Collected Words

Words from Copy Icons 📋

    Special Message Texts ✨

      Tom çıplaktı.

      ✨ special word message

      Tom çıplaktı.

      Tom was naked.

      Words in the English sentence

      • naked : çıplak
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Naked" (çıplak) sıfatı ile Tom'un geçmişteki fiziksel durumu bildirilmektedir.
      Tom içeride değildi / Tom burada değildi.

      ✨ special word message

      Tom içeride değildi / Tom burada değildi.

      Tom wasn't in.

      Words in the English sentence

      • in : içinde
      • tom : Tom

      Explanation

      • "In" zarfının olumsuz geçmiş zaman (wasn't) kullanımıyla bir yerde bulunmama durumu ifade edilir.
      Tom iyi değildi.

      ✨ special word message

      Tom iyi değildi.

      Tom wasn't OK.

      Words in the English sentence

      • ok : tamam
      • tom : Tom

      Explanation

      • Öznenin geçmişteki sağlık veya ruhsal durumunun iyi olmadığını belirten olumsuz cümle.
      Tom televizyondaydı.

      ✨ special word message

      Tom televizyondaydı.

      Tom was on TV.

      Words in the English sentence

      • on : üzerinde, açık
      • tom : Tom
      • tv : televizyon
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "On TV" kalıbı ile Tom'un bir yayın içerisinde yer aldığı geçmiş zamanla bildirilir.
      Tom gururluydu.

      ✨ special word message

      Tom gururluydu.

      Tom was proud.

      Words in the English sentence

      • proud : gururlu
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Proud" (gururlu/onurlanmış) sıfatı ile geçmişteki bir duygu durumu nitelenir.
      Tom hızlıydı.

      ✨ special word message

      Tom hızlıydı.

      Tom was quick.

      Words in the English sentence

      • quick : hızlı, çabuk
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Hız bildiren "quick" sıfatının geçmiş zaman (was) ile kullanımıdır.
      Tom sessizdi.

      ✨ special word message

      Tom sessizdi.

      Tom was quiet.

      Words in the English sentence

      • quiet : sessiz, sakin
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Quiet" (sessiz/sakin) sıfatı ile Tom'un geçmişteki hali ifade edilir.
      Tom hazırdı.

      ✨ special word message

      Tom hazırdı.

      Tom was ready.

      Words in the English sentence

      • ready : hazır
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Ready" (hazır) sıfatı ile bir eylem için hazırlık durumunun tamamlanmış olduğu bildirilir.
      Tom haklıydı.

      ✨ special word message

      Tom haklıydı.

      Tom was right.

      Words in the English sentence

      • right : doğru, hak, sağ
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bir konuda doğru düşünme veya haklı çıkma durumunu belirten geçmiş zaman cümlesidir.
      Tom korkutucuydu.

      ✨ special word message

      Tom korkutucuydu.

      Tom was scary.

      Words in the English sentence

      • scary : korkutucu
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Scary" (korkutucu) sıfatı ile Tom'un çevresinde uyandırdığı izlenim nitelenir.
      Tom zekiydi / Tom keskindi.

      ✨ special word message

      Tom zekiydi / Tom keskindi.

      Tom was sharp.

      Words in the English sentence

      • sharp : keskin
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Sharp" mecazi olarak zekayı, fiziksel olarak ise keskinliği ifade edebilir.
      Tom aptalcaydı / Tom şapşaldı.

      ✨ special word message

      Tom aptalcaydı / Tom şapşaldı.

      Tom was silly.

      Words in the English sentence

      • silly : aptalca, saçma
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Silly" (şapşal/aptalca) sıfatı ile yapılan hafif bir karakter veya davranış nitelemesidir.
      Tom akıllıydı.

      ✨ special word message

      Tom akıllıydı.

      Tom was smart.

      Words in the English sentence

      • smart : akıllı
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Zeka nitelemesi yapan "smart" sıfatının geçmiş zaman çekimidir.
      Tom tatlıydı / nazikti.

      ✨ special word message

      Tom tatlıydı / nazikti.

      Tom was sweet.

      Words in the English sentence

      • sweet : tatlı
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Sweet" kişiliği nitelediğinde sevimli veya nazik anlamlarına gelir.
      Tom götürüldü / Tom'un başı bağlıydı.

      ✨ special word message

      Tom götürüldü / Tom'un başı bağlıydı.

      Tom was taken.

      Words in the English sentence

      • taken : alınmış
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bağlama göre bir yere götürülmeyi veya romantik bir ilişkisi olmayı ifade edebilir.
      Tom gergindi.

      ✨ special word message

      Tom gergindi.

      Tom was tense.

      Words in the English sentence

      • tense : gergin
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Tense" (gergin) sıfatı ile stresli bir ruh hali geçmiş zamanla bildirilir.
      Tom oradaydı.

      ✨ special word message

      Tom oradaydı.

      Tom was there.

      Words in the English sentence

      • there : orada
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "There" (orada) yer zarfı ile Tom'un geçmişteki konumu belirtilir.
      Tom üçüncüydü.

      ✨ special word message

      Tom üçüncüydü.

      Tom was third.

      Words in the English sentence

      • third : üçüncü
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Sıralama bildiren "third" kelimesi ile kurulan bir durum cümlesidir.
      Tom sertti / dayanıklıydı.

      ✨ special word message

      Tom sertti / dayanıklıydı.

      Tom was tough.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • tough : zor, sert, dayanıklı
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Tough" fiziksel dayanıklılığı veya katı bir kişiliği ifade eder.
      Tom üzgündü / keyfi kaçmıştı.

      ✨ special word message

      Tom üzgündü / keyfi kaçmıştı.

      Tom was upset.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • upset : üzgün, keyfini kaçırmak
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Olumsuz bir gelişme sonrası duyulan moral bozukluğunu ifade eder.
      Tom haksızdı / hatalıydı.

      ✨ special word message

      Tom haksızdı / hatalıydı.

      Tom was wrong.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • was : idi, oldu
      • wrong : yanlış

      Explanation

      • Bir düşünce veya eylemdeki yanlışlığı belirten temel geçmiş zaman cümlesidir.
      Tom gençti.

      ✨ special word message

      Tom gençti.

      Tom was young.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • was : idi, oldu
      • young : genç

      Explanation

      • Yaş dönemini niteleyen "young" sıfatı ile kurulan geçmiş zaman cümlesidir.
      Tom uzaklaştı / gitti.

      ✨ special word message

      Tom uzaklaştı / gitti.

      Tom went away.

      Words in the English sentence

      • away : uzak, uzakta
      • tom : Tom
      • went : gitti

      Explanation

      • "Go away" (uzaklaşmak) öbeğinin geçmiş zaman (went) çekimidir.
      Tom geri döndü.

      ✨ special word message

      Tom geri döndü.

      Tom went back.

      Words in the English sentence

      • back : geri, arka, sırt
      • tom : Tom
      • went : gitti

      Explanation

      • "Go back" (geri gitmek/dönmek) eyleminin geçmişte yapıldığını bildirir.
      Tom eve gitti.

      ✨ special word message

      Tom eve gitti.

      Tom went home.

      Words in the English sentence

      • home : ev, yuva
      • tom : Tom
      • went : gitti

      Explanation

      • "Go home" kalıbı ile eve dönüş eylemi geçmiş zamanla ifade edilir.
      Tom çıldırdı.

      ✨ special word message

      Tom çıldırdı.

      Tom went nuts.

      Words in the English sentence

      • nuts : kuruyemiş, kafayı yemiş
      • tom : Tom
      • went : gitti

      Explanation

      • "Go nuts" (delirmek/çıldırmak) deyimsel ifadesinin geçmiş zaman çekimidir.
      Tom'un benzi attı / sarardı.

      ✨ special word message

      Tom'un benzi attı / sarardı.

      Tom went pale.

      Words in the English sentence

      • pale : solgun
      • tom : Tom
      • went : gitti

      Explanation

      • Korku veya şok etkisiyle yüz renginin değişmesini (pale - solgun) ifade eder.
      Tom batıya gitti.

      ✨ special word message

      Tom batıya gitti.

      Tom went west.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • went : gitti
      • west : batı

      Explanation

      • Yön bildiren "west" (batı) kelimesi ile kurulan bir hareket cümlesidir.
      Tom fısıldadı.

      ✨ special word message

      Tom fısıldadı.

      Tom whispered.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • whispered : fısıldadı

      Explanation

      • "Whisper" (fısıldamak) fiilinin geçmiş zaman (-ed takısı) çekimidir.
      Tom arayacak.

      ✨ special word message

      Tom arayacak.

      Tom will call.

      Words in the English sentence

      • call : aramak, çağırmak
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • "Will" yardımcı fiili ile gelecekte yapılacak bir arama eylemi bildirilir.
      Tom gelecek.

      ✨ special word message

      Tom gelecek.

      Tom will come.

      Words in the English sentence

      • come : gelmek
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Gelecek zaman (Future Simple) yapısıyla kurulan kesinlik bildiren bir cümledir.
      Tom yemek pişirecek.

      ✨ special word message

      Tom yemek pişirecek.

      Tom will cook.

      Words in the English sentence

      • cook : aşçı, yemek pişirmek
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Gelecekteki bir eylemi (yemek yapma) planlayan veya bildiren yapıdır.
      Tom başarısız olacak.

      ✨ special word message

      Tom başarısız olacak.

      Tom will fail.

      Words in the English sentence

      • fail : başarısız olmak, kalmak
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • "Fail" (başarısız olmak) eylemine dair bir gelecek tahmini veya bildirimidir.
      Tom yardım edecek.

      ✨ special word message

      Tom yardım edecek.

      Tom will help.

      Words in the English sentence

      • help : yardım etmek, yardım
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Yardım etme niyetini veya sözünü bildiren gelecek zaman cümlesidir.
      Tom bilecek.

      ✨ special word message

      Tom bilecek.

      Tom will know.

      Words in the English sentence

      • know : bilmek, tanımak
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Bilginin gelecekte Tom'a ulaşacağını veya onun tarafından öğrenileceğini belirtir.
      Tom dayanacak.

      ✨ special word message

      Tom dayanacak.

      Tom will last.

      Words in the English sentence

      • last : son, geçen
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • "Last" fiili burada bir süreci çıkarma veya dayanma anlamında kullanılmıştır.
      Tom yaşayacak.

      ✨ special word message

      Tom yaşayacak.

      Tom will live.

      Words in the English sentence

      • live : yaşamak, canlı
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Hayatta kalma veya yaşama durumunu bildiren gelecek zaman cümlesidir.
      Tom kaybedecek.

      ✨ special word message

      Tom kaybedecek.

      Tom will lose.

      Words in the English sentence

      • lose : kaybetmek
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Bir yarışma veya durum sonucuna dair gelecek zaman tahmini.
      Tom itaat edecek.

      ✨ special word message

      Tom itaat edecek.

      Tom will obey.

      Words in the English sentence

      • obey : itaat etmek
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • "Obey" (söz dinlemek/itaat etmek) fiili ile kurulan gelecek zaman cümlesidir.
      Tom geçecek.

      ✨ special word message

      Tom geçecek.

      Tom will pass.

      Words in the English sentence

      • pass : geçmek, geçiş
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Bir sınavı geçmek veya bir yerden geçmek anlamlarında kullanılabilir.
      Tom bırakacak / istifa edecek.

      ✨ special word message

      Tom bırakacak / istifa edecek.

      Tom will quit.

      Words in the English sentence

      • quit : bırakmak, çıkmak
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • "Quit" (bırakmak/vazgeçmek) fiili ile gelecekteki bir ayrılış bildirilir.
      Tom şarkı söyleyecek.

      ✨ special word message

      Tom şarkı söyleyecek.

      Tom will sing.

      Words in the English sentence

      • sing : şarkı söylemek
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Gelecekte gerçekleştirilecek bir performansı ifade eder.
      Tom kalacak.

      ✨ special word message

      Tom kalacak.

      Tom will stay.

      Words in the English sentence

      • stay : kalmak
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Mevcut konumu koruma veya ayrılmama niyetini bildirir.
      Tom konuşacak.

      ✨ special word message

      Tom konuşacak.

      Tom will talk.

      Words in the English sentence

      • talk : konuşmak
      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Gelecekteki bir konuşma veya itiraf eylemini işaret eder.
      Tom bekleyecek.

      ✨ special word message

      Tom bekleyecek.

      Tom will wait.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • wait : beklemek
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Bekleme eyleminin gelecekte yapılacağını bildiren kesin ifade.
      Tom yürüyecek.

      ✨ special word message

      Tom yürüyecek.

      Tom will walk.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • walk : yürümek, yürüyüş
      • will : vasiyet, irade, -ecek

      Explanation

      • Yürüme eylemine dair gelecek zaman bildirimidir.
      Tom çalışacak.

      ✨ special word message

      Tom çalışacak.

      Tom will work.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • will : vasiyet, irade, -ecek
      • work : çalışmak, iş

      Explanation

      • Gelecekteki bir çalışma veya iş durumunu ifade eder.
      Tom yine kazandı.

      ✨ special word message

      Tom yine kazandı.

      Tom won again.

      Words in the English sentence

      • again : tekrar, yine
      • tom : Tom
      • won : kazandı

      Explanation

      • "Win" fiilinin geçmiş hali "won" ve "again" (tekrar) zarfı kullanımıdır.
      Tom ağlamayacak.

      ✨ special word message

      Tom ağlamayacak.

      Tom won't cry.

      Words in the English sentence

      • cry : ağlamak, haykırış
      • tom : Tom

      Explanation

      • "Will not" (won't) ile kurulan olumsuz gelecek zaman cümlesidir.
      Tom ölmeyecek.

      ✨ special word message

      Tom ölmeyecek.

      Tom won't die.

      Words in the English sentence

      • die : ölmek, zar
      • tom : Tom

      Explanation

      • Olumsuz bir sonucun gerçekleşmeyeceğine dair güçlü bir ifade.
      Tom yemeyecek.

      ✨ special word message

      Tom yemeyecek.

      Tom won't eat.

      Words in the English sentence

      • eat : yemek, yemek yemek
      • tom : Tom

      Explanation

      • Tom'un bir şeyi yemeyi reddettiğini veya yemeyeceğini bildirir.
      Tom kazanamayacak.

      ✨ special word message

      Tom kazanamayacak.

      Tom won't win.

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • win : kazanmak

      Explanation

      • Geleceğe dair olumsuz bir başarı tahmini veya yargısıdır.
      Tom bunu giydi.

      ✨ special word message

      Tom bunu giydi.

      Tom wore this.

      Words in the English sentence

      • this : bu
      • tom : Tom
      • wore : giydi, taktı

      Explanation

      • "Wear" (giymek) fiilinin düzensiz geçmiş zaman hali "wore" kullanılmıştır.
      Tom ağlardı / ağlayabilirdi.

      ✨ special word message

      Tom ağlardı / ağlayabilirdi.

      Tom would cry.

      Words in the English sentence

      • cry : ağlamak, haykırış
      • tom : Tom
      • would : -erdi, -ecekti

      Explanation

      • "Would" geçmişteki alışkanlıkları veya varsayımsal durumları ifade eder.
      Tony onu kırdı.

      ✨ special word message

      Tony onu kırdı.

      Tony broke it.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız
      • it : o, onu
      • tony : Tony

      Explanation

      • "Break" fiilinin geçmiş hali "broke" ile kurulan nesneli cümledir.
      Çok pahalı!

      ✨ special word message

      Çok pahalı!

      Too expensive!

      Words in the English sentence

      • expensive : pahalı
      • too : de, da, çok fazla

      Explanation

      • "Too" (aşırı) zarfı ile fiyatın yüksekliğini belirten bir ünlem cümlesidir.
      Vücuduma dokun.

      ✨ special word message

      Vücuduma dokun.

      Touch my body.

      Words in the English sentence

      • body : vücut, beden
      • my : benim
      • touch : dokunmak, temas

      Explanation

      • "Touch" fiili ile kurulan emir kipi (imperative) yapısında bir cümledir.
      Dene ve yap.

      ✨ special word message

      Dene ve yap.

      Try and do it.

      Words in the English sentence

      • and : ve
      • do : yapmak
      • it : o, onu
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • Bir şeyi yapmaya teşvik eden emir kipi yapılı bir ifadedir.
      Biraz daha dene.

      ✨ special word message

      Biraz daha dene.

      Try some more.

      Words in the English sentence

      • more : daha fazla
      • some : biraz, bazı
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • Çabanın devam etmesi gerektiğini belirten tavsiye cümlesidir.
      Bu keki dene / Bu kekin tadına bak.

      ✨ special word message

      Bu keki dene / Bu kekin tadına bak.

      Try this cake.

      Words in the English sentence

      • cake : kek, pasta
      • this : bu
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • Tadına bakmak anlamında kullanılan "try" fiili ile kurulan ikram cümlesidir.
      Kaçmaya çalış.

      ✨ special word message

      Kaçmaya çalış.

      Try to escape.

      Words in the English sentence

      • escape : kaçmak, firar
      • to : -e, -a (yönelme)
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • "Try to" kalıbı arkasından gelen fiilin yapılması için çabayı ifade eder.
      Direnmeye çalış.

      ✨ special word message

      Direnmeye çalış.

      Try to resist.

      Words in the English sentence

      • resist : direnmek, karşı koymak
      • to : -e, -a (yönelme)
      • try : denemek, çabalamak

      Explanation

      • Zor bir duruma karşı koymayı (resist) öğütleyen yapıdır.
      Elinden gelenin en iyisini yap.

      ✨ special word message

      Elinden gelenin en iyisini yap.

      Try your best.

      Words in the English sentence

      • best : en iyi
      • try : denemek, çabalamak
      • your : senin, sizin

      Explanation

      • Kişiyi en üst düzeyde çaba göstermeye teşvik eden yaygın bir kalıptır.
      Şansını dene.

      ✨ special word message

      Şansını dene.

      Try your luck.

      Words in the English sentence

      • luck : şans
      • try : denemek, çabalamak
      • your : senin, sizin

      Explanation

      • Belirsiz bir durumda şansı test etmeyi öneren emir yapısıdır.
      Onu kapat.

      ✨ special word message

      Onu kapat.

      Turn that off.

      Words in the English sentence

      • off : kapalı
      • that : o, şu
      • turn : dönmek, çevirmek, sıra

      Explanation

      • Elektronik bir cihazın kapatılması (turn off) için kullanılan emir cümlesidir.
      Sayfayı çevir.

      ✨ special word message

      Sayfayı çevir.

      Turn the page.

      Words in the English sentence

      • page : sayfa
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • turn : dönmek, çevirmek, sıra

      Explanation

      • Okuma eylemi sırasında verilen fiziksel bir talimattır.
      Bunu kapat.

      ✨ special word message

      Bunu kapat.

      Turn this off.

      Words in the English sentence

      • off : kapalı
      • this : bu
      • turn : dönmek, çevirmek, sıra

      Explanation

      • Yakındaki bir cihazın kapatılmasını isteyen "this" nesneli cümle.
      Bu tarafa dön.

      ✨ special word message

      Bu tarafa dön.

      Turn this way.

      Words in the English sentence

      • this : bu
      • turn : dönmek, çevirmek, sıra
      • way : yol, yöntem

      Explanation

      • Yönlendirme bildiren yer/yön zarflı emir cümlesidir.
      İki bir çifttir.

      ✨ special word message

      İki bir çifttir.

      Two is a pair.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • is : dır, dir
      • pair : çift
      • two : iki

      Explanation

      • Sayılar ve tanımlar üzerine kurulmuş temel bir bilgi cümlesidir.
      Maalesef!

      ✨ special word message

      Maalesef!

      Unfortunately!

      Words in the English sentence

      • unfortunately : maalesef, ne yazık ki

      Explanation

      • Üzüntü veya olumsuz bir durumu bildiren zarf kökenli ünlem.
      Ayaklarını kullan.

      ✨ special word message

      Ayaklarını kullan.

      Use your feet.

      Words in the English sentence

      • feet : ayaklar
      • use : kullanmak, kullanım
      • your : senin, sizin

      Explanation

      • Bir eylemin ayak yardımıyla yapılmasını isteyen talimat cümlesidir.
      Kafanı kullan / Düşün.

      ✨ special word message

      Kafanı kullan / Düşün.

      Use your head.

      Words in the English sentence

      • head : kafa, baş
      • use : kullanmak, kullanım
      • your : senin, sizin

      Explanation

      • "Use your head" mecazi olarak akıllıca düşünmeyi öğütler.
      Çok romantik!

      ✨ special word message

      Çok romantik!

      Very romantic!

      Words in the English sentence

      • romantic : romantik
      • very : çok

      Explanation

      • Bir durumu niteleyen ve beğeni/alay içerebilen ünlem yapısıdır.
      Bir dakika bekle.

      ✨ special word message

      Bir dakika bekle.

      Wait a minute.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • minute : dakika
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Zaman belirterek duraksama isteyen yaygın bekleme kalıbıdır.
      Bir an bekle.

      ✨ special word message

      Bir an bekle.

      Wait a moment.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • moment : an, moment
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Kısa süreli bir bekleme talep eden nezaket içeren yapı.
      Bir saniye bekle.

      ✨ special word message

      Bir saniye bekle.

      Wait a second.

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • second : saniye, ikinci
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Çok kısa bir ara verilmesini isteyen konuşma dili ifadesidir.
      Garson aranıyor.

      ✨ special word message

      Garson aranıyor.

      Waiter needed.

      Words in the English sentence

      • needed : gerekiyordu, gerekli
      • waiter : garson

      Explanation

      • İş ilanlarında kullanılan, bir ihtiyacı bildiren kısa yapıdır.
      Mary'yi bekle.

      ✨ special word message

      Mary'yi bekle.

      Wait for Mary.

      Words in the English sentence

      • for : için
      • mary : Mary (Özel isim)
      • wait : beklemek

      Explanation

      • "Wait for" kalıbı bekleme eyleminin kime yönelik olduğunu belirtir.
      Onları bekle.

      ✨ special word message

      Onları bekle.

      Wait for them.

      Words in the English sentence

      • for : için
      • them : onları, onlara
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Çoğul nesne zamiri "them" ile kurulan bekleme cümlesidir.
      Burada dışarıda bekle.

      ✨ special word message

      Burada dışarıda bekle.

      Wait out here.

      Words in the English sentence

      • here : burada, buraya
      • out : dışarı, dışarıda
      • wait : beklemek

      Explanation

      • Hem konum (out here) hem eylem (wait) bildiren talimat.
      Altıya kadar bekle.

      ✨ special word message

      Altıya kadar bekle.

      Wait till six.

      Words in the English sentence

      • six : altı
      • till : kadar
      • wait : beklemek

      Explanation

      • "Till" edatı ile bekleme eylemine bir zaman sınırı konulmuştur.
      Çocukları uyandır.

      ✨ special word message

      Çocukları uyandır.

      Wake the kids.

      Words in the English sentence

      • kids : çocuklar
      • the : (belirli nesneyi işaret eder)
      • wake : uyanmak, uyandırmak

      Explanation

      • "Wake" fiili ile nesneye yönelik gerçekleştirilen emir cümlesidir.
      Bu yoldan yürü / Böyle yürü.

      ✨ special word message

      Bu yoldan yürü / Böyle yürü.

      Walk this way.

      Words in the English sentence

      • this : bu
      • walk : yürümek, yürüyüş
      • way : yol, yöntem

      Explanation

      • Yol gösterme veya bir yürüme tarzını tarif etme ifadesidir.
      Savaş çıktı / patlak verdi.

      ✨ special word message

      Savaş çıktı / patlak verdi.

      War broke out.

      Words in the English sentence

      • broke : kırdı, parasız
      • out : dışarı, dışarıda
      • war : savaş

      Explanation

      • "Break out" öbeği aniden başlayan olumsuz durumlar için kullanılır.
      Herkesi uyar.

      ✨ special word message

      Herkesi uyar.

      Warn everyone.

      Words in the English sentence

      • everyone : herkes
      • warn : uyarmak

      Explanation

      • Tehlikeye karşı geniş kapsamlı bir uyarı talimatıdır.
      O Fransız mıydı?

      ✨ special word message

      O Fransız mıydı?

      Was he French?

      Words in the English sentence

      • french : Fransızca, Fransız
      • he : o
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Geçmiş zamana ait bir milliyet sorgulayan soru cümlesidir.
      O bir şaka mıydı?

      ✨ special word message

      O bir şaka mıydı?

      Was it a joke?

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • it : o, onu
      • joke : şaka
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bir durumun ciddiyetini veya niteliğini geçmiş zamanla sorgular.
      O Fransızca mıydı? / O Fransız malı mıydı?

      ✨ special word message

      O Fransızca mıydı? / O Fransız malı mıydı?

      Was it French?

      Words in the English sentence

      • french : Fransızca, Fransız
      • it : o, onu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "It" nesnesinin kökenini veya dilini sorgulayan sorudur.
      O yararlı mıydı?

      ✨ special word message

      O yararlı mıydı?

      Was it useful?

      Words in the English sentence

      • it : o, onu
      • useful : faydalı, kullanışlı
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bir şeyin geçmişteki faydasını sorgulayan "was" yapılı soru.
      O bir "hayır" mıydı?

      ✨ special word message

      O bir "hayır" mıydı?

      Was that a no?

      Words in the English sentence

      • a : bir
      • no : hayır
      • that : o, şu
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Alınan bir cevabın veya tepkinin anlamını teyit eden soru cümlesidir.
      Tom yalnız mıydı?

      ✨ special word message

      Tom yalnız mıydı?

      Was Tom alone?

      Words in the English sentence

      • alone : yalnız
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Öznenin geçmişteki yanındaki kişi durumunu sorgular.
      Tom kızgın mıydı?

      ✨ special word message

      Tom kızgın mıydı?

      Was Tom angry?

      Words in the English sentence

      • angry : kızgın, öfkeli
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Tom'un geçmişteki duygusal halini sorgulayan temel soru yapısı.
      Tom uyanık mıydı?

      ✨ special word message

      Tom uyanık mıydı?

      Was Tom awake?

      Words in the English sentence

      • awake : uyanık
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Tom'un o anki bilinç/uyku durumunu sorgulayan sorudur.
      Tom kovuldu mu?

      ✨ special word message

      Tom kovuldu mu?

      Was Tom fired?

      Words in the English sentence

      • fired : kovulmuş, ateşlenmiş
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • İşten çıkarılma durumunu edilgen yapıda sorgulayan geçmiş zaman sorusu.
      Tom komik miydi?

      ✨ special word message

      Tom komik miydi?

      Was Tom funny?

      Words in the English sentence

      • funny : komik
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Bir kişinin geçmişteki karakterini veya o anki tavrını sorgular.
      Tom mutlu muydı?

      ✨ special word message

      Tom mutlu muydı?

      Was Tom happy?

      Words in the English sentence

      • happy : mutlu
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • "Happy" sıfatının geçmişteki mevcudiyetini sorgulayan soru.
      Tom haklı mıydı?

      ✨ special word message

      Tom haklı mıydı?

      Was Tom right?

      Words in the English sentence

      • right : doğru, hak, sağ
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Tom'un bir konudaki haklılık payını sorgulayan ifadedir.
      Tom orada mıydı?

      ✨ special word message

      Tom orada mıydı?

      Was Tom there?

      Words in the English sentence

      • there : orada
      • tom : Tom
      • was : idi, oldu

      Explanation

      • Konum sorgulayan "there" kelimesi ile kurulan soru cümlesidir.
      Tom hatalı mıydı?

      ✨ special word message

      Tom hatalı mıydı?

      Was Tom wrong?

      Words in the English sentence

      • tom : Tom
      • was : idi, oldu
      • wrong : yanlış

      Explanation

      • Tom'un geçmişteki bir hata durumunu sorgulayan soru yapısı.
      Yakından izle.

      ✨ special word message

      Yakından izle.

      Watch closely.

      Words in the English sentence

      • closely : yakından, dikkatle
      • watch : izlemek, kol saati

      Explanation

      • "Watch" fiili ve "closely" (dikkatle/yakından) zarfı ile kurulan talimat.