Deniyorum. / Çabalıyorum.
I am trying.
Words in the English sentence
- am : ım/im (olmak fiili)
- i : ben
- trying : deniyor, çabalıyor, yorucu
Explanation
- - Bir konuda gayret gösterildiğini belirten ifade.
Ona sordum. (Kadına)
✨ special word message
Ona sordum. (Kadına)
I asked her.
Words in the English sentence
- asked : sordu, istedi
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Bir sorunun bir kadına yöneltildiğini bildiren geçmiş zaman.
Ona sordum. (Erkeğe)
✨ special word message
Ona sordum. (Erkeğe)
I asked him.
Words in the English sentence
- asked : sordu, istedi
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Bir sorunun bir erkeğe yöneltildiğini bildiren geçmiş zaman.
Tom'a sordum.
✨ special word message
Tom'a sordum.
I asked Tom.
Words in the English sentence
- asked : sordu, istedi
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Bilgi almak için Tom'a danışıldığını belirtir.
Nedenini sordum.
✨ special word message
Nedenini sordum.
I asked why.
Words in the English sentence
- asked : sordu, istedi
- i : ben
- why : neden, niçin
Explanation
- - Bir durumun sebebini sorgulama eylemini bildirir.
Öyle olduğunu varsayıyorum. / Herhalde öyledir.
✨ special word message
Öyle olduğunu varsayıyorum. / Herhalde öyledir.
I assume so.
Words in the English sentence
- assume : varsaymak, üstlenmek
- i : ben
- so : bu yüzden, çok, öyle
Explanation
- - Kanıtı olmasa da bir durumun öyle olduğuna inanma.
Yalnız yedim.
✨ special word message
Yalnız yedim.
I ate alone.
Words in the English sentence
- alone : yalnız
- ate : yedi
- i : ben
Explanation
- - Yemeği tek başına yediğini bildiren geçmiş zaman cümlesi.
Ekmek yedim.
✨ special word message
Ekmek yedim.
I ate bread.
Words in the English sentence
- ate : yedi
- bread : ekmek
- i : ben
Explanation
- - Tüketilen gıdanın ekmek olduğunu belirtir.
Hafif yedim.
✨ special word message
Hafif yedim.
I ate light.
Words in the English sentence
- ate : yedi
- i : ben
- light : ışık, hafif
Explanation
- - Mideyi yormayan veya az miktarda yemek yendiğini ifade eder.
Tom'dan kaçınırım. / Tom'a yaklaşmam.
✨ special word message
Tom'dan kaçınırım. / Tom'a yaklaşmam.
I avoid Tom.
Words in the English sentence
- avoid : kaçınmak, sakınmak
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Tom ile karşılaşmamak için bilinçli çaba gösterildiğini belirtir.
Bir tane pişirdim (fırında).
✨ special word message
Bir tane pişirdim (fırında).
I baked one.
Words in the English sentence
- baked : fırınlanmış, pişmiş
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Fırınlama yöntemiyle bir şey hazırlandığını bildirir.
Onları yendim. / Onları dövdüm.
✨ special word message
Onları yendim. / Onları dövdüm.
I beat them.
Words in the English sentence
- beat : vurmak, yenmek, ritim
- i : ben
- them : onları, onlara
Explanation
- - Hem bir yarışmayı kazanmayı hem de fiziksel galibiyeti ifade edebilir.
Onu suçluyorum. (Kadını)
✨ special word message
Onu suçluyorum. (Kadını)
I blame her.
Words in the English sentence
- blame : suçlamak, suç
- her : ona, onu, onun
- i : ben
Explanation
- - Bir hatadan dolayı bir kadını sorumlu tutma.
Onu suçluyorum. (Erkeği)
✨ special word message
Onu suçluyorum. (Erkeği)
I blame him.
Words in the English sentence
- blame : suçlamak, suç
- him : ona, onu
- i : ben
Explanation
- - Bir hatadan dolayı bir erkeği sorumlu tutma.
Tom'u suçluyorum.
✨ special word message
Tom'u suçluyorum.
I blame Tom.
Words in the English sentence
- blame : suçlamak, suç
- i : ben
- tom : Tom
Explanation
- - Mevcut olumsuzluktan Tom'u sorumlu tutma durumu.
Seni suçluyorum.
✨ special word message
Seni suçluyorum.
I blame you.
Words in the English sentence
- blame : suçlamak, suç
- i : ben
- you : sen, siz
Explanation
- - Sorumluluğun karşı tarafta olduğunu belirten doğrudan itham.
Onu satın aldım.
✨ special word message
Onu satın aldım.
I bought it.
Words in the English sentence
- bought : satın aldı, satın alınmış
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir nesnenin satın alınma eyleminin tamamlandığını bildirir.
Onu gömdüm.
✨ special word message
Onu gömdüm.
I buried it.
Words in the English sentence
- buried : gömülü, gömülmüş
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir şeyi toprağa veya altına yerleştirme eylemi.
Onu yaktım.
✨ special word message
Onu yaktım.
I burned it.
Words in the English sentence
- burned : yanmış, yandı
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir şeyi ateşe verme veya bir kazayı bildiren cümle.
Geri geldim.
✨ special word message
Geri geldim.
I came back.
Words in the English sentence
- back : geri, arka, sırt
- came : geldi
- i : ben
Explanation
- - Ayrıldığı bir yere tekrar döndüğünü bildirir.
Sonuncu oldum. / En son geldim.
✨ special word message
Sonuncu oldum. / En son geldim.
I came last.
Words in the English sentence
- came : geldi
- i : ben
- last : son, geçen
Explanation
- - Bir sıralamada veya varışta son sırada olmayı ifade eder.
Dans edebilirim.
✨ special word message
Dans edebilirim.
I can dance.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- dance : dans, dans etmek
- i : ben
Explanation
- - Dans etme yeteneğine sahip olduğunu belirtir.
Onu yapabilirim.
✨ special word message
Onu yapabilirim.
I can do it.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- do : yapmak
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir işi başarma potansiyeli veya izni olduğunu bildirir.
Araba sürebilirim.
✨ special word message
Araba sürebilirim.
I can drive.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- drive : sürmek, araç sürmek
- i : ben
Explanation
- - Araç kullanma yetisine veya ehliyetine sahip olma.
Paylaşabilirim.
✨ special word message
Paylaşabilirim.
I can share.
Words in the English sentence
- can : yapabilmek, teneke kutu
- i : ben
- share : paylaşmak, pay
Explanation
- - Elindekini başkalarına verme konusundaki gönüllülük.
Yiyemiyorum.
✨ special word message
Yiyemiyorum.
I can't eat.
Words in the English sentence
- eat : yemek, yemek yemek
- i : ben
Explanation
- - Fiziksel bir engel veya iştahsızlık nedeniyle yemek yiyememe.
Uçamıyorum.
✨ special word message
Uçamıyorum.
I can't fly.
Words in the English sentence
- fly : uçmak, sinek
- i : ben
Explanation
- - Uçma yeteneğinin olmadığını (veya uçağa binemediğini) belirtir.
Yalan söyleyemem.
✨ special word message
Yalan söyleyemem.
I can't lie.
Words in the English sentence
- i : ben
- lie : yalan, uzanmak
Explanation
- - Dürüstlük prensibini veya yalan söyleme konusundaki beceriksizliği vurgular.
Söyleyemem.
✨ special word message
Söyleyemem.
I can't say.
Words in the English sentence
- i : ben
- say : söylemek, demek
Explanation
- - Bir bilgiyi paylaşma yetkisi veya imkanı olmadığını belirtir.
Göremiyorum.
✨ special word message
Göremiyorum.
I can't see.
Words in the English sentence
- i : ben
- see : görmek, anlamak
Explanation
- - Görüş engelini veya karanlık gibi durumları ifade eder.
Kayak yapamam.
✨ special word message
Kayak yapamam.
I can't ski.
Words in the English sentence
- i : ben
- ski : kayak, kayak yapmak
Explanation
- - Kayak sporu konusundaki beceriksizliği ifade eder.
Kazanamam.
✨ special word message
Kazanamam.
I can't win.
Words in the English sentence
Explanation
- - Başarılı olma şansının olmadığını belirten karamsar veya gerçekçi ifade.
Onu yakaladım.
✨ special word message
Onu yakaladım.
I caught it.
Words in the English sentence
- caught : yakaladı, yakalanmış
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Hareketli bir nesneyi veya bir fırsatı yakalama eylemi.
Buz soğuktur. / Buz havalıdır.
✨ special word message
Buz soğuktur. / Buz havalıdır.
Ice is cool.
Words in the English sentence
- cool : serin, havalı
- ice : buz
- is : dır, dir
Explanation
- - Hem sıcaklık durumunu hem de (argo) etkileyici olduğunu belirtir.
Bir tane seçtim.
✨ special word message
Bir tane seçtim.
I chose one.
Words in the English sentence
- chose : seçti
- i : ben
- one : bir
Explanation
- - Seçenekler arasından bir karara varıldığını bildirir.
Onu kapattım.
✨ special word message
Onu kapattım.
I closed it.
Words in the English sentence
- closed : kapalı, kapattı
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir kapı, pencere veya dosyanın kapatılma eylemi.
İtiraf ettim.
✨ special word message
İtiraf ettim.
I confessed.
Words in the English sentence
- confessed : itiraf etti
- i : ben
Explanation
- - Gizli bir bilgiyi veya suçunu açıkladığını belirtir.
Deneyebilirim. / Deneyebilirdim.
✨ special word message
Deneyebilirim. / Deneyebilirdim.
I could try.
Words in the English sentence
- could : yapabilirdi, -ebilirdi
- i : ben
- try : denemek, çabalamak
Explanation
- - Bir işi yapma konusundaki ihtimali veya geçmişteki imkanı ifade eder.
Çok ağlarım.
✨ special word message
Çok ağlarım.
I cry a lot.
Words in the English sentence
- a : bir
- cry : ağlamak, haykırış
- i : ben
- lot : çok, arazi
Explanation
- - Kişinin sık sık ağlama eğiliminde olduğunu belirten alışkanlık cümlesi.
Ekmek kestim.
✨ special word message
Ekmek kestim.
I cut bread.
Words in the English sentence
- bread : ekmek
- cut : kesmek, kesik
- i : ben
Explanation
- - Ekmeği dilimleme eyleminin gerçekleştiğini bildirir.
Dersi astım. / Okulu kırdım.
✨ special word message
Dersi astım. / Okulu kırdım.
I cut class.
Words in the English sentence
- class : sınıf
- cut : kesmek, kesik
- i : ben
Explanation
- - Derse bilerek katılmama eylemini ifade eden deyimsel kalıp.
Cam kestim.
✨ special word message
Cam kestim.
I cut glass.
Words in the English sentence
- cut : kesmek, kesik
- glass : cam, bardak
- i : ben
Explanation
- - Camı belirli bir boyutta kesme işlemini bildirir.
Ona sorardım.
✨ special word message
Ona sorardım.
I'd ask him.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- him : ona, onu
Explanation
- - Bir varsayım durumunda bir erkeğe danışılacağını belirtir.
Tom'a sorardım.
✨ special word message
Tom'a sorardım.
I'd ask Tom.
Words in the English sentence
- ask : sormak, istemek
- tom : Tom
Explanation
- - Bir varsayım durumunda Tom'un fikrinin alınacağını ifade eder.
Onu yapardım.
✨ special word message
Onu yapardım.
I'd do that.
Words in the English sentence
Explanation
- - Belirli koşullar altında bir eylemi yapma niyetini belirtir.
Onu reddettim. / İnkar ettim.
✨ special word message
Onu reddettim. / İnkar ettim.
I denied it.
Words in the English sentence
- denied : reddedildi, inkar edildi
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - Bir suçlamayı veya teklifi geri çevirme eylemi.
Onu gerçekten yaptım.
✨ special word message
Onu gerçekten yaptım.
I did do it.
Words in the English sentence
- did : yaptı
- do : yapmak
- i : ben
- it : o, onu
Explanation
- - "Did" vurgusuyla, bir eylemin yapıldığını kesin olarak teyit eder.
Gitmedim.
✨ special word message
Gitmedim.
I didn't go.
Words in the English sentence
Explanation
- - Gitme eyleminin gerçekleşmediğini bildiren olumsuz geçmiş zaman.
Tartıştım. / Ele aldım.
✨ special word message
Tartıştım. / Ele aldım.
I discussed.
Words in the English sentence
- discussed : tartışıldı
- i : ben
Explanation
- - Bir konunun karşılıklı olarak konuşulduğunu belirtir.
Ağlamam.
✨ special word message
Ağlamam.
I don't cry.
Words in the English sentence
- cry : ağlamak, haykırış
- i : ben
Explanation
- - Kişinin genel olarak ağlamadığını belirten geniş zaman cümlesi.
Ölmem.
✨ special word message
Ölmem.
I don't die.
Words in the English sentence
Explanation
- - Hem mecazen "yıkılmam" hem de düz anlamda ölümsüzlük vurgusu.